|
Bu sabah pasaport işlemleri için Beşiktaş Emniyet Müdürlüğü'ndeydim. Baktım ortam hoşuma gitti blog'da biraz bahsedeyim istedim. Karakol kavramı kafamda hep negatiftir. Bürokratik işlemlerden de oldum olası hoşlanmam. Ama Beşiktaş Emniyet Müdürlüğü bazı önyargılarımı yıktı açıkçası.
Çırağan Sarayı'nın tam karşısında bulunan Beşiktaş Emniyet Müdürlüğü'nün küçük bir binası var. Girdiğinizde 15-20 kişilik küçük bir bekleme salonunda oturabiliyorsunuz. Bekleme salonunda çay kahve ikramı mevcut. Duvarda suç olaylarına karşı önlemleri anlatan tanıtım filmlerinin döndüğü büyükçe bir plazma TV var. Yalnız, yayınlanan bilgilendirme filmlerinin üniversite öğrencilerinin çektiği çok belli. Bütün oyuncular 20-25 yaşlarında, filmlerdeki mekanlar klasik öğrenci evi... :) Ayrıca, bekleme salonunda herkesin kullanımına açık, internete bağlı bir laptop da mevcut. Beklerken maillerinizi kontrol edebiliyor, vatandaşlık numaranızı vs öğrenebiliyorsunuz. Pasaport alacaksanız veya yenileyecekseniz biraz erken gitmenizi öneririm. Ben tam 2 saat bekledim. Son olarak da Beşiktaş Emniyet Müdürlüğü'nün hemen yanındaki binada yardıma muhtaç hayvanları koruma bilmemnesi var (nesi olduğunu hatırlayamadım:). Binanın çevresinde sakat, yaralı ama bir o kadar da sevimli köpeklerle karşılaşabilirsiniz. Siyah ve güdük bir köpekle karşılaşırsanız bakışlarına dikkat edin :)
Yorumlar (56) | 23-Mayıs-06 | mixtanbul
|
|
|
Başlıkta bahsedilen kişi benim :) Kızıltoprak’ta oturuyorum, Fenerbahçe Stadına hemen 100-150 metre mesafede. Hazır şampiyon olmuşken “Fenerbahçe Stadının yakınında oturan Galatasaraylı�" olmak ne demek biraz anlatayım istedim.
Fenerbahçe Stadının yakınında oturan Galatasaraylı olmak demek, Fenerbahçe maçları olduğu zaman evinizin önünde birden değnekçilerin belirmesi, arabanızı her zaman park ettiğiniz yer için utanmadan sizden para istemeleri demek. (İstanbul’daki bu değnekçi olayına da bir ara değinmek istiyorum) Fenerbahçe Stadının yakınında oturan Galatasaraylı olmak demek, arabanıza Galatasaray’la ilgili hiç bir şey koyamamanız demek. Hele evimin önünde bir grup Fenerbahçe taraftarının üzerinde Galatasaray forması var diye bir kaç kişiyi dövdüğünü gördükten sonra... Fenerbahçe Stadının yakınında oturan Galatasaraylı olmak demek, Fenerbahçe maçını izlemeseniz bile gol attığını seslerden öğrenebilmeniz ve kıl olmanız demek... Ama 90 dakika boyunca stattan hiç ses gelmezse Fenerbahçe’nin hiç gol atamadığını öğrenip sevinmek demek :) Fenerbahçe Stadının yakınında oturan Galatasaraylı olmak demek, Fenerbahçe taraftarının çoluk-çocuk ailecek, keyifle, güzel bir statta maç seyretmelerini görüp imrenmek demek... Ve son olarak Fenerbahçe Stadının yakınında oturan Galatasaraylı olmak demek, şampiyon olduktan sonra çıkıp arabayla keyifle bir şampiyonluk turu atamamak demek.* Yani, Bağdat Caddesini sarı lacivert bayraklarla süsleyerek şampiyonluk turu atmaya hazırlanan Fenerlilerin maç sonrası yüzlerinin halini görememek demek :) * Bir ara çıkacaktık ama iyi ki çıkmamışız. Çünkü ertesi gün haberlerden gördüğüm kadarıyla Fenerbahçeliler caddede olay çıkarmış... Hatta, üzerinde Fenerbahçe forması olan taksicinin birini Galatasaraylı sanıp arabasına meşale atmışlar :(
Yorum Ekleyin | 17-Mayıs-06 | mixtanbul
|
|
|
Bu sabah saat 9.30 civarı Boğaziçi Köprüsünde bir sokak köpeği arabaların yanından tin tin yürüyerek karşıya geçiyordu :) Sabah sabah boğaz keyfi yapıyordu paşam... Korna çaldım, kafasını şöyle bir çevirip baktı sonra yoluna devam etti. Şimdiye çoktan köprünün sonuna varmıştır bile.
Ama merak ediyorum... Acaba geri dönmek istediğinde OGS'den mi geçecek yoksa KGS'den mi? :)
Yorum Ekleyin | 07-Haziran-06 | mixtanbul
|
|
|
Dün gece Galatasaray-Bordeaux Şampiyonlar Ligi karşılaşması için Olimpiyat Stadı’na gitme gafletinde bulundum.
Arabayla iki buçuk saatte stadın yakınlarında bir yere varıp, arabayı park ederek tezek kokuları arasında bir köyün içinden geçip, dikenli bir tepeyi tırmanıp, toz toprak çamur içerisinde ilk yarının bitmesine 5 dakika kala stada ulaşıp, doğu kapısını izdaham var diye kapatan şanlı Türk polisinin taraftarlara bağırıp çağırdıktan sonra kapıyı açmasını bekleyip, numaralı biletimizle yerimize oturamadan maçı izleyip, maçın bitiminde yine izdihamla dışarı çıkıp, aynı tepeyi bu sefer yuvarlanarak inip, yine tezek kokuları arasında inekli köyden geçip arabamıza ulaştık ve terden sırlsıklam bir halde eve döndük. Geceden aklımda kalan tek şey sağımdan solumdan duyduğum “Bu stadı buraya yapanın...” diye başlayan küfürlerdi. Köyün içine Olimpiyat Köyü yapan zihniyeti Allah bildiği gibi yapsın diyor, olimpiyatların İstanbul’da düzenlenme hayallerini kuranlara da tezek kokulu günler diliyorum.
Yorum Ekleyin | 13-Eylül-06 | mixtanbul
|
|
|
19 Mayıs günü arkadaşımın Akatlar'daki evinden çektiğim Maslak silüeti... Devasa Türk bayrakları olmasa New York sanki :)
Yorumlar (2) | 22-Mayıs-06 | foto
|
|
|
Bu aralar İstanbul biraz soğuk. Şöyle güzel de bir kar yağmadığı için hava yumuşamıyor.
İstanbul 'da havalar soğuk diye söyleniyorum ama İstanbul geçmişte daha beterlerini görmüş. Bakın, 1954 yılında yoğun kar ve soğuğun ardından İstanbul Boğazı buz tutmuş. Evet resmen bütün boğaz buz tutmuş. Ekteki fotoğrafta Beşiktaş kıyılarında buz tutmuş denizin üstünde hatıra fotoğrafı çektirenler var. Sırf boğazı bir kerecik olsun yürüyerek geçmek için bugün de buz tutmasını isterdim. Torunlarımın bloglarına koymaları için de bir dolu hatıra fotoğrafı çektirirdim :)
Yorumlar (12) | 30-Aralık-06 | foto
|
|
|
Diesel'in "Global Warming Ready" konseptli reklam kampanyasından bir kare... Çölleşmiş İstanbul ve kumların ortasındaki Haydarpaşa.
Fotoğraf Sanatçısı: Terry Richardson
Yorumlar (16) | 25-Şubat-07 | foto
|
|
|
İstanbul trafiğinde bir haftadır Scream maskesi satıcıları türedi. İşte size az önce eve gelirken arabamın kirli camından fotoğrafını çekebildiğim bir tanesi...
Yorumlar (6) | 05-Nisan-07 | foto
|
|
|
Az önce fotoğrafını çektiğim bu ticari arabanın camındaki yazıyı dünyada sadece İstanbul'da görebilirsiniz :)
(Bildiğiniz ya da bilmediğiniz üzere Boğaziçi Köprüsünden ticari araçlar geçemiyor)
Yorumlar (4) | 07-Nisan-07 | foto
|
|