Anayasa Mahkemesi,
AKP’yi ya kapatacak ya Hazine yardımını kesecek ya da davayı reddedecek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın AKP’yi kapatma istemiyle başvurduğu 11 üyeli Anayasa Mahkemesi heyetinin önünde üç seçenek bulunuyor.
Mahkeme kararlarına itiraz yolu olmadığından,
AKP ya kapatılacak, ya Hazine yardımı belli bir oranda veya tamamen kesilecek ya da dava reddedilecek. - Anayasada 3 Ekim 2001’de yapılan ve daha sonra Siyasi Partiler Yasası’na uyarlanan değişikliklerle siyasi partilerin kapatılması güçleştirildi. Daha önce bir siyasi partinin temelli kapatılması için Yüksek Mahkeme heyetinin salt çoğunluğu olan 6 üyenin kapatma yönünde oy kullanması yeterli sayılırken, değişikliklerle kapatma için en az 7 üyenin oyu zorunlu kılındı.
- Yine yapılan değişiklik uyarınca Yüksek Mahkeme üyelerine, temelli kapatma yerine, dava konusu fiillerin ağırlığına göre ilgili siyasi partinin Hazine yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılmasına karar verme hakkı getirildi. 7 üye temelli kapatma yerine bu yönde bir karar verirse AKP kapatılmayacak. Ancak, devlet yardımı kısmen veya tamamen kesilecek.
- Heyet iki seçenek yönünde de karar vermezse o zaman dava reddedilecek.
- Anayasa Mahkemesi’ne açılan kapatma davalarında, ceza davası prosedürü izleniyor. Yargıtay Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianame bugün Anayasa Mahkemesi üyelerine dağıtılacak.
Raportör, ilk incelemeyi yaparak, iddianamede ve dava dosyasında usul yönünden eksiklik olup olmadığını belirleyecek. Yüksek Mahkeme, rapor hazırlandıktan sonra toplanarak, iddianamenin kabul edilip edilmeyeceğine yönelik bir karar verecek. İddianame kabul edilirse,
“tensip tutanağı” hazırlanacak. İddianamede eksiklikler tespit edildiği takdirde
“iadesi” yoluna da gidilebilecek. Eksiklikler düzeldikten sonra davaya başlanacak.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, AKP’nin önce ılımlı İslam, sonra da şeriatı amaçladığını iddia etti ve cumhuriyetin hiç olmadığı kadar büyük tehlike altında olduğunu vurguladı
‘Cumhuriyet, hiç olmadığı kadar büyük tehlike altında’
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, AKP’nin önce ılımlı İslam, sonra da şeriatı amaçladığını iddia etti ve cumhuriyetin hiç olmadığı kadar büyük tehlike altında olduğunu vurguladı
5 yıl süreyle siyaset yapmalarının yasaklanması istenenler listesinde Erdoğan İlk, Arınç ikinci, Cumhurbaşkanı Gül üçüncü sırada.
AKP’nin kapatılmasını ve aralarında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, eski TBMM Başkanı, AKP Manisa Milletvekili Bülent Arınç’ın da bulunduğu 71 partiliye siyasi yasak konulmasını isteyen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, iddianamede ağır suçlamalarda bulundu.
“Takiye” ve “toplumsal mutabakat” yöntemiyle hareket eden AKP’nin önce ılımlı İslam, sonra da şeriatı amaçladığını vurgulayan Yalçınkaya, cumhuriyetin hiç olmadığı kadar büyük tehlike altında olduğunu vurguladı. Tehlikenin yakın ve belirgin olduğunu, bu amaç doğrultusunda İslami terörün bile kullanılabileceğini kaydeden Yalçınkaya, Almanya’daki Nazi Partisi’ni ve İran’ı örnek gösterdi.
162 sayfalık iddianamede, 11 ayrı başlıkta toplanan suçlamalara, Erdoğan’ın 61, Arınç’ın 16, Gül’ün Dışişleri Bakanlığı dönemindeki 10 ayrı konuşma ve eylemi temel kanıt gösterildi.
Bu kanıtlar, başta Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik olmak üzere diğer partililerin yaptıkları konuşmalardan örnekler verilerek desteklendi. İddianamede, Erdoğan’ın, AKP’nin kapatılmasına kanıt gösterilen 61 konuşmasından bazıları şunlar:
ERDOĞAN’IN SÖZLERİ
Farklı bir din mensubu
- 2003’te Yargıtay Başkanı’nın “Sınırsız din ve vicdan özgürlüğü isteyenlerle İslami devlet kurmak isteyenlerin amaçları aynı” açıklamasına karşı, “Çirkin bir yaklaşım. Siz bir dinin mensubuysanız, farklı bir dinin mensubunun olduğu alana giremezsiniz” demesi.
Sadece İslam vardır
- 2004’te Oxford’da, “Ilımlı (İslam) denilince, ılımlı olmayanı varmış gibi oluyor. Sadece bir İslam vardır. Önüne bir şey konulamaz. İslam ile laikliği yan yana tanım olarak getirmek yanlış olur. Kişiler laik olmaz” demesi.
Laiklik ve Müslüman
- 1994’te RP İl Başkanı olarak yaptığı konuşmanın yayınlanması üzerine, 2001’de partinin söylemleri ve disiplini gereği bu şekilde konuştuğunu söylemesi ve “Bazıları laikliği din gibi algılıyor. Laiklik din olursa aynı anda Müslüman olunamaz” demesi.
Bizde önemli din bağı var
- 2005’te Christchurch kentinde sarf ettiği, “Bizdeki etnik unsurları birbirine bağlayan önemli bir din bağı vardır” sözleri.
Ben insan olarak laik değilim
- 2005’te “Ben insan olarak laik değilim; devlet laiktir. Buna mukabil laik düzeni korumakla yükümlüyüm. Ama siz laikliği bir din gibi takdim ederseniz, bu ülkenin halkını üzersiniz” açıklaması.
Kuran kursuna sınıra karşıyım
- 2005’te Kuran kursları için yaş sınırı konulmasına karşı olduğunu söylerken, kendisinin de 7 yaşında Kuran kursuna gittiğini hatırlatarak, “Bir Müslüman’ın kendi arzusuyla, Kuran’ı öğrenmesine niçin karşı çıkıyoruz. Benim tezgâhımdan geçmiş olanların, ülkeme ne zararı var ki?” demesi.
Ben İstanbul’un imamıyım
- Geçmişteki bazı beyanlarında, “Kula kul olmayacağız. Allah’a kul olmanın hazzını yaşayacağız”,
“Ben İstanbul’un imamıyım”,
“ Elhamdülillah şeriatçıyım”, “Yılbaşına karşıyım”,
“Ataya saygı duruşunda sap gibi ayakta durmaya gerek yok”,
“Allah’ın izniyle yeni bir çağ, zulüm çağı kapatılacak”,
“İmamlar da nikâh kıysın”,
“Minareler süngü, kubbeler miğfer, camiler kışlamız, müminler asker”,
“Ben tekkeye değil dergâha gittim”,
“Biz Cezayir gibi olmayız. Biz hazmettire hazmettire geliyoruz"
Ya Müslüman olacaksın, ya laik. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Bak koskoca bir yalan”,
“Bu millet istedikten sonra laiklik tabi elden gidecek” ifadelerini kullanması.
Değişemem, değişmedim
- AKP iktidara geldikten sonra gelişerek değiştiğini, Milli Görüş gömleğini çıkardığını söyleyen Erdoğan’ın 2006’da TRT’de, “Siyasete girerken farklı, siyasetten sonra farklı bir yaşam tarzı mı uygulayacağım, halkımı mı aldatacağım? Dün neysem, bugün de oyum, değişemem, değişmedim” demesi.
Bizler inançlı Müslümanlarız
- 2005’te kızlarının türban takması konusunda, “Bizler inançlı Müslümanlarız. Kuran’da kadının toplum içinde türban takması gerektiği yazıyor. Kızlarım başını örttükleri için Türkiye’de okuyamadı” demesi.
Sorunu Müslümanlar çekiyor
- 2005’te azınlıkların özgürlükleri konusunda, “Sorunu Çoğunluktaki Müslüman kesim de çekiyor. Bu konu bizim için de zor. Eşim Başbakanlık’ta takıyor, karşıda (cumhurbaşkanlığı) takamıyor” sözleri
Türbanda söz hakkı ulemanın
- 2005’te AİHM’nin türban kararı için “Söz söyleme hakkı din ulemasınındır” demesi.
Day’aanışt eleştiri
- Daha sonra verdiği karar nedeniyle saldırıya uğrayan Danıştay 2. Daire’nin türban kararı için, “Bu haksızlık ve acıları onaylamak imkânsız. Bunlar bu gidişle evin içine de karışacaklar. Bunların hedefi, ‘Çamur at, tutmazsa iz bırakır’. Ölümün nerede ne zaman geleceği belli mi? Musalla taşına yatırıldığınız zaman ‘Falanca cumhurbaşkanıydı, falanca başbakandı’ veya ‘Cumhurbaşkanı niyetine ya da başbakan niyetine’ demeyecekler” demesi.
Büyükelçiye azar
- 2006’da Almanya’da türbanlı fotoğrafın pasaportta yer alması konusunda, büyükelçiye, “Türkiye Cumhuriyeti’nin Büyükelçiliği’ne benim vatandaşım bu kıyafetiyle girer, bir genelge olduğunu hiç zannetmiyorum, Çözümünü de buraya emredeceğim inşallah” demesi. Büyükelçinin bunun üzerine yuhalanması.
Velev ki siyasi simge düşünün
- Madrid’de, “Velev ki (türban ı) bir siyasi simge olarak taktığını düşünün. Bir siyasi simge olarak takmayı da suç kabul edebilir misiniz? Simgelere, sembollere bir yasak getirebilir misiniz? Özgürlükler noktasında dünyanın neresinde böyle bir yasak var?” demesi.
Bu millet sizi affetmez
- İrtica konusunda, “Eğer siz dindar insanları siyasetten alıkoymak için bunu konuşuyorsanız, bu millet de sizi affetmez. Bunu böyle bilin” demesi.
Uysal koyun değiliz
- Baykal’a yönelik olarak “İdam sehpasının yolunu gösteriyor. Biz o beyaz çarşaflarla beraber yola çıktık” demesi. Aynı dönemde, “Çünkü ben zulmü alkışlayamam, zalimi de sevmem. Yumuşak başlıysak uysal koyun değiliz” açıklamasını yapması.
Beş yıl ses çıkarmadık
- 2008’de “Gerilim taraftarı olsam o meydanlara 10 katını biz toplarız. 5 yıl başörtüsü konusunda ses çıkarmadık. Hep sabır sabır dedik” demesi.
Üniversite yöneticilerine eleştiri
- 28 Şubat 2008’de bazı üniversite yöneticilerine, ÜAK’ın bildirisine niye karşı çıkmıyorsunuz?” demesi.
Katili affetme yetkisi vârislerin
- - 7 Mart 2008’de, “Katili affetme yetkisi aslında maktulün vârislerine aittir” sözleri.
HaberEvi
Başsavcı Kuran'ı Kerim'e de karşı!
AKP’nin kapatılması için Mahkeme’ye başvuran Başsavcı Yalçınkaya, Müftülükle ortak Kuran’ı Kerim dağıtan Kocaeli Belediye Başkanı için de 5 yıl yasak istedi.
Müftülük talebi ile Kuran’ı Kerim dağıtmak, laik devlet ilkesine aykırı eylem olarak değerlendirildi.
Laiklik karşıtı eylem ve söylemleri gerekçesi ile AK Parti’nin kapatılmasını ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Tayyip Erdoğan, bazı bakan ve milletvekilleri ile belediye başkanlarının bulunduğu 71 kişiye 5 yıl süre ile siyasi yasak isteyen Başsavcı Abdurrahman Yalçınkaya, müftülüğün talebi doğrultusunda Kuran’ı Kerim dağıtılmasını da, AK Parti’nin kapatılmasına gerekçe olarak iddianameye ekledi…
Gelen Yorumlar
Toplam 1 yorum,
1-1 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda. Okuyucu yorumları onaydan sonra yayınlanır. Küfür, tehdit, hakaret, aşağılama içerikli mesajlar silinir ya da değiştirilebilir; sorumluluğu yorumu yapana aittir.
ANAYASA MAHKEMESİNİN TEK SEÇENEĞİ VAR...
ANAYASA MAHKEMESİNİN TEK SEÇENEĞİ VAR.O DA DEMOKRASİ DEMOKRASİ DİYEREK SADECE KENDİ GİBİ DÜŞÜNENLERE DEMOKRASİ HAKKI TANIYAN VE ALLAH ALLAH DEYİP ULUSAL BİRLİĞİ HİÇE SAYARAK ABD VE AB GİBİ HRİSTİYAN ÜLKELERİN PEŞİNDE KOŞAN AKP'Yİ KAPATMAK.
AHMET OZANOĞLU
| 18 Mart 2008 Saat
12:39