Temmuz 2009
PzrPztSaÇaPeCuCts
1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031
Aylık Arşiv
Ocak 2009
Şubat 2009
Mart 2009
Nisan 2009
Mayıs 2009
Haziran 2009
Temmuz 2009
Yıllık Arşiv


KÜNYE

 

KIRŞEHİR Yeni HABER

İnternet Gazete

 

Yayın Yönetmeni:

M. Duran Sönmez

 

 E.Posta: kirsehiryenihaber@gmail.com

 

www.kirsehiryenihaber.com

Basın ahlâk ilkelerine uymaya söz vermiştir.

 

Sitede yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.

 

 

KIRŞEHİR Yeni HABER  İMD üyesidir.


Son Fotoğraflar
Mucur
Mucur Yenice Mah.
Türk Büyükleri Parkı
Ana Sayfa > Medyadan Seçmeler > Başyazarın pozisyon hatası
Başyazarın pozisyon hatası
"Bağımsızlıktan kaynaklanan gücü ve yetkiyi kullanacak olan savcı ve yargıçlar bunu hukuka uygun ve objektif şekilde kullanma ehliyetinden mahrum ve denetimsiz ise verdiğiniz yetki zulüm aracı olur. İktidarın görevi, yargı bağımsızlığını sağlamak kadar, bu sorunu da çözmektir." Bu cümle Hürriyet Gazetesi'nin değişmez ve hatta değişmesi bile teklif edilemez Başyazarı Oktay Ekşi'ye ait... Peki ne zaman söylemiş bunu.. İki yıl önce... Şemdinli Davası'yla ilgili yazdığı"Yargıyı yargıya karşı korumak" başlıklı yazısında... Peki şimdi ne diyor? Tam tersini... İnanmıyorsanız buyrun... Bir 'Başyazar'ın fiili bir duruma karşı nasıl pozisyon aldığına şahitlik edin...

"Oyumuz büyük" tafrasıyla konuşanlar, "hukukun oydan büyük" olduğunu unutmasınlar. "Oy hukuktan büyüktür" kafası, Türkiye, "kanun devleti" iken yani 1938-1960 arasında doğruydu. 1961 Anayasası'yla "kanun" devletinin yerini "hukuk" devleti aldı. O da hem iktidarı, hukuka uygun kanun yapmaya ve kanuna uygun davranmaya zorlar, hem de "biz farklıyız" diyene dersini verir. Bu bu kadar basittir. (Oktay Ekşi 16 Mart 2008)

Abdurrahman Yalçınkaya bir savcı. Kamu hukukunu korumakla görevli biri. Onunla dalga geçip hakaret eden de, "ölüm" çağrışımlarıyla mesaj veren de onun görevini yapmasından memnunluk duyacakken, kendini güven içinde hissedecekken onu hedef alırsa, bunda bir yanlışlık olması gerekmez mi? (Oktay Ekşi 18 Mart 2008)

Kaldı ki böyle kestirme formüllerin bir başka sakıncası daha vardır. Bu giderek "hukuktan kaçma çaresine" dönüşür. Hukuki yaptırımları -moda deyimle- "by-pass" etmenin vardığı sonuç da "devleti işlemez hale getirmek" yani uygar ve gelişmiş bir devlet modelinden kabile (yahut aşiret) modeline dönüşmektir. (Oktay Ekşi 19 Mart 2008)

MEDENİ diyeceğiniz herhangi bir ülkede kamu hukukunu korumak için -isterseniz savcı deyin, isterseniz mülki amirden yahut karakoldaki polis memurundan söz edin- görevini yapan insana birilerinin, "Bu adam canımızı sıkan şeyler yapıyor. Gidelim haddini bildirelim" demesi mümkün mü? Demeye kalksa başına ne gelir hiç düşünebiliyor musunuz? Biz söyleyelim. Devletin hukuk ve adalet sistemi öyle bir işler ve öyle bir ders verir ki, bir daha o tür bir edepsizliği aklından bile geçiremez. Bize gelince... Yetkili Cumhuriyet Başsavcısı adeta "sanık" sandalyesine oturtuldu. Ne kadar edepsiz, terbiyesiz mahluk varsa karşısına geçip veryansın etti. (Oktay Ekşi 20 Mart 2008)

BU DA FERHAT SARIKAYA HAKKINDA YAZDIKLARI...

Yargıyı yargıya karşı korumak

YARGI kendi bağımsızlığına darbe vurur mu diye sorsalar, ilk tepkimiz "Hadi canım sen de!" demek olurdu.

Hákimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun Van C.Savcısı Ferhat Sarıkaya hakkında verdiği karar sayesinde gördük ki "vururmuş", hem de yedi cihan bir araya gelse beceremeyeceği kadar ağırını vururmuş.

"Görev sınırlarını aştı" diye "meslekten ihraç" edilen başka bir savcı hakkında daha önce verilmiş benzeri bir kararı bu kurul ortaya çıkartıp kendisini aklamadıkça iddia edeceğiz ki, bu karar -ülkemizde var mı yok mu diye tartıştığımız- yargı bağımsızlığına vurulmuş çok ağır bir darbedir.

Geçen ay Basın Konseyi Üyeler Kurulu toplantısında yargı bağımsızlığı konusunda bir konuşma yapan Onursal (emekli) Yargıtay Başsavcısı Sabih Kanadoğlu'nun, "yargı bağımsızlığını tehdit eden" etkenlerden söz ederken, "yargının kendisine karşı da bağımsızlığını koruma zorunluluğuna" değindiğini anımsıyoruz.

Kanadoğlu yargı bağımsızlığının "yasama" organı (TBMM) tarafından ihlaline, "Şemdinli olaylarını aydınlatma" gerekçesiyle kurulan "Araştırma Komisyonu"nu örnek göstermişti.

Yürütmenin (hükümetin) yargı bağımsızlığını ihlal ettiğinin örneği ülkemizde sayılamayacak kadar çok olduğu için oraya girmeyeceğiz; çünkü yerimiz yok. Ama Sayın Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in 12 Nisan 2006 günü Harp Akademileri'nde yaptığı konuşmada da "Şemdinli" olayına bu bağlamda değinerek, "Yargının siyasallaştırılmasının (bağımsızlığına yürütme tarafından müdahale edilmesinin) yaratacağı sakıncaların önemli bir başka örneği, çok kısa bir süre önce Şemdinli'de yaşanmıştır. Şemdinli'de dile getirilen savlar, adalet duygusuna büyük zarar vermiş; Türk Ordusu'nu hak etmediği bir tartışmanın konusu yapmıştır" dediğini anımsıyoruz.

Yargıtay C.Başsavcısı Nuri Ok'un 8 Nisan 2006 tarihli konuşmasında "Adalet Bakanlığı'nın geçmişte görülmediği kadar yargıya nüfuz ettiği yadsınamaz" demek zorunluluğunu duyması yeterince aydınlatıcıdır.

Yargıyı etkileyerek bağımsızlığını ihlal eden güçler arasında "medya" da sayılır. Onu da önlemek gerekir. Ama şimdi görüyoruz ki Kanadoğlu'nun işaret ettiği "yargı bağımsızlığını yargının kendisine karşı koruması" ilkesi ve ihtiyacı, en az ötekiler kadar önemlidir.

Gerçi bizde yargı bağımsızlığını en kolay feda eden kesimin bizzat yargı mensupları olduğunu hep biliriz. Nitekim bugünkü şikáyetlerimizin gerisinde, 12 Eylül yönetiminin Adalet Bakanı, eski Yargıtay Başkanı Cevdet Menteş'in o sıradaki askeri idareye ödün veren tutumu vardır. 1982 Anayasası'nın, Hákimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nu Adalet Bakanlığı'nın etki ve gölgesinde çalışan bir organ konumuna düşürmesinin nedeni budur.

Yeri gelmişken, "bağımsızlığın önemli olduğunu ama yetmediğini" de belirtelim.

Bağımsızlıktan kaynaklanan gücü ve yetkiyi kullanacak olan savcı ve yargıçlar bunu hukuka uygun ve objektif şekilde kullanma ehliyetinden mahrum ve denetimsiz ise verdiğiniz yetki zulüm aracı olur.

İktidarın görevi, yargı bağımsızlığını sağlamak kadar, bu sorunu da çözmektir. (Oktay Ekşi 22 Nisan 2006)

EKŞİ'NİN 'YARGI REFORMU'YLA İLGİLİ BAŞKA BİR YAZISI DAHA...

...

Sayın Başbakan örneğin "Büyükanıt olayında kendisinin ve hükümetin hiçbir tertibi, teşviki, yönlendirmesi yok" diyorsa yapacağı şey esip savurmak değildir. Çok basit bir çözüm var:

Yargıyı tam olarak bağımsız hale getirecek yasal düzenlemeleri yapar. Yine "dayatma" dememesi için reçeteyi AKP'nin Seçim Beyannamesi'nden aynen aktaralım:

"Anayasa ve yasalardaki, yargı bağımsızlığı ve hakim teminatı ile bağdaşmayan hükümler yeniden düzenlenecek, hakimlerin tarafsızlığını ve hukukun siyasallaşmasını engelleyen önlemler alınacaktır" demiştiniz ya... İşte o sözü tutun yeter...

Sözünüzde samimi iseniz, Meclis'teki 357 milletvekiliniz buna yeter. (Oktay Ekşi 8 Mart 2006)

Unutmadan... Oktay Ekşi'nin aynı zamanda Basın Konseyi ve Dünya Basın Konseyleri Başkanı olduğunu not edelim...




Ertuğrul
ACAR
Gelen Yorumlar
Okuyucu yorumları ‘onay’dan sonra yayınlanır. Küfür, hakaret, tehdit, aşağılama içerikli mesajlar silinir ya da değiştirilebilir; sorumluluğu yorumu yapana aittir.
Yorum Ekleyin
Başlık
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.

KırşehirYeniHaber
KIRŞEHİR Yeni HABER sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır. Hiçbir kuruluşla doğrudan veya dolaylı herhangi bir bağlantısı yoktur.

2006 © 2008