Belçika adaletinin, terör örgütü DHKP-C ve üyelerine ilişkin kararını açıklamasının ardından adli ve siyasi çevrelerde hararetli tartışmalar devam ederken, Sabancı ailesinin Belçikalı Avukatı Fernand Schmitz, Türk basınının ve kamuoyunun güven yitirmemesini istedi. Avukat, Türk basınında yer bulan bazı yorumların yanlış olduğunu ifade ederek, Anvers Temyiz Mahkemesinin dünkü kararıyla Sabancı dosyasının hiçbir bağlantısı bulunmadığını belirtti.
Sabancı Holding Otomotiv Grubu Başkanı Özdemir Sabancı, Toyota-Sa Genel Müdürü Haluk Görgün ve sekreter Nilgün Hasefe'nin 9 Ocak 1996 tarihinde öldürülmesi olayının zanlılarından olan terörist Fehriye Erdal, 26 Eylül 1999'da Belçika'da Neşe Yıldırım adına düzenlenen sahte pasaportla yakalanmıştı.
Belçika, Türkiye'nin iade talebini, idam cezasının yasalardaki varlığı nedeniyle reddetmiş ve bu arada teröristin siyasi sığınma başvurusunu da geri çevirmişti.
Erdal, bir yıl kadar hapis yattıktan sonra bir evde gözaltına alınmış ve ardından firar etmişti.
Bruges Mahkemesinin 2007 başında verdiği, Yargıtay'ın da eylül ayında onayladığı bir karara göre Erdal, "Türkiye'de işlediği suçlar" çerçevesinde, Belçika'da yargılanabilecek.
Avukat umutlu
Fernand Schmitz, Sorgu Hakimi Christine Pettiez ve Savcı Anne Fransen'in son 4 aydır bu yargılamanın ön hazırlıklarını yoğun olarak sürdürdüklerini, bu hazırlıkların zaman alacağını belirtti ve terörist Erdal'ın bu yıl sonuna doğru, Türkiye'deki suçlarından dolayı yargılanmasına başlanabileceğini ifade etti.
Schmitz, Sabancı cinayeti faillerinden olan Erdal'ın cezasız kalmayacağını belirtirken, teröristin Ağır Ceza Mahkemesinde, 12 kişilik halk jürisi önünde yargılanacağını hatırlattı, halk jürisinin yaklaşımının çok farklı ve adil olacağını söyledi.
Adaletin dünkü kararının Sabancı dosyasını ve Erdal'ın Türkiye'deki suçlara ilişkin yargılanmasını hiçbir şekilde etkilemeyeceğini belirten avukat, Erdal'ın müebbet hapis talebiyle yargılanacağını hatırlattı.
Erdal'ın, dün açıklanan karar ardından firar haline son vermesi ve ortaya çıkması olasılığından da söz eden Schmitz, böyle bir durumda teröristin tutuklanmamasını tercih ettiğini, tutuklamanın adli süreci geciktireceğini ve karmaşık bir hale sokacağını söyledi.
Anvers Temyiz Mahkemesinde hakimin "yasaları uyguladığını" belirten Schmitz, Savcı Johanne Delmulle'ü ağır bir dille eleştirdi ve "müthiş stratejik hatalar yaparak sanıklara zafer kazandırdığını" anlattı.
Schmitz, "Anvers Mahkemesi yasaları uygulayarak sanıkları serbest bıraktı. Daha önceki yargılamalarda mahkemeler aynı sanıklara ağır cezalar verirken aynı yasaları uygulamıyorlar mıydı" sorusuna yanıt verirken, son kararın "şaşırtıcı" olduğunu söyledi ve kamuoyundaki şaşkınlık, şok ve algılama güçlüklerini anlayışla karşıladığını ifade etti.
Avukat, Sabancı davasında Avrupa Terörizme Karşı Mücadele Anlaşmasının temel alınacağını da hatırlattı.
***TERÖR YARATAN HUKUK
Yılmaz KARAKOYUNLU yazdı
Adaletin terör yaratacağını düşünmek, abesin ta kendisiydi. Daha önce de yazmıştım; 'abes', kurumuş sığır sidiğinin sertleştirdiği kuyruk anlamına gelir. Ve çeşitli anlamları içinde bu olaya sanırım en uygun olanı budur.
Olay nedir ?
DHKP-C terör örgütünün üyelerini uzun süreden beri yargılamakta olan Anvers Temyiz Mahkemesi sanıkların terör eylemlerinden oluşan suçları hakkında beraat kararı verdi. Üstelik örgütün Belçika dışındaki eylemlerinin terör olmadığını da kararlaştırdı.
İç içe geçmiş cinayet ve terör şebekesinin böylesine gayri adil bir hükümle beraat ettirilmesi Belçika adaletinin seviyesini
göstermektedir...
Anvers Temyiz Mahkemesi, terör örgütünün başı Dursun Karataş ile Zerrin Sarı, Şükriye Akar ve Bahar Kimyongür beraat ettirdi. Bu isimler yıllardan beri Belçika adaletinin sürüncemede bıraktığı dava sonunda beraat ettirildiler.
Sabancı Kuleleri'nde işlediği cinayetten sonra kaçan Fehriye
Erdal, tam ceza alacağı sırada Belçika Polisinin müsamahakar tavrından yararlanarak kaçmış ve kaybolmuştu. O günden beri de Belçika Polisi bırakınız yakalamayı, izine bile rastlamadığını söyleyerek durumun içindeki ahlaksızlığı açıkça itiraf etmişti.
Şimdi yeni bir durumla karşı karşıyayız. Fehriye Erdal ufak bir ceza ile paçayı kurtarabildi. Dolayısıyla içeride kaldığı günlerin mahsubu yapılarak tutuklanmasına gerek olmadığı için serbest bırakılacaktır.. Kuşkunuz olmasın ki birkaç gün sonra bir türlü yakalanamayan Fehriye Erdal Belçika sokaklarında dolaşabilecektir.
***
Bu türdeki karar adaletsizlikleri insanın vicdanını derin azaplar içinde bıraksa bile daha tehlikeli bir gidişin örneği olarak ciddi ölçekte tehlikeleri de davet etmektedir. Bu anlayış için karar oluşturma keyfiliği örnek teşkil ederek benzer türde kararların alınmasına sebebiyet verebilecektir. Ve bu ihtimal gözden uzak tutulmamalıdır.
Türkiye'nin bu davanın peşini kovaladığı konusunda tereddüt
yok. Bir yandan adalet ve dışişleri bakanlıkları gerekli resmi temaslarını sürdürdü, öte yandan suçun ispatı için deliller sundu.
Ayrıca Sabancı Ailesi müdahil olarak her türlü hazırlık içinde davayı izledi. Gerekli müdahalelerde bulundu. Belçika'nın en iyi ceza avukatlarını tuttular. Ticari etkinliklerini kullandılar. Ama asıl güvendikleri husus, adalet ahlakıydı.
Asıl yanıldıkları konu da bu oldu. Hiç adalet ahlakının kabul edemeyeceği bir karar ile Türkiye yüreğinden yaralandı...