| Pzr | Pzt | Sa | Ça | Pe | Cu | Cts |
| 1 | 2 | 3 | 4 | |||
| 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 |
| 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 |
| 19 | 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 |
| 26 | 27 | 28 | 29 | 30 | 31 |
KÜNYE
KIRŞEHİR Yeni HABER
İnternet Gazete
Yayın Yönetmeni:
M. Duran Sönmez
E.Posta: kirsehiryenihaber@gmail.com
Basın ahlâk ilkelerine uymaya söz vermiştir.
Sitede yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.

KIRŞEHİR Yeni HABER İMD üyesidir.
Polisin tutanağı, raporu değiştirilerek, tutulan avukat satın alınarak, yüzde yüz masum suçsuz olan kişi nasıl suçlu hale getirildiğinin gerçek öyküsünü aşağıda okuyacaksınız.
Şimdilik Yargıtay’da olan olayda geçen gerçek isimleri vermeden, olayı dosdoğru anlatmaya çalışacağım.
2006 da Ankara’da (yer saklı) bir trafik kazası olur. Bir bayanın kullandığı özel oto sokakların kesiştiği bir kavşakta aşırı hız nedeni ile bir kamyonete ön yandan çarpar. Çarpmanın şiddeti ile kamyonet sürücünün yanında bulunan bir kişi ve yoldan geçen bir vatandaş olmak üzere iki kişi hayatını kaybeder. Kamyonet sürücüsünün ayağı kırılır, hastaneye kaldırılır. Sonra da hapse.
Olay anında ilk etapta polis gelir, gerçeğe uygun rapor tutulur. Aşırı hız nedeni ile, bir bayanın kullandığı özel oto kamyonete çarpar. Ama iş sonradan değişir.
Kamyonete çarpan bayan sürücü bir ilimizin emniyetinde amirin baldızıdır. Emniyet amirinin üzerine gitmesi ile, tutanak tutan polisler öylesine bir baskı altına alınır ki, “rapor baldızımın aleyhine çıkarsa, elimden çok çekersiniz, üzerinize çeşitli suçlar, belalar yüklenir, sürgüne gidersiniz” gibi tehditler savurur; “olayı kapatın” diye kesin talimat verilir. Özel oto sürücüsü bayan yüzde yüz haksız olduğu halde, tutanaklar değiştirilerek adalet karartılır. Hâkim kararı verirken, “yandan çarpılan araç nasıl kusurlu olur” diye, epey zorlanarak karar verir. Polisin tuttuğu raporda 6/8 kamyonet sürücüsü kusurlu görüldüğünden, karar kamyonet sürücüsünün aleyhinde verilir.
Ayağı kırılan kamyonet sürücüsü önce hastaneye, sonra cezaevine konurken, bayan sürücü torpil sayesinde elini kolunu sallayarak serbest dolaşmaya başlar.
Aradan zaman geçer, hapisteki kamyonet sürücüsü çıkar, dosya yargıtaya gider.
Bir gün, Kırşehir’li ve kaza raporunda imzası olan polislerden biri, kamyonet sürücüsünü “tek gelmesi şartıyla” diyerek bir kahvehanede buluşmak üzere telefonla çağırır. Buluştukları kahvehanede hemşerimiz polis memuru şunları anlatır”
“Bak kardeşim, bu kazada senin hiç suçun yoktu. Asıl hızlı gelen, kavşakta sana çarpan o bayan sürücü idi. Biz kaza raporunu yazdığımız günün gecesi idi. O kadın sürücü filan yerde emniyet amirinin baldızı imiş. Kaza raporunda imzası bulunan arkadaşları gece topladılar, gecenin geç saatlerine kadar rapor yazıp, seni nasıl kusurlu göstereceğimiz diye rapor yazıp yazıp bozduk, sonunda seni 6/8 kusurlu gösteren raporu hazırladık. Ben bundan çok pişmanım. Geceleri gözüme uyku girmiyor, vicdan azabı çekiyorum, benim de çoluğum çocuğum var, ben ifademi değiştireceğim.
O saf temiz yürekli, Kırşehir’li kamyonet sürücüsü, polise, “aman abi sen ne yapıyorsun, olan oldu, başın derde girer” diye polisi korumaya çalışıyor.
Adaleti karartan polis, vicdan azabı çektiğini söylüyor, ama ifade değiştirmenin belki başını ağrıtacağını da biliyordu.
Kamyonet sürücüsü, durumu avukatına anlatır, bunu dosyaya, mahkemeye yeni delil olarak sunulmasını ister. Ama avukatın tavrı değişmiştir. Avukat şunları açıkça anlatır:
“Bu karar senin için en iyi karardır. Sen bana iki üç bin lira verdin, sen kaç paralık adamsın, o bayan sürücünün yakınları imiş, beni ziyarete geldiler. Bu işi fazla kurcalama” diyerek, bir zarf içinde önüme para koydular gittiler, içinde yirmi bin YTL varmış. Ya işler böyle sen buna razı ol, fazla da üstüne gitme”…
İşte bunları söyleyen avukat açıkça karşı tarafa satılmıştı. Yüzde yüz haklı iken, suçlu çıkarılan kamyonet sürücüsü, namusu şerefi üzerine yemin ederek olanı biteni böylece anlattı.
Bu gerçek olayın şahısları, araba plakaları, dosya numaraları, avukatın ismi bende saklıdır. Mağdur olan kişi, şahsen tanıdığım, saf tertemiz bir insan; bunları bana yemin ederek anlattı. Bu olay karşısında içim burkuldu, yüreğim sızladı. Siz olsanız, kararan bu adalet karşısında ne yapardınız”.
Halen yargıtayda olan bu olayda, gerçeğin aydınlatılmasına yardımcı olacak bir vicdanlı avukat arıyordu, mağdur olan kişi. Zaten maddi manevi yıkıntıya uğramış, arabası elinden gitmiş, hapse düşmüş bu dürüst masum insana nasıl yardımcı olunabilir? Demek ki, hak ve adalet tek başına da kalabiliyormuş.
Cevat Kulaksız
ckulaksizster@gmail.com
Köşe Yazıları
"""""""""""""""""""""""""
"""""""""""""""""""""""""
"""""""""""""""""""""""""