Temmuz 2009
PzrPztSaÇaPeCuCts
1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031
Aylık Arşiv
Ocak 2009
Şubat 2009
Mart 2009
Nisan 2009
Mayıs 2009
Haziran 2009
Temmuz 2009
Yıllık Arşiv


KÜNYE

 

KIRŞEHİR Yeni HABER

İnternet Gazete

 

Yayın Yönetmeni:

M. Duran Sönmez

 

 E.Posta: kirsehiryenihaber@gmail.com

 

www.kirsehiryenihaber.com

Basın ahlâk ilkelerine uymaya söz vermiştir.

 

Sitede yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.

 

 

KIRŞEHİR Yeni HABER  İMD üyesidir.


Son Fotoğraflar
Mucur
Mucur Yenice Mah.
Türk Büyükleri Parkı
Ana Sayfa > Medyadan Seçmeler > CHP neden kaybetti?
CHP neden kaybetti?

Cumhuriyet mitinglerine katılan yüzbinler, sandığın rengini değiştiremedi. “Laiklik ve cumhuriyet tehlikede” gibi endişelere seçmen prim vermedi. Güneydoğu’da yüzde 8’de kalan CHP, niçin halkın desteğini alamadı?

22Temmuz akşamı Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Merkezi’ne kurulan dev ekrandan seçim sonuçlarını izleyen Kadri Ün gibi birçok partili oy oranlarının düşüklüğü karşısında “Yüzde 30 oy almayı bekliyorduk. CHP perişan oldu.” diye yakındı. Kimisi henüz açılmayan sandıkların sonucu değiştireceğine inanıyordu. Ancak beklenen olmadı. AK Parti’nin yüzde 46’lık oyuna karşılık CHP yüzde 20’ye takılmıştı. Hiçbir CHP’li bu sonuca inanamıyordu. Gözler doldu, kafalar iki elin arasına alındı. Yazar Hasan Cemal’in televizyon ekranlarında, “Bu da halkın muhtırası” sözüne kimi CHP’liler destek verdi. Ama bir süre sonra tepkiler isyana dönüştü. Bulut Yıldırım adlı biri, “Bilsem tatilimi yapardım. Baykal istifa.” pankartını açınca “Sen AKP’lisin.” ithamıyla karşılaşıp partinin dışına zorla çıkarıldı. “Gün birlik olma günü” klişesi dillerden düşmedi, fakat Önder Sav’ın gece yarısı ‘kaybettik’ açıklamasıyla partililer yumruk yumruğa birbirine girdi.

Seçimde 7 milyon 316 bin kişiden oy alan CHP, 2002 seçimlerine göre oylarını yüzde 1,4 (1 milyon 200 bin) artırmasına rağmen milletvekili sayısında büyük kayıp yaşadı. Meclis’e geçen seçimde 177 milletvekili taşıyan CHP’nin sandalye sayısı 112’ye geriledi. DSP kontenjanından gelen 13 kişinin de ayrılmasıyla bu sayı 99’u düşecek. Hem Cumhuriyet Mitingleri, hem CHP-DSP ittifakı hem de SHP’nin seçime girmemesi sandığa yansımadı. Partinin genel başkanı Deniz Baykal sonuçları tatmin edici bulmadı ancak ‘ağır bir yenilgi aldığını’ da kabul etmedi. İstifasını isteyen muhaliflere ise 1994’teki yüzde 4,7 oy alan CHP’yi bugün yüzde 20’ye taşımasını hatırlattı: “Biz partiyi inşa etmeye çalışıyoruz. CHP’yi Türkiye’ye kazandırmaya çalışıyoruz. Ne yaptığımızı biz çok iyi biliyoruz ve bu doğrultuda bir işe yaradığımızı gördüğümüz sürece şevkle o doğrultuda çalışıyoruz. Gün gelecektir CHP artık durmuş, oturmuş, iktidara bir seçimde gelebilir, gelemeyebilir ama daima etkin, ağırlıklı bir kurum olarak kendisini gösterecektir.”

TÜRKİYE’NİN SİYASAL SİGORTASI

Deniz Baykal’ın ‘daha etkin, ağırlıklı bir kurum’ ifadesi aslında Cumhuriyet Mitingleri ile başlayan süreçte cumhurbaşkanlığının seçilememesine işaret ediyor. CHP’yi ‘ordunun temsilcisi’ eleştirisini yapanların dayanaklarından bir tanesi de bu ifadeler gösteriliyor. Baykal, CHP için “Türkiye’nin siyasal sigortası” demeye kadar götürüyor işi: “Türkiye’nin tarihi doğrultusunu, rotasını sahiplenen, zaman zaman buna yönelik tehlikeleri, tehditleri caydıran, zaman zaman ülke yararları doğrultusunda iktidarı yönlendiren etkin bir çalışmayı geride bıraktığımız parlamento döneminde CHP görevini başarıyla yapmıştır. Ülkemize sahip çıkma, ülkemizin birikimlerini savunma, sahiplenme ve ülke yararlarına her engele karşın kararlılıkla savunma kararlılığımız konusunda hiçbir tereddüt taşımıyoruz.”

BAŞARISIZLIĞIN ÜÇ NEDENİ

Sandıktan temsil açısından daha güçlü bir Meclis ve iktidar partisine daha fazla güven çıktı. Cumhuriyet Mitingleri’nde dillendirilen şeriat tehdidi ise seçim sonuçlarına göre halk tarafından benimsenmedi. Ancak Deniz Baykal Genel Merkez’de yaptığı açıklamada ne olduğunu söylemediği ‘tehlikenin’ tarih boyunca var olduğunu ve var olmaya devam edeceğini öne sürdü. “Türkiye’de cumhuriyete yönelik bir tehlikenin, tehdidin bulunduğu gerçeğini herhangi bir seçim sonucunun ortadan kaldırması söz konusu bile olamaz.”

Seçim öncesinin gizli sloganları arasına giren “Sağdaysanız MHP’ye, soldaysanız CHP’ye oy verin.” çağrısı da ana muhalefet partisinin oylarını düşüren nedenler arasında gösteriliyor. CHP Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Özyürek, Atatürkçü ve laik kesimin “Nasıl olsa CHP barajı aşıyor.” deyip MHP’ye oy vermesinden dolayı partinin oy oranının düşük kaldığını söylüyor. Bir diğer genel başkan yardımcısı Onur Öymen ise beklenen oya ulaşmadıklarını kabul ediyor ancak bu durumun suçlusu olarak halkı gösteriyor. AK Parti’nin oyunu artırma nedeni olarak dış destek, kömür ve dini istismarı öne sürüyor. Bunları mantıkla izah etmenin mümkün olmadığı gibi “ilginç” bir yorumu yapmaktan da çekinmiyor.

Koç Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Fuat Keyman halkın sandıkta rasyonel bir şekilde oy verdiğini belirtiyor. “Toplum esasında kendi sorunlarına hangi parti daha faydalıysa ona oy veriyor.” diyen Keyman, en tipik örnek olarak etnik siyaset yapan DTP’nin Güneydoğu oylarında büyük düşüş yaşamasını, bunun yerine AK Parti’nin yüzde 60’ları bulan destek kazanmasını gösteriyor. Keyman’a göre CHP’nin başarısız olmasının üç temel nedeni var. Birincisi CHP’nin tek boyutlu seçime hazırlanması: Buna göre ‘cumhuriyeti, rejimi koruma ve terör endeksli seçim stratejisi’ ile toplumun beklentisi çakışmadı. İkinci boyut ise CHP, toplumun farklı kesimlerine ulaşamadı. Partinin toplumla ciddi kopukluğu olduğunu dile getiren Keyman’a göre, CHP’nin toplumun geniş kesimiyle ittifak yapabilecek, onun taleplerine dil olabilecek bir vitrini yok. Yabancı basına konuşan ekonomideki üst düzey yöneticilerin, “Oyumuz CHP’ye ancak AKP iktidar olsun” sözü de bu kopukluğu gösteriyor. Üçüncü faktör ise CHP hiçbir zaman birinci parti olmayı hedeflemedi: “CHP hep kendini ikinci parti gibi sundu. Toplum yönetimi iddiası taşımadı. Kedisini asker ve yargıya dayayarak koalisyon kuracak parti gibi gösterdi. Bu seçimler için ciddi hata.”

CHP Parti Meclis Üyesi ve Tokat milletvekili adayı Orhan Ziya Diren de laiklik, Atatürkçülük ve cumhuriyetin seçim sonuçlarına göre karın doyurmadığını savunuyor. Seçim rüşvetlerinin oyların dağılmasında etkili olduğunu öne sürüyor; ancak halkın asıl gündeminin dertlerine çözüm getirecek projeler olduğunu anlatıyor.

PİYASA DEĞİL DEVLET PARTİSİ

Gazeteci-Yazar Şahin Alpay da CHP’nin iktidar olmak gibi bir derdi olmadığını düşünenlerden. Baykal yönetiminde CHP’nin giderek kurulu düzenin partisi haline dönüştüğünü, hukuk devletine karşı çıktığını, hukuk devletine müdahalelere kayıtsız-şartsız desteklediğini söyleyen Alpay, partinin kendi yaydığı korkular ile toplumdan destek bulmaya çalıştığını ifade ediyor. Bütün varlığını cumhuriyet/laiklik elden gidiyor korkusuna dayadığını düşünüyor. Alpay’a göre CHP azınlık partisi. “Birkaç sene önce (Baykal) söylemişti: Biz öteki partiler gibi piyasa partisi değiliz. Biz fikirlerimizi söyleriz, beğenirse beğenirler, beğenmezse beğenmezler. Öteki partiler gibi iktidara gelme derdimiz yok, cumhuriyetin değerleri neyse onu savunacağız. Bu söylem bu partinin iktidar derdi olmadığını gösteriyor.”

Prof. Keyman’a göre CHP’nin temsil ettiği anlayış dünyadaki ve Türkiye’deki değişim dinamiğini anlayamıyor ve bu değişime dönük siyaset üretemiyor. O yüzden de değişimi anlayarak Türkiye’yi yönetmek yerine başka alanlarda kendisini konuşlandırıyor. Bu seçimlerde ulusalcılığa sahip çıkması gibi. İlhan Kesici, Yaşar Okuyan gibi sağ siyasetçilere kapıyı açması CHP’nin bu ulusalcı yönünü işaret ediyor. Ayrıca, 301, AB süreci, Kürt sorunu, aşırı milliyetçi ve tepkici duruşundan dolayı sosyal demokrat bir parti olmaktan da uzaklaşıyor. Fuat Keyman, CHP için ‘devlet milliyetçisi’ ifadesini kullanıyor. AK Parti’yi ‘liberal muhafazakâr’, MHP’yi ‘toplumcu milliyetçi’, DTP’yi de ‘etnik milliyetçi’ olarak tanımlıyor.

CHP, MHP İLE AYNI SAFTA ELEŞTİRİSİ

CHP Güneydoğu’dan sadece 191 bin oy alabildi. Yüzde 8.5’luk bu oy oranı CHP’nin bölgeden sadece 3 milletvekili kazanmasına yetti. Doğu Anadolu’da da durum çok farklı değildi. CHP oyların yüzde 9’unu alıp üç milletvekilinde kaldı. Peki Türkiye genelinde yüzde 20 oy almasına rağmen CHP, Doğu ve Güneydoğu’da neden yüzde 8’lerde kaldı? Bu sorunun cevabını CHP’nin bölgedeki milletvekili adayları veriyor. Mardin birinci sıra adayı olan ancak seçilemeyen Mahmut Duyan genel başkanın söylemindeki sertliğin oy kaybında çok etkili olduğunu söylüyor. “Bölge halkı, genel başkan Kürtlere karşı çok sert konuşuyor diyor. MHP ile aynı safta görülüyoruz. Kaybımız da ondan oldu.” diyor. Diyarbakır ikinci sıra adayı olan ancak seçilemeyen Kamil Akan’a göre Baykal, CHP’yi Türkiye partisi olmaktan çıkartıp bölge partisi yaptı: “Baykal batıya hitap etti, bizi yok kabul etti. Miting yapmadı. Biz ona rağmen oy almaya çalıştık. Sabah aldık oyu, akşam vazgeçtiler.” Akan, halkı yok saymanın, inkâr etmenin doğru olmadığını düşünüyor.

Partinin Şanlıurfa milletvekili olarak Meclis’e giren Turan Tüysüz de Deniz Baykal’ın Kürtleri ötekileştirdiğini savunuyor. CHP’nin Güneydoğu’dan oy alma derdi olmadığını iddia ederek, “Güneydoğu’yla ilgili politikalarının hiçbir uzlaştırıcı yanı yoktu. Hep kutuplaştırıcı, dışlayıcıydı. Ötekileştirdiğin zaman oy beklemeyeceksin. Bu aşamadan sonra CHP’nin oy alma şansı yoktur.” diyor. Turan Tüysüz, Güneydoğu için büyük bir avantaj olduğunu düşündüğü AK Parti için gönüllü olarak oy topladığını anlatıyor. Kendi köyünde geçen seçimde 504 oy alan CHP’ye bu seçimde sadece 50 oy çıktı. Aday olduğu 3 Kasım’da Siverek’ten CHP’ye 12 bin oy getirdiğini, bu seçimde ise il genelinde destek vermediği partinin 21 bin oyda kaldığını ifade ediyor.
Aksiyon

Gelen Yorumlar
Okuyucu yorumları ‘onay’dan sonra yayınlanır. Küfür, hakaret, tehdit, aşağılama içerikli mesajlar silinir ya da değiştirilebilir; sorumluluğu yorumu yapana aittir.
Yorum Ekleyin
Başlık
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.

KırşehirYeniHaber
KIRŞEHİR Yeni HABER sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır. Hiçbir kuruluşla doğrudan veya dolaylı herhangi bir bağlantısı yoktur.

2006 © 2008