Melek Kara ve Meliha Coşar adlı okuyucularımızdan bir şikâyet e.maili aldık. Şikâyetin konusu ülkemizde en çok yakınılan konularından biri olan sağlık ve bu sektörde çalışan bazı personelin hastalara davranış konusuydu. İlgililerin bilgisine sunuyoruz…
“Kırşehir Doğum ve Çocuk Bakımevi’nde 19 mayıs pazartesi akşamı ebe Yasemin Taşdemir, kız kardeşim doğum nedeniyle yeşil kartla gittiği için aşağılaması beni çok etkiledi.
Kardeşim akciğer ameliyatı geçirmişti, durumu riskliydi. Durumunu anlatınca ebe hanımın kullandığı ifade şöyle: “Çocuk yapmasını biliyorsan doğurmasını da bileceksin.”
İnsanca muamele görebilmek için paramızın olması mı gerekli? Benim kardeşim de bu ülkenin insanı. Şunu da belirtmeliyim, doğum esnasında doktor yoktu. Gerekli ilgiyi göstereceğinizi umuyorum, lütfen herkes işini severek ve iyi yapsın. Kardeşimin pisikolojisi çok kötü… Adı Canan Biçer.
Selametle, Allah yolunuzu açık etsin…”
Gelen Yorumlar
Toplam 3 yorum,
1-3 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda. Okuyucu yorumları onaydan sonra yayınlanır. Küfür, tehdit, hakaret, aşağılama içerikli mesajlar silinir ya da değiştirilebilir; sorumluluğu yorumu yapana aittir.
BİRİNE BÖYLE DE ÜÇÜ NASIL OLACAK!
Değerli hemşerim,
Sayın Başbakanımız en az üç çocuk yapılması gerektiğini meydanlarda haykırırken ,
Bu sektörde çalışan elemanlarını memnun edemezse ( memun olamayan sadece bu kesim de değil elbette ) Bu tip vakalarla karşılaşılır elbette. Üstelik bir de yeşil kartınız varsa vay halinize! Anayasa da her ülke vatandaşı eşit haklara sahipdir der. Ancaak bu kitap da böyle yazmaktadır. Uygulamada elbette ki böyle değildir. Gerçi yıllardır doğum evleri bilinçsiz personel bulundurduğundan sancı çeken kadınlara yapılan çirkin muameleler yapıldığı bilinmekte ve sancılı kadın orada ki yaşadıkları hep orada kalmıştır. Ancak toplumun bilinç düzeyi yükseldikçe başkaldırmalar başladı bu az da olsa kırılmış durumdadır. Bu durum da paran var özelde doğum yaparsan bir sorun gözükmemektedir. Yeşik Kartın varsa Başbakan da dese Bakan da dese kimsenin umrunda değil. Doğum esnasında Doktor,Ebe,Hemşire ve nihayet Hastabakıcının insafına kalmış durumdasın. Personel geçim derdinde ise senin doğumunun sağlıklı olmasını sağlıklı düşünmesi beklenemez. Hemşire ondan sonra çıkar "Çocuk yapmasını biliyorsan doğurmasını da bileceksin der" Öyle ya Vatandaş herşeyi bilmek zorundadır. Ancak düşünemez "Vatandaş doğurmayı biliyorsa" benim burda işim ne demeyi akıl edemez. Mazallah Başbakana uyup birde üç çocuk doğurmaya kalkınca Vatandaşın hali nice olur!
Mehmet ALTIPARMAK
| 28 Mayıs 2008 Saat
10:45
HİPOKRAT YEMİNİNE SADIK KALAN DOKTORLARIMIZ BAŞ TACIMIZDIR!
Beşparmağın beşi bir değildir elbette. Her alanda olduğu gibi Tıp camiasında da işini layıkı ile yapan doktorlarımız, hemşirelerimiz ve hastabakıcılarımız yukarıda yazdığım yorumun olumsuz tarafında olmaları mümkün değildir elbette. Cefakar doktorlarımız yarum başlığında olduğu gibi baştacımızdır. Ankara da yaşamam nedeni ile isimlerini yazmaktan gurur duyacağım Doktorlarımız Ankara da medarı iftiharlarımızdır. Numune Hastahanesi Başhekim Yardımcımız Taner Gökçınar nezaman kapısını çalsak güleryüzü ile yapılması gerekeni yapmaktadır. Aynı hastahanede 5.Ortopedi Bölümünde Doç.Dr.Murat Altay aynı güleryüzlülükle her gelen hemşerimize yakın ilgi göstermektedir. Bu arada Kırşehirli olupta Kırşehirliliğini gizleyen yokmu o da var. ancak onları da aynı yakın ilgi ile bahsedemeyiz. Keçiören Sağlık Ocağı Sorumlusu Dr.Ali Özdaş , Sanatoryum Hastahanesi Başhekimi Dr.Nurettin Karaoğlan,Başhekim Yardımcısı Tahir Çakır , Atatürk Eğitim Araştırma Hastahanesi Kardiyoloji Bölümünden D.r Levent Çetin ve daha nice hemşerilerimiz güleryüzlü bir şekilde hemşerilerinin hizmetindedirler. Bu hemşerilerimizden her zaman gurur duymaktayız. İşini düzgün yapanları her zaman övgü ile bahsedeceğiz.
Mehmet ALTIPARMAK
| 31 Mayıs 2008 Saat
18:59
SİZ ÖNCE HÜKÜMETE SATAŞIN..
Doktora sataşmak kolay. Adam 6-7 sene kazanması ve okuması en güç olan üniversiteyi bin bir zahmetle okuyup bitiriyor. Ardından uzman olması için önüne ayrı bir sınav konuluyor. Eğer, bu sınavı kazanmayı başarabilirse(başaramazsa yandı gülüm keten helva), 4 sene de uzmanlık eğitimi alıyor. Yaş oluyor 30. Ardından askere gidiyor. Yaş oluyor 31-32. Bir özlemle vazifeye başlayacağım diye bakanlığa başvuru yapıyor. Devletimiz kazanması ve okuması en zor okulu okuyup bitiren koskoca uzman hekime 1,500 lira maaşı layık görüyor. Ondan sonra doktoru hasta ve hasta yakınları ile başbaşa bırakıp geri çekiliyor. Sonra da biz sağlık reformu yaptık diye gerim gerim geriniyorlar. Doktorla hastayı bir birine düşüren o reformu alın başınıza çalın! Siz önce hastanelerin ve sağlık personelinin şartlarını düzeltin.
AHMET OZANOĞLU
| 01 Haziran 2008 Saat
00:00