Temmuz 2009
PzrPztSaÇaPeCuCts
1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031
Aylık Arşiv
Ocak 2009
Şubat 2009
Mart 2009
Nisan 2009
Mayıs 2009
Haziran 2009
Temmuz 2009
Yıllık Arşiv


KÜNYE

 

KIRŞEHİR Yeni HABER

İnternet Gazete

 

Yayın Yönetmeni:

M. Duran Sönmez

 

 E.Posta: kirsehiryenihaber@gmail.com

 

www.kirsehiryenihaber.com

Basın ahlâk ilkelerine uymaya söz vermiştir.

 

Sitede yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.

 

 

KIRŞEHİR Yeni HABER  İMD üyesidir.


Son Fotoğraflar
Mucur
Mucur Yenice Mah.
Türk Büyükleri Parkı
Ana Sayfa > Cevat Kulaksız > Demiryollarımız ve trenin yurda ilk gelişi
Demiryollarımız ve trenin yurda ilk gelişi

Kırşehir Milletvekillerimiz Mikail Aslan ve Abdullah Çalışkan, Kırşehir’e tren getirileceği ve bunun için tren yolu inşaatı projelerinin hazırlanmakta olduğunu kamuoyuna duyurmuşlardı. Projenin doğruluğunun ve ne safhada olduğunu bilmiyoruz.

 

Kırşehir’e tren yolu gelecek dedik de, aklımıza çok uzun yıllar önce Kırşehir’e tren yolu gelmesi ile ilgili olarak söylenmiş bir söylenti geldi. Bilmem siz de duymuş muydunuz, çok yıllar önce, “Ankara Kayseri tren yolu, Kızılırmak Vadisi ve Kırşehir güzergâhından geçecekmiş. Birinci Devre Milletvekillerimizden Müfit Efendi (Hoca), Kırşehirlilerin ahlakı bozulur, tarlalar zarar görür” diye tren yoluna karşı çıkmış” Halk arasında böyle bir söylenti vardı. Doğru mu, yanlış mı bilmiyoruz. Ancak, tren yolunun bir şehre ne kadar büyük katkılarının olduğu, taşımacılıkta ucuz ve kolay yönleri ile tartışılamaz bir gerçek.

 

Yurdumuza tren ve tren yolunun gelmesi ile ilgili, ilginiz çekeceğini umarak, ilginç olaylara bir göz atalım dedik. 

 

İLK TREN: Dünyada il kez 1800’lü yılların başında, İngiltere’de çok küçük yapılmış tren kullanılmaya başlanmıştır. Tren, Richard Trevithick adında bir mühendis ile İngiltere’nin Pennydarran bölgesinde bir maden sahibinin iddialaşmaları yüzünden doğmuştur.

 

Mühendis Trevithick, 10 ton ağırlığındaki demir yükü, kendi yapmış olduğu buharlı makineyle Pennydarran’dan-Cardıff’e kadar raylı bir yol aracılığıyla hiç zorlanmadan taşıyabileceğini iddia ediyordu. Böylece 6 Şubat 1804 tarihinde Tram-Waggon adlı bir lokomotif 10 t0nluk demir yükü ve ayrıca 70 yolculu bir arabayla Cardiff’ten hareket etti. 16 km uzunluğundaki Pennydarran-Cardiff yolu, beklemeler ve tamirler de hesaba katılırsa, tam beş saatte aşılabildi. Elde ettiği bu başarılı sonuca karşın Trevithick’in şansı yaver gitmemiş bu yeni makineyi daha fazla geliştirememiş ve böylece makinenin o günlerindeki yaygın ulaşım aracı hayvanlardan daha üstün ve böylece makinenin o günlerdeki yaygın ulaşım aracı hayvanlardan daha üstün ve etkin olduğunu ispatlayamamıştır. İşte bu nedenledir ki, trenin bulunuşu, başka bir İngiliz’e, George  Stephenson’a mal edilir.  George  Stephenson, daha sonraki yıllarda, peron, lokomotif ve vagon tasarımları çizmiş ve bunları gerçekleştirmiştir. Böylece o günün buharlı lokomotifi, gelişimin bir simgesi halini almıştır. Stephenson, 27 Eylül 1825 tarihinde yalnızca yolcu ve yük taşıyarak Dünya’nın ilk demiryolu taşımacılığını gerçekleştiren trteni, İskoçya’da Darlington ile Stockton arasında kullanılmıştır. Yine Stephenson, bu tarihten beş yıl sonra saatte 24 km hızla gidebilen ve Ropcket adını taşıyan yeni bir lokomotif modeliyle büyük ticari önemi olan Liverpool-Manchester hattındaki yarışmayı kazanmıştır.

 

Avrupa’da Ronesans’tan beri, başdöndürücü hızla, bilimlerde-buluşlarda-keşiflerde hızla ilerlemeler olurken, Osmanlı’da neler oluyormuş acaba. Ne yazık ki, yeteneksiz, kültürsüz padişah ve yöneticiler yüzünden ülkede, üfürük, hürafe, müneccim, gerilik alabildiğine yayılıyor, ülke azar azar değil, kocaman eyaletler devletler elden çıkıyormuş. Padişah başta olmak üzere, ülkenin önemli sorunları cahil ulemaya danışarak kararlar alınıyormuş. (Şimdiki yöneticilerin, Danıştayın kararını beğenmeyip, “bir de ülemaya danışalım, o ne diyor” diyerek,  kendi hukuk devletine ters düştüğü  gibi. Avrupa, çağdaş dünya küresel sorunları tartışırken, bizim türban mürbanla uğraştığımız gibi).

 

50 km uzunluğundaki Liverpool-Manchester hattından sonra, İngiltere’de on yıl içinde yapımı bitmiş veya tamamlanmış durumda olan demiryollarının uzunluğunun toplamı 2000 km ye ulaşmıştır. 1831 de Amerika Birleşik Devletleri’nde, 1832 de Fransa’da 1835 te Belçika ve Almanya’da 1837 de Rusya’da ve 1848 de İspanya’da demiryolu kullanılmaya başlanmıştır. (Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/)  

 

Treni Türk Anadolu yurdunda demiryolculuk Osmanlının son yıllarında başlar. Osmanlı Devletinde demiryolculuk tümüyle dışa bağımlı olup, demiryolları yabancı şirketler tarafından yapılmış, onarılmış ve onların imtiyazına bırakılmıştır. İlk demiryolu 1860 da işletmeye açılan İzmir Alsancak hattıdır. Daha sonra sıra ile şu hatlar inşa edilmiştir: 1-Aydın, İzmir 2-Turgutlu Demiryolları 3- Şark Demiryolları 4- Anadolu-Bağdat Demiryolları 5-Horasan-Sarıkamış-Kars-Arpaçayı Demiryolu, 6-Mudanya-Bursa Demiryolu.

 

1872 yılında Avrupa Şark Demiryolları inşaatı İstanbul’a ulaşmıştır. Demiryolunun gelmesini istemeyen, geri düşünceli birtakım yobaz devrin sadrazamına başvurarak, “keferenin iki demir çubuk üzerinde yürütülen şeytanarabasının Sirkeci’ye kadar istenilmektedir. Bu suretle mübarek ecdadımızın kabirleri üzerinden geçecek, mescitleri ve eski yapıları yok edecektir. Zinhar (asla) istemezük”, diye şiddetle trenin gelişine karşı dururlar. (Vay vay, -dünyada cehalet kadar karanlık yok- derler ya) Yobazların uygarlığa, tekniğe, ilerlemeye karşı çıktığı o yıllar, Osmanlı Devletinin hızla yıkılmaya devam ettiği, can çekiştiği yıllardır. Devleti uçurumdan kurtarmak için yönetim, çeşitli alanlarda yeni düzenlemeler yapmaya gayret etti ise de yeterli değildi. Birtakım atılımlar yanında Türk yurttaşlık yasası sayılabilecek Mecelle’nin yayınlanmasına da başladı (1868)

 

Uluslararası Paris Sanayi Sergisine davet dolayısıyla, 1867 yılında Padişah Abdülaziz, Paris, Londra, Viyana’yı kapsayan bir Avrupa gezisine çıktı. Abdülaziz’den başka hiçbir padişah Avrupa’ya gezmeye gitmemiş, Avrupa’nın hızla geliştiğini izleyememişti. Padişah Abdülaziz

ve yanındaki mahiyeti 10 dan fazla vagonlu trenle Avrupa’yı baştan başa  gezdiler. İlk defa Avrupa’da trene binen Osmanlı Padişahı ve yanındaki heyeti, Avrupa’nın bütün şehirleri, beldeleri ve köylerinin çok ilerlemiş olduğunu görüp, kendi yurtlarındaki sefillik ve gerilikle kıyaslayınca, çok üzüntüye kapılırlar. Londra dönüşünde Belçika, Hollanda’dan trenle geçerken, ellerindeki haritalardan bu devletleri zorlukla bulmuşlar, hele bu devletlerin, kendi topraklarının on, yirmi misli uzaklarda sömürgelerinin de olduğunu öğrenince daha çok şaşırırlar. (Hatta heyette bulunan devlet adamlarından biri, “Yemen Eyaletimizi versek de, Belçika’yı alsak, takas etsek” diye espri yaparken, yanındakilerden biri de, “o zaman zatı şahaneye kahveyi nerden alacaktık” diye güya espri yapar. Osmanlı heyeti Paris Uluslar arası fuarını gezerken, kırılmaz cam denemesi çalışması yapan bir firmanın cam gösterisini izlermiş. Bazı camın sıcak soğuk etkileşmesindeki kırılması ve kırılmaması denemesini izlerken, bizimkilerden biri, bu bilimsel denemeleri küçümseyip, “yok canım bunlar kefere hokkabazlığı, cambazlığı” diye güya alaya alırmış. Bu ve buna benzer ilginç ve acı anıları heyette bulunan Ömer Faiz Efendi Rüznamesinde, anılarında yazar)  Trenle Avrupa’yı baştanbaşa kateden padişah ve Osmanlı heyeti yurda döner.

 

İşte tam o sırada gericilerle trenin İstanbul’a Sirkeci’ye gelip gelmemesi münakaşaları olduğundan, gericilerin trene karşı bu tepkisine karşı Sultan Abdülaziz (1861–1876) şiddetle karşı çıkmış ve sadrazama şu cesur yanıtı vermiştir:

 

“-Hayır Lala, Frenk’in icadı demiryolu Sirkeci’ye kadar gelsin de, icap ederse, benim göğsümün üzerinden geçsin.”  Padişah Avrupa’ya gidip trenin yararını görmese, belki de gericilerin baskısına boyun eğecek, trenin yurda gelmesi daha da gecikecekti. (Bizim insanımız okuyarak öğrenmez de, görürse ancak inanır)

 

Başbakanlık yapmış ve Cumhurbaşkanı olmuş rahmetli Turgut Özal bile, demiryolunun önemini iyi kavramamış olmalı ki, “demiryolu komünist işi”   gibi bir laf etmişti. Şimdiki demiryollarımız gerek yol, gerek tren donanımları, gerekse personel açısından Avrupa standartlarında değil. Çünkü gerekli alt yapı hazırlamadan, göstermelik hızlı tren sistemine geçmeye kalkılmış, feci kazalar olmuştu.  Acaba şimdiki yöneticilerimiz de Özal gibi mi düşünüyor…

 

“Kaynak: 1- Hafız Ömer Faiz Efendi’nin Ruznamesinden aktaran Sultan Abdülaziz’in Avrupa seyahati. Cemal Kutay)

 

2-Müdafaa-i Hukuk Sayı: 73 Son Demiryolu Kazılarından Alınacak Dersler Prof.Dr. İlhami Çetin sf:48)

 

İLK DEMİRYOLU VE TAŞ KÖMÜRÜNE TEPKİ                                                      

 

Osmanlı’da gericiler vardı da, Batı’da yok muydu. İşte, trenin yeni yola çıktığı Avrupa’da gericilerin trene tepkisi de aşağıda şöyledir.

 

İlk trene Batı’nın tavrı hiç de olumlu değildi. Edinburg Review, demiryolu projeler yaptığı için Thomas Gray’e deli gömleği giydirilmesi istenmişti. 1833 yıllarında Batı’da bir sürü insan demiryolunu “şeytan icadı” diye kötülüyorlardı. Tanrının insanlara bu iş için halk ettiği beygirler ve başka hayvanlar varken buharlı bir makineye binip gitmeyi günah sayıyorlardı.

 

Dinin bağnaz baskısı ile Avrupa’da Orta Çağ boyunca bütün bilimsel buluşlar ile bilim adamlarına amansız bir düşmanlık ve tepki vardı. 1306 yılında Kral l.E Edward, “kötü kokuyor, duman çıkarıyor” diye İngiltere’de taş kömür yakılmasını yasak etmişti. Çağın ileri gelenleri,  taşkömürünün yakılmasının dinen uygun olup olmadığını Tevrat ve İncil’de araştırdılar, orada bir şey bulamayınca, Kuran’da olup olmadığını öğrenmek için İslâm ilgililerinden soruşturmuşlardı.

 

Kaynak:  İslâmiyette ve Hıristiyanlıkta İlim Anlayışı Doç. Dr. Polat Has Sf: 25–26

 

DEMİRYOLUNUN BAŞKA BİR ÖYKÜSÜ:

Uzunluğu 67km olan Adana-Mersin demiryolunun temeli Abidin Paşa’’nın valiliği döneminde atılır. 2.8.1886 da büyük bir törenle Köse Raif Paşa’nın valiliği (yanda resmi görülen) sırasında işletmeye açıldı.

 

Açılış günü istasyonu dolduran ve trenin ne olduğunu ilk defa görecek olan halk, lokomotif düdük çalarak çuf çuf soluya soluya istasyona girince çil yavrusu gibi dağılıp kaçışmış. Herkes korkudan lokomotif ve vagonlara yanaşmadan bu garip kocaman demir yığınından yapılmış aracı uzaktan seyretmekle yetinmiş. İlk günler trene kimseler binmemiş, vagonlar boş gidip gelmiş, işletme her gün zarara uğramıştı.

 

İşletmeyi yöneten ortaklık, halkı alıştırabilmek için, önce parasız hayvan taşımış, bir ay süreyle herkesi parasız götürüp getirmişti. Sonraları ufak ücretlerle halk tren yolculuğuna alıştırılmıştı.

 

Kaynak: Yurt Ansiklopedisi C:1 sf: 35 

 

Cevat Kulaksız

ckulaksizster@gmail.com

Gelen Yorumlar
Toplam 1 yorum, 1-1 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda. Okuyucu yorumları onaydan sonra yayınlanır. Küfür, tehdit, hakaret, aşağılama içerikli mesajlar silinir ya da değiştirilebilir; sorumluluğu yorumu yapana aittir.
hiç bilgi yok
bence fazla bilgi katılmamış benim istediğim bilgilerden bir tanesine bile rastlamadım bence daha da eski varılmalı
selenay taşçı | 05 Ekim 2008 Saat 09:58
Yorum Ekleyin
Başlık
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.

KırşehirYeniHaber
KIRŞEHİR Yeni HABER sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır. Hiçbir kuruluşla doğrudan veya dolaylı herhangi bir bağlantısı yoktur.

2006 © 2008