| Pzr | Pzt | Sa | Ça | Pe | Cu | Cts |
| 1 | 2 | 3 | 4 | |||
| 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 |
| 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 |
| 19 | 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 |
| 26 | 27 | 28 | 29 | 30 | 31 |
KÜNYE
KIRŞEHİR Yeni HABER
İnternet Gazete
Yayın Yönetmeni:
M. Duran Sönmez
E.Posta: kirsehiryenihaber@gmail.com
Basın ahlâk ilkelerine uymaya söz vermiştir.
Sitede yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.

KIRŞEHİR Yeni HABER İMD üyesidir.
Yüzde 47 oy, herkesin "Yarın işten çıkarılır mıyım?" endişesini yaşadığı bir dönemden "Acaba şu siteye mi taşınsam" dönemine geçişin yansımasıydı.
Ülkenin borcu düştü, enflasyon geriledi, faiz hadleri indi, refah seviyesi yükseldi.
Bunda yurtdışındaki ekonomik gelişmelerin katkısı yok mu?
Elbette var.
Ama Sezar'ın hakkını Sezar'a vermek gerek.
AKP geçtiğimiz hükümet döneminde yapılması gerekenleri yapmış, yapılmaması gerekenleri yapmamış bir hükümet olarak ekonomide doğruyu bulmuştur.
****
Bu süreçte kilit rolü "yapılmaması gerekenleri yapmamak" oynamıştı.
Hükümet şimdi yapmaması gerekenleri yapıyor.
Faiz dışı fazlayı düşürüp 7 milyar dolarlık harcayacak para yaratıyor.
SSK ve Bağkur prim borçlularını affediyor (hem de IMF anlaşmasının bitişini gösteren anlaşmanın mürekkebi kurumadan).
Çay fiyatını enflasyonun iki katı oranında belirliyor.
Sırada çiftçi borçlarının silinmesi olduğu konuşuluyor.
AKP'nin son beş yıldır uyguladığı bir ekonomi stratejisi vardı.
Önce ortaya bir değişiklikle ilgili görüş atıyor, sonra buna gelen piyasa ve IMF tepkilerine bakıp devamına karar veriyor ya da askıya alıyordu. Tekstildeki ilk KDV indirimi girişimlerinde de birçok başka konuda da aynı doğru stratejiyi izledi.
Şimdi bu strateji değişti.
IMF anlaşması bitince uyarı mekanizmasının bir ayağı eksik kaldı.
Hükümetin elinde "icraatının doğruluğunun sağlamasını yapacak" sadece piyasanın tepkisi kaldı.
****
Ancak, tek başına piyasanın etkisi yanıltıcı olabiliyor.
AKP çay fiyatını enflasyonun iki katı açıkladığında piyasa çok önemsemedi.
Çünkü yurtdışında hava gayet iyiydi.
Hükümet faiz dışı fazlayı düşürdüğünde de piyasadan tepki almadı.
Çünkü yurtdışında hava yine iyiydi.
Piyasa bunları tolere etti.
Üstelik bir yanda kapatma davası, diğer yanda yurtdışı kriz ve artan cari açık varken...
Ama son SSK ve Bağkur affı tüm piyasayı tedirgin etti.
Önce IMF açıklaması, ardından JP Morgan raporu bunu gösterdi...
O yüzden tüm dünya yüzde 1 düşerken biz yüzde 2 düşüyoruz. O yüzden tüm dünya yüzde 2 çıkarken biz yüzde 0.3 çıkabiliyoruz.
Hafta boyunca yerli-yabancı aracı kurumlardan çok sayıda eleştirel rapor gelecek.
Bu raporlar yabancı yatırımcıların eline gidiyor, onları tedirgin ediyor.
Çok mu önemli?
"Bana ne, gelmesin yabancı yatırımcı" diyebilirsiniz.
Ama unutmayın ki, Türkiye ne çektiyse 1990'lardan bu yana uyguladığı tam da bu politikalardan çekti.
Halkını düşünen hükümet olmakla popülist hükümet olmak arasındaki sınır çok ince...
Bu yol doğru yol değil.
Türkiye yeniden hükümetlerin kaşıkla verip kepçeyle aldığı günlere doğru gidiyor.
Ekonominin bir sahibi olmalı
Ekonominin bu kadar dalgalı olduğu ortamlarda en önemli unsur ekonomiyi yönetenler arasında koordinasyon.
Son örnek ABD'de görüldü. Merkez Bankası ile Hazine Bakanı Paulson'ın sözcülüğünde mükemmel bir koordinasyon ile dünyanın gördüğü en ağır krizlerden biri önemli ölçüde aşıldı.
Bizim ise son dönemde en çok sıkıntı yaşadığımız alan koordinasyon.
Ekonominin dümenini bir yandan Unakıtan, bir yandan Şimşek, bir yandan Çağlayan çekiyor.
Merkez Bankası Başkanı'nın mali gevşeme yaratacak uygulamadan haberi yok.
Hükümetle görüş ayrılığı söylentileri ayyuka çıkıyor, "istifa etti" dedikodusu yayılıyor.
Başbakan "Görüş ayrılığı olabilir, ama Merkez'e müdahale etmeyiz" diyor.
İşte orada yanılıyor.
Hükümet ile Merkez Bankası arasında görüş ayrılığı olabilir mi?
Hele böyle bir dönemde iki kafadan iki ayrı ses çıkması doğal görülebilir mi?
AKP'nin içinde ekonominin bir sahibi olması şart.
Her kafadan bir ses çıkıyor.
Geçen hükümet döneminde Babacan-Unakıtan ikilisi piyasalarla iletişimi çok iyi yürütüyordu.
Babacan gitti, koordinasyon bitti.
Partisinin isteklerine ülkenin iyiliği için "Hayır" diyerek gem vuran Unakıtan artık kimseye "Hayır" diyemiyor...
Koordinatör Bakan Nazım Ekren'in ise sesi çıkmıyor.
Piyasa biraz Mehmet Şimşek'e güveniyor, ama onu da kimse dinlemiyor.
Tüm bürokratlar ağız birliği etmişcesine "Hükümetin sözü en az dinlenen bakanı" olduğunu söylüyor.
Hükümette ekonominin dümenini tutacak bir kişiye ihtiyaç var.
Çünkü bozulan rotayı yeniden tutturmak için ödenecek bedel her geçen gün artıyor.
Köşe Yazıları
"""""""""""""""""""""""""
"""""""""""""""""""""""""
"""""""""""""""""""""""""