Temmuz 2009
PzrPztSaÇaPeCuCts
1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031
Aylık Arşiv
Ocak 2009
Şubat 2009
Mart 2009
Nisan 2009
Mayıs 2009
Haziran 2009
Temmuz 2009
Yıllık Arşiv


KÜNYE

 

KIRŞEHİR Yeni HABER

İnternet Gazete

 

Yayın Yönetmeni:

M. Duran Sönmez

 

 E.Posta: kirsehiryenihaber@gmail.com

 

www.kirsehiryenihaber.com

Basın ahlâk ilkelerine uymaya söz vermiştir.

 

Sitede yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.

 

 

KIRŞEHİR Yeni HABER  İMD üyesidir.


Son Fotoğraflar
Mucur
Mucur Yenice Mah.
Türk Büyükleri Parkı
Ana Sayfa > Elekten Geçenler > Eli kelepçeli bir başbakan!
Eli kelepçeli bir başbakan!
Başbakanlık Devlet Arşivleri, geçtiğimiz aylarda Yassıada belgelerinin gizliliğinin kaldırılmasının ardından 46 yıl gizli tutulan belgeler referans alınarak, kitaplaştırıldı. Gazeteci Erdal Şen'in kaleme aldığı "Yassıada'nın Karakutusu" adını taşıyan kitapta o günlere ait bilinmeyen çok sayıda ayrıntı ortaya çıkartılıyor.

Cemal Gürsel'in 27 Mayıs darbesinden 24 gün önce tüm ordu birliklerine gönderilmek üzere kaleme aldığı mektupla 'darbe yapmayın' uyarısının ilk kez açıklandığı kitapta Said Nursi, Menderes'e gönderdiği mektuplarda Ayasofya'nın cami olarak ibadete açılmasını istediği de yer alıyor.

Zaman Kitap tarafından yayınlanan kitap, siyasete merak duysun duymasın, bugünkü konjonktürü anlamak isteyenler için de bir yol haritası niteliğinde. Marmara'nın bu ıssız adasında olup bitenler değil sadece kitaptakiler; 10 yıllık bir dönemin nice ilginç sırları da karakutunun içinde. Menderes ve diğer siyasilere ait el konulan mektuplar, fotoğraflar ve yazışmalar 50 yıl önce yaşanan dalgalanmalar hakkında önemli ipuçları veriyor. Yassıada'nın Karakutusu'ndan dikkat çeken bölümler:

CUNTA LİDERİ CEMAL GÜRSEL, DARBEDEN 24 GÜN ÖNCE ORDU BİRLİKLERİNE 'DARBE YAPMAYIN' MEKTUBU YAZMIŞ

27 Mayıs darbesinin lideri ve dördüncü cumhurbaşkanı Cemal Gürsel'e ait ilginç bir anekdot ortaya çıktı. İhtilalin başına geçen Cemal Gürsel, 27 Mayıs darbesinden 24 gün önce tüm ordu birliklerine gönderilmek üzere kaleme aldığı mektupta, ordunun darbe yapacağı söylentilerine karşı politikadan uzak durmalarını istemiş ve bir nevi 'darbe yapmamalarını' tavsiye etmiş. Kara Kuvvetleri Komutanlığından ayrıldığını bildirdiği veda mektubunda Gürsel'in şu ifadeleri oldukça dikkat çekici:

"Ordunun ve taşıdığınız üniformanın şerefini daima yüksek tutunuz. Şu sırada memlekette esen hırslı politika havasının zararlı tesirlerinden kendinizi korumasını biliniz. Ne pahasına olursa olsun politikadan katieyyen uzak kalınız. Bu, sizlerin şerefi, ordunun kudreti ve memleketin kaderi için ehemmiyeti haizdir." Ancak Gürsel bu tavsiyelerine rağmen 27 Mayıs'ın ardından ihtilalin başına geçiyor.
 
Cemal Gürsel Kara Kuvvetleri Komutanı iken darbeden 24 gün önce dönemin Milli Savunma Bakanı Ethem Menderes'e mektup yazdı. Mektuptan kimselere haberdar edilmedi. İhtilal olduktan sonra cunta hükümeti mektubun bir kısmını sansürleyip Resmi Gazete'de yayınladı. Kamuoyuna açıklanan haliyle mektup 'biz hükümeti zamanında uyardık' mesajı veriyordu. Mektup bu yönüyle darbeyi meşru kılan bir misyona sahipti. Ancak mektubun orijinali Yassıada belgeleri arasından çıktı. Orijinal mektubun ilk maddesinde Gürsel Menderes'e Cumhurbaşkanı olmasını öneriyor ve şöyle diyordu: "Cumhurbaşkanlığına Sayın Adnan Menderes getirilmelidir. Bu muhterem zatı her şeye rağmen milletin çoğunluğunun sevmekte olduğuna kaniim. Bu sevgiden istifade edilerek kırılanların gönülleri alınmalı ve millete yeniden güven telkin edilmelidir." Bu cümleler vatandaştan gizlendi. Cemal Gürsel'in aslında Menderes'i yücelttiği mektup sansürlü haliyle, hükümeti zor duruma sokan bir metne dönüştürülmüştü. Kitapta mektubun orijinali ile Resmi Gazetede yayınlanan hali yan yana konarak sansürün tarihi öneminine dikkat çekiliyor.

BÜLENT ECEVİT VE TURAN GÜNEŞ'İN GİZLİ TELEFON DİNLEME KAYITLARI
Menderes hükümeti meydana gelen sokak olaylarından CHP'yi sorumlu tutuyordu. Kurduğu Tahkikat Komisyonu geniş yetkilere sahipti. CHP Genel Merkezini de dinleme yetkisi alan Tahkikat Komisyonu raporlarından bazılarına kitapta yer veriliyor. Bunlardan en ilginci gizli telefon dinleme kayıtları. O dönemde İnönü'nün gözdelerinden biri olarak meclise giren CHP Ankara Milletvekili Bülent Ecevit ve meşhur isimlerden Turan Güneş'in konuşmalarından bazıları kitapta ilgi çeken bölümlerden.

CHP Genel Merkezi'nden Turan Güneş'in, İzmit'ten Nazmi isimli bir partili konuşması N: Ne oluyor ne bitiyor. Burada bir DP'li yeminli olarak İnönü'nün tevkif edildiği söyledi.

T.G: Bunu söyleyen p...nin ağzını burnunu dağıtmalısınız. Ulan İnönü'yü bile tevkif etmişlerse bu işin sonu gelmiş demektir. Yalnız şunu açıkça söyleyeyim telefondan. Eğer kabili tasavvur değildir ya, yok efendim Paşa'ya tevkifti, şu idi, bu idi. Bu gibi bir namertlik olursa biz sizi behemehal haberdar ederiz. Arkadaşlara da söyle bizden böyle bir haber alırsanız, zaten dünyanın altı çıkmış demektir. Eee. Ondan sonra kopup koyuverin hepiniz. Anlatabiliyor muyum, herkes şimdi gücü neye yetiyorsa teşkilat olarak, vatandaş olarak..

N: Tevkif edilmiş diye Zekai diye bir vatandaş var burada DP'li. Savcılığa verelim de dedim. Heyecanımızı düşürüyor diye. Ama sonra lüzum görmedik.

T.G: Siz onu savcılığa verseniz de olur, bizim arkadaşlara tevdi etseniz de olur. Anlarsınız işte artık. Onu söyleyen p...nin ağzını çevirin şeye, çingene çadırına. Bülent Ecevit 25 Mayıs 1960'da İzmir'de bulunduğu sırada mecliste meydana gelen kavgayla ilgili Ferit Melen'den bilgi alıyor.

F.M: Ben Ferit, şimdi geldik meclisten

B.E: Haber rica ediyorum

F.M: Mecliste celse açıldı, Turhan Feyzioğlu çıktı güzel bir konuşma yaptı. Ötekiler de cevap verdiler. Ara yerde Kasım söz istedi, Bölükbaşı söz istedi. Söz verilmeyince Kasım fırladı kürsüye bu sefer de onun üzerine yürüdüler. Sıra kapakları havada uçuştu. Yarım saat süren büyük bir muhabere cereyan etti. İki taraftan 20 kadar yaralı var.

B.E: Bizden kimler var efendim?

F.M: Müvit Yaycıoğlu, Selim Soley, Turgut Göle...

SUÇLAMALARDAN EN KOMİK OLANLARI

Suç delilleri arasında en ilgi çekenlerden biri Kuran-ı Kerim baskısı. Menderes'in özel ilgisiyle Almanya'dan sipariş edilen makineyle prova baskısı yapılan Kuran-ı Kerim bile delil olarak sayılmış Yassıada'da. Mahkeme dosyaları arasında en fazla yer kaplayan bölümlerden biri cami yardımlarıyla ilgili olan klasörler. Türkiye'nin bütün mezra, köy, mahalle, belde, ilçe ve vilayetinde hangi camiye ne kadar yardım yapıldığının çetelesi tek tek tutulmuş. 'Görevi kötüye kullanma davası' kapsamında aleyhte deliller kategorisinde değerlendirilen cami yardımlarına ait belge adedi 500'ü geçiyor. Menderes'e ait yakalama müzekkerelerinden biri oldukça ilginç. Belgeye göre Menderes'in muhatap kaldığı suçlardan birinin de kundakçılık olduğu anlaşılıyor. Adnan Menderes'in tutukluluk halinin devam ettiği 28 Kasım 1960'a hakkında çıkartılan tevkif müzekkeresinde sebep olarak şu yazıyor: "Aleyhine isnat edilen suç: Yangın çıkarma ve tahrip." Menderes ve Bayar'ın 'gıyaben' yargılandıkları 'at davası dosyası' da oldukça gülünç.

Dava dosyasına göre Menderes ve Bayar kendilerine hediye edilen atın yediği ottan dahi hesap vermiş. Menderes aleyhine açılan davalardan birisi olan Örtülü Ödenek Davası'nda ileri sürülen suçlamalar dudak ısırtıyor. Bunlardan en ilginci bahçıvana, garsona; kısacası gelen misafirlere yönelik olarak Başbakanlık temsil heyetince yapılan cüzi harcamaların bile suç sayılması. Yassıada'nın Karakutusu'nda bu suçlamalara ait belge ve detaylara yer veriliyor.

MENDERES, BAYAR, ZORLU VE POLATKAN'IN AVUKATLARIYLA GÖRÜŞTÜRÜLMEMESİNE OLAN İSYAN YAZILARI:

Tutukluların Yassıada yönetimine yaptıkları 'avukat sitemi' oldukça etkileyici. Özellikle en ağır suçlamalara muhatap olan Adnan Menderes'in avukatlarla temas etmesi neredeyse imkansız hale getirilmiş. Tek kişilik hücresinde muhafızlarla bile konuşması yasaklanan Menderes zaten bir tecrit halinde bırakılırken, avukatlarıyla görüşememesi O'nu iyice çileden çıkarmış. Yassıada'nın karakutusu ile birlikte ortaya çıkan Adnan Menderes'in kendi el yazısıyla yaptığı talep belgeleri geniş yer buluyor.

Menderes Yassıada Komutanlığı'na yazdığı bir yazıda Menderes, "Avukatlarımla görüştürülmeye ne kadar muhtacım" ifadesini kullanıyor. Başka bir yazısında avukatlarla bir haftada ancak 15 dakika görüştüğünü belirtip, "Bu vaziyetin bendenizi nasıl bir imkansızlık ve acizlik karşısında bıraktığını izahla tasdiden içtinab ederim. Duruşma olduğu gün ve arada öğle tatillerinde avukatlarımla görüşebilmek imkanının bahş olunması..." diyor. Yine benzer bir dilekçede Menderes'in, "Dün avukatlarla görüşme günü idi. Benim için bu imkan olmadı. Buna ne derece muhtaç ve mecbur bulunduğumu makamınızın iyi takdir edecek durumda bulunduğuna kaniim."cümleleri Yassıda'daki hukuki şartları göz önüne serici nitelikte. Menderes'le beraber idama giden Maliye Bakanı Hasan Polatkan da avukatlarıyla sık görüşme imkanı bulamayan tutuklulardan. Menderes gibi bu konuda dilekçe yazarak talebini ileten Polatkan, 16 Kasım 1960'ta başlayacak olan Vinileks Davası müdafaası için avukatlarıyla dava başlamadan önce bir türlü görüşemediğinden yakınırken şu cümleler dikkat çekiyor: "Avukatlarımın, başka üç arkadaşın da avukatları olması münasebetiyle bana ancak beş dakika konuşma imkanı verildi. Beş dakika zarfında ne görüşebilme ne müdafaaya malumat verme ne de mütaala alma imkanı hasıl olamayacağı tabiidir." İdam edilen diğer bir isim Fatin Rüştü Zorlu'nun 7 Ekim 1960 tarihinde el yazısıyla yazdığı dilekçe de davalar başlayacak olmasına rağmen avukatların isimlerini bile bilmediğine ilişkin isyan var. Celal Bayar'ın Yassıada Komutanlığına yazdığı bir dilekçede ise, avukatının yazdığı müdafaanameyi bile okuyamadığı belirtiliyor.

"KESMEZSEN KESTİRMESİNİ BİLİRİM"

Mahkeme Başkanı Salim Başol ve Başsavcı Altay Egesel'in Yassıada Mahkemelerinde sanıklara yaptıkları hakaretler iç burkucu. Duruşma tutanakları arasında Salim Başol'a ait hakaretlerden seçmeler yapılmış. Yassıada'nın Karakutusu kitabında kısa cümleler halinde verilen 70 diyalog yer alıyor. Bunlardan bazıları şöyle:

-Bizim burada boş laf dinleyecek vaktimiz yok başka (Adnan Menderes'e)

-Sizi susturmak için başka ne yapmalı? (Adnan Menderes'in avukatı Talat Asal)

-Kafi. Susmazsanız sustururum. (Zeki Eratman'a)

-Benim sorduğuma kısa olarak cevap vermezseniz, sözünüzü keserim Kafi, bitti. (Adnan Menderes'e)

-Daima böyle lüzumsuz şeyler söylersiniz zaten. (Adnan Menderes'in Avukatı Burhan Apaydın'a)

-Konuşmanın şeklini, usulünü hala öğrenemediniz mi? Sözünüzü kesiyorum. (Rüknettin Nasuhioğlu Müdafii AlaattinNasuhioğlu'na)

-Eğer ben 'kesin' deyince kesmezseniz kestirmesini bilirim. (Adnan Menderes'e)
 
-Öyle söz alınmaz, burada gürültü yapılmaz, otur yerine. Herkes söz istiyor, senin gibi değil. Hadi otur yerine! (Hüseyin Fırat'a)

-Size sanık olarak tek kelime soruldu mu? Kaç defa söyleyeceğiz? (Milletvekili Necla Tekinel'in avukatı İsmail Hakkı Tekinel'e)

-Öyle şey olmaz, kısa kes, az konuş! Sen zaten diğer davalarda da uzun müdafaa yaptın. (Hasan Polatkan'a)

-Eğer böyle konuşmakta ısrar ederseniz sizi susturur, dışarı çıkartırım. (Tevfik İleri'ye. Biraz sonra Tevfik İleri salondan çıkartıldı)

BELGELER ARASINDAN AYHAN AYDAN'IN MEKTUBU ÇIKTI

Opera Sanatçısı Ayhan Aydan, Menderes'in yargılandığı ilk dava olan Bebek Davası'nın en önemli tanığıydı. Başvekil bu davadan beraat etmişti. Zaten Yassıada'da beraatle sonuçlanan tek davasıydı bu Menderes'in. Mektuplar arasından Ayhan Aydan'ın yazdığı mektuplardan biri çıktı. 13 Haziran 1957 tarihli Ayhan Aydan imzası taşıyan mektup yıpranmış olsa da önemini koruyor:

"Adnan, 20 gündür birbirimizden habersiz kaldık. Her zaman söylediğim gibi bunda da bir hayır vardır diyelim. Anneannemi 3 gün zarfında da kaybettim, beni... (anlaşılmıyor) edemediği kadar sarstı. Rahatsızlığım da malum. Bu sebeple demin de evvelce haberdar olduğum ve bu muaffakatın olduğu için.... (anlaşılmıyor) tamamladım. Bundan sonrasını da daima güvendiğim büyük "Allahıma bırakıyorum. Kısmetse cuma günkü hareket edecek olan vapurla Avrupa'ya gidiyorum. Bu gidişim belki de çok geç oldu. Seni her zaman bulacak dualarımı ve muvaffakiyet dileklerimi eksik etmeyeceğim."

NECİP FAZIL KISAKÜREK'TEN MENDERES'E 7 MEKTUP

Ünlü şair Necip Fazıl Kısakürek'in Adnan Menderes'e ve dönemin Milli Eğitim Bakanı Tevfik İleri'ye gönderdiği mektuplar için Yassıada Evraklarının içinde ayrı bir klasör düzenlenmiş. Mektupların sayısı oldukça fazla. Yassıada'nın Karakutusu kitabında bu mektuplardan 7 tanesine yer verilmiş. Necip Fazıl'ın mektupları arasında en çarpıcı olanı Menderes'e 'vekiliniz olayım' önerisi.

Kısakürek, CHP'nin muhalefetinden bunalan Menderes'e 'İsmet İnönü ile başa çıkması için yardımcı olmayı' teklif etmiş. Vekil yapılması halinde Meclis'te "Demokrat Parti'nin ateş topu" olacağını belirten Kısakürek mektubunda Menderes'e, "Seçimlere gidilirse bu azim hamlede benim rolüm düşünülmeyecek midir? Neşriyat ve fiili konuşma yolu ile bütün Anadolu'yu fethetmek benim için iş midir? Memleketim olan Maraş'tan listenizde müstakil olarak mebus çıkacak olursam muhalefetin suratında partinizi angaje etmeksizin tokatların en tesirlisi bulundurulmuş olmaz mı?"diye sormuş.

Necip Fazıl bir başka mektubunda da, "Muhalif matbuat ve partilere karşı temsil ettiğim silah kıymeti, haşerata karşı DDT'den daha müessir olsa gerektir. İyice bilinmesini isterim ki beni münevver ve entelektüel mukaddesatçılar ve milliyetçiler topluluğunu rejiminize bağlayan biricik vasıtayım. Ben olmadığım an onlar da yoktur. Benim kıymetim, olduğum zaman değil, olmadığım zaman anlaşılacaktır." diyor.

SAİD NURSİ MENDERES'E "AYASOFYA'YI CAMİ YAPIN" DİYE MEKTUP YAZMIŞ

Yassıada belgeleri arasında Bediüzzaman Said Nursi tarafından Adnan Menderes'e gönderilen çok sayıda mektup mevcut. Kitapta en geniş yer bulan bölüm de 'Menderes-Said Nursi ilişkisi'. Cumhuriyet Arşivlerindeki cunta mahkemesi evrakları arasında Üstad Bediüzzaman Said Nursi'ye ait çok sayıda mektup bulundu. Bediüzzaman mektupları, Menderes ve Said Nursi ilişkisine açıklık getirecek öneme sahip.Said Nursi'nin Menderes'e gönderdiği mektuplardan en ilginci "Ayasofya'yı cami olarak ibadete açın" önerisi. Bediüzzaman'ın Ankara'yı teşrifinin devlet ricaline bildirilmesi başlıklı mektubun Ayasofya kısmı şöyle: "Hem Demokrata, ezan-ı Muhammedi gibi çok kuvvet vermek ve Risale-i Nur'un neşrine müsaadesi gibi çok taraftar olmak ve alem-i İslâm'a hatta bir kısım hıristiyan devletlerini de memnun etmek için Ayasofya'yı muzaharattan temizleyip ibadet mahalli yapmaktır. Ben ise bu mesele için 30 sene siyaseti terk ettiğim halde, bu nokta hatırı için Namık Gedik'i görmek istedim ve geldim." Said Nursi başka bir mektubunda da, "Demokratlara Büyük bir hakikati ihtar" başlıklı bir yazısında vatan için bekleyen üç tehlikeye işaret ettikten sonra, "Amerika'nın hakiki dostluluğu ancak İslamiyet'le olabilir" tespitinde bulunmuş.

Büyük İslam aleminin Celal Bayar ve Adnan Menderes'e gönderdiği başka bir mektupta da Doğu'ya bir İslam Üniversitesi kurulması teklif ediliyor. Said Nursi bu iş için Ankara'da 200 mebustan 163'nün 150 bin lira vermeyi kabul ve imza ettiği; Mustafa Kemal'in de bunların içinde olduğu açıklanıyor.

SAİD NURSİ'NİN GÖMÜLDÜĞÜ YERİN BELGESİ DE VAR

Bediüzzaman Said Nursi'nin gömüldüğü yerle ilgili spekülasyon bugün bile devam ediyor. 23 Mart 1960 tarihinde Urfa'da kaldığı otelde son nefesini verdiğinde şehir halkı, Üstad'ı bırakmak istemedi ve Bediüzzaman Halilürrahman Dergahı'ndaki caminin bahçesine defnedildi. Ancak halkın mezara akın etmesi bazılarını rahatsız etti. 27 Mayıs darbesinden sonra Urfa'daki mezarından alınan Said Nursi, bilinmeyen bir yere götürüldü ve gömüldü. O günden sonra da mezarının nerede olduğu hep tartışma konusu oldu. Kitapta yer alan Yassıada belgelerinden birinde Bediüzzaman'a ait defin tutanağı mevcut. Belgeye göre Said Nursi Isparta Şehir Mezarlığına gömülmüş.

Adnan Menderes'in özel kasasından Kıbrıslı Türkler tarafından gönderilmiş olan bir mektup çıktı. Mektup Menderes'in Kıbrıslı Türklere el altından para yardımı gönderdiğini ortaya çıkardı. Yassıada'nın Karakutusu kitabında 6 Ocak 1960 tarihli Kıbrıslı Türklerin temsilcisi olan Fazıl Küçük imzalı mektuba yer veriliyor. Mektupta Fazıl Küçük Menderes'ten aldığı yardımlara ilişkin bilgiler veriyor.
Nokta

Gelen Yorumlar
Toplam 21 yorum, 1-10 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda. Okuyucu yorumları onaydan sonra yayınlanır. Küfür, tehdit, hakaret, aşağılama içerikli mesajlar silinir ya da değiştirilebilir; sorumluluğu yorumu yapana aittir.
ZAMAN HER ŞEYİ OLGUNLAŞTIR.ANCAK MENDERESİN ŞEHRİMİZE YAPTIĞINI UNUTMADIK
Tarih her şeyi zamanla su yüzüne çıkarır.Biz İnsanız acı duyarız.Türkler birazda hoşgörülü millet.Kötülüğü çok cabuk unutur.AB görüşmelerinde Avusturya 1683 ü hatırlar ancak biz millet olarak değil 15 mayıs 1919 İzmirini,Erzincana kadara gelen taşnak teröristlerini sevri dayatan AVrupayı hepsini çabuk unuturuz.Menderes ve arkadaşları Kırşehire kinleri nedeniyle küçültmüşler o da yetmemiş ilçe yapmışlardı.Bu kin seçimde DP denen partiye oy vermemekti.O nedenledirki;O dönem Kırşehirli çocukların iyi tahsil yapamadığıdan geri bırakıldığımızdan dolayı 27 mayısı haklı bulur Mendereside hiç sevmeyiz.NEFRET EDERİZ.Kırşehirliler Kurtuluş destanında cephede şehit olurken.Menderes nerede?Menderes hakkında Yılmaz Karakoyunlunun mayıs kışrakları kitabından bazı anekdotlar aktarayım.Malum Kuvayımilliye ve akabinde kurtuluş savaşı başlar.Menderes kurtuluşa katılmak için bir trene bindirilir muhtemelen Kayseriye kadar gelir karın ağrısı tutar tekrar Aydındaki çiftliğine gider.Kahvehane muhabbeti kahya ve kahyanın kızı kahyanın işten atılması gibi işlerle uğraşır.Bulunduğu yer İtalyan bölgesi olduğu içindirki fazlada zulum görmezler.Bu zat birgün başbakan olacak ve bizim şehrimize anlamsız kin duyup geri bırakacaktır.Kırşehirlilerin,Abilerimin ve bizim kuşağın iyi tahsil yapamamasında,Bu melun olay nedeniyle,Gelir dağılımında Kırşehirin payının küçültüldüğüne inananlardanız.27 Mayısın bayramlıktan çıkarılmasınada üzüldüğümüzü belirtmek isteriz.Herşeyin daha güzeline layık.Düşmanı ilinde görmemiş amma görenlerden daha çok içi milli duygularla atan.Vatanını Bayrağını Atası Mustafa Kemal'i onun devrimlerini canı bilen Kırşehir e selam olsun
Yaşar AVCI | 23 Haziran 2007 Saat 11:02
DEVLET ADAMI ÜLKEYİ ADAM GİBİ YÖNETİR, YÖNETEMEZSE GÖNDERİLİR.
Necati Doğru'nun geçenlerde Vatan'da bir yazısı vardı. 'Derin Devlet Yozgat'la Kayseri arasında' diyordu. Dostlar telefon etti;derin devlet herhalde Kırşehir diyorlar. Hani Kırşehirlilere de ülke sevdası yakışır.
Asıl konum yukarıdaki Menderes ve onun avanesine dokunmak.Bu DP hükümetleri Türkiye'nin her yüksek dağına ABD dinleme tesisi ve üssünü kurdurdu. 68 Kuşağı o tesisleri zorla söktürdü ve canlarını verdiler DP nin teslimiyeti (BİR).Vatan cephesi diye bir teşkilat kurdular hergün orada doğru yanlış Devlet yayın organınıda kullanarak partizanlık yaptılar teslimiyet (İKİ).Kırşehire hasmane tavır koydular inadına ilçe yaptılar.Kültür bağlarını kendinden koparıp Kırşehir deyimi ile Kerçen bir ilçeyi il yapıp ona bağladılar.Teslimiyet(ÜÇ).Kırşehir suçlarıyla beş defa asılmaları gerekiyordu.Kırşehirliler her dönem ve herzamanda Ülkelerini canından çok seven insanlar topluluğudur.İsmet Paşa ki Garp cephesi komutanı İstiklal harbimizin birkaç komutanından biri.Her Türkün partizanlığı bırakarak saygı duyması gereken kişiyi Kayseri de taşlattı.İdare edenlerin muhalefete saygılı olmaları gerekiyordu.teslimiyet (DÖRT) bunuda Devletim diyen idareci yapmamalı suçdur.İnsan olanın aklına gelmezmi Anadolunun ortasındaki ile her kötülüğü yapan adam kıyıda köşede olsak herhalde neler yapardı.Devlet idaresi yansız olmalı.Ülke içinde ikilik yaratmak.Sen şu partidensin ben bu partidenim.Ben benim partimden olmayana iş vermem demek hatadır.Ayrımcılıktır.Cezasını çeker.Halkın yapamadığını birgün gelir.Cumhuriyet ve Devletin koruyucusu yapar.İdareye seçilen adam dinli dinsiz müslüm gayrımüslüm,putrest iyi kötü iyi vatandaş kötü vatandaş.o partili bu partili hepisinin yöneticisi olmalı.Kurtuluşumuzda İngiliz yanlısı yayın yapan gazeteci Ali Kemal'in oğlu dışişlerine müracaat eder.Yetkililer dilekçesinin üzerini çizerler ve İsmet paşaya götürürler.İsmet paşa yok olmaz işe alın babasının suçunu oğlu çekemez der.Sayın Kuranalp dış işlerinde çok iyi görevlerde bulunur.Sanırım eşide asala teröründe şehit olur.İşte Devlet adamı İsmet paşa gibi yansız olur.Menderesi deviren asker Cunta olamaz.yanlışı düzelten olur.1960 dan sonra çok iyibir anayasa yapıldı.Daha sonra bu anayasa bize bol dediler sağını solunu kestiler.Sendikalar İş hukuku ve birazcıkda demokrasi 1960 anayasası ile geldi ülkemize. Menderes ve taifesinin yaptıkları hala başımıza derttir.Mesela İncirlik onların eseri. Sağlıcakla kalın selam olsun Kırşehire
karincalikoyu40 | 28 Haziran 2007 Saat 12:39
Menderes'i KIRŞEHİRLİ olmama rağmen Çok SEVİYORUM.
Sayın Beyefendiler;
Lütfen Kırşehirliler Menderes'ten nefret eder derken kendi adınıza konuşunuz. Ben bir Kırşehirli olarak Merhum Menderes'in gönlümdeki yerini başka birisinin doldurabileceğine inanmıyorum. Sadece Menderes Kırşehir'i ilçe yapmış demekle olmuyor. Nedenini de araştırmak gerekir. Ortaya atılan iddiaları belgelerle ispatlamak gerekir.
Nitekim seçimlerde siyasi partilerin Kırşehir'den aldığı oylar:
1950: Bağımsız;3310 CHP;21408 DP;23568 MP;17.675
1954: Bağımsız;3717 CHP;18633 DP;24354 CMP;34374 TKP;114
1957: CHP;6973 DP;15460 CMP;38022
Kırşehir 1954 senesinde ilçe yapılmış; 1957 senesinde tekrar il omuştur. Oy oranlarından da anlaşıldığı üzere Kırşehir'in ilçe yapılmasının sebebi Kırşehir halkının Merhum Menderes'e oy vermemesi değildir.Asıl sebep şudur:
Merhum Menderes Kırşehir'de miting düzenleyecektir. sayın Osman Bölükbaşı'na "Bölükbaşı senin memleketine gidiyorum bakalım hangimizin oyu daha fazla olacak"der. Bunun üzerine Menderes ve 6 bakanı Kırşehir'e gelir. Tesadüf bu ya(!) aynı gün Bölükbaşı'nın da miting yapacağı tutar. Menderes mting alanındayken Bölükbaşı taraftarları mikrofonun sesini kısar; Menderes'i ve bakanlarını taşlar, çürük domates ve yumurta fırlatırlar. Üstüne üstlük şehrimize misafir olarak gelen başbakanın miting alanını terk ederek Bölükbaşı'nın mitingine giderler. Şimdi sizlere soruyorum sizler olsaydınız Kırşehir'e bir ceza vermez miydiniz.(Tabi buna da ceza denirse). Kırşehir tekrar il yapıldıktan sonra Merhum Menderes ve yanılmıyorsam reisicumhur Celal Bayar 1960 senesinde Kırşehir'e gelir. Hirfanlı Baraj yerini ziyaret ederler(Hirfanlı Barajını yaptıran da gene DP iktidarıdır). Kesikköprü mevkinde incelemelerde bulunurlar. DP misyonu Kırşehirlilere her zaman sahip çkmıştır ancak halkımızın öfkesi dinmemiştir. İnşallah bundan sonra da halk olarak Başbakanlarımızı protesto etmeyiz.
Berker Öztürk | 28 Temmuz 2007 Saat 20:48
İDDİA EDİYORUM MENDERES'İN ÖVÜNÜLECEK TARAFI YOK
Sayın Neşet Ertaş'ın bir dörtlüğüyle başlamak geldi içimden;

İNSANLAR KENDİNİ BİLEBİLSEYDİ
DÜNYADA HAKSIZLIK KAVGA OLMAZDI
İNSAN DOĞAN YİNE İNSAN ÖLSEYDİ
BELKİDE DÜNYADA HAYVAN KALMAZDI

İddia ediyorum. Kırşehirliyim. Sayın Sabık askerliğini dahi
yapmayan, Kurtuluş da Çakırcalı çiftliğinde keyf çatan birini ! Kahraman Çanakkale'de yüzlerce şehit veren, Kurtuluşda her köyden onlarca şehidi ve gazisi olan Kırşehirli taşladı diye il, ilçe yapılmaz. Sayın merhum İnönü'yü Kayseri'de taşladılar İnönü Kayseri'ye hiç küsmedi. Gazeteci Ali Kemal Kurtuluş yıllarında İngilizler ve avenesinden yanaydı. Kurtuluşa karşı çıktı. Şu çılgın Türkler ne yapmak istiyor dediler. Kurtuluş sonrası Ali Kemal' i halk linç etti. Oğlu Dışiişlerine iş için müracaat eder. Dışişleri yetkilileri mektubuna alınamaz derler. İsmet paşa'ya gider mektuplar;İsmet paşa bu çocuğu işe alın babasının suçu oğluna yüklenemez der.10 Kişi nümayiş yaptı diye il, ilçe yapılmaz.Sayın Berker Öztürk zaten biz Türk insanı çabuk unutan kişileriz.1974 de zülümden kurtulan Kıbrıs da bazı kişi ve kuruluşlar bize ve Mümtaz Türk Ordusuna karşı tavır koyuyorlar.1923 de kurulan Cumhuriyette en büyük karşı çıkış 1925 de Menemen isyanıyla oldu.1 sene önce dini namusu tutsak olan kandırılmış halk 2 sene sonra onu kurtaran ordunun mensubunu şehit etti.O zaman Derviş Mehmet çıktı Şehit Kubilay'a olmadık işkence yaptı diye İlçe yerle birmi edilmeli. Menderes kısa görüşlü bir zattı.Türkiye'nin her dağına ABD dinleme tesis ve üslerini kurdurdu. Dışişlerinde dengeyi sağlıyamadı. Haydı İncirlik'ten çıkar bakalım Samı kolay mı? Siyaset adamı 50 yıl sonrayı görmek mecburiyetinde. 27 Mayıs ihtilali olmalıydı. Kırşehirli olarak çok destekledi büyüklerimiz. Pireye kızıp ev yakılmaz. Nümayiş yapanlara kızıp il ilçe yapılmaz. Kırşehir'in bugün geri kalmasında, ekonomik olarak geri olmasında,1500 $.ın altında gelire sahip olmasında Menderes ve onun politikasının payı var. Bura er meydanı ben okuduğum kitap ve tarihlerden fikrimi söyledim.Tavsiye ediyorum Yılmaz Karakoyunlu'nun 'Mayıs Kısrakları'nı okuyun.Sayın Turgut Özakman'ın 'Şu Çılgın Türkler' kitabını okuyun.Tarihe göz atın.Siz de yalnız Kırşehirli kiniyle değil gerçekten de bu zatın ne olduğunu öğrenmiş olursunuz.Sana zulüm edeni unutma.Türklerin birlik ve beraber olmasında Tarih bilincinin ve Tarihin tekerrürünü iyi bilmekten geçer. Sözün sonunda;27 mayısı yapanları ve Hünkar Hacıbektaş diyarlı Orhan Erkanlı'yı saygı ile selamlıyorum.
Yaşar AVCI | 02 Ağustos 2007 Saat 09:05
???
Asker yalakası.Darbe şakşakçıları yüzünden demokrasi adına bir adım dahi ilerlemiyoruz
ahmet kayhan | 06 Ağustos 2007 Saat 00:54
ŞEHRİMİZE YAPILAN HASMANE TAVRIN ASKERLE NE ALAKASI VAR
Şehrimize hasmane ve düşmanca kinli bir tavrı kınamanın.Onu yapanın kim olduğunu açıklamanın Askerle ne alakası var.O zaman çocuk yaşta olan ve o zamanı okul sıralarında yaşayan birinin;Doğduğu topraklara yapılan kötülüğü ve düşmanca davranışı kınamanın onun gerçek yüzünü ortaya çıkarmanın Askerle ne alakası olabilir.İyiler,Kötüler kadar cesur olmadıkca doğru düzen kurulamaz derler ya.Doğru kişiyi kimse cezalandıramaz.Cesurluk yapılan yanlışı dün veya bugün savunmaktır.Partizanca,Yanlı kafayla doğru bulunmaz.Doğruları Yanlı düşünmeyenler ortaya koyar.Bütün yazdıklarımın altına imzamı atar ve her yerde savunurum.

Yaşar AVCI | 08 Ağustos 2007 Saat 15:16
demokratları demokrat olmamakla suçlayan mahkmelerde demokrasi nerdeydi?
Zamanın güçlü iktidarı Menderes...Çevresindekiler dahil bilirler ki naifliğiyle, iyi kalpliliğiyle dikkat çekerdi. Kırşehir'e fazla oy almadığı için böyle bir ceza verdiği öne sürülse de iyice araştırılmalı gerçekten de altında yatan sebepler herkesi şaşırtabilir. Ayrıca bu öne sürülen ceza sadece Kırşehir için değil Adıyaman için de söylenmişti o zamanlarda. Adıyaman Malatya ilçesi olmuştur..,ama eğer tüm bunlar söylendiği gibiyse bile demokrasiyle başa gelen bir hükümet demokratik olmayan yollarla görevinden alınamaz ve unutulmamalıki demokrat parti YETER SÖZ MİLLETİNDİR diyerek yola çıktığında halk tarafından yine hükümet olmaya laik görülmüştür fakat ordu tarafından indirilmiştir böyle bi cezayı kim hak eder?
seda süs | 11 Ağustos 2007 Saat 13:23
KÖKÜ KIRŞEHİRLİ OLAN ŞEYH EDEBALİNİN ÖĞÜDÜ
Ey oğul, artık Bey’sin!
Bundan sonra
öfke bize, uysallık sana.
Güceniklik bize, gönül almak sana.
Suçlamak bize, katlanmak sana.
Acizlik bize, hoşgörmek sana.
Anlaşmazlıklar bize, adalet sana.
Haksızlık bize, bağışlamak sana...

Ey oğul, sabretmesini bil,
vaktinden önce çiçek açmaz.
Şunu da unutma;
insanı yaşat ki devlet yaşasın.

Ey oğul, işin ağır,
işin çetin, gücün kula bağlı.
Allah yardımcın olsun...
Güçlüsün, kuvvetlisin,
akıllısın, kelamlısın!
Ama; bunları nerede,
nasıl kullanacağını bilmezsen
sabah rüzgarında savrulur gidersin.
Öfken ve nefsin bir olup aklını yener.
Daima sabırlı, sebatlı ve
iradene sahip olasın!
Dünya, senin gözlerinin gördüğü gibi
değildir. Bütün bilinmeyenler,
feth edilmeyenler,
görünmeyenler, ancak sen faziletli ve
ahlaklı olursan gün ışığına çıkacaktır.

Ey oğul ! Ananı , atanı say !
Bereket büyüklerle beraberdir.
İnancını kaybedersen ,
yeşilken çöllere dönersin.
Açık sözlü ol ! Her sözü üstüne alma !
Gördüğünü görme ! Bildiğini bilme !
Sevildiğin yere sık gidip gelme !

Ey oğul ! Üç kişiye acı :
Cahil arasındaki alime ,
zenginken fakir düşene,ve
hatırlı iken itibarını kaybedene.

Ey oğul! unutma ki,
yüksekte yer tutanlar,
aşağıdakiler kadar emniyette değildir.
Haklıysan mücadeleden korkma !...

ALLAH yardımcın olsun.
ŞEYH EDEBALI NIN DEDİĞİ GİBİ ADAM ARIYORUZ YILLARDIR.

"KIRŞEHİRLİLER SABIK BAŞBAKAN VATAN CEPHESİ DİYE AYRIMCILIK KURAN ADAMIN ŞEHRİMİZE YAPTIĞINI UNUTMAZ.BU ŞEHİR OLUR DEVLET OLUR.DEVLETİ YÖNETEN AYRIMCILIK YAPMAZ.KIRŞEHİRİN İLÇE YAPILMASINI MECLİSİN ÖNÜNE ÇADIR KURARAK PROTESTO EDEN O ZAMANKİ BÜYÜKLERİMİZİN ÇOĞU HAYATTA DEĞİL.RUHLARI ŞAD OLSUN.ÜLKENİN HER DAĞINA ABD TESİSİ KURDURAN ADAM MİLLİ OLAMAZ.GENİŞ DÜŞÜNÜN.27 MAYIS DEVRİMDİR.SOSYAL HAKTA GENİŞ ANAYASADA VE İŞ HUKUKUNA GETİRDİĞİ İLE İŞÇİ HAKLARI ÇÖAĞDAŞLAŞTIRILMIŞTIR.KEŞKE O ZAMAN GENÇ OLSAMDA YAKASINA YAPIŞSAYDIM."
YAŞAR AVCI | 17 Ağustos 2007 Saat 12:35
baykal öğrenciyken yakasına yapışmıştı!
Sadece bize yaptığı ayrımcılık için hükümetlik görevinden alınmasını istememiz ne kadar doğruydu..DP hükümet olmadığı sıralarda ilimiz ilçe diildi belki ayrımcılıkta yoktu ama durumumuz daha mı iyiydi
bir başbakanın yakasına yapışmak demek halkın seçtiği hükümetlki görevini yapan şahsa değil bizzat halkın çoğunluğuna hakarettir!
zamanında baykal beyefendide adnan beyin yakasına yapışıp hürriyetimi istiyorum diyerek baırmıştı aldığı cevapsa bi başbakanın yakasını tutuyosun bndan büyük hürriyetmi olurdu..demek istediğim şudurki adaletsizlikler ayrımcılıklar her hükümette olur ama her ayrımcılık yapan başbakanın yakasına yapışılmaz!!
fatmanur bilgi | 19 Ağustos 2007 Saat 16:50
İLÇELER NEDEN İL YAPILIR
Daha iyi hizmet alması ve o ilde yaşayanların yaşam düzeyini yükseltmeleri için ilçeler il yapılır.Ozaman ilçe olan Nevşehirin il yapılıp Kırşehirin oraya bağlanması düşmanca ve kinli bir harekettir.Kırşehir deyimi ile bir ili KERÇEN küçültmek orada yaşayanları hiçe saymaktır.Sayın Kırşehirli Adnan Menderes hayranları şunu iyi bilinki her dönemde ve her zaman milli hareketlerde dahil top yekün yapılamaz.Karşı durabilmek bir avuc yürekli insan işidir.Biz Türkler her dönem ve her zaman olayları maalesef doğru tahlil edemiyoruz.Nasılki Kurtuluşta uluönder Atatük e Derviş Mehmet,Yozgat isyanı,Düzce isyanı,Anzavur Ahmet isyanı olmuştu.Mudanya imamı düşman ordusuna halifenin ordusu demişti.Düşman elini kolunu sallay sallaya Bursa ya girmişti.Nasılki Kütahya valisi tuz ve ekmekle karşılamıştı.İzmire çıkan düşman ancak Haymana önlerinde durdurulmuştu.Çok insan ve menfaatperestler düşmandan yana olmuştur. Her dönem ve her zaman suçludan yana olanlarımız olacaktır.Ayyıldızlı Al Bayrağa bağlı olmak.Atatürk ilke ve inkilaplarına sadık kalmak Türkiye devletini canı bilmek Türk Ordusu nuda onun bağrından çıktığını bilmek lazım.Yukarıda bazı hemşehriler Orduyu sevmek ihtilale davetiyedir gibi varsayımlardan ortaya çıkmışlardır.Her Türk insanı vatanını sevdiği kadar Mehmedide sevecektir.Mehmetsiz vatanı bize yar etmezler.Yalnız Kırşehire yaptığı ile o zamanki kanunlara göre yapanın idamı gerekirdi.Kırşehirli dostlar dostlar.Nasılki atalarımız Çanakkalede Kurtuluşta en önde olmuş.Müftümüz bile Kuva-yı milliyeci Sakarya harbine katılmış.Her köyde Çolak Osmanlar Topal Musalarımız var.Dedeleriniz gibi cesur olun.Hakınızı alandan bu dünyadada öte dünyadada isteyin.

Sevgidir Sevgi

Dışın güzelliği için kalayı
Yüreği pak eden sevgidir sevgi
Kula kazandıran cennet alayı
Hakkı ile hak eden sevgidir sevgi

Sevgi dolsun her nefeste içelim
Sevgiler ekelim sevgi biçelim

Sevgi dünyasına yalan giremez
Gönülden sevmeyen hakka eremez
Bakar ama perdelidir göremez
Perdeyi kaldıran sevgidir sevgi

Sevgi doldur badeleri içelim
Sevgiler ekelim sevgi biçelim

Garibim aklımı alan bir gözdür
Yanar yüreğimde aşkı bir közdür
Hayvan dünyasının nimeti azdır
İnsana çok eden sevgidir sevgi

Sevgi doldur badeleri içelim
Sevgiler ekelim sevgi biçelim

>> Neşet Ertaş >>




Selam olsun KIRŞEHİR lilere

YAŞAR AVCI | 20 Ağustos 2007 Saat 08:40


Yorum Ekleyin
Başlık
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.

KırşehirYeniHaber
KIRŞEHİR Yeni HABER sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır. Hiçbir kuruluşla doğrudan veya dolaylı herhangi bir bağlantısı yoktur.

2006 © 2008