Temmuz 2009
PzrPztSaÇaPeCuCts
1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031
Aylık Arşiv
Ocak 2009
Şubat 2009
Mart 2009
Nisan 2009
Mayıs 2009
Haziran 2009
Temmuz 2009
Yıllık Arşiv


KÜNYE

 

KIRŞEHİR Yeni HABER

İnternet Gazete

 

Yayın Yönetmeni:

M. Duran Sönmez

 

 E.Posta: kirsehiryenihaber@gmail.com

 

www.kirsehiryenihaber.com

Basın ahlâk ilkelerine uymaya söz vermiştir.

 

Sitede yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.

 

 

KIRŞEHİR Yeni HABER  İMD üyesidir.


Son Fotoğraflar
Mucur
Mucur Yenice Mah.
Türk Büyükleri Parkı
Ana Sayfa > Cevat Kulaksız > Emekli olunca kağnı yapıp satmaya başladı
Emekli olunca kağnı yapıp satmaya başladı

Siz hiç İstiklal savaşımızda cephelere cephane taşıyan kağnıları düşündünüz mü? Kurtuluş Savaşımızın kazanılmasını Mehmetçiklerimizden sonra, o kağnı ve öküzlere borçlu olduğumuzu hiç düşündünüz mü?


İşte bu olayın bilincinde olan Kastamonulu işçi emeklisi Celal Aslan, emekliliğinde kağnı yapıp satmaya başlamış. İstiklal Savaşımızdaki kağnıları ve önemini, Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın şu şiiri ile daha iyi anlarız sanırım. Kastamonu Tosya Aşağıkayı köyünden olan Celal Aslan, İstiklal Savaşında, Kastamonu İnebolu’dan Rusya’nın yardımı olan cephaneleri Ankara’ya cepheye taşınmasında büyük rolü olan kağnıları unutamadığı için onların anısına minyatür kağnı yapıp satmaya başlamış. Ankara Atatürk Merkezindeki Kastamonu Günleri Fuarı standında yaptığı birbirinden güzel kağnı boyunduruğu arasındaki öküzleri ve her şeyi ile mükemmel kağnıları satarken şunları anlattı:

 

“Kastamonu Tosya ilçesi Aşağıkayı köyündenim. Köyüm orman köyü idi. İnebolu’da bir hidrolik fabrikasında 33 yıl çalıştıktan sonra emekli olup İstanbul’a yerleştim. İnebolu’nun İstiklal Savaşındaki konumu ve cephane taşıyan o kağnıları unutamadım. Bu kağnılara Şerife Bacı Kağnıları diyoruz.
Çünkü kağnı ile cephane taşıyan kadınlardan birinin ismi Şerife Bacı idi.



Cephane taşırken yağmur yağmaya başlayınca, sırtındaki çocuğunun battaniyesini alıp, ıslanmasın diye mermilerin üstüne seren kadındır, Şerife Bacı. Orada bulunan bir erkek, “Çocuğu hasta edersin, battaniyeyi çocuğun üstünden neden alıyorsun” dediği zaman Şerife Bacı şunları söylemiştir: “Bu battaniyesiz çocuğum hasta olur, ölürse ben ağlarım; bu mermi ıslanır cephede iş görmezse vatan tehlikeye girer herkes ağlar”, deyince adam dediğine bin pişman olup Şerife Bacının eline ayağına sarılmak ister. İşte bu kağnılı günlerin anısına bunları yapıp satıyorum”.

 

Standın önünden geçenlerin hayranlıkla izlediği kağnıları yapan Celal Aslan devamla şunları anlattı:

 

“Bu kağnıların tanesini 150 YTL den satıyorum. On günde bir kağnı yapıyorum. Üç yıldır bu kağnıları özenle yapmaktayım. Şimdiye kadar, 100 kadar kağnı yapıp sattım. Kağnının üzerinde saban, tırmık, yaba, üvendire, cephaneliği temsilen yuvalarına monte edilmiş mermiler var. Bu kağnıları dernekler, vali, kaymakamlar alıyorlar. Bir yerlere hediye vermek için alıyorlar”.    

 

                              Mustafa Kemal’in Kağnısı


Yediyordu Elif kağnısını
Kara geceden geceden
Sanki elif elif uzuyordu inceliyordu
Uzak cephelerin acısıydı gıcırtılar
İnliyordu dağın ardı yasla
Herbir heceden heceden…

Mustafa Kemal'in Kağnısı derdi kağnısına
Mermi taşırdı öteye, dağ taş aşardı
Çabuk giderdi, çok götürürdü Elifcik
Nam salmıştı asker içinde
Bu kez herkesten evvel almıştı yükünü
Doğrulmuştu yola, önceden önceden…

Öküzleriyle kardeş gibiydi Elif,
Yemezdi, içmezdi, yemeden içmeden onlar
Kocabaş çok ihtiyardı çok zayıftı
Mahzundu bütün Sarıkız, yanısıra
Gecenin ulu ağırlığına karşı,
Hafiftiler, inceden inceden…

İriydi Elif kuvvetliydi kağnı başında
Elma elmaydı yanakları, üzüm üzümdü gözleri
Kınalı ellerinden rüzgar geçerdi daim
Toprak gülümserdi çarıklı ayaklarına
Alını yeşilini kapmıştı, geçirmişti
Niceden niceden…

Durdu birdenbire Kocabaş, ova bayır durdu.
Nazar mı değdi göklerden, ne?
Dah etti, yok. Dahha! dedi, gitmez.
Ta gerilerden başka kağnılar yetişti geçti gıcır gıcır
Nasıl durur Mustafa Kemal'in Kağnısı
Kahroldu Elifcik, düşünceden düşünceden …

Aman Kocabaş, ayağını öpeyim Kocabaş,
Vur beni, öldür beni, koma yollarda beni.
Geçer, götürür ana çocuk mermisini askerciğin
Koma yollarda beni, kulun köpeğin olayım
Bak hele üzerimden ses seda uzaklaşır
Düşerim gerilere iyceden iyceden…

Kocabaş yığıldı çamura
Büyüdü gözleri büyüdü, yürek kadar
Örtüldü gözleri örtüldü hep
Kalır mı Mustafa Kemal'in Kağnısı bacım
Kocabaşın yerine koştu kendini Elifcik
Yürüdü düşman üstüne yüceden yüceden…

 

FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA

 

 

Cevat Kulaksız

 

ckulaksizster@gmail.com

Gelen Yorumlar
Okuyucu yorumları ‘onay’dan sonra yayınlanır. Küfür, hakaret, tehdit, aşağılama içerikli mesajlar silinir ya da değiştirilebilir; sorumluluğu yorumu yapana aittir.
Yorum Ekleyin
Başlık
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.

KırşehirYeniHaber
KIRŞEHİR Yeni HABER sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır. Hiçbir kuruluşla doğrudan veya dolaylı herhangi bir bağlantısı yoktur.

2006 © 2008