Temmuz 2009
PzrPztSaÇaPeCuCts
1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031
Aylık Arşiv
Ocak 2009
Şubat 2009
Mart 2009
Nisan 2009
Mayıs 2009
Haziran 2009
Temmuz 2009
Yıllık Arşiv


KÜNYE

 

KIRŞEHİR Yeni HABER

İnternet Gazete

 

Yayın Yönetmeni:

M. Duran Sönmez

 

 E.Posta: kirsehiryenihaber@gmail.com

 

www.kirsehiryenihaber.com

Basın ahlâk ilkelerine uymaya söz vermiştir.

 

Sitede yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.

 

 

KIRŞEHİR Yeni HABER  İMD üyesidir.


Son Fotoğraflar
Mucur
Mucur Yenice Mah.
Türk Büyükleri Parkı
Ana Sayfa > Cevat Kulaksız > Eşekli ozan heykeli üstüne
Eşekli ozan heykeli üstüne

Kırşehir’de Terme Kaplıcası bahçesinde, elinde saz, arkasında eşek, önünde çocuk (onun da elinde saz)  olan bir heykel vardır. Bu Heykel, Kırşehir’in tanınmış mahalli sanatçısı Neşet Ertaş’ın babası Muharrem Ertaş’ın heykelidir. Çocuk da, Şimdi ünü Avrupalara taşmış Kırşehir’in gururu Neşet Ertaş’ı simgeler. Belki içinizden birileri, “Muharrem Ertaş’ın yanında bu eşek heykeli de neyin nesi” diyerek yadırgayıp sorabilir.

 

Eşek 3000–4000 yıldır, insanoğluna taşımacılık yönünden çok büyük yardımcı olmuştur. Beslenmesi ve üremesi kolay, hemen her şeyi yiyen, dayanıklı, bu vefakâr hayvan insanoğluna, çok uzun yıllar, çok uzun bir süreçte hizmet etmiştir.  Hele otomobillerin olmadığı yüz yıl önceyi düşünürsek, her türlü taşımayı, at ve öküz yanında, çok yakın akrabası olan katırla birlikte eşek yapmıştır. (Katırın biliyorsunuz babası at, anası da eşektir; katırın yavrusu olmaz). Eşek ve öküz, bu denli insanlara hizmet etmesine karşın, eşek ve öküz kadar aşağılanan başka bir hayvan yoktur. İnsanlar şimdi bile, birbirine kızdığı zaman, “ulan eşek, eşşoğlu eşek” vb. nice aşağılayan sözler söylerler. Bunun için insanoğlunun eşeğe bir vefa borcu vardır.

 

(Yüz yıl kadar önce, Baha Tevfik tarafından “Eşek” dergisi çıkarıldığını, bu dergide bütün yerli, yabancı devlet adamlarını eşek resmi ile hicvedildiğini, bu nedenle de çeşitli baskılara uğrayıp ancak 16 sayı basılabildiğini, bilmem biliyormusunuz. Bu derginin nüshaları Milli Kütüphanede özenle korunmaktadır. Bu derginin bir sayfası, yakında çıkacak olan Halk Kültüründe Eşekname Öküzname adlı kitabıma kapak oldu). 

 

YOKSULLUK İÇİNDE ÖLEN MUHARREM ERTAŞ (1913–1984)

 

Oğlu Neşet Ertaş ile söyledikleri bozlaklarla Kırşehir’e olduğu kadar, Türkiye genelinde folklorik değerle ün kazandıran Muharrem Ertaş, Kırşehir’in Bağbaşı semtinde, tek odalı evinde 1984 yılında yoksulluk içinde ölmüştür. Çileli geçen ömründe adeta bir feryatlar nağmesi olan bozlaklar, günümüzde beğeni ile dinlenmektedir.

 

Devlet, bir vefa borcu olarak, Abdalların çileli geçen bu yaşamlarına destek olmak için, Kültür Bakanlığı 15 kadar saz söz ustasını, devlet sanatçısı kadrosunda maaşa bağlamıştır. Ayrıca Muharrem Ertaş’ın çileli ve yoksulluk içinde geçen yaşamına ithafen, Kırşehir’liler ve Kültür Bakanlığınca şehrin en belirgin yerlerine Muharrem Ertaş’ın heykellerini dikmişlerdir.

 

İşte böylesine vefasızlıklar için, Muharrem Ertaş’ın ölümünden çok yıllar önce, yazar Nihal Atsız’ın (1905–1975) oğluna söylemiş olduğu şu dizeleri sanki bunun için söylenmiş gibidir: 

 

“Sağlığında nice ehl-i hünerin

Bir tutam tuz bile yoktur aşına,

Öldürüp onu evvel açlıktan

Sonra bir türbe dikerler başına.”

 

Bu heykelin önemini açıklamadan önce, Neşet Ertaş’la babası Muharrem Ustanın, tanınmadan önceki, 1960–1970 li yıllara doğru yaşantılarına bir göz atarsak; Anadolu’nun yolunun, arabanın olmadığı, o sıkıntılı yıllarında, Muharrem Ertaş, Neşet Ertaş baba oğul, ekmek paralarını kazanmak için, köy köy, diyar diyar, eşeklerine binerler, nerede düğün var oralara giderek, saz çalıp türküler söyleyerek, geçimlerini sağlamaya çalışırlardı. Bu çileli yollarda, ekmek parası için dolaşırken, gurbet, yoksulluk ve çevredeki insanların acıları onların duygu dağarcığını doldurur, türkülerle yoğurur, daha bir acıklı coşkulu türküler, bozlaklar söylerler. İşte bu çileli yaşam ve yollarda baba oğul yoğrulurken, daha önceki ozan ve ustaların söyledikleri ve çaldıkları ile birleşince bir çeşit ağıt, feryatlar nağmesi olan bozlaklar doğar. Ekmek parasına, geçimlerine yardımcı olan, onları gurbetten gurbete taşıyan eşekleri onların en yakın yardımcısı yoldaşı olur. Eşekle bir iki dağı aştınız mı, başka köye gittiniz mi, artık gurbettir insana. “Yine gurbete düştü yolumuz” gibi yanık bozlaklı hasret türküleri söyleyen Neşet Ertaş için, her köy ayrı bir gurbet, her dağın arkası ayrı bir hasrettir. Ne ki, o zamanları eşek Anadolu köylüsünün en büyük yardımcısı, taşıma aracı idi.

 

İşte Kırşehir Belediyesi de bir vefa borcu olarak, Kırşehir’in onuru gururu Baba Muharrem Ertaş’ı, ekmeğine, rızkına yardımcı ve ortak olan, yoldaş olan eşekleri ile birlikte bu fani dünyada heykelini yaparak onları onurlandırıp ebedileştirir.

 

Eşek sadece biz Türklere mi hizmet edip yardımcı olmuştur? Eşek, bu pratik taşıma aracı canlı hayvan, şimdilerde bile, dünyanın her yerinde, her ülkede insanlara hizmet etmiş, hizmet etmektedir. Türk çiftçisinin iki öküzünden biri öldü mü, yedek lastik gibi, evindeki hazır eşeğini kağnıya, çift sürmeye koşardı. Yeni bir kaynaktan öğrendiğime göre, eşek uzakta, yakında yol üstündeki tehlikeleri sezer, gitmek istemezmiş; bunu inatçılığa “eşek inadına” yoran sahibi, eşeği dövermiş.

 

Bütün savaşlarda olduğu gibi, 1915 de Çanakkale Savaşında, gerek Türk cephesinde, gerekse müttefik cephesinde çok geniş olarak eşekten faydalanılmıştır. Otomobilin yaygınlaşmadığı, yolun olmadığı, geçilmesi zor bayır, sarp arazide, mevzilerde cephane yanında, hasta ve yaralı taşınmasında çok kullanılmıştır. Gürültüsü, patırtısı olmayan, geniş yola gereksinim duymayan, dar zor yerlerde silâh cephane yanında, yaralılar rahatlıkla taşınmıştır. İşte böylece, bu vefakâr hayvandan İngilizler çok yarar gördüklerinden, savaşta verilen üstün hizmet madalyasına eşek motifi işletmişlerdir. Yanda Anzaklara verilen bir madalya görülmekte. Bu madalyada eşek üstünde taşınan bir yaralı motifinin üstünde 1915, en altta “ANZAC” kelimesi açıkça görülmektedir.

 

Çanakkale Savaşında, Türk tarafında fotoğraf çekimi imkânsızlıklar nedeni ile çok kısıtlı olduğundan, eşeklerle ilgili resimleri çok az görmekteyiz. Oysa Türk cephesinde eşek, katır gibi hayvanlardan taşımacılıkta daha çok kullanılmıştır.

 

Eşeğin emeğinden savaş boyunca yararlanıldığı için, böyle bir madalyaya resmedilerek, eşek de onurlandırılmıştır.

 

Resimler, İngilizler tarafından 1915 de Çanakkale cephesinde çekilmiş, bir İngiliz İnternet sitesinden alınmıştır.

 

  

Cevat Kulaksız    

Araştırmacı

 

ckulaksizster@gmail.com

Gelen Yorumlar
Toplam 1 yorum, 1-1 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda. Okuyucu yorumları onaydan sonra yayınlanır. Küfür, tehdit, hakaret, aşağılama içerikli mesajlar silinir ya da değiştirilebilir; sorumluluğu yorumu yapana aittir.
neset ertas
harika dostlar böyle güzel insanlar kesinlikle bulunmaz bu harikaların devamı gelmezse büyük yalnışlık olur saygılarımla...
aytun çetin kaya | 13 Şubat 2008 Saat 21:55
Yorum Ekleyin
Başlık
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.

KırşehirYeniHaber
KIRŞEHİR Yeni HABER sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır. Hiçbir kuruluşla doğrudan veya dolaylı herhangi bir bağlantısı yoktur.

2006 © 2008