Temmuz 2009
PzrPztSaÇaPeCuCts
1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031
Aylık Arşiv
Ocak 2009
Şubat 2009
Mart 2009
Nisan 2009
Mayıs 2009
Haziran 2009
Temmuz 2009
Yıllık Arşiv


KÜNYE

 

KIRŞEHİR Yeni HABER

İnternet Gazete

 

Yayın Yönetmeni:

M. Duran Sönmez

 

 E.Posta: kirsehiryenihaber@gmail.com

 

www.kirsehiryenihaber.com

Basın ahlâk ilkelerine uymaya söz vermiştir.

 

Sitede yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.

 

 

KIRŞEHİR Yeni HABER  İMD üyesidir.


Son Fotoğraflar
Mucur
Mucur Yenice Mah.
Türk Büyükleri Parkı
Ana Sayfa > Medyadan Seçmeler > Güçlülerin çocukları ve şehitler
Güçlülerin çocukları ve şehitler

Baskına uğrayıp şehit olan askerlerin içinde:

Devletin ve hükümetin başındakilerin,

Bakanların,

Milletvekillerinin,            

Ordunun yüksek rütbelilerinin,

Holding sahiplerinin,

Büyük zenginlerin,

Medya babalarının veya büyük gazetecilerin,

Banka sahiplerinin,

Genel müdürlerin,

Diğer bilcümle büyüklerin, güçlülerin ve dişlilerin...

Çocukları, torunları, yeğenleri, yakınları yoktu...

Şehit olanlar hep fakirlerin ve güçsüzlerin çocukları veya yakınları idi.

Aktütün karakolu bir istisna değildir. Diğer bütün Aktütün’lerde de bu saydıklarım yoktur.

Üzerinden henüz bir yıl geçmedi. DanimarkaGenelkurmay Başkanı’nın asker oğlu Afganistan’da öldü.

İngiltere ile Arjantin arasındaki savaşta, İngiliz kraliçesinin oğlu (veya torunu) savaş uçağı kullanıyordu.

Cumhuriyet ve demokrasinin ana prensiplerinden biri eşitliktir.

Hukuk ve adalet önünde eşitlik.

Askerlik hizmetinde eşitlik.

İnsan ve vatandaş olarak eşitlik.

Bizde maalesef mutlak bir eşitlik yok.

Birileri halka nispetle DAHA EŞİTTİR.

Bu yüzden onların çocukları, torunları, yeğenleri, yakınları Aktütün karakolunda hizmet görmezler ve şehit olmazlar.

Anayasada eşitlik yazıyormuş...

Yazsa ne çıkar, yazmasa ne çıkar...


Mehmet Şevket EYGİ



*
Askere gitmeyeceğim!!

“Cumartesi gününden beri halkın içindeyim... Aktütün’de verilen 17 şehitte bir PKK başarısından çok, bir askerî hata olduğuna inananların sayısı fazla. Asker kanadından yapılan açıklamalar, kafalarda beliren sorulara yanıt vermekten, kamuoyunu tatminden uzak. Hatta tersine şüpheleri destekler düzeyinde. Bir ihmal, bir gaflet olduğu nerdeyse açık...”

“Adamlar gazetelere haber vere vere geliyorlar nerdeyse ve siz gafil avlanıyorsunuz...

Er Ramazan baskından bir gün evvel, Cuma günü evine telefon açıp veda ediyor... “PKK’lılar bizi bu hafta içinde üç kez bastılar, ben artık zor dönerim anne...” Ve dördüncü baskında, er Ramazan şehit... Er Ramazan biliyor da, onun üzerindeki tek yıldızlıdan başlayıp, silsile-i meratip bol yıldızlıya bir yığın komutan nasıl bilmiyor acaba?”

“PKK ile savaşın başladığı 30 yıl içinde 40 bilmem kaç kez baskına uğramış, son şehitler hariç, 28 gencimiz keklik gibi avlanmasına sebep olmuş bir karakol Aktütün. Karakol mu, elimizle kurduğumuz tuzak mı yoksa? Koskoca orduda, bu durumu değerlendirecek, önlem düşünecek bir kurmay çıkmaz mı?”

Yukarıdaki satırları “TSK karşıtı” diye damgalanmış, menfur ve münafık bir liberal yazar yazmadı... Bu satırlar babası da bir kurmay asker olan, her zaman Kemalist ve milliyetçi bir çizgide olduğunu ifade etmiş bir yazar tarafından yazıldı... Bu sorular onun tarafından soruldu... Bu yazar Hıncal Uluç...

Hıncal Uluç, siyasal kimliği itibariyle laik kesim içinde temsil kabiliyeti yüksek bir isim... Uluç’un onyıllardır bitmeyen, aksine artarak devam eden popülerliğinin temelinde bu var... Laik kesimde ideolojik ve keskin Batı-karşıtı bir ulusalcı-Kemalist çizgi hâlâ marjinal... Çoğunluk Popüler Kemalizm diyebileceğimiz, Kemalizmin tüm temel unsurlarına yürekten bağlı ama aynı zamanda Batı ile bütünleşik kalmak isteyen, gri-beyaz bir ideolojik zemine sahip... Hıncal Uluç bu çizginin en net temsilcisi... Uluç, laik kesimin çoğunluğunun paylaştığı hisleri ifade eden bir isim, yani bu soruları sadece Uluç sormuyor... Genelkurmay bilmeli ki bu sorgulamalar TSK’nın kendi toplumsal temeli olarak gördüğü Kemalist kesimin büyük çoğunluğunda yapılıyor artık...

Bu savaşa inanç kalmadı

Daha evvel de kendini Kemalist ve milliyetçi olarak adlandıran kesimlerin Güneydoğu’da süren savaşa inançlarının kalmadığını belirtmiştim... O sebeple bu ülkenin laik-şehirli ortasınıfı, oğullarının askerliğini rahat bir yerde yapması ve mümkünse yasal yollardan dolanarak bedelli olarak yapması veya yapmaması için elinden ne gelirse yapıyor...

En popüler taktikler şöyle... Bir şekilde kapağı yurtdışına atmak en az üç yıl orada çalışmak ya da bir yolunu bulup çalışıyor gözükmek ve o yolla askerliği bedelli olarak 21 gün yapmak...

Yaşanmış bir hastalık ya da ameliyat varsa, onu abartmak, askerî hastanelerde ilgili tanıdıklara “çürük raporu” çıkartmak için kulis yapmak...

En olmadı, askerliği normal yasal süre içinde yapmak, fakat “rahat” bir yerde yapılmasını sağlamak... Bunu sağlamak için de makam sahibi emekli ya da muvazzaf paşalara ulaşmak, oğlanın rahatı için ricacı olmak...

Bu üç yöntemden biri bir şekilde tutar ve bu ülkenin laik orta ve üst sınıflarının çocukları askerliğini genelde “rahat” yapar... Kimliği ne olursa olsun belli bir maddi gelirin üstünde olan ailelerin çocukları da bu işten “yırtmayı” genelde becerir...

Her zaman olduğu gibi olan yine garibanlara olur, onlar yırtamazlar, istemeseler de o çukur karakollara giderler... Uluç’un anlattığı Er Ramazan gibi “Artık zor dönerim anne...” derler ve göz göre göre canlarını yitirirler...

Sivil itaatsizliğe çağrı

Bu riyakârlık, bu ahlaksızlık benim canıma tak etti artık!..

Ben askerliğini henüz yapmamış biriyim... Daha evvel de düşünüyordum ama dün yeniden uzun uzun düşündüm ve kendi adıma bir karar verdim, buradan da ilan ediyorum... Bu çözümsüz savaş sürdükçe ASKERE GİTMEYECEĞİM!! Böyle bir sivil itaatsizliği bu ülkenin gençleri olarak bizler yapmadıkça da bu savaşın bitirileceğine de inanmıyorum! Bu fikrimin anti-militarizm ya da vicdani red ile de ilgisi yok... Bu bir meşruiyet meselesi...

TSK, bugün büyük bir meşruiyet krizi içindedir... Kendine Kemalist ve milliyetçi diyenler nazarında bile bu böyle bugün... O sebeple yasal yollardan askerden kaçmak için ellerinden geleni yapıyorlar...

Böyle bir yola tenezzül etmek bence ölen o yoksul ve köylü yurttaşlarımızın katline ortak olmaktır... Birileri rahat yerlerde askercilik oynarken, birileri güvenliksiz ölüm çukurlarında katledilmeyi bekleyecek, öyle mi?

Bu haksızlığa hiçbir vicdan dayanamaz... O sebeple askere gitmeyeceğim, bu devlete itaat etmeyeceğim... İsterlerse hapse atsınlar... Bu savaş kirli bir savaş, ordumuz ise kendi evlatlarına değer vermiyor... Böyle inanıyor ve bunu söylüyorum...






Rasim Ozan
Kütahyalı

Gelen Yorumlar
Okuyucu yorumları ‘onay’dan sonra yayınlanır. Küfür, hakaret, tehdit, aşağılama içerikli mesajlar silinir ya da değiştirilebilir; sorumluluğu yorumu yapana aittir.
Yorum Ekleyin
Başlık
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.

KırşehirYeniHaber
KIRŞEHİR Yeni HABER sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır. Hiçbir kuruluşla doğrudan veya dolaylı herhangi bir bağlantısı yoktur.

2006 © 2008