Temmuz 2009
PzrPztSaÇaPeCuCts
1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031
Aylık Arşiv
Ocak 2009
Şubat 2009
Mart 2009
Nisan 2009
Mayıs 2009
Haziran 2009
Temmuz 2009
Yıllık Arşiv


KÜNYE

 

KIRŞEHİR Yeni HABER

İnternet Gazete

 

Yayın Yönetmeni:

M. Duran Sönmez

 

 E.Posta: kirsehiryenihaber@gmail.com

 

www.kirsehiryenihaber.com

Basın ahlâk ilkelerine uymaya söz vermiştir.

 

Sitede yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.

 

 

KIRŞEHİR Yeni HABER  İMD üyesidir.


Son Fotoğraflar
Mucur
Mucur Yenice Mah.
Türk Büyükleri Parkı
Ana Sayfa > Cevat Kulaksız > Halkın parası ile iktidarın TeReTe'sİ
Halkın parası ile iktidarın TeReTe'sİ

Bütün iktidarlar zamanından beri hiçbir zaman TRT Kurumu gerçek bir özerkliğe kavuşamamıştır. Küçüklüğümün yılları olan 1950 li yıllarını anımsıyorum.

Herkesin evinde radyo yoktu. Köy odasında kocaman pilleri olan kocaman bir radyo vardı. (O radyonun içinde, epey bir incelememle insanlar aradığımı, insanların bunun içine nasıl girip konuştuğunu, bir türlü aklım almazdı). İşte o radyo, pilleri bitmesin diye ancak ajanstan ajansa açılır; açılınca da, herkes konuşmayı keser, ajansı dinlerdi. “Allahu Ekber Allahu Ekber, yolun açık olsun asker” diye marşmıydı, türkümüydü radyodan bir müzik duyduğumu hatırlıyorum. Meğer Menderes Kore’ye asker gönderirmiş. Sonraları, köy odasındaki yaşlılar, “bizim asker yarmış” gibi sözleri duyduğumu anımsıyorum. Ajanstan sonra, radyoda “meteoroloji raporları okunur, hava şöyle böyle olacak diye spiker konuştuktan sonra, yaşlılardan biri, “dürzülere bak Allahın işine de karışıyorlar” diye söylenirlerdi. Neyse konumuz bu değil, nedense, TRT deyince eski radyo anıları aklıma geliverdi.

Asıl konumuz, TRT nin yanlı ve yansız yayın yapmasını irdelemekti. Yine küçüklüğümün radyo anıları ile konuya devam etmek istiyorum. 1950–1960 yılları arasında radyodan çok dinlemişimdir. Yaşı 50 nin üzerinde olanlar mutlaka anımsarlar “Vatan Cephesi” ni… Vatan yüreğimizde olan kutsal bir değerdir. Bunu bilen o zamanın, Menderes’in radyocuları, CHP li olmayan Menderes yanlısı, vatan cephesine kayıt olan ve radyoya gönderilen bütün insanların isimleri teker teker, ajastan sonra, “şimdi vatan cephesine kayıt olanların isimlerini yayınlıyoruz” diyerek yayınlanırdı. Öyle ki, yeni doğan çocukların bile isimleri radyodan okunur, okundukça insanlar buna çok keyiflenirdi.

Sonradan öğrendiğime göre, “vatan cephesi” ne kayıt olup da ismi okunanların toplamı Türkiye nüfusunun iki katına kadar çıkmış. İşte devletin radyosu, partizan bir iktidarın borazanı gibi kullanılıyordu.

Partizan Adnan Menderes ve DP ye karşı tek başına demokrasi mücadelesi veren Kırşehir’li hemşerimiz rahmetli Osman Bölükbaşı, bu uğurda, Menderes’in tevkif ettirmesi ile milletvekili iken hapislerde yatmış, partisi kapatılmış, ne ki Menderes, onu susturmak için Kırşehir İlimizi kaza yapmıştı. İşte hemşerimiz Bölükbaşı, 1960 lı yıllardan sonra da TRT nin yanlı yayın yaptığını, iktidarın borusu gibi kullanıldığını örnekleri ile uzun uzun anlattığı için, rahmetli hemşerimizin lakabı bir süre ,“TRT Osman” anlamında Tırt Osman” olarak kalmıştı. (Muhalefetini 1965 yılında TRT'ye de yönelterek kuruma ??Tırt?? ismini takar ve lakabı ??Tırt Osman?? a çıkar.) Demek ki, bütün iktidarlar zamanında, milletin-devletin parası ile programlar yapan TRT sürekli iktidarların borusu gibi hizmet vermiş. Bütün iktidarlar da, kendi yandaş kimseleri TRT ye yönetici olarak atamış.

1961 de Türkiye radyoları TRT Kurumu şeklinde özerkliğe kavuştuysa da, bir türlü iktidarların partizan atama ve baskılarından kurtulamamış, her iktidar atadığı kendi adamları ile kendi borazanı haline getirme çabası içinde olmuşlardır.

 

TRT’DE PARAZİT

Türkiye’nin 27 Mayıs darbesine ilerlemesinin sebeplerinden biri devlet radyosunun Demokrat Parti organı haline gelmesiydi. Devlet yayını parti yayını haline gelirse ülkede demokrasi bitmiş demektir. 1961 Anayasası bu yüzden TRT’ye özerklik verdi. Gelen iktidarlar bu özerklikten hazzetmedi tabii… Ama hiçbir iktidar TRT’yi AKP gibi pervasızca kendine bağlamamıştı. TRT yeniden DP dönemlerindeki “parti organı” kimliğine dönüşüyor.. İşte örnekler…

Anayasa Mahkemesi’nde görüşülmeyi bekleyen türban davasıyla ilgili haberleri TRT ilk başta ‘başörtüsü davası’ diye veriyordu… Şimdi ‘özgürlüklerin genişletilmesini düzenleyen dava’ başlığıyla veriyor…

Başbakan Erdoğan, geçen çarşamba Osmaniye’deydi… Düzenlenen salon toplantısını izlemekle görevli kameraman detay alırken çarşaflı bir kadını da çekmiş. Bu görüntü haberlerde ekrana gelince ortalık birbirine girdi. Bunun, AKP hakkındaki kapatma davası sürerken kasıtlı olarak yapıldığı ileri sürülerek muhabir, kameraman ve yönetmen çeşitli cezalara çarptırıldı.

Bu olaydan iki - üç gün sonra AKP’nin Kızılcahamam toplantısı yapıldı. Başbakan, buradaki konuşmasında, doğalgaz ve elektriğe zam yapacaklarını söyledi. Bu sözler bütün özel kanallarda aynen yer aldı. TRT’de ise “Başbakan, doğalgaz ve elektriğe zorunlu fiyat ayarlaması yapılacağını bildirdi” diye yayımlandı… Aslan yöneticiler Başbakan’ın ağzından yanlışlıkla kaçtı, diye düşünmüş olacaklar ki zam sözcüğünü sansürlediler, yerine ayarlama sözcüğünü koydular.

Şu şaşmaz bir gerçek ki, tarafsız yayın yapmayan bir medya organı ile gerçek bir kamuoyu oluşturulamaz. Ülkede gerçek bir kamuoyu oluşturulamazsa, toplum çağın objektif kriterlerinden (ölçütlerinden) geri kalır. Çağdaş dünyaya uyum yapamaz. İktidarın yanlış-doğru çalışmaları üzerine yayın yapan TRT ve öteki yandaş medya organları, kamuoyu üzerinde yanlı yayınları ile kendi kamuoyu oluşturma çabaları doğrultusunda ve muhalefete karşı  “mahalle baskısını da oluşturmaktadırlar. Şimdiki AKP iktidarı da, gerek kendi doğrultusunda yayın yaptırdığı TRT ve beslediği, satın aldığı öteki medya organları ile müthiş bir “mahalle baskısı” oluşturmaktadır. Vakit gibi yandaş gazeteler, gerek muhalefet, gerek sevmediği yargı ve ordu üzerinde iftiralara varan yayınlar yapmakta.

Basından derleyebildiğimiz, birkaç örnek vererek, şimdiki AKP iktidar TRT sinin ne kadar yanlı yayın yaptığını örneklemek istiyoruz.

Tarafsız TeReTe!

TRT-1 kanalında pazartesi geceleri yayımlanan “Enine Boyuna”nın konusu Anayasa Mahkemesi’nin türban kararıydı... Bir yanda AKP'nin kadrolu konuşmacıları; hukukçu Levent Köker, Serap Yazıcı, Etyen Mahçupyan ve Hasan Celal Güzel... Diğer yanda tek başına eski bakanlardan Hikmet Sami Türk. Dengeye bakınız... Programın yöneticisinin hangi taraftan olduğunu söylemeye gerek yok tabii. Koro halinde mahkemeye vuruldu. Kadrolu sanatçılar Hikmet Sami Türk konuşurken de boş durmadılar... Pis pis sırıtarak, akılları sıra onu küçümsediler. Bakanlık yapmış yaşlı başlı bir profesörü adeta alaya alıyorlardı. Bravo TRT... Ve konuşmacılarına... Oysa bu tür tartışmalarda, söyleşilerde, her görüşü savunanların sayısı karşılıklı eşit ve hakçasına olması gerekmez mi?

Haberleri izleyin, adeta RTE nun sesini yansıtan AKP televizyonu gibi.

Ak sesli TeReTe!

Bu programda Hikmet Sami Türk’ün, TRT şakçıları karşısında neden tek başına kaldığının gerçeği şöyledir: 

Enine Boyuna programının yapımcısı, Profesör Ülkü Azrak’ı telefonla arıyor... Programa davet ediyor, katılıp katılmayacağını soruyor.. Ülkü Azrak, konuşmacı olarak başka kimlerin çağrıldığını soruyor... Yapımcı “Levent Köker, Yasemin Çongar ve Süheyl Batum” adlarını veriyor... Prof. Azrak programa katılabileceğini söylüyor. Bir gün sonra yine telefon... Bu defa adres alınıyor ve Azrak’a araç yollanarak evinden aldırılacağı bildiriliyor. Profesör Azrak o yüzden randevularını iptal ediyor. Evinde beklemeye koyuluyor... Ama ne gelen var ne giden... Üstelik bir telefon edilip davetten vazgeçildiği de bildirilmiyor. Ülkü Hoca evde bekleyedursun, canlı program başlıyor... Anayasa Mahkemesi’nin türban kararı konusundaki programın katılımcıları, AKP’nin kadrolu bülbülleri Prof. Levent Köker, Doç. Serap Yazıcı, Etyen Mahçupyan,  Hasan Celal Güzel... Ve karşı görüş olarak süs kabilinden bir isim Hikmet Sami Türk. Tek sesli koro Anayasa Mahkemesi’ne verip veriştiriyor... Hikmet Sami Türk konuşurken de pis pis sırıtarak akılları sıra onu küçümsüyorlar. Hiç de saygılı bir ifade kullanmayan, Hikmet Sami Türk’e adeta saldıran Hasan Celal Güzel, bir ara iler gittiğinin farkına varıyor ve özür diliyor. Halkın vergileriyle AKP borazancılığı yapan TRT’nin görev ihaneti sözcüklere sığacak gibi değil...

TRT nin yeni yasası Mecliste kabul edilerek Cumhurbaşkanına gönderildi. Bu yasa Mecliste ve öteki kurumlarda tartışılmadan geçti. Yasada TRT nin özerkliğe kavuşturulup yeniden yapılanması öngörülüyorsa da, maddeler incelendiğinde, TRT yi iktidara bağlamak, iktidarın isteğine göre kadrolaşma yaratma amacı taşıdığı görülür. Böylece TRT iktidarın güdümüne girmiş oluyor.

Halkın vergileriyle çalışan... Halka tarafsız şekilde hizmet etmesi gereken TRT şimdiden iktidarın borazanı olmuşken.. Yeni yasayla kuşkusuz daha da pervasız bir propaganda aracına dönüşecek... Halk kendi vergileriyle vurulacak. Demokrasinin ve TRT’nin “Kamuoyunun serbestçe oluşması” ilkesinden biraz daha uzaklaşacağız... Kimin bunu yapmaya hakkı var?

TRT öylesine yanlı yayın yapıyor ki, Ergenekon soruşturması kapsamındaki, Türkiye’yi şok eden generallerin, seçkin kişilerin gözaltına alınmaları bütün haber ajanslarının flaş haberi olurken, TRT nin haber kanalları bunu es geçiyor, uzun süre vermiyordu.

TRT GENEL MÜDÜRÜ ŞAHİN GÖTÜRÜYORMUŞ

İbrahim Şahin TRT Genel Müdürlüğü’ne aday olduğunda RTÜK’e ayrıntılı özgeçmişini vermişti. Yazdığı makalelerin tek tek isimlerini eklemeyi bile ihmal etmemişti. Ama Avea, Vodafone gibi kurumlarda yönetim kurulu üyesi olduğunu gizlemişti. Bunlar sonradan ortaya çıktı, Vodafone’dan 12 bin YTL aylık aldığı da… Derken CHP Milletvekili Muharrem İnce açıkladı:

“Ticaret Sicili gazetesini karıştırırken gördüm ki, İbrahim Şahin, Telekom’un iştiraki olan ‘Assist Rehberlik ve Müşteri Hizmetleri Anonim Şirketi’ adlı şirkette yönetim kurulu üyeliği yapıyor ve buradan da ayda 5 bin YTL alıyor.”

Muharrem İnce, İbrahim Şahin’in 50 bin YTL aylık gelirinin olduğunu söylüyor… Rakam yanlış mı? Olabilir… Rakamlar farklı da olsa, müdür zuladan malı götürüyormuş

Bilindiği gibi, hangi kademede olursa olsun, devletin birimlerinde, kamuda maaşla çalışanlar memur sayılır ve başka bir yerde gelir getirecek ayrı işlerde çalışamazlar.

TRT DE ÇALIŞANLARIN SAYISI

Alınan bilgiye göre, TRT'nin idari ve mali özerklik ile editoryal bağımsızlığa kavuşturulması gerektiğini, 7 TV kanalı ile 4 ulusal, 8 bölgesel, 1 yerel, 1 uluslararası radyo kanalı üzerinden 27 dilde yayın yapan TRT'de, 7 bin kişi çalıştığını, bir kamu kuruluşu olan TRT nin daha çağdaş, özerk ve tarafsız yayın yapması gerektiğini vatandaşlarca bildirildi. Gerçek bir kamuoyu oluşması için, TRT doğruları, yansız olarak vermesi gerekir. Aksi halde kamuoyu yanıltılır; aslonan doğrulardır. Ama dorular her partiye göre farklı olabiliyor.

Kaynak:  12.6. 2008 - Melih Aşık, Milliyet

Cevat Kulaksız ckulaksizster@gmail.com

Gelen Yorumlar
Toplam 4 yorum, 1-4 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda. Okuyucu yorumları onaydan sonra yayınlanır. Küfür, tehdit, hakaret, aşağılama içerikli mesajlar silinir ya da değiştirilebilir; sorumluluğu yorumu yapana aittir.
TRT SON 15 YILIN EN TARAFLI ZAMANINDA
TRT zaten iktidara yakın olurdu.Genel Müdürü siyasiler tayin eder.Ancak şimdiki TRT de Halk Türküleri TRT İnt.ve TRT 4 bazende belgeselleri seyrediyoruz.Haberleri habercilik taşımıyor.Yayınlarıda geçikmeli oluyor.

İslam ülkelerinde buaradada bizde tarafsızlık olmaz.Yaradılışımızda ve Dini kültürümüzde doğruluk ve iyi niyet önceliği olmasına rağmen Bu tavır ve eda Fatih Sultan Mehmet Han la patişahlıkta,Hz.Ömer Halifemizlede din kültürümüzden çıkarıldı.

Bakın Emevilere,Bakın Moğol istilasındaki Anadoluya ,Timur İmparatorluğunun yıkılışına,Cengiz Han imparatorluğunun yıkılışına,Osmanlının yıkılışına hep yağdanlık iktidar cevreleri ve ah çeken büyük yığınlar oldu.

TRT den tarafsızlık beklenemez.Biz bize benzeriz.

Herşeye rağmen Ulu Türk Ulusunun ve Onun önderi Gazi Mustafa Kemal'in hedefi
yolumuz olsun.
Yaşar AVCI | 03 Temmuz 2008 Saat 14:29
YİNE TRT
TRT’nin yıldızları
TRT Kurumu, televizyon programcılığı konusunda çok yetenekli bazı isimleri yeni fark etti! Bu isimlerin ortak yanı, iktidar yanlısı yayın organlarında çalışmaları. Mesela:
“Gündeme Dair” programı: Sabah yazarı Emre Aköz ile AKP Milletvekili Özlem Türköne’nin eşi Mümtaz’er Türköne hazırlıyor.
“Enine Boyuna” : Zaman yazarı Dr. İbrahim Kalın sunuyor.
“Sen - Siz Olmaz”: Taraf gazetesi yazarı (şimdi Kültür Bakanlığı Danışmanı) Dr. Önder Aytaç hazırlıyor.
“Felsefe Konuşmaları”: Yeni Şafak ve Zaman’da yazan Prof. Dr. Teoman Duralı görüşlerini açıklıyor.
“Şenlik Var”: Sunucusu daha önce Samanyolu TV’de çalışan Murat Yeni.
“Ezberbozan”: Yeni Şafak yazarı Tamer Korkmaz sunuyor.
“Bedirhan Gökçe ile Gecenin Kıyısında”: Daha önce Kanal 7’deydi.
“Düşünce İklimi”: Abant Platformu’nun koordinatörü Prof. Dr. Kenan Gürsoy sunuyor.
Bu listeyi sıralayan CHP Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk, Devlet Bakanı Mehmet Aydın’a sordu:
- TRT’de bu program yapanların seçimi konusunda hangi ölçütler kullanılmaktadır?
- Yukarıda adı geçen programlarda adı geçen yazarlar bu programlardan ne kadar para almaktadırlar?
Devlet Bakanı Mehmet Aydın yanıt olarak TRT Genel Müdürü’nden aldığı bilgiyi aynen iletti... Deniyor ki yanıtta:
- TRT’de yayımlanan programlarda gazetelerin tirajları yanında Anayasa ve ilgili yasa hükümleri ile TRT yayın ilke ve esasları göz önünde bulundurulmaktadır.
- Adı geçen kişilere ticari sözleşmeler uyarınca ücret ödenmekte olup, bu ücretler ancak tarafların rızası bulunması halinde açıklanabilmektedir. (Ne demek bütün devlet kurumlarında çalışanların maaş ve ücretleri bilinirken, TRT de çalışanların ücretleri nasıl gizli olur? TRT bir devlet kurumu değimlidir? Kendi yandaş gazetelerini, gazetecilerini, böylece devlet kesesinden gizlice nemalandırıyorsun, gizliyorsun)
- Götürü Bedel Hizmet Alım Sözleşmesi ile hizmet alındığından bu kişilere sınav yapılması ve staja tabi tutulması söz konusu değildir.
(TRT de programlar kimlere yaptırıldığını, kendi yandaşlarına yaptırıldığını böylece öğreniyoruz)
Yanıtlar kaçamak... Ödenen ücretlerin gizlenme gerekçesi de hiç inandırıcı değil.
Köktürk diyor ki: “TRT iktidar yandaşlarına program yaptırarak hem onları beslemekte hem iktidara yaranmaktadır”...
Milliyet. Melih Aşık 3.7.2008



Cevat Kulaksız | 03 Temmuz 2008 Saat 20:46
ÖZÜR VE DÜZELTME
Yukarıda yazdığım yazının 2.paragrafında Yaradılışımızda ve din kültürümüzde öncelik olan doğruluk ve iyi niyet;Fatih Sultan Mehmet Handan sonra patişahlıktan,Hz.Ömer Halifemizden sonrada dinden çıkarıldı olacaktı.Sonra kelimesi her ikli yüce ve ulu değerleimizden sonra olacaktı düzeltir.Özür dilerim.
Yaşar AVCI | 04 Temmuz 2008 Saat 10:25
HIZIR PAŞALAR HEP OLDU.HER CANLI GİBİ YAPTIĞI KALDI
Dünya fani veren alır canı der şair ya.Dünya kimseye kalmaz.Şah da olsan şahinde kralda olsan.İlmin insan severliğin,adaletin kalır yadigar.Hz.Ömer (RA)
Fakir halk gibi yaşayan Halife ne kadar güzel bir ahlak o yüce ahlak.Fatih Sultan Mehmet Han İstanbulu aldığında bütün yaşayanlara ve sakinlere din hürriyeti verdi.İster Bekri oldu ister papaz ister putperest onu alakadar etmedi.Taki Sultan IV Murat hanın keyf verici şeyleri yasaklayana kadar.Demokrasilerdeki güzellik burada.Açık sistem Özgürlükleri geniş sistem.ABD li bir Başkan eğer Anayasa gibi Siyasileri bağlayan bir hukuk sistemi olmassa siyasiler demokrasiyi yer der.En nihayetinde getirdiği bir uygulamanın anayasa aykırı olduğunu söylerler ve o uygulamadan vaz geçer.Getirdiği yasa kendini yasaklar.Kanunlar her vatandaşa lazım.Bugün bey yarın işçi olmamak elde değil.Gazi Mustafa Kemal Paşa bütün varlığını Vatanına verdi.Ne hortumcu olan akrabası nede soyu oldu.Güvenliğinide Türk halkı yaptı.Kurtuluş destanımızda Ya Karadenizli Ismaıl Tuncelili Diab Ağa veya Ankaralı Börekci yaptı.Üst kademeye gelenler herşeylerini vatana borçlular.TC devleti ve kurumları olmasa onlar hiçbirşey değildirler.

Devlette Özerk kuruluşlar olmalı.Hatta oraya gelecekleri bütün ülke kucaklamalı.

Dünya kurulduğundan bu yana Hızır paşalar vardı.Maalesef olacak.Hızır paşaların dizgin tutanları peşref çekenleride olacak.

Böyle gelmiş böyle gidecek.Ha Pir Sultan Abdalın zamanı ha Aşık Mahsuninin yaşadığı zaman ne farkı varki.



Yürü Bre Hızır Paşa

Yürü bre Hızır Paşa
Senin de çarkın kırılır
Güvendiğin padişahın
O da bir gün devrilir

Nemrut gibi Anka n'oldu
Bir sinek havale oldu
Davamız mahşere kaldı
Yarın bu senden sorulur

Şah'ı sevmek suç mu bana
Kem bildirdin beni Han'a
Can için yalvarmam sana
Şehinşah bana darılır

Hafid-i Pelgamber'im has
Gel Yezid Hüseyn'imi kes
Mansur'um beni dara as
Ben ölünce il durulur

Ben Musa'yım sen Firavun
İkrarsız Şeytan-ı lain
Üçüncü ölmem bu hain
Pir Sultan ölür, dirilir

Pir Sultan Abdal

Selam olsun ülkenin aydınlığı gören insanlarına.
Yaşar AVCI | 05 Temmuz 2008 Saat 14:19
Yorum Ekleyin
Başlık
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.

KırşehirYeniHaber
KIRŞEHİR Yeni HABER sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır. Hiçbir kuruluşla doğrudan veya dolaylı herhangi bir bağlantısı yoktur.

2006 © 2008