Millet olarak biz hoşuzdur yani! Nedendir derseniz yıllar önce bir şiir okudu diye hapse giren Başbakanımızı, yüzde 47 ile başımıza getirdik... Başarıları ile herkes yerle bir oldu sadece çok yakınları hariç yani... Gemicik, yumurtacık ve mısırcık ile uğraşanlar hariç!
Kadirşinas milletimizin hoşluğu bu kez de tarihler 21 Ocak 2007’yi gösterirken gerçekleşti! Ve hunharca bir saldırıya uğrayarak öldürülen gazeteci Hrant Dink için sözde aydınlarımızın önderliğinde Taksim’de 100 binler yığılmış ve organize bir şekilde “Hepimiz Ermeniyiz” sloganı attırdı sözde aydınlarımız! Dedik ya millet olarak bir hoşuzdur! Sözde aydınlarımızın Taksim’e yığdığı 100 binlerin ellerine önceden organize edilerek yaptırılıp dağıtılan pankartlar ile bir çırpıda “Hepsi Ermeni” oldular.
Oldular da ne oldu? Geçtiğiz günlerde sözde “Ermeni Soykırımı”nı bahane eden bir avuç Ermeni, ay yıldızlı bayrağımızı saygısızca önce ayaklar altına aldı ve bu da yetmezmiş gibi bayrağımızı Azerbaycan bayrağı ile birlikte ağızlarından salyalar akıtarak yaktılar.
Şimdi soruyorum; içimizdeki sözde aydınlara! İçiniz acıyor mu? Son yıllarda içimizi acıtan o kadar çok şey var ki hangi birini gündeme getirelim. 1996 yılında davullu zurnalı girdiğimiz Gümrük Birliği, Türkiye ekonomisine kapanmaz yara açtı. Hafta içinde de Devlet Bakanı “Şimdi olsa GB’ye girmezdik” diye feryat ediyor. Demek ki yaşadıkları hadiseler, Sayın Tüzmen’in içini acıtmış! Zira Gümrük Birliğine vakitsiz girmemiz yüzünden sanayimiz ve sanayicimiz kan ağlamaktadır.
Daha fazla içimizin acımaması için fert ve toplum olarak süratle her konuda bilinçlenmemiz gerekiyor. Buna önce devlet önayak olmalı ve dahası etliye de sütlüye de karışan sivil toplum örgütleri kendilerine çeki düzen vererek dış mihrakların elçiliğini bırakıp, vatandaşını kendi ihtisas konularında bilinçlendirmelidir. Zira bizim sözde aydınlarımız yıllardır öncelikle atalarına saygı göstermemişler ve daha da vahimi amaç ve emelleri Türkiye’yi bölmek olan dış mihrakların taşeronluğunu kişisel çıkarlar uğruna üstlenmişler ve yandaşlık yapmaya da devam etmektedirler. Onların içi acıyor mu bilinmez ancak yaşadığımız bu olumsuz olaylar bizim içimizi bayağı acıtıyor! Bu anlamda yaklaşan yerel seçimlerde de vatandaşlarımız bilinçli olmaz, başkasının yarasına bir avuç tuz ile gitmeye devam ederse içimiz acımaya devam edecektir.
Ankara’da yaşamam nedeni ile Ankara Büyükşehir ve Keçiören Belediye seçimlerini yakından gözlemliyorum. Buralar için şimdiden çeşitli isimler dolaşmaya başladı. Ancak partiler, aday olacak kişileri işinin ehli olması ve geçmişteki başarıları dikkate alınarak seçmelidir. Daha fazla içimizi acıtmaya kimsenin hakkının olmadığını düşünüyorum. Elbette, bu sadece Ankara ve Keçiören için geçerli değil tüm yurtta bu başarı unsuru ön planda olmalıdır. Sıkıntılı olarak geçirdiğimiz 2008 yılının 2009’da da aranır hale gelmesi istenmiyorsa vatandaş kömüre, makarnaya, tuza, yağa, una kanmadan kendilerine gerçek anlamda belediyecilik hizmeti yapacak ehil insanları bulmalıdır. Partisi ne olursa olsun işi bilen becerikli kişilere her zamankinden daha çok ihtiyacımızın olduğu şu günlerde içimizin daha çok acımasını istemiyoruz. Atalarımızın yıllar önce söylediği güzel sözlerden “önce kaçan kovalanır” ifadesinde olduğu gibi vatandaş önce yerel seçimlerde tercihini doğru yaparsa mevcut hükümet şapkasını önüne alır ve kendisine çeki düzen verir. Vermezse de kendi bilir; zira içimiz acısa da vakit su gibi gidiyor. Yüzde 47 oy verip iktidar yapan güçte hile ve oyun söz konusu değilse yüzde 8 ile alaşağı etmesini de bilir!
* * *
Sabırla beklediğimiz nihayet oldu. 10.Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in önüne defaten giden Valiler kararnamesinde ismini nedendir bilinmez (Bizce çok iyi bilinen) nedenlerle ismi silinin İller İdaresi Genel Müdürü Dr. Ahmet Altıparmak, 11.Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından Muğla Valiliğine atanmıştır. Sayın Valimize Muğla’da başarılar diliyorum. Yıllardır İçişleri bünyesindeki başarılı çalışmalarında edindiği tecrübeleri Muğla’da sergileyeceğinden kuşkumuz yok.
Bu arada TSE, TÜKO-BİR ve Çıraklık Eğitim Genel Müdürlüğü ile ortaklaşa düzenlediğimiz “Standard-Standardizasyon-Kalite ve Tüketici Bilinci” konulu seminerlerimizin bu haftaki durağı bugün Antalya Halk Eğitim Merkezi ve yarın da Alanya Halk Eğitim Merkezi olacak. Bugün ve yarın belirtilen yerlerde saat 9:30’da başlayacak seminerlere Antalyalı ve Alanyalı tüketicilerimiz davetlidir. Ayrıca bu akşam Antalya’da yerel yayın yapan ATV’de “Mercek Altı” programında TSE Tüketici Bilgi Edinme Müdürü Bünyamin Demirhan, TSE Antalya Belgelendirme Müdürü Nail Aksel ve TÜKO-BİR Genel Sekreteri olarak ben programa katılıp izleyicileri bilgilendireceğiz. Antalyalılar, tüketici hakları konusunda bilmek istediklerini telefonla da bizlere yöneltebilirler.
ŞİKAYET ve ÖNERİLERİNİZ İÇİN :
GSM: 0 542 610 40 40
Tel: 0 312 416 63 53
e-mail: maltiparmak40@mynet.com
Web: www.tuko-bir.org.tr
Gelen Yorumlar
Toplam 13 yorum,
1-10 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda. Okuyucu yorumları onaydan sonra yayınlanır. Küfür, tehdit, hakaret, aşağılama içerikli mesajlar silinir ya da değiştirilebilir; sorumluluğu yorumu yapana aittir.
YAĞCILARDA İNECEK VAR
helal olsun mehmet bey, tutmayın mehmet beyi, yürü mehmet bey, seni kim tutar mehmet bey, artık yol senindir,hele birde vali kardeşiniz veya ağabeyiniz, fark etmez yollar fatihi mehmet bey tutabilene aşk olsun. ben önce hay allah yinemi değişti diye merak etmiştim çünkü ben fethiye'liyim vede memleketimden uzakta yani benim hiç menfaat ve çıkarım olmaz olamazda iyi çalışan ve de tarafsız dinamik birisi olursa sevinirim demiştim amma tabiki bunu düşünmekte saçmalamışım saçmalığında en büyüğünü yapmışım sayın mehmet bey beni hemen derin uykudan uyandırdı heeeey arkadaş sen ne diyorsun bizim recep tayyip erdoğan abimiz var senin kimin var deyince bende geç kalmışımya hani hemen beni uyardı bende dedimki yaaaaa tabiii yaa evet doğru çok doğru insanın recep tayyip gibi bir yakını olurda onun sırtı yere gelirmi gelmez tabiii. adamı ne yaparlar kızdırmayın haaaa muğla valisi bile yapıverirlerişte görüyorsunuzya insan dememeli ne oldum ne olacağım demeli hadi hayırlısı sayın hemşerilerim dikkatli konuşun valimizin yanında, kardeşi recep tayyip'ci gazeteciiiiiiiii sesini iyi duyuranlardan neyse öyle olsun......
M.KARAKOL
| 29 Nisan 2008 Saat
02:16
M.KARAKOLA CEVAP!
Eleştirilerin yorumların ve kişisel görüşlerin hakaret etme, onur kırma ve de geyik muhabbeti şekline dönüşmemesi şartıyla eyvallah der hatalıysam veya yanlış hareket ediyorsam yanlışlarımı düzeltmeye çalışırım ve bütün yorumlara da saygı duyarım. Ancaak! M.KARAKOL öncelikle dürüst bir yorum yapmamış zira rumuzu kendisinin ne oluğunu açıklayamıyor. Yorum baştan aşşağı hasetlik dolu ve seviyesiz. KARAKOL sırf yorum yapabilmek için yorum yapmıştır. Değerli Kırşehir Yeni Haber takipçileri yukarıda "İÇİNİZ ACIYOR MU?" başlıklı yazımın neresinde bir yağcılık var anlayan beri gelsin. Yazının özünde Nahçivan'da ayaklar altına alınan ve sonra da Azerbeycan bayrağı ile salyalar akıtarak yakan Ermenileri 21 Ocak 2007 de destekleyen içerdeki sözde aydınlara gönderme yapmaya çalışıyor dikkatleri ayaklar altına alınan ve yakılan onurumuz haysiyetimiz namusumuz olan "Ayyıldızlı " Bayrağımızın başına gelenleri aktarmaya çalışıyorum ancak KARAKOL konuyla kel alaka şeylerden bahsediyor.Aklınca yorum yaparak bana sataşmaya çalışıyor. Ayrıca da "ben Fethiyeliyim" diyerekten kendini kamufule etmeye çalışıyor. Allahaşkına söylermisiniz Fethiyeli KARAKOLUN benim bu yazımla bu derece acımasız insafsız ve de çekememezlik yaparak yorum yapması için KARAKOLUN ne gibi bir haklı sebebi olabilir. Teknoloji işte böyle birşey Değerli Hemşerilerim iftira et,hakaret et, aklınca dalga geç ve ondan sonra Fethi'yenin arkasına saklan ve kendini M.KARAKOL rumuzunun ardına gizle!!!! Gizle be KARAKOL yiğit olan dürüst olan ve de şahsiyetli olan memleketini ve kimliğini gizlemez dediğin gibi bir yağcılık söz konusuysa da bunu hem yorum yaparsın hemde 0 542 610 KIRŞEHİR KIRŞEHİR cep telefoudan veya maltiparmak40@mynet.com dan bana ulaşır beni aydınlatmaya çalışırsın her zaman anlatılan "cehennem zebanisi " gibi kazandan yukarı çıkmaya çalışanların ayağından çekip içerde kalmasını sağlamak için çabalayanlar sınıfından olmazsın KARAKOL senin de yolun açık olsun ve seni ALLAH bildiği gibi yapsın. Ha bu arada başın bir sıkıntıya düşersede sıkılma beni ara ve sana da yardım etmeye çalışayım.Zira benim temel ilkem ve prensibim kişilere yardımcı olmak vede Kırşehir ve Kırşehirliye hizmet etmek. Ne demiş Atalarımız ".... Ürür Kervan Yürür" Bizim amacımız halden anlayan kadirşinas hemşerilerimizle sırt sırta olmaktır. Gün gelir Fethiye'de de olsan sanada bir iyilik yapma fırsatımız olur be KARAKOL....
Mehmet ALTIPARMAK
| 30 Nisan 2008 Saat
09:37
Muğla Çok Şey Kazandı
M.KARAKOL keşke yorum yapmadan önce ağbimi bir araştırsaydın. Ağbim hayat boyu insanlara yardımcı olmaya çalışmıştır. Hiç bir zaman başarılı olmak için çalışmaktan başka yol izlememiştir. Tüm iktidarlar döneminde meseleki hayatında yükselmiştir. Cihanbeyi, suruç gibi bir çok ilçede kaymakamlık yapmış halkın sevgisini kazanmıştır. Zaman gösterecek ki, Muğla Mehmet ALTIPARMAK'la çok şey kazanacak ve sende bu söylediklerine pişman olacaksın.
Karakulak
| 31 Mayıs 2008 Saat
02:33
SAYIN ALTIPARMAK..
Yakın akrabanız olduğunu zannettiğim bir sayın hemşerimizin Muğla valisi olması bizleri de çok mutlu etti.Ancak, bir husus kafama takıldı.Burada sayın eski cumhurbaşkanımız A.Necdet Sezer'e sataşmışsınız.A.Necdet Sezer bana göre M.Kemal Atatürk'ten sonra Türkiye Cumhuriyeti'nin başına gelmiş en başarılı cumhurbaşkanıdır.Özellikle, Abdullah Gül cumhurbaşkanı olduktan sonra benim gibi düşünen insan sayısı oldukça fazlalaştı.Sayın Sezer, AKP'nin yozlaşmış icraatlarını dengeleyen devletin önemli insanlarından biriydi.Ülkemiz özellikle şu son aylarda yaşadığı olumsuzluklarda onun yokluğunu çok arar oldu.
Bir akrabınızın ya da yakınınızın (ki kendisi aynı zamanda bizim hemşerimiz) atamasını yapmadı diye görevini dengeli ve başarılı bir şekilde yürütmüş olan Sayın Sezer'e sataşma yapmanız-tüm samimiyetimle söylüyorum-yazınızın içinde pek hoş durmuyor.
Durumu düzeltmenizi ya da özür dilemenizi talep ediyorum.
AHMET OZANOĞLU
| 31 Mayıs 2008 Saat
23:12
İÇ ACISI
Sayın Altıparmak faşist her zaman ve her yerde faşisttir . Bu bazen türk faşizmi bazen ermeni faşizmi olabilir. Önemli olan haksızlık ve zulüm nereden ve kimden gelirse gelsin ona karşı durmaktır.O Türk bayrağını yakan faşistler Hrant Dink'ede hain diye bağırdılar. Bizde de 3 5 faşist bir araya geldi , Türkiye aşığı bir vatansever ermeniyi öldürdü. En iyisi biz her kesimdeki faşistlere meydan okuyalım ve tüm insanları insan olduğu için sevelim. Empati yapmayı becerirsek daha sağlıklı yorumlar yapabiliriz.
Ahmet Ozanoğlu sen yazılanları nasıl okuyorsun bilmem ama inanki senin yorumları okurken ezberden bildiğin üç beş kelimeyi ezberlemişin hep aynı nakarat diyesim geliyor be muhterem.Adam diyor ki Ahmet Necdet Sezer tarafından veto edilen valiliği Abdullah Gül tarafından nihayet onaylandı.Sana maddi bir bilgi veriyor sen napıyorsun hemen ideolojik yaklaşıyorsun. Unutma Chp nin 1940 lardaki hem vali hem il başkanı dönemi bitti bitiyor.Yani hem vali hem il başkanı olmak artık mümkün değil..Sene 2008 hatırlatırım.
Hüseyin Cimşir
| 01 Haziran 2008 Saat
19:37
DEĞERLİ HEMŞERİM OZANOĞLU!
Ahmet Necdet Sezer Cumhurbaşkanlığı yaptığı sürece bilgi birikimi nedeni ile önüne gelen her kararnameyi uzmanlığı gereği yargılama gözü ile bakmıştır. Göreve getireceği bir Bürokratın eşinin başörtüsüne takılarak bürokratın kendi bilgi ve becerisini hiç hesaba katmayıp varsa yoksa göreve gelecek bürokratın eşinin başörtüsüne endeksliyerek toplumun gereksiz gerilmesine sebebiyet vermiştir.Merkez Bankasında çalışan bir hemşerimizin ifadesinde yanılmıyorsam ismi Erdem Baş olan şahıs Merkez Bankası Başkanı olacaktı ve Sayın Baş'ın gelmiş geçmiş Merkez Bankası Başkanları içinde en bilgilisi olarak ifade etmişti ancak sırf hanımının başıörtüsü yüzünden başkan yapmamıştı.MGK toplantısında atılan Anayasa Kitapçığının Ülkeye açtığı sıkıntıyı anlatmıyorum bile. Ahmet Necdet Sezer çok iyi bir Hukukçu olabilir ancak çok iyi bir Cumhurbaşkanlığı yapmamıştır.Tasaruf yapmakla,Markette sıraya girmekle dürüstlük olmuyor.Dürüstlük Ülkenin ufkunu açmakla ve başarılı gezi ve temaslarla olmaktadır.Malesef Necdet Sezer bunu gerçekleştirememiştir.
Mehmet ALTIPARMAK
| 01 Haziran 2008 Saat
23:59
O SİZİN FİKRİNİZ..
Sayın Altıparmak; size göre o zaman Abdullah Gül ülkenin önünü açan süper bir cumhurbaşkanı, öyle mi? Vay be daha ne günler göreceğiz? Ayrıca,Sayın Sezer'in atamasına onay vermediği bu zatların eminim eşlerinin tamamı türbanlıdır? Yani, sizin baş örtüsü diye kastettiğiniz şey türbandır. Eğer, A.Necdet Sezer sizin dediğiniz gibi yani baş örtüsü düşmanı olsaydı şimdiki Merkez Bankası Başkanının atamasına onay vermezdi.Çünkü, şimdiki merkez bankası başkanının eşi de baş örtülü. Ama, sizin bahsettiklerinizden farkı oalrak siyasi simge haline getirimeye çalışan türbanlı olmamasıdır. Lütfen,türbanla başörtüsünü ayıralım.Başörtüsüne bu ülkede sağcısı, solcusu, Atatürkçüsü hiç kimse karşı değildir.Karşı olunan simgeleştirilmeye ve AKP'lileştirmeye yönelik türbanlaşmadır. Şapla şekeri birbirine karıştırırsak at gözlüğü takmaktan öteye geçemeyiz. Saygılar.
AHMET OZANOĞLU
| 02 Haziran 2008 Saat
09:53
ELBETTE Kİ HERKEZİN FİKRİ OLACAK!
Değerli Hemşerim, Ülkemizin ve toplumun gelişmesini ve refah düzeyini artırması gerktiği bir ivme yakalandığında dış güçler toplumu germek ve bölmek için yeni gündemler oluşturumuşlar. Yaşımız gereği nelerdir bunlar dersek; Sağcı - Solcu, Faşist-Kominist, Alevi-Sunni, Türk-Kürt, Laik-Şeriat ve daha değişik konularla toplumu germeye ve bölmeye yönelik değişik seneryolar üreterek ülkenin önünü tıkamak istemişler ve zaman zaman da bunda başarılı olmuşlardır. Şimdi ekonomik sıkıntılar dururken malesef AKP bir türban tartışması çıkardı ve gerçekten inanan ve türban problemi olmayan samimi insanlar üzerinden din istismarı yaparak gündem değiştiriyor. Ancak devletin önemli kademelerinde yer almayı hakeden kişinin eşinin kapalı olması yani ben başörtüsü deyim siz türban deyin o kişinin o görevi yapamıyacağı anlamına gelmemelidir. Bu anlamda devletin değişik tepe yerlerinde etkili ve yetkili kişiler gereksiz bir çekişmenin içine girmişler ve ülke gelişimine zaman kaybettirmekten başka bir işe yaramamıştır bu olaylar. Ben bu açıdan Sayın Sezer'in her yaptığının doğru olmadığını ifade ettim. Ya değilse şuanki Cumhurbaşkanının noterliğini tasdik ettim anlamına gelmemelidir. Ülkeyi zaten bu zihniyet bu hale getirdi ve samimi müslümanları din sömürüsü ile toplumu gererken AB'nin ekmeğine yağ sürmüş oldular. Onun için AB, AKP nin kapanmasını istemiyor. Zira böyle bir ortamı zor bulurlar!
Mehmet ALTIPARMAK
| 02 Haziran 2008 Saat
12:25
Yorumculardan Rica
Sayın Mehmet bey ve Sayın Ahmet bey, olayı tekrar alevlendirmek ve daha fazla konuşup demagoji yapmak istemiyorum amma ister istemez katılmaktan da kendimi tutamadım.
Bakın beyler bir şeyler söylüyoruz amma gerçekten söylediğimize önce kendimiz inanalım, yâni işin doğruluğunu ve mantıklı olalım. Çok afedersiniz, sakın yanlış anlamayın lütfen sizlere akıl vermek gibi hiç öyle bir niyetim yok. Sadece Sayın SEZER'den bahsederken önce şöyle en az bir kaç saniye, az gelir amma hiç yoktan iyidir, düşünmek gerek. Şimdiye kadar ATATÜRK' den sonra gelen en dürüst CUMHURBAŞKANIDIR beyler.. Allah aşkına biraz vicdanlı olalım, benim hiç birisinden çıkarım ve menfaatim olmadı olamadı ve de olmıyacak amma Sayın AHMET NECDET SEZER gibi tekrar gelebilseydi, bahsetmiş olduğunuz MERKEZ BANKASI Başkanları eşlerinin TÜRBANLI oluşundan göreve getirilmemiş ise çok yerinde bir isabetli karar almış. Eğer eşinin kızının başı türbanlı ise ben o kişinin beyninden şüphe ederim. Bana, kusura bakmayın, akıllı adam filan diyemezsiniz. Eğer değerli ve akıllı ise önce evindeki saçmalığa bir son verir. Bakın beyler artık saçmalamıyalım, çocuk değiliz, bunları hepimiz biliyoruz. Bilmezden gelmiyelim.. TÜRBAN'dır BAŞ ÖRTÜSÜ'dür böyle bir şey yok. ALLAH dedi, KURAN'da var filan diye olmayan bir şeyleri vardır diye artık birbirimize empoze etmeye kalkmıyalım lütfen. Böyle bir olay YOK.
Affınıza sığınarak, sayın arkadaşlarım, lütfen gelin dost olalım, gelin kardeş olalım. Şu CUMHURİYETİN altında mutluluğumuzu bozmayalım, bozdurmıyalım. Bu devleti yıkmak için çok uğraşıyorlar, lütfen sahip çıkalım. Bu yobazlara karşı direnelim. Bunlar bizleri hep kandırdılar artık biraz olsun ne olur uyanalım.
SATILDI SATILDI, ÜLKE SATILDI. ALLAHINIZI SEVERSENİZ GÖZÜNÜZÜ LÜTFEN AÇINIZ.. Bakın Sayın Ahmet bey ve Mehmet bey kardeşlerim; benim için inanın hiç mi hiç problem yok. Sorunum hiç yok. Ben 39 senedir yurt dışında yaşıyorum, amma inanın ben ülkemi çok seviyorum. Onun yıkılıp gitmesine üzülüyorum. Sadece bundan ibaret, amma sizler orada o ÜLKENİN içinde yaşıyorsunuz. Sonunda AH AH diyeceksiniz amma çooooook geç olacak.. Onun için çok iyi düşünün, ona göre ülkeye siz sahip çıkın lütfen. Size son olarak gerçek bir olay anlatıp noktalamak istiyorum. Ben önemli bulmuştum da onun için sizlere de anlatmak lüzumu hissettim.
Biliyorsunuz, bu iki Amanya birleşti. Aradaki DUVAR yıkılırken herkes sevinç çığlıkları attı, o gece sabahlara kadar eğlendiler. Oooooo felaket bir şekilde.. O gün İzmir'de büromda bir kaç arkadaşta gelmişti, aralarında bir de Alman vardı. Orada dedim ki inşallah bir gün sizleri görürüm. Bak siz nasıl pişman olacaksınız.. Bunu Televizyona söylüyorum oradaki eğlenceye bakarak. Bakın aradan kaç sene geçti. Bundan üç ay önce eski DOĞU ALMANYA içinde olan bir Hastahaneye gittim. Dengeli beslenme konusu için üç hafta kaldım. Oraya gelenlerin yüzde sekseni eski DOĞU ALMAN lardı. Yemin ederim isterseniz siz de temas etmeye çalışın, doğruluğumu tastik ettirmek için söylüyorum, hepsi evet hepsi BİN PİŞMAN ne diyorlar biliyor musunuz? Aaaaah ah eskiden cebimizde az da olsa paramız vardı. Evde dolabımız doluydu, işimiz vardı, işsiz değildik. Şimdi bunların hiç birisi yok, diyorlar. Sizlere samimiyetimle söylüyorum bu açık seçik bir gerçek. Onun için sonraki pişmanlık para etmiyor, geç kalmadan aklınız başınızdayken akıllıca hareket edin, sizlerden istediğim.
Beni sabırla okuduğunuz için teşekkür ederim. Saygılarımı sunuyorum.
Muhittin Karakol
M.Karakol
| 02 Haziran 2008 Saat
13:12
SİZİN KARŞI FİKRE TAHAMMÜLÜNÜZ YOK...
Sayın Altıparmak, sizin karşı fikre tahammülünüz yok, bu biiir!!! İslamiyette türban diye bir şey yoktur. Türban ılımlı islam adı altında ABD ajanı Fethullah Gülen tarafından Türk kadınına yapılan bir zulümdür, bu da ikiiii. Devrim yasalarını hiçe saymak anayasal suçtur, bu üüüç. AKP hakkında açılan kapatma davası da bu yüzdendir, bu da dööört. Şimdi ülkemizin çıkarları için at gözlüklerini çıkarıp bize ılımlı islam ve BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) adı altında yutturulmaya çalışan hapları tükürelim. Yoksa, bu bünye bu kadar ilacı kaldırmaz ve iflas eder. Hepimiz altında kalırız, bu da beeeşş! At gözlüklerinizi çıkarıncaya kadar bir daha sizi okumayacağım, bu da altııı!!!!!! Hadi bana eyvallah!
AHMET OZANOĞLU
| 02 Haziran 2008 Saat
16:33