İnternet medyası ve yazılı basın
İnternet, dünyanın son yıllarda ki gelmiş geçmiş en büyük teknoloji mucizesi.
Ve de birileri pek hoşnut olmasa da, var olan tüm gerçeğiyle.
Bilmeyenimiz var mıdır acaba, ‘..dünyayı parmağının ucunda oynatıyor..’ ya da, ‘..dünyanın kıçına parmak atmış..’ sözlerini ?
İşte internet bu... Ve sanki, bizim toplumumuza ait olan bu sözleri kanıtlarcasına.
Kim hayır diyebilir:
Bilgisayarımızdan girmiş olduğumuz internette, her şeyin bilgisayarımızın klavyesi üzerinde hareket eden 'parmaklarımızın ucunda' olmadığını.
Her şey: tek bir ‘tık’a bağlı.
Parmaklarımızın oluşturduğu tek bir ‘tık’, neredeyse, bütün dünyayı en geç 10 saniye içinde ellerimizin altına, gözlerimizin önüne, ayaklarımızın ucuna getiriyor.
Peki şimdi kim diyebilir bunun muhteşem bir şey olmadığını?
Hiç kimse !
Ama buna rağmen, Türkiye’de bundan büyük bir rahatsızlık duyup hoşnut olmayanlar var.
Kim mi ?
Medya.
Neden ? Çünkü bu teknoloji; senelerdir sorgusuz sualsiz istediği gibi 'at koşturmaya' alışmış olan yazılı ve de görselin televizyon kanadını oluşturan medya patronlarının, geceleri kabuslar görmelerine neden olan “internet medyasını” doğurdu.
Türkiye, başta insan hakları, yargı, eğitim, ekonomi ve siyaset olmak üzere, medya alanında da dünyanın gelişmiş ülkelerinin aksine bir uygulamacılık ve kabul edicilikle, 'negativizimi' benimsemiş olan bir farklılık ülkesidir.
Medya, dünyanın gelişmiş ülkelerinde asli görevinin habercilik olduğunun bilinciyle birbiriyle yarış ederken, birbirleriyle kavga ettiği ise pek görülemez.
Onların tek kavgası, birbirlerine “haber atlatmayla” ilgili habercilik kalitesi kavgası olup, bizde ki gibi; medyayı yozlaştırma adına tencere, tabak, takunya, terlik ve çengeli iğne satışı ve de medya gücünü "rant" elde etmek için kalemi silaha dönüştürme kavgası değildir.
İşte bu yüzden İnternet medyası, Türkiye’de bu alışkanlık içinde gazetecilik yapmaya alışmış olan yazılı ve görsel basın medyasını, internetin sağlamış olduğu özgürlük avantajıyla her an için hesap sorabilecek bir konumda gazetecilik yapan medya dalı olmuş olmasından dolayı, fevkalade tedirgin etmektedir.
Ve bütün bunlardan dolayı da, bu tedirginlik yazılı ve görsel medya çalışanlarında işlerini kaybetme ihtimali içine girmiş oldukları ruh halleriyle: gizlemeye çalıştıkları kişisel komplekslerini , kurumsal kompleks olarak ortaya çıkarmıştır.
Bakın medyanın yazılı ve görsel olanına:
Ağız ve kader birliği etmişçesine, medyayı “kağıt ve görsel" olarak görme ısrarlılığını yenik düşmüş oldukları kompleksleriyle, toplum nezdinde internet medyasını etkinliği olmayan bir sanal var oluş olarak empoze etme çalışmalarını sürdürürken hiç ummadıkları bir şekilde internet teknolojisinin sunmuş olduğu teknolojiyle “İnternet televizyonculuğunun” Türkiye’de başlatılmış olması, yazılı ve görsel basının var olan komplekslerini bir kere daha inanılmaz bir mizahi çıplaklıkla net bir şekilde iyice su yüzüne çıkardığını göreceksiniz.
Eğer ki gazete ve gazetecilik, toplumu bilgilendirme adına yurtta ve dünyada ki gelişmeleri 'anında' haber olarak geniş bir şekilde sunma olayı ise, o zaman medyada ki en önemli medya dalı İnternet medyasıdır.
Neden derseniz:
Çünkü internet medyası haberciliğinde yazılı ve görsel basında olmayan olan, “anında” öznesi hep önde olandır.
Yazılı basında ise, internet medyasının “taze haber” olarak sunup bilgi sahibi etmiş olduğu haberinin, “bayatlamış taze” olarak sunuluşu mevcuttur.
Yani:
Eğer ki gazetecilikte habercilik haber atlatmak ve erken sunuşsa, o zaman yazılı ve görsel basın, internet medyası karşısında hep haber atlatılan ve “geriden gelen” konumundaki bir medya dalıdır.
Ve bunun için de, onlarda bunun büyük bir çaresizlik içinde iyice farkındalar.
Haberevi
Gelen Yorumlar
Okuyucu yorumları ‘onay’dan sonra yayınlanır. Küfür, hakaret, tehdit, aşağılama içerikli mesajlar silinir ya da değiştirilebilir; sorumluluğu yorumu yapana aittir.