| Pzr | Pzt | Sa | Ça | Pe | Cu | Cts |
| 1 | 2 | 3 | 4 | |||
| 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 |
| 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 |
| 19 | 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 |
| 26 | 27 | 28 | 29 | 30 | 31 |
KÜNYE
KIRŞEHİR Yeni HABER
İnternet Gazete
Yayın Yönetmeni:
M. Duran Sönmez
E.Posta: kirsehiryenihaber@gmail.com
Basın ahlâk ilkelerine uymaya söz vermiştir.
Sitede yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.

KIRŞEHİR Yeni HABER İMD üyesidir.
Türk siyasal yaşantımız ipoteklerle doludur; demokrasimizin her organı bu nedenle bir yere ipoteklidir. Devletimiz ABD ne, Maliyemiz IMF ye, yolumuz AB ye, birçoğunun kafası türbanlı şeriata, milletvekili parti liderine ipoteklidir. Seçmenimiz de çaresizliğe ipoteklidir. Bu kısır döngü yıllarca devam eder gider.
Halkın temsilcisi olan milletvekilleri öylesine parti liderine ipoteklidir ki, parti liderimiz sanki padişah, milletvekilleri de sanki kapı kuludur. Liderini eleştiren, doğru yanlış karşıt bir fikir söyleyen, öylesine bir dışlanır ki, sanki aforoz edilmiş biri gibidir. O “trenden inen bir daha binemez”. Mustafa Sarıgül Deniz Baykal’ı mı eleştirdi, aforoz gibi dışlanır; Turan Çömez AKP yi RTE yi mi eleştirdi, hemen trenden atılır, aforoz edilircesine dışlanır. Eleştiri ve hoşgörüye dayanan demokrasi kültürü gelişmediği için, milletvekillerimiz gerçek bir özeleştiri yapamazlar, “trenden atarlar” korkusu içindedirler. (Bir süre önce Başbakan RTE, ayrılma eğiliminde olan milletvekillerini ima ederek “trenden inen bir daha binemez” demişti)
Bizde parti liderleri sanki padişah gibidir. Bunun pek çok örneklerini de verebiliriz. Bu nedenle Meclise çok seslilik giremez. O nedenle çok sesliliğin olmadığı yerde de yaratıcılık yoktur.
İşte bu zihniyet nedeni ile, Mecliste milletvekilleri de, salt liderlerine ipotekli olduğu için, eleştirmek şöyle dursun, aleyhte bile parmak kaldıramazlar; hep birlikte indir parmağı, hep birlikte kaldır parmağı oylaması, siyaseti devam eder gider. Çağdaş normlar onlara vız gelir gider. O nedenle çağın gerisinde kalır, AB kapısında 40 yıldır bekler dururuz.
Bu genel girişten sonra, Meclisimizde bu görüşümüzün doğruluğunu kanıtlayan bir örnek vermek istiyoruz.
24 Ocak 2004 saat 20 sıralarında, Haber Türk TV sinde, Karaman
Milletvekili AKP li Mevlüt Akgün’ün evinde türbanlı eşi ve bir bayan muhabir röportaj yaparken izlemiştim.
AKP li Karaman Milletvekili Mevlit Akgün’e çeşitli sorular yönetiliyor. Muhabir, “bu arada şiir de yazıyormuşsunuz” deyince, Mevlüt Akgün şunları anlatıyordu:
SALİH KAPISIZ’IN PARMAKLARI
“Bu anlatacağım olay için şiir de yazmıştım. Bir gün Meclis kulisinde oturuyorduk, yakınımızda AKP li ve CHP li milletvekili arkadaşlarla sohbet ediyorduk. Bu konuşmaları duydum ve çok etkilenmiştim. Bu konuşma sırasında bir CHP li milletvekili bizim AKP li milletvekiline şöyle bir soru sordu:
“-Sizin birçok milletvekili arkadaşlarınız meclis görüşmeleri yapılırken kuliste oturuyorlar, müzakereleri izlemiyorlar. Olayı anlamadan, oylamada nasıl oy veriyorlar? Oylamada alelacele salona koşup nasıl öyle oy kullanıyorlar?”
Bizim AKP li arkadaş CHP li milletvekiline şöyle cevap veriyordu:
“-Oylama yapılırken acele salona geliyoruz, bu arada gözümüz Salih Kapısız’ın (AKP li) parmağında oluyor. Bizim Salih Kapısız’ın parmağı havada kaldırılmış ise hemen biz de kaldırıyoruz. Böylece evet oyumuzu kullanıyoruz”.
Bu sefer bizim AKP li arkadaş da CHP li milletvekiline soruyordu:
“- Ama sizin milletvekili arkadaşlarınızın birçoğu da kulislerde bizimle oturuyorlar, peki onlar nasıl oy kullanıyorlar?”
CHP li Milletvekili de şöyle cevap veriyordu:
“-Biz de oylama sırasında hızla salona geliyoruz; bakıyoruz sizin Salih Kapısız’ın parmağı havada ise, biz de parmağımızı kaldırmıyoruz, böylece aleyhte oy kullanmış oluyoruz. Salih Kapısız’ın parmağı kalkmamışsa, biz hemen parmak kaldırıyoruz…”
Demek ki, bu milletvekilleri mecliste konuşmaları dinlemiyorlar, fikirlerini lehte, aleyhte söylemiyorlar, bilgi edinmiyorlar, ipotektenmiş kafaları ile, indir parmağı, kaldır parmağı al sana ipotekli demokrasi. Böyle bir ortamda, robotlanmış kafalarla nasıl gerçekler tartışılır, objektif olunur. Bu nasıl bir demokratik anlayış, bu nasıl bir demokrasi.
Demek ki, yoksul milletin milyonlarca mı, milyarlarca mı lira parasıyla yapılan, halen davası devam eden ceylan derisi koltuklarda oturanlar, yoksul milletin verdiği vergiden dolgun maaş alanlar demek ki milleti böyle temsil ediyorlar. (Araştırın, Avrupa’nın hiçbir meclisinin bu koltukları bizimki gibi, pahalı ceylan derisinden değil, kumaştandır). Zaten o koltuklara oturmak için oraya seçilip gelenler, o padişah gibi liderlerin oluşturduğu listelerle oraya gelmediler mi? Liderlerin ipotekli ve de kapı kulu gibi seçintiler değil mi? İşte ipotekli demokrasimiz kör topal, yarım yamalak devam etmekte.
Demokrasimizdeki körlük ve topallıkları gidermek için, en başta, milletvekili adaylarını liderlerin tespit ettiği liste olayı kaldırılmalı, millet kendi vekilini kendi seçmeli bir. Yargıcın elini kolunu bağlayan dokunulmazlık kaldırılmalı iki. Siyasi liderlerin on yıllarca devam eden padişah gibi parti başkanlığı kaldırılmalı üç. Buna benzer, siyasette de reformlar yapılmalıdır ki, ülkemiz çağdaş demokrasiye ulaşsın.
Cevat Kulaksız
Köşe Yazıları
"""""""""""""""""""""""""
"""""""""""""""""""""""""
"""""""""""""""""""""""""