| Pzr | Pzt | Sa | Ça | Pe | Cu | Cts |
| 1 | 2 | 3 | 4 | |||
| 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 |
| 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 |
| 19 | 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 |
| 26 | 27 | 28 | 29 | 30 | 31 |
KÜNYE
KIRŞEHİR Yeni HABER
İnternet Gazete
Yayın Yönetmeni:
M. Duran Sönmez
E.Posta: kirsehiryenihaber@gmail.com
Basın ahlâk ilkelerine uymaya söz vermiştir.
Sitede yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.

KIRŞEHİR Yeni HABER İMD üyesidir.
Duyanlar belki de inanmazlar diye, resmini de çekerek anlatmaya çalışalım dedik. Artık kağnılar, turşu küpleri kayıplara karıştı. Bazıları, eski devrin bu ilginç araçlarından kullanılabilir eşya yapmaya başladılar.
Resimde görüldüğü gibi kağnı tekerinden koltuk yapılmış, arkasına da kağnıda öküzlerin koşulduğu boyunduruğu monte edilerek çok ilginç bir koltuk yaptırıvermiş. Bu ilginç koltuğa oturanlar şaşkınlıkla bakmaktalar.
Günümüzden 50–40 yıl önce her köyde, hatta her evde bir eşek yanında bir de mutlaka kağnı bulunurdu. Çünkü yolun, araçların çok az olduğu o devirlerde en popüler taşıt aracı kağnılardı. Taşıtlar, traktör çoğalınca kağnılar ve kağnıları çeken öküzler yok olmaya başladı. Kağnılar yok olurken, kimileri de sağlam ve güzel görünen kağnı tekerlerini vernikleyip şehirdeki evlerinin balkonlarına süs olsun diye monte etmeye başladılar.
Resimde görüldüğü gibi bazı kimseler de kağnı tekerinden koltuk, kanepe yapmaya başladılar. Koltuğun arka kısmına da öküzlerin kağnıya koşulduğu boyunduruğu arkalık olarak takılmış.

Bu arada kağnıyı çeken, yük çeken eşekler ve öküzler de kayboldu. Dört ayaklıları bırakıp, biz iki ayaklılara dönelim.
Öte yandan, eskiden bütün köy evlerinde kocaman kocaman pekmez ve turşu küpleri vardı. Daha eskiden adam boyunca buğday gibi hububat konulan, şarap konulan çok daha büyük küpler vardı. Belki müzelerde görmüşsünüzdür. İşte bu binlerce yıldır kullanıla gelen küpler kaybolurken, kimi evlerde de, demirden taşıyıcı ayak yaptırılarak evlerde vazo gibi süs eşyası, tanzim vazosu gibi kullanılmaya başladı. Resimde görüldüğü gibi, insan boyuna yakın, kocaman bir turşu-pekmez küpü, evin salonunda kocaman bir vazo aksesuar olarak görülmekte.

Bundan on yıl kadar önce Antalya’da bir antikacı-eski tarihi eser satan bir mağazanın önünden geçiyordum. Mağazanın önünde öylesine güzel bir kağnı tekeri görmüştüm ki, hayran kaldım. Köy kökenli, küçüklüğünde kağnıları da olan bir kimse olduğum ve pek çok kağnı tekeri gördüğüm halde, böylesine özenli işlemeli yapılmış bir kağnı tekeri görmemiştim. Tekerlerin resmini çekmiştim. O resimleri arşivimde saklıyordum. Buraya denk geldi. Satıcıya sorduğumda, bana şunları söylemişti: “Bu tekerleri Torosların İç Anadolu Bölgesine bakan yerde bir köyden almıştım. Fiyatı 50 milyon ve yüz milyon demişti” Gerçekten çok özenle işlenmiş bu teker bir daha yapılmaz ve bulunmaz. Artık kağnıların şimdi küçükleri, minyatürleri yapılıyor, süs olarak satılıyor. Bahçelerde, balkonlarda çiçeklik olarak kullanılıyor.

Bu geçmişe özlem olayı bizde, ülkemizde bir köy tarım kültür müzesi açılmasını çağrıştırdı. Ne yazık ki, yurdumuzda bu tür geçmişte kalan tarım aletleri ile ilgili bir müze açılmamıştır. Mutlaka köy ve tarım kültürümüzü yansıtan bir müze açılmalıdır.
Cevat Kulaksız
Köşe Yazıları
"""""""""""""""""""""""""
"""""""""""""""""""""""""
"""""""""""""""""""""""""