| Pzr | Pzt | Sa | Ça | Pe | Cu | Cts |
| 1 | 2 | 3 | 4 | |||
| 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 |
| 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 |
| 19 | 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 |
| 26 | 27 | 28 | 29 | 30 | 31 |
KÜNYE
KIRŞEHİR Yeni HABER
İnternet Gazete
Yayın Yönetmeni:
M. Duran Sönmez
E.Posta: kirsehiryenihaber@gmail.com
Basın ahlâk ilkelerine uymaya söz vermiştir.
Sitede yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.

KIRŞEHİR Yeni HABER İMD üyesidir.
Demokrasileri tam olarak gelişmiş ülkelerde yasalar, halkın büyük bir çoğunluğunun beklentilerini karşılamak ve kamu vicdanını rahatlatmak için halkı temsil eden parlamento tarafından çıkarılır. Yasama organları da bunları uygular. Mahkemelerde hakimler kararlarını “Yüce Türk Milleti adına” başlığı altında yazarak halkın iradesi ve kamu vicdanı doğrultusunda karar alındığına vurgulama yaparlar.
Kısaca hukuk, Toplumsal barışı ve huzuru sağlamak, kamu vicdanını rahatlatmak için vardır. Gerçek demokrasilerde asıl olan halkın çoğunluğunun iradesidir! Bunun dışına çıkılırsa, halkın iradesi geri plana atılarak halk yasalarla belli bir çerçeveye oturtulmak istenirse bu demokrasiyle bağdaşmaz!
Son günlerde belli ağızlardan hep “Hukukun üstünlüğünden ve yargının vereceği kararlara saygı duymalıyız” sözlerinden bahsedilmekte. Tabii ki yargının vereceği kararlara saygı gösterilmeli. Aksi halde halkımızın yargıya duyduğu güven en ufak bir şekilde sarsılırsa, yargının verdiği kararları sorgulayıp kamuoyunun beklentileri ve kamu vicdanını zedeleyici kararlar verildiği düşüncesine kapılırsa, yargının yaptırım gücü kaybolur. Ülke kaos ortamına sürüklenir.
Şu ana kadar her şey açık ve net bir şekilde ortada! Hukukun üstünlüğü ve yargı kararlarına saygı, Avrupalı siyasetçilerin yaptıkları açıklamaların tarafsız olmadığı ve siyasi olduğu, Türk Yargısına müdahale olduğu söylenebilir. Peki Anayasa Mahkemesi’nin vereceği kararı, AKP Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşırsa ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de bu kararı bozarsa ne olacak? Avrupa Devletleri bu mahkemenin vereceği karara dayanarak Türkiye Cumhuriyetini tanımamaya kadar giderlerse, yıllardır bir türlü tanıtamadığımız Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin durumuna düşerek Atatürk’ün binbir zorluklarla kurmuş olduğu ve bütün dünyanın tanımış olduğu Türkiye Cumhuriyeti’ni tekrar tanıtmaya mı çalışacağız?
Verilebilecek bu kararın ardından Avrupa Hukukunun üstünlüğü ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin verdiği kararlara saygı denilirse ne olacak? Şimdiye kadar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinden bazı olumsuz kararlar çıkmıştır. Bunların çoğu, kişisel davalar olup sınırlı belli bir kesime hitap etmiş ya da genelleştirilmiştir. Ama hiçbiri toplumun bu kadar büyük bir kesimini doğrudan ilgilendiren bir dava olmamıştır. Bu bağlamda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin vereceği karar çok önemlidir! Yankısı da hem ülkemizde hem de dünya çapında büyük olacaktır.
Olumsuz bir durum gelişirse, Dünya gözünde zedelenen hukukumuzun itibarını kim tekrar yerine getirecek? Geçmişte Merhum Adnan Menderes’e idam kararını “Hukuka Saygı” diyenler vermedi mi? Tarih tekerrürden ibaret deyip, geçmişteki yanlışları bozuk plak gibi tekrar ederek bu kısır döngüden kurtulamayacak mıyız? Kendimizi dünyadan soyutlayamayız. Dünya kamuoyunun desteğini almadan askeri ihtilal bile yapılamayacağını halkımız çok iyi biliyor. Kafamızı devekuşu gibi toprağa gömüp, kendimizi dünyadan soyutlamak Atatürk’e ve Türk Halkına yapılan en büyük kötülük değil midir? Her şeyden önemlisi, kafası karışan halkımızın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Anayasa Mahkemesinin vereceği kararın tam tersi doğrultusunda karar verdiğinde tepkisi ne olur? Hadi bakalım! Ayıklayın pirincin taşını…
SEVGİLERİMLE.
Hasan Yaşar Özfidan
Ekonomist - Eleştirmen Yazar
Köşe Yazıları
"""""""""""""""""""""""""
"""""""""""""""""""""""""
"""""""""""""""""""""""""