Temmuz 2009
PzrPztSaÇaPeCuCts
1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031
Aylık Arşiv
Ocak 2009
Şubat 2009
Mart 2009
Nisan 2009
Mayıs 2009
Haziran 2009
Temmuz 2009
Yıllık Arşiv


KÜNYE

 

KIRŞEHİR Yeni HABER

İnternet Gazete

 

Yayın Yönetmeni:

M. Duran Sönmez

 

 E.Posta: kirsehiryenihaber@gmail.com

 

www.kirsehiryenihaber.com

Basın ahlâk ilkelerine uymaya söz vermiştir.

 

Sitede yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.

 

 

KIRŞEHİR Yeni HABER  İMD üyesidir.


Son Fotoğraflar
Mucur
Mucur Yenice Mah.
Türk Büyükleri Parkı
Ana Sayfa > Cevat Kulaksız > Kaymakamın kızı, kaymakamın oğlu
Kaymakamın kızı, kaymakamın oğlu

Geçen günlerde, öğrenci öğretmen kavgasını gazetelere yansıyan haberlerden öğrenmişsinizdir, Gazetelerin yazdığına göre olay şöyle olmuş:

“Çanakkale'nin Çan ilçesinde, Kaymakam Ahmet Ümit'in kızı ile bir öğretmen arasında tartışma yaşandığı, bu sırada tarafların birbirine fiziki müdahalede bulunup hakaret ettikleri iddiaları üzerine Çanakkale Valiliği soruşturma başlattı. 
                  İddiaya göre, Çan İbrahim Bodur Anadolu Lisesi'nde bando takımında
majör olan Çan Kaymakamı Ahmet Ümit'in kızı, stattaki çalışmalarının ardından arkadaşları ile bando çalmaya devam etti. Bu sırada beden eğitimi öğretmeni Şenol Eker, provaların sona erdiğini belirterek, kendisinden çalışmayı durdurmasını istedi. Ancak bütün uyarılara rağmen bandoyu çaldırmaya devam eden kaymakamın kızı, herkesin şaşkın bakışları arasında öğretmenine tokat attıktan sonra, tekme  savurdu”.
Kaynak: İHA

KAYMAKAMIN OĞLU:

1980 li yılların birinde, bir ilçe ortaokulunda öğretmen olarak çalışıyordum. İlçe kaymakamın oğlu da öğrencimizdi. Matematik dersinde mi, bahçede mi, öğrencimiz kaymakamın oğlunun bir tatsız yaramazlığı görülür. Herkesin saçı kısa olduğu halde, kaymakamın oğlunun saçı uzundu. Nöbetçi öğretmen olan matematik öğretmeni eline bir makas alır, kaymakamın oğlunun başındaki saçlarında keserek bir yol açar.

Kaymakamın oğlu ya, öğrencimiz yarı ağlamaklı, yarı çok sinirli olarak babasına şikâyete gider. Kaymakam da bu işe kızar.

Okula bir polis geldi, kaymakamın oğlunun “kafasına-saçlarına makasla tren yolu açan” öğretmen arkadaşı kaymakamlığa götürdü. Kaymakamlıkta, öğretmen arkadaşı küfürlü, hakaretli epey haşlamış. Öğretmen okula geldi ki, alı al moru mor sinirden patlıyor.

Kaymakam telefonla okul müdürünü arar, aynı tekdiri ona da yöneltir. Bu olayı, o zaman sineye çektik. Ne kaymakam, ne öğretmen arkadaşlar, daha başka tatsız şeyler olur korkusu ile bu olayı kamuoyuna yansıtmadık. Gerek kaymakamın oğlu, gerek öğretmeni uzun süre birbirini yan gözle izlerlerdi.

 Ama biz öğretmenler çok üzülmüştük. Sadece o kaymakama beddua etmiştik. Bir zaman sonra tayin olup gittiği yerde öldüğünü öğrendik.

                                                        

PADİŞAHIN OĞLU

Zamanın mektebinde (okulda) okuyan padişahın oğlu, sık sık hocasını rahatsız ettiğinden, hocası tarafında tokatlanır.

Padişahın oğlu, babasına güvenip, yalancıktan ağlayarak padişah babasına, “muallim (öğretmen) beni dövdü, onu cezalandır baba” diyerek şikâyette bulundu.

Padişah, oğlunun iyi eğitim almasını istediğinden, şımarıklığını frenlemek için, hocası (öğretmeni) ile şöyle bir plan kurdu:

Padişah ertesi günü bir ders saatinde mektebe (okula gitti), oğlunun sınıfına girdi. Kurdukları plan üzerine, padişah oğlunun öğretmenine çıkışarak, “ben padişahım, benim oğlumu nasıl döversin bre hoca…” diye gürledi.

Plan yürüyordu; öğretmen de (güya) daha bir sinirlenip gürleyerek padişahın üzerine yürüdü. Yalancıktan padişaha bir tokat savurup, “sen padişahsan ben de bilim öğreten bir hocayım, dersimi nasıl rahatsız edersiniz, çıkın dışarı”” diye bağırdı. Sınıfta öğrenciler şaşkın şaşkın bakıyorlar, hocalarının heybetini yarı korku, yarı hayranlıkla seyrediyorlardı.

Padişah da, öğretmen de rollerini çok iyi yapıyordu. Padişah (güya) çaresiz dışarı çıkıp gitti.

O akşam, padişahın oğlu saraya, evlerine gelince, padişah: “Aman sevgili şehzadem, bu hoca çok bir yaman adammış, aman dersine çalış da kurtulalım bu işten, hem sen de daha iyi bilim öğrenmiş olursun” dedi.

O günden sonra padişahın oğlu, daha bir uyumlu, daha bir başarılı oldu.

Bu öyküye, ister gerçek, ister uydurma deyin. Ama burada, öğretmenin ve bilim öğrenmenin önemi vurgulanmaktadır.

Hani eskilerde, bir öğrenci okula kayıt edilirken, okula verilirken, çocuğun babası öğretmenine, “eti senin kemiği benim” dermiş. Bu söz, günümüzde çağdaş eğitimle bağdaşmıyorsa da, öğretmen çocuğu istediği kadar dövebilir anlamı çıkıyor, gibi. Gerçekte -istediğin kadar bilgi, bilim öğret- anlamına da gelmektedir.

Okulda okuyan çocuklarımızı, kontrollü kollamamız gerekir. Ne yazık ki, günümüzde, gazetelere yansıyan haberlerden, öğretmenini bıçaklayan, yaralayan öğrencilere de rastlıyoruz. Gerek paranın, gerek mevkinin öğrencileri şımartması, öğrencileri istenilmeyen olaylara sürükler. Böyle kişiler, “vay benim oğlumu, kızımı öğretmen nasıl azarlar, dövermiş, ben adamı ekerim, biçerim” havaları, çocukları daha çok yaramazlığa, suça iter. Böyle arkalanılan çocuk, hayata atılınca, arkasında haklı haksız destek bulamayınca bunalıma girer, başarısını etkiler. Okul ve toplum kurallar zinciri ile doludur. Uygar toplum kurallı toplumdur. Hepimizin, her yerde kurallara uymamız, uymayanlara telkin etmemiz gerekir. Kaymakam, kızına, “kızım kurallar içinde yaşıyoruz, disiplin kurallarına uy, öğretmenine saygılı olmalısın” demeliydi.

Şimdi sevgili okurlar, yukarıdaki Çan Kaymakamının kızı ile ilgili haber yazısını bir gazeteden aldık, birlikte irdeleyelim. Bu vesile ile padişahın oğlu ile yaşadığım kaymakamın oğlu öyküsünü de anımsamış oldum. Eğer doğru ise, kaymakamın kızı, kendisini uyaran beden eğitimi öğretmenine, öğrencilerin gözü önünde tekme ile mi, tokatla mı vurur. Öğretmenin yerinde siz olsanız ne yapardınız?  19 Mayıs hazırlığı provalarında iki taraf ta yorgun ve streslidir. Hele o yaşlar, çocuğun buluğ çağıdır ki, içinde fırtınalar eser. Her insan her zaman sabırlı olamıyor. Ama bu duruma hiçbir öğretmen tahammül edemez. Öğretmen kızı bir iki pataklamış olmalı. Çünkü gördüğünüz gibi, kaymakamın kızının davranışı çok çirkin. Ne demek, öğrencinin öğretmenine tokat atması.  Olay sonunda epey tansiyon yükselmiş, iki taraf birbirinden şikâyetçi olmuş, Polis, yargı, vali olaya el koymuş, tatsız şeyler olmuş. Çan’da tuhaf çan sesleri yankılanır gibi.

Duyuşumuza göre, Türk Eğitim-Sen Çanakkale'nin Çan İlçesinde Kaymakam Kızından Dayak Yediği İddia Edilen Türk Eğitim-sen Üyesi Beden Eğitimi Öğretmenine Sahip Çıktı. Türk Eğitim-Sen, Çan Kaymakamı Ahmet Ümit'in Görevden Alınması İçin İçişleri Bakanlığı'na Şikayette Bulunacağı bildiriliyor..

Kaymakamın yapacağı şey, olayı tarafsız bir gözle incelemeli idi. Baktı ki, kızı öğretmene bu çirkin davranışı yapmış. Kızının öğretmenden özür dilemesini sağlamalı, iki tarafı da barıştırmalı idi. Kızın uyarılması, olayın büyütülmemesi öğrencinin eğitimi için çok gerekliydi.

Olayı, padişahın oğlundaki durumla kıyaslayın, yorumunu siz yapın. Fatih Sultan Mehmet’ e yorumlanan bu olay, öğretmenin şahsında eğitim öğretime verilen önemi belirtir. Dayak, kaba kuvvet, küfür hiçbir zaman hoş değil. Gönül isterdi ki, olay bu boyutlara gelmemeli idi. 

 Cevat Kulaksız ckulaksizster@gmail.com

Gelen Yorumlar
Toplam 1 yorum, 1-1 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda. Okuyucu yorumları onaydan sonra yayınlanır. Küfür, tehdit, hakaret, aşağılama içerikli mesajlar silinir ya da değiştirilebilir; sorumluluğu yorumu yapana aittir.
ETİ SENİN KEMİĞİ BENİM
Evet bizim öğrencilik yıllarında anamız babamız bizleri okula götürdüklerinde Hocam "eti senin kemiği benim " olsun diye Hocalarımıza emanet ederdi. Hoca dan tokat yediğimizde de "eline sağlık iki daha vuraydı" derlerdi. Bunun sebebi tokat atılması değil iyi eğitim alınmasıydı.Bizim nesil bunun her zaman yararını görmüştür.
Yeni nesil de eksik olan tek şey "Saygı Sevgi ve Maneviyat" gibi değerlerin bitmesidir. Bu değerlerimizin eksilmesi sonucunda Kaymakamın kızı Öğretmenini döğer, Para için evlat anasını babasıı keser,kişisel menfaatler uğruna kişiler vatana ihanet eder. AB nin tek emeli Aile Birliğimizi bozmaktı onuda başarmak üzereler. Bizim nesil anasına,babasına ve büyüklerine saygıda kusur etmezlerdi.Ancak şimdiki neslimiz bu değerlerden yoksun oldukları için bunalım içinde oldukları için öğretmenini de tekmelerler , anasını da keser babasınıda katlederler.
Mehmet ALTIPARMAK | 11 Mayıs 2008 Saat 11:19
Yorum Ekleyin
Başlık
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.

KırşehirYeniHaber
KIRŞEHİR Yeni HABER sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır. Hiçbir kuruluşla doğrudan veya dolaylı herhangi bir bağlantısı yoktur.

2006 © 2008