Temmuz 2009
PzrPztSaÇaPeCuCts
1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031
Aylık Arşiv
Ocak 2009
Şubat 2009
Mart 2009
Nisan 2009
Mayıs 2009
Haziran 2009
Temmuz 2009
Yıllık Arşiv


KÜNYE

 

KIRŞEHİR Yeni HABER

İnternet Gazete

 

Yayın Yönetmeni:

M. Duran Sönmez

 

 E.Posta: kirsehiryenihaber@gmail.com

 

www.kirsehiryenihaber.com

Basın ahlâk ilkelerine uymaya söz vermiştir.

 

Sitede yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.

 

 

KIRŞEHİR Yeni HABER  İMD üyesidir.


Son Fotoğraflar
Mucur
Mucur Yenice Mah.
Türk Büyükleri Parkı
Ana Sayfa > KIRŞEHİR HABER > Kırşehir Belediye Başkanı Halim Çakır, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü mesajı yayınladı
Kırşehir Belediye Başkanı Halim Çakır, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü mesajı yayınladı

Kadını, yaşama “tam katılımlı” yani tüm haklarını bilen ve kullanan bireyler olarak ortak edememiş olduğumuzu yılda bir kez, 8 Mart’larda, anımsıyoruz.  Toplumun yarısının üretim sürecinden ve kamu yaşamından uzak tutulması, toplumu nicelik açısından eksiltir; ama asıl nitelik açısından yoklaştırır. “Kadın” sorunu sosyal, kültürel ve siyasal yöneliş çizgimizin temelini oluşturmalıdır. Artık anımsamak ve yakınmakla yetinmeyelim; davranalım.

 

Kırşehir Belediye Başkanı Halim Çakır ‘8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ için şunları dedi:

 


“BİRAZ HAFIZALARIMIZI ZORLARSAK 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜNÜN HATIRASI ASLINDA ANADOLU’DA HERKESİN KENDİ YERİNİ BİLDİĞİ, HERKESİN BİRBİRİNİ SAYDIĞI YILLARDAN YÜZLERCE YIL SONRA, UCUZ İŞÇİ OLARAK GÖRÜLEN KADINLARIN, ERKEKLERLE EŞİT HAKLARA SAHİP OLABİLMEK İÇİN DÖNEMİN SÖMÜRGECİ BATILI ZİHNİYETİNE KARŞI VERDİĞİ MÜCADELENİN HATIRASIDIR.”

 
 “Kadınlarımızın meselelerinin daha yoğun bir şekilde gündeme gelmesine vesile olan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum. Bir şairimiz, bu vesileyle bu konuda bir veciz ifadesini hatırlatmak istiyorum; “kadın tamam olmadıkça eksik kalır bu hayat. 

Esasen, bir toplumun sahip olduğu medeniyet seviyesinin en mühim kriterlerinin biri de kadının içinde bulunduğu hayat şartlarıdır. Hayatın her alanında tutunmaya çalışan; bunu yaparken gerçekten çok büyük sıkıntılarla boğuşan, adeta varlık-yokluk mücadelesi veren kadınlarımız vardır. Sağlıksız konutlarda oturmak zorunda kalan, kocası işsiz olduğu veya aldığı ücret evini geçindirmeye yetmediği için, ailesine, çocuklarına bakmaya çalışan kadınlarımız vardır.

Biz, Kırşehir’de bu zor koşullarda yaşayan kadınlarımıza günlük ekmek dâhil temel gıdalar ve birçok katkılar sunmak için çırpınıyoruz.

Kadınlarımıza ait mesele aslında demokrasi meselemizdir. Türkiye demokratikleştikçe, kadınlarımızın problemlerinin çözümü de şüphesiz daha da kolaylaşmaktadır.

O Kadınımız ki; kocasının yanında Asya steplerinde omuz omuza  göçtedir, kadınımız ki; memleket aşkıyla erkeklerle kılıç sallayıp, kılıcını indirdiği  yerde yurt tutmuş düzen kurmuş ama kadınlığını erkeklerinden geride saymadığı baciyanın gaziyanla, dervişanla Söğüt'e varıp, yedi yüz yıllık çınarın köklerini sulamış, kadınımız ki bunu yaparken ne gaziyanın, ne de dervişanın gerisinde kalmamıştır. Bacıyan-ı Rum, Anadolu’da faaliyet gösterirken, o dönem Avrupa’sında, bizlerin mutasavvıf Türk dervişleri “ilimden gidilmeyen yolun sonu, karanlıktır” derken, Avrupa’da bilim adamları ve kadınlar engizisyon mahkemelerinde susturulmaya çalışılıyordu.

Biraz hafızalarımızı zorlarsak 8 Mart dünya kadınlar gününün hatırası aslında Anadolu’da herkesin kendi yerini bildiği, herkesin birbirini saydığı yıllardan yüzlerce yıl sonra, ucuz işçi olarak görülen kadınların, erkeklerle eşit haklara sahip olabilmek için dönemin sömürgeci batılı zihniyetine karşı verdiği mücadelenin hatırasıdır.  

Bir yanda gazetelerin tirajını artırma hesaplarına alet edilen,  reklâmlarda bile teşhir edilen bedenler,  

kadını neredeyse kadınlığından, anneliğinden, duygusallığından, yaratılışından utandırılan hırslar bizim kültürümüz olamaz. Bunun içindir ki; kadını yalnız beden olarak değil ruhuyla da bir bütün olarak görürüz;   hayat kaynağımız, şah damarımız olan kadınlarımıza gerçek makamı teslim eden bir toplumun efradıyız.

Yan yana sefer eden ulu Atalarımızla, ak saçlı ninelerimizden miras aldığımız asil terbiye, kadını; anneyi başına taç etmiştir. Vatanlaştırdığımız,   Anadolu topraklarında hala kulaktan kulağa   'Annene iyilik et, annene iyilik et, annene iyilik et' denir aslında Peygamberimizin öğüdünden etkilendiğimiz kültürümüz; kadına hem milli, hem de ilahi bir kıymeti vermiştir. Bizim kültürümüzde Türk kadını asla ikinci sınıf bir varlık olarak değerlendirilmemiştir.

Bizler; kadın ve erkeği birbirlerinin sağında-solunda, önünde ve arkasında yer alan, çatışan iki güç değil; birbirlerini tamamlayan, birbirleri için var olan ve birbirlerine eş olan iki varlık olarak görüyoruz.

Kadın ve erkek; fıtratları, görevleri ve fonksiyonları farklı olmakla beraber, yaradılış gayeleri, insan olmaları ve birbirlerinin eksiklerini tamamlamadıklarından bir bütünün iki eşit parçalarıdır. Çünkü kadın ve erkek aynı özden yaratılmıştır.

Elbette ki biz her ne sebeple olursa olsun, kadınların sömürülmesini, horlanmasını, şiddete maruz kalmasını, ekonomik, sosyal her alanda fırsat ve imkân eşitliği verilmeden dışlanmasını kesinlikle kabul etmiyor, reddediyor ve kınıyoruz.

13. yüzyılda aydınları ve kadınları engizisyon kapılarında bekletirken Anadolu Ahiliğin kurucusu Ahi Evran Hazretlerinin eşi Fatma Bacı tarafından kurulan Anadolu bacıları teşkilatlanmasının adını verdiğimiz kadın aktivite merkezi bile tek başına kadınlarımıza ve onların sosyal aktivitelerine verdiğimiz önemin göstergesidir.

Hemşehrilerimin bildiği gibi eski harap durumda bulunan şaraphane bölgesi yıkılmış, eski tekel idare binasının bulunduğu yer komple modernize edilerek sadece kadınlarımıza yönelik aktivite merkezi olmuştur. Zaman zaman çok az görünmekle birlikte şiddete ya da itilip katılmaya maruz kalan kadınlarımız için geçici bir istasyon olarak Kadın Sığınma İstasyonu oluşturulmuştur. Kadın Aktivite Merkezimizin bulunduğu yerde sosyal, kültürel, sportif, sanatsal faaliyetlerin yanı sıra spor salonu, çocuk oyun bölümü, internet evi ve Kırşehir Evi bulunmaktadır.

Bu toplum,  özgürlük adına, eşitlik adına, ekonomik rant uğruna toplum düzeninin bozulmasına, ailenin yozlaşmasına, kadının sömürülüp, ezilmesine yol açan art niyetle ortaya çıkmış sözde kadın hakları savunucularına kadın istismarcılarına da rağbet etmemektedir.

Türk kadınları, 1930 yılında Belediye Meclislerine, 1933 yılında muhtarlığa, 1934 yılında milletvekilliğine seçme ve seçilme hakkı elde etmişlerdir.

1934 yılında, birçok Batılı ülkeden önce Türk kadınına seçme ve seçilme hakkının tanınması bu yolla kadınlarımızın ülke yönetiminde söz sahibi olması toplum olarak millet olarak kadınlarımıza verdiğimiz önemin ciddi bir tarihi kaydıdır. Bu vesile ile tüm kadınlarımızın Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyor, saygı ve sevgilerimi sunuyorum”.

Gelen Yorumlar
Okuyucu yorumları ‘onay’dan sonra yayınlanır. Küfür, hakaret, tehdit, aşağılama içerikli mesajlar silinir ya da değiştirilebilir; sorumluluğu yorumu yapana aittir.
Yorum Ekleyin
Başlık
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.

KırşehirYeniHaber
KIRŞEHİR Yeni HABER sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır. Hiçbir kuruluşla doğrudan veya dolaylı herhangi bir bağlantısı yoktur.

2006 © 2008