| Pzr | Pzt | Sa | Ça | Pe | Cu | Cts |
| 1 | 2 | 3 | 4 | |||
| 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 |
| 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 |
| 19 | 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 |
| 26 | 27 | 28 | 29 | 30 | 31 |
KÜNYE
KIRŞEHİR Yeni HABER
İnternet Gazete
Yayın Yönetmeni:
M. Duran Sönmez
E.Posta: kirsehiryenihaber@gmail.com
Basın ahlâk ilkelerine uymaya söz vermiştir.
Sitede yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.

KIRŞEHİR Yeni HABER İMD üyesidir.
Bürokrasi ve kırtasiyecilik nedeni ile Türk insanının da, Türk ekonomisinin de önü tıkalıdır. Bu bürokrasi ve kırtasiyecilik yüzünden vatandaş günlük ekonomik ve sosyal yaşamında ağır 'uyum maliyeti'ne katlanmaktadır.
|
Kamu kurum ve kuruluşları tarafından yürütülecek iş ve işlemlerde artık 'ikametgah belgesi ile nüfus kayıt örneği' istenmeyecek. Bu belgeler artık belgeyi isteyen kuruluş tarafından Kimlik Paylaşım Sistemi'nden (KPS) temin edilecek. Uygulama muhtarları kızdırdı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yurttaşların yerleşim yeri ve diğer adres bilgilerinin, standartlara uygun biçimde tek merkezde tutulması ve belli ilkeler çerçevesinde kamu kurum ve kuruluşlarıyla paylaşılmasını sağlamak amacıyla uygulamaya konulan Adres Kayıt Sisteminin sağlıklı biçimde yürütülmesine yönelik alınması gereken önlemlere ilişkin bir genelge yayınladı.
Buna göre, kamu kurum ve kuruluşları yaptıkları işlemlerde MERNİS veri tabanında yer alan ve T.C kimlik numarası ile ilişkilendirilmiş bulunan “Kimlik Paylaşımı Sistemi”nden (KPS) elde edecekleri yerleşim yeri ve diğer adres bilgilerini esas alacak. Henüz KPS'ye bağlanmayan kamu kurum ve kuruluşları ise hazırlıklarını en kısa sürede tamamlayarak KPS'ye bağlanacak.
KIRTASİYECİLİK KALKACAK
Kırtasiyeciliğin ortadan kaldırılması hedefi doğrultusunda, kamu kurum ve kuruluşlarınca yürütülen iş ve işlemlerde, nüfus müdürlüklerinden veya yurttaşlardan yerleşim yeri ve diğer adres belgesi ile nüfus kayıt örneği istenmeyecek, bu belgeler, ilgili kuruluş tarafından doğrudan KPS'den elde edilecek. Ulusal Adres Veri Tabanının güncel tutulması amacıyla İl özel idareleri ve belediyelerce "Adres ve Numaralamaya İlişkin Yönetmelik" hükümleri titizlikle uygulanacak, mahalle, cadde, sokak adı gibi adres bileşenlerinde meydana gelen değişiklikler en kısa sürede kamuoyuna duyurulacak.
Kurumlar, her türlü iş ve işleminde, Türk Standartları Enstitüsü (TSE) tarafından belirlenen (TS EN 14142-1) adres standardına uyacaklar.
Genelge muhtarları kızdırdı
Muhtar Dernekleri Federasyonu Başkanı Hüseyin Özkan, "Çok kazandığımız sanılıyor ama, devletin verdiği maaş net 280 YTL. Zorunlu Bağ-Kur’lu yapılıp ayrıca ayda en az 300 YTL prim ödüyoruz" dedi.
Onu yapma bunu yapma!
Bu uygulama; büyük şehirlerdeki yaklaşık bin muhtar dışında zaten zor şartlar altında olan onbinlerce muhtarı kara kara düşündürüyor. Ankara merkezli Türkiye Muhtar Dernekleri Federasyonu’nun Başkanı ve Adapazarı Geyve’ye bağlı Örencik Köyü’nün muhtarı Hüseyin Özkan, "Muhtarların çok yüksek paralar kazandığı sanılıyor ama, Türkiye genelindeki yaklaşık 35 bin köy muhtarı ile yaklaşık 17 bin mahalle muhtarı içinde, sadece büyük şehirlerdeki yaklaşık bin muhtar nispeten iyi para kazanır" dedi. "Onu yapma, bunu yapma ne yapacağız, nasıl para kazanacağız" diye soran Hüseyin Özkan, bugün Nüfus ve Vatandaşlık İşlemleri Genel Müdürü ile görüşme yapacaklarını, bu görüşmeden önce net bir açıklama yapmak istemediğini ifade ederek, şöyle devam etti:
Üzüm yiyemezsek
"Muhtarlar yıllarca sesini çıkarmamış. Mücadeleler verdik ama bugünlere geldik. Bu iktidar da yaklaşık 6 yıldır her kesime yönelik yasalar çıkardı ama muhtarlar için bir şey yapmadı. Sıkıntılarımızı aktardık. Biz hep garip kaldık. Ama görülüyor ki, uysal davranmakla bir yere varamıyoruz. Biz üzüm yemek istiyoruz, bağcıyı dövmek değil. Baktık ki, üzüm yiyemeyeceğiz, bağcıyı döveceğiz. Ben federasyon başkanı olarak en önde yürümeye mecburum. Ben önde yürümezsem, arkadaşlar beni de ezer geçerler. Sokağa inmek bir seçenek. Önümüzdeki günlerde bu kararı alabiliriz, çünkü onbinlerce muhtar çok zor durumda. 52 bin 371 muhtarın sadece belki de bin tanesi iyi kazanıyor. Onbinlece köy muhtarı ayda 280 YTL maaş alıyor ve çok az ikametgah belgesi veriyor. Hatta en düşük basamaktan, Bağ-Kur’a aylık en az 300 küsür YTL prim kesiliyor. Maaşın fazlası prime gidiyor.
Muhtarların kurtuluş formülü
TÜRKİYE Muhtar Dernekleri Federasyonu (MUDEF) Başkanı Hüseyin Özkan, kamu kurumlarının işlemlerinde ikametgah belgesi istenmeyecek olmasının onbinlerce muhtarı zor durumda bırakacağını bildirdi. Hüseyin Özkan, "Aldığımız maaş 280. Çok bereketli maaşmış! Ye ye bitmiyor... Sokağa da ineceğiz ama 7-8 maddelik bir öneri paketini İçişleri Bakanı’na ulaştırdık" dedi. Özkan, muhtarlara nefes aldırabilecek projesini açıkladı: "Posta İdaresi para tahsilatı yapıyor. Mahalle muhtarlıklarında bilgisayar altyapısı var. Posta İdaresi ile anlaşıp, onlar adına tahsilat yapabiliriz. Oraya gitmek için otobüse binecek, belki taksiye binecek hem zaman ham para kaybedecek. Oysa mahalle muhtarlığında bu işlemler yapılabilir" dedi.
Bürokrasi ve kırtasiyecilik
Çok uzun bir geçmişten köklenen bürokrasi ve kırtasiyecilik nedeni ile Türk insanının da, Türk ekonomisinin de önü tıkalıdır. Bu bürokrasi ve kırtasiyecilik yüzünden vatandaş günlük ekonomik ve sosyal yaşamında ağır 'uyum maliyeti'ne katlanmaktadır. Bu uyum maliyetinin de yalnızca parasal bir maliyet olmadığını da hatırlatalım. Bir kurala uyum göstermek için önümüze çıkan bürokrasi ve kırtasiyecilik yalnızca cebimizden para almıyor, zamanımızı, gücümüzü ve belki de sağlığımızı alıyor. O yüzden de insanlarımız, kurallara uymak yerine kuralların yanından dolanmayı veya kurallara uymamayı tercih ediyorlar. Bürokrasi ve kırtasiye, aynı şekilde ülke ekonomisini de bütünü ile etkiliyor. Bir iş kurmak ve yapmanın çeşitli formlardaki maliyeti o kadar yüksek ki girişimcilik gelişmiyor, iş kurulmuyor, kurulsa da kayıt dışına kaçışlar cazip hale geliyor. O yüzden kalıcı yabancı yatırım da gelmiyor. Sonuçta insanımız kaybediyor, ülke ekonomisi kaybediyor.
Bütün dünya artık idari düzenlemelerdeki ağır bürokrasi ve kırtasiyenin girişimciliği, yenilikçiliği engellediğini, rekabet, ticaret, yatırım, istihdam ve ekonomik verimliliğin karşısına lüzumsuz engeller çıkardığını biliyor. Dolayısı ile bürokrasi ve kırtasiyenin azaltılmasının makroekonomik kazançlarının çok olacağını da biliyor. Örneğin, bu konuda ciddi çalışmalar yapan Hollanda Ekonomik Politika Analizleri Bürosu'nun çalışmalarına göre kırtasiyede yüzde 25 oranında bir azalmanın ülkede işçi verimliliğini yüzde 1.7, Gayrisafi Yurtiçi Milli Hasıla'yı yüzde 1.5 artıracağı hesaplanıyor. Aynı tahminler Danimarka için de yapılıyor. Her iki ülke de kırtasiyeciliği azaltmak için yüzde 25 azalmayı hedef almışlar ve görünüş o ki bu hedefi yakalayacaklar. Bizde böyle bir hedef alınsa inanınız ki elde edilecek kazançlar şu yukarıda Hollanda ve Danimarka için verilen rakamlardan çok ama çok fazla olacaktır. Bu tür kazançlar da Türk insanının ve ekonomisinin önünü açar.
Türkiye de mutlaka, 'idari basitleştirme' (administrative simplification) olarak adlandırılan ve amacı bürokrasi ve kırtasiyeyi azaltmak olan çalışmaları yapmalıdır. Bu tür çalışmalar, genellikle, (1) İdari düzenlemelerin getirdiği yüklerin ölçümlenmesi, (2) Bürokrasi ve kırtasiyenin azaltılması hedeflerinin konulması ve (3) Başarının ölçümlenmesi aşamalarından geçer. Birçok aklı başında ülke ayrı ayrı bu tür çalışmaları yapmaktadır. Ancak, bu çalışmalar aynı temelden hareket etmediklerinden ülkeler arasında kıyaslamayı mümkün kılmamakta, o nedenle de uluslararası 'benchmark'ların oluşturulması zorlaşmaktadır.
Köşe Yazıları
"""""""""""""""""""""""""
"""""""""""""""""""""""""
"""""""""""""""""""""""""