Temmuz 2009
PzrPztSaÇaPeCuCts
1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031
Aylık Arşiv
Ocak 2009
Şubat 2009
Mart 2009
Nisan 2009
Mayıs 2009
Haziran 2009
Temmuz 2009
Yıllık Arşiv


KÜNYE

 

KIRŞEHİR Yeni HABER

İnternet Gazete

 

Yayın Yönetmeni:

M. Duran Sönmez

 

 E.Posta: kirsehiryenihaber@gmail.com

 

www.kirsehiryenihaber.com

Basın ahlâk ilkelerine uymaya söz vermiştir.

 

Sitede yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.

 

 

KIRŞEHİR Yeni HABER  İMD üyesidir.


Son Fotoğraflar
Mucur
Mucur Yenice Mah.
Türk Büyükleri Parkı
Ana Sayfa > Sizin Sayfanız > KİT’ler gitti KİTSCH’ler geldi
KİT’ler gitti KİTSCH’ler geldi

 

Kent bizde başlar ve biter, o belleklerimizde gömülüdür. (Lawrence Durrell Balthazar)


Ahmet Hamdi Tanpınar 1940'lı yıllarda kaleme aldığı "Beş Şehir" adlı kitabının "Bursa'da Zaman" adlı bölümünde dönemin Bursa'sında içine düştüğü hoşnutsuzluktan söz eder...

Bir kahvecinin kurnaya attığı gül şairi kendine getirmiştir. Ancak bu durumdan sıyrılıp eskiye ait izler havsalasıyla yeniden canlanır.

Zamanımızın Bursa'sına gelelim...

Geçen Pazar Bursa turuna çıktım. Yahya Kemal Beyatlı'nın "Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul" diye başlayan ünlü şiiri aklıma geldi. Ben de bir başka tepeden Bursa'ya baktım. Yukardan cezbeden taraf arıyorum.

Sanatçılara ilham kaynağı olan Bursa çok değişmiş. Kentin doğusu batısı her yeri beton yapılarla dolmuş. Bursa Ovası'nda sanatçılara ilham verecek yan bırakmamışlar.

Ciğerleri kurum bronşları dağlı
Parkları çalınmış
Her yanından beton kistler çıkarırken
Kentin istediği nedir?


Diye soruyordu bir şiirinde Gülten Akın.

En çok dikkatimi çeken Emirsultan Camii tarafındaki sırtlara yaslanmış binalardı.
Uzandıkları tepede Bursa'yı bir seyir açgözlülüğü içindeydiler. Onlar adına utandım.

Sonra şehrin doğu tarafında gökdelenimsi yapılar dikkatimi çekti. Bursa kuşatıldığı tarihlerde sanki akıncıların konakladığı kalelerden gibiydi. Ovanın batı ucundakiler de sanırım belediyelerin yaptırdığı apartmanlar idi.

Yakın zamanda da stadyumun yanına plaza diye devasa bina dikilmişti. O uzun süre tartışıldı. Sonra binayı boşalttılar. Üst katları ruhsatsızmış...

1980'lerin mahpus şairi Nevzat Çelik "İstanbul'da büyüdüm tanımam İstanbul'u müzelerinden çok meydanlarını bilirim" demişti:

yola çık
acılara dalma
alnını dağ serinliğine yasla

unutma
bütün sokaklar kent alanlarına çıkar

Sokaklarında ısrarla dolaşmalıydı...

Şimdi Bursa'da "Kent Merkezi" diye şehrin tam göbeğinde bir başka ucube ortaya çıkarttılar.

Bir projenin ödül alması başlı başına anlam ifade etmiyor, ona değer katmıyor ki, kullanım açısından uygun olması hiç önemli değil mi? Mesela; meydandaki ana binanın doğu tarafındaki parke döşenmiş yayalara açık geçiş yolunu oldukça meyilli yapmışlar. Kod farkını düşürmek için geniş basamaklı merdiven yapmayı bile akıl etmemişler.

Kış burasını sıkça kullanmak zorunda olanların başına ne çorap örecek göreceğiz. Yağmurda o zemin bir gölete dönüşmüştü. Velhasıl Bursa şimdi sadece sudan ibaret değil.

Kent meydanının tam ortasındaki çeşme kitschi ile kanopi dedikleri saçak; meydanın üstünü örten camdan silueti saran yabancı markalar, ürünlere ait yazılar beni büsbütün itiyor.

Kentte adıyla anılan önemli simgeler tek tek yitirilmiş; kestane, ipek, dokuma vs. den sonra sıra ötekilere gelmiş.

Yine Balibey bedesteni vardı. Osmanlı dönemine ait tarihi bir yapı... Tophane yokuşunda. Restore edileceği söylenmişti. Yerinde garip bir yapı var şimdi. Bilmem kaç trilyon liraya "mal" etmişler. Çay bahçesi falan olarak kullanacaklarmış. Yazık hem de çok yazık.

Türkiye'nin en eski KİT'lerinin yerinde de yeller esiyordu. S.Merinos Fabrikası da yok artık.

Nerde o küçük ve mutlu köylerini bağıra basan sanat şaheseri, nerede koyu eflatun heyulalarla çevrili zümrütten kadeh; Bursa Ovası...

"Her şehir nesilden nesle değişir". Ama İstanbul bir başka değişti diyordu Tanpınar.

Hele eski Bursa bütün ülkem gibi sanki ovayla beraber kaybolup gidiyor.

Ama ben her şey, her şey için umutlu olmak istiyorum.

Yeni bir ülke bulamazsın, başka bir deniz bulamazsın.
Bu şehir arkandan gelecektir.
Sen gene aynı sokaklarda dolaşacaksın,
aynı mahallede kocayacaksın;
aynı evlerde kır düşecek saçlarına.
Dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda.
Başka bir şey umma.

Bütün dokunaklı, acınası yanlarına karşın Kavafis'ın şiiri güç vermelidir insana.


Tamer UYSAL

dosteli16@hotmail.com

Gelen Yorumlar
Okuyucu yorumları ‘onay’dan sonra yayınlanır. Küfür, hakaret, tehdit, aşağılama içerikli mesajlar silinir ya da değiştirilebilir; sorumluluğu yorumu yapana aittir.
Yorum Ekleyin
Başlık
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.

KırşehirYeniHaber
KIRŞEHİR Yeni HABER sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır. Hiçbir kuruluşla doğrudan veya dolaylı herhangi bir bağlantısı yoktur.

2006 © 2008