Temmuz 2009
PzrPztSaÇaPeCuCts
1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031
Aylık Arşiv
Ocak 2009
Şubat 2009
Mart 2009
Nisan 2009
Mayıs 2009
Haziran 2009
Temmuz 2009
Yıllık Arşiv


KÜNYE

 

KIRŞEHİR Yeni HABER

İnternet Gazete

 

Yayın Yönetmeni:

M. Duran Sönmez

 

 E.Posta: kirsehiryenihaber@gmail.com

 

www.kirsehiryenihaber.com

Basın ahlâk ilkelerine uymaya söz vermiştir.

 

Sitede yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.

 

 

KIRŞEHİR Yeni HABER  İMD üyesidir.


Son Fotoğraflar
Mucur
Mucur Yenice Mah.
Türk Büyükleri Parkı
Ana Sayfa > Özgür Karakaya > Kraliçenin ardından
Kraliçenin ardından

Metalar dünyası büyüdükçe insanlar dünyası küçülür

K. MARX

 

Kartel medya başta olmak üzere bütün AB ve ABD’ciler oturup ağlayacaktı.  Nedense Türkiye’de hiçbir demokratik açılıma destek vermeyen AB ve diğer emperyalist güçler AKP’nin kapatma kararı üzerine uyarı üstüne uyarı yaparken işbirlikçileriyle birlikte sanki yas tutuyordu. Bu aşamada kraliçenin onca ülke varken kalkıp Türkiye’ye gelmesi şaşırtıcı olmadı. 17 Mayıs’taki (2008) gazetesindeki köşesinde İlker Sarıer’in tespitleri oldukça güzeldi.  Sarıer medyayı lafı dolandırmak ve kraliçenin TC ziyaretinin altındaki gerçek nedenler konusunda aydınlatıcı olmamaktan sorumlu tutuyordu…

 

Menderes'le başlayan, Demirel'le süren, Özal'la aşama kaydeden ABD güdümlü siyaset Tayyip Erdoğan'la en pervasız düzeyine ulaşmıştı. Yazara göre Türkiye’ye gelişin sebeplerinden birisi taktik nedenle; BOP çerçevesinde Türkiye’nin AKP tarafından iyice ABD çıkarlarına hizmete sokulur hale gelmesi idi. İngiltere bölgedeki enerji kaynaklarına ilişkin pastadan pay almak,  pastayı sadece ABD’ye bırakmak istemiyor. Başbakan "Ben ülkemi adeta pazarlamakla mükellefim" diyordu. Türkiye’nin büyük ölçekli TÜPRAŞ, Erdemir, PETKİM, Seydişehir Alüminyum, TELEKOM gibi en önemli varlıkları elden çıktı, sözde Avrupa Birliğine uyum gerekçesiyle toprak satışları serbest bırakılmıştı.  Bölgede varlık elde eden egemen olan güç enerji kaynaklarına da hakim olacaktır.

 

Türkiye demokrasisi cemaatlerin, mafyanın ve bezirgânların ellerine teslim edilmiştir.

 

Sonuna kadar gidebilecek ABD’nin güdümündeki güçlü bir sağ parti her zaman sözde demokrasi nutuklarına rağmen ABD’nin işine gelmektedir. 1 Mart 2003’te meclisten geçmeyen tezkere bunun kanıtıdır. AKP daha sonraki kararının ertesinde genel seçimi büyük bir farkla kazandı. 2007 seçimlerinde yüzde 47’lik oy oranıyla ABD güdümünde yeniden iktidara geldi. Adı başından bu yana AKP’yle anılan tarikat lideri ise ABD'de emrine amade kılınan çiftlikte ve özel devlet koruması altında yaşıyordu.

 

ABD imparatorluğu gölgesinde 'imparatorluk' düşleri adım adım devreye sokulmaya çalışılmakta. Hatırlarsanız buna benzer taktiklerden biri İngilizlerin 1850’lerde Osmanlı toprakları üzerinde başına güdümündeki sözde bir halifeyi getirecekleri “Yakın Doğu Konfederasyonu” projesiydi. Ayrıca küçük devletlere bölünmek anlamına gelen “Balkanizasyon” politikası da akla geliyor. İngiltere bölgede yeniden egemen güçlerden biri olma peşinde, gezinin stratejik yani ikinci nedeni budur demeye getiriyor aşağı yukarı bana göre Sarıer,: “Kraliçenin adamları, AKP iktidarından bölgeye ilişkin bir takım isteklerde bulunmak için gelmiş olmalılardır”…

 

Emperyalizmin tüm dünyada ve ülkemizde, temelinde özelleştirmenin olduğu yürürlüğe sokulan bu saldırı, aslında bir işgal harekâtından farksızdır. Öte yandan işbirlikçileri din, İman diyerek halkı uyuturken hızla kendi burjuvasini oluşturmaya çalışıyor. Bunun tipik örneği bizzat ekonomiden sorumlu bir AKP bakanı. Bilindiği gibi Unakıtan, oğlunun gümrük vergileri artırılmadan hemen önce 4 bin ton çerezlik mısır ithal etmesini “Oğlumun tavukları var, yem onlar!” diye açıklamıştı. Aynı şahsiyetin mensubu bulunduğu partiyle kentsel dönüşüm yapacağız deyip yoksulların gecekonduları başlarına yıkılırken  tapusu olmayan araziye kaçak villalar yaptırmıştır…

 

Kraliçenin ziyaretinden önce yayınlanan  İngilizler 150 Bin Konut Alacak” başlıklı haber (Cumhuriyet, 05 Kasım 2007) dikkat çekiyor. Ege ve Akdeniz kıyılarındaki araziler İngilizlerin ilgisini çekiyor. Türkiye’nin enerji gibi toplu konut politikası da tamamen dışa bağımlı hale gelmiştir. Türkiye’de faaliyet gösteren şirketin pazarlama müdürünün açıklamasında da İngilizlerin dünyada en çok gayrimenkul alan milletlerin başında geldiği belirtiliyordu.

 

Türkiye giderek hem İran’laştırılıyor, hem de başında emirlerin, şeyh’lerin bulunduğu bir Arap ülkesine benzetilmeye başlıyor.

 

Türkiye gezisinde Kraliçenin first leydilerle çekilen fotoğraflarıyla birlikte birkaç ay önce önce Bush’un Ortadoğu gezisinde Laura Bush’un Birleşik Arap Emirlikleri’nde  objektiflere yansıyan (baştan aşağı çarşaflara bürünmüş kadınlarla çekilen) resimlerdeki gibi görüntüler süsleyecekti dünya medyasını ya, Sarıer aynı yazısında büyük medyanın ikinci cumhuriyetçi yazar çizer takımını olayı sadece bu yönüyle değerlendirmekle yetinme yanlışlığına düştüğü için eleştirmişti.

 

Özelleştirme, istihdam ve tarım politikalarıyla ülkemiz giderek daha bağımlı hale getirilmiştir.  AKP hükümet olur olmaz tıpkı Menderes, Demirel, Özal’ın iş bitiricilik geleneğine uyarak inşaat sektörüne el attı. Duble yollarla, tünellerle, alt geçitlerle vs. palyatif çözümler aradı. Ancak halkın temel sorunlarına hiçbir sonuç getirmeyen bu kısa vadeli yatırımlar tüketimi ve dışa bağımlılığı arttırıp enflasyonu körükleyen harcamalardı. İşsizlik ve yoksulluk çığ gibi büyümüştür. Bir yandan kentsel dönüşüm ve toplu konutçuluk adı altında istimlak edilen yoksul mahallelerde ve kentlerin önemli mevkilerinde dubleks, tripleks daireler, lüküs villalar vs. inşa edilirken öte yanda sosyal devletin asıl işlev kazandırılması gereken devlet demir yollarında, tersanelerinde bakımsızlıktan ilgisizlikten iş kazaları ve kayıplar artmaya başlamıştır. Devlet TOKİ eliyle emlak pazarlamasıyla uğraşırken tamamlanmayan sosyal tesisler çürümeye terk edilip, eğitimde nitelik ve yaygınlık yerini türban tartışmaları almıştı.  

 

Memleketin altı üstü talan edilmektedir.

 

Demokrasiyi yurtdışında “demokrasiden nasibini almamış ülke” olarak niteleyerek türban konusuna indirgeyen Başbakan, Denizli’de olduğu gibi yandaşlarınca koşulsuz desteklenmesi gereken bir lider haline sokulup adeta putlaştırılmıştır. Zamanında Amerikancı DP nasıl el öperek el üstünde tutulmuşsa aslında ABD’nin parlattığı yeni bir yıldızı olarak AKP’de cemaatlerle birlikte el üstünde tutulmaktadır. 1990’ların başından bu yana Yargıtay’ın da suç kabul ettiği hükmün işlevini yitirmesiyle birlikte nasılsa Sovyetlerin dağılmasını müteakip bir tarikat devreye sokuluvermiştir. Bu tarikatın kökenlerine temel aldığı kaynaklardaki söylemlere dikkat edildiğinde ideolojik yan ön plana çıkarılmaktadır. BOP esbaşkanı sayılan AKP lideriyle birlikte cemaat liderinin de projeyi tamamlayan unsur haline geldiği apaçıktır. 12 Eylül darbesiyle tamamen dibi kazınan ulus devletin kazanımları yok edildikten sonra din yoluyla siyaset yapan bezirgânların önü açılmaya başlanmıştır.

 

 

Özgür KARAKAYA
ozgkara@hotmail.com
Gelen Yorumlar
Toplam 1 yorum, 1-1 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda. Okuyucu yorumları onaydan sonra yayınlanır. Küfür, tehdit, hakaret, aşağılama içerikli mesajlar silinir ya da değiştirilebilir; sorumluluğu yorumu yapana aittir.
kutlama
Ülkemiz siyaseti üstüne yazılmış, kıral çıplak diyen güzel bir yazı. Bu yazıdaki görüş ve düşüncelerinin altına ben de imzamı atarım. Özgür'ü kutluyorum. Başarı dileğimle Cevat Kulaksız
Cevat Kulaksız | 06 Haziran 2008 Saat 09:28
Yorum Ekleyin
Başlık
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.

KırşehirYeniHaber
KIRŞEHİR Yeni HABER sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır. Hiçbir kuruluşla doğrudan veya dolaylı herhangi bir bağlantısı yoktur.

2006 © 2008