Temmuz 2009
PzrPztSaÇaPeCuCts
1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031
Aylık Arşiv
Ocak 2009
Şubat 2009
Mart 2009
Nisan 2009
Mayıs 2009
Haziran 2009
Temmuz 2009
Yıllık Arşiv


KÜNYE

 

KIRŞEHİR Yeni HABER

İnternet Gazete

 

Yayın Yönetmeni:

M. Duran Sönmez

 

 E.Posta: kirsehiryenihaber@gmail.com

 

www.kirsehiryenihaber.com

Basın ahlâk ilkelerine uymaya söz vermiştir.

 

Sitede yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.

 

 

KIRŞEHİR Yeni HABER  İMD üyesidir.


Son Fotoğraflar
Mucur
Mucur Yenice Mah.
Türk Büyükleri Parkı
Ana Sayfa > Medyadan Seçmeler > Kültür şehri Kırşehir
Kültür şehri Kırşehir
Anadolu, emin olunuz ki utandırmakta. Anadolu, mütevazı. Anadolu zengin. İnsanının gönlüyle, görgüsüyle, fedakârlığıyla, zengin. Medeniyetiyle zengin. Maddesi ve mânâsıyla zengin.
Geçen hafta sonu Kırşehir’deydik. Değerli Valimiz Lütfullah Bilgin ile akademisyenler Türkocağı Kırşehir Şubesi başkanı Mustafa Kılınç ve yardımcısı Yakup Akyel davet etmişlerdi. Sezgin Bilgin Hanımefendi’nin de Hatay’a mahsus kuşluk konuğu olduk. Bu ziyaret vesileyle pırıl pırıl yeni insanlarla tanıştık, kalbi Kırşehir için atan Belediye Başkanı Halim Çakır, daha evvel hizmet yaptığı şehirlerde devlete kazandırma namına kıymetli hizmetlere imza atmış olan Mustafa Özsoy, Kırşehir’in canlı hafızası İl Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü Osman Demir ve diğerleri...
Bu ilimizi de gördükten sonra tezimizde ne kadar haklı olduğumuzu bir kere daha anladık. Hakikaten öyle, bu ülke insanına ne yapıp edip kendi vatanını tanıtmalıyız. Onun için dışarıya tura çıkan biri, daha evvel kendi memleketinden 5 vilayeti görmüş olmalı.
Kırşehir, kırk ambar gibi.
Kendini adeta saklamış, gizlemiş, sanki bu coğrafyada hiç yok.
Fakat içine girdiğinizde bir derya.
İrfan yönünden derya.
Tarihten derya.
Tabiattan yana derya.
Ve akıp giden gerçek deryalar.
İlim ilim bilmektir/İlim kendin bilmektir/Sen kendini bilmezsin/ Ya nice okumaktır
Diyen Yunus Emre’nin anıt mezarı bu şirin şehrimizde, Şeyh Edebalı’nın köyü, İnanç hemen yol kenarında. Cacabey Rasathanesi keza burada. Kırşehir emiri Nureddin Cibril bin Cacabey tarafından 1272/73’te yaptırılmış. Selçuklu dönemi eseri bu rasathane bir medrese. Astronomi ilmi tatbiki ve nazari olarak uygulanmaktaymış. Dış duvar sütunlarında ateşlenmeye hazır ve ateşlenmiş füze temsilleri var. İçerdeki sütunlarda gezegen ve güneş sistemleri bulunuyor. İnsan bu ve emsali muazzam eserlerimizi görünce eğitim sistemimize hayıflanıyor. Bizlere Yunan tarihi ezberletildi. Roma hukuku okutuldu. Toriçelliler gösterildi. Fakat kendi değerlerimizden habersiz bırakıldık. Diğerleri dünya kültürüdür. Zaruret miktarı tahsil edilir. Bunlar ve daha on binlercesi ise kendi mazimiz. Tapumuz, senedimiz şahsiyetimiz. Onlardan neden gafil kaldık? Bugünkü buhranlarımızın temelinde o gafletin payı yok mu dersiniz? Bu nadide eserin giriş kemeri üstünde, daha içeriye ilk adımınızı attığınızda dünya durdukça söylenecek o ilahi buyrukla karşılaşıyorsunuz: “Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği/akrabaya yardım etmeyi, emreder, çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı yasaklar. O düşünüp tutasınız diye size öğüt verir.”
Kırşehir, Ahi Evran-ı Veli ismiyle bütünleşmiş. Bu itibarla yerinde bir kararla yeni kurulan üniversite, bu isimle tezyin edilmiş. Adını taşıyan cami, zaviye ve külliyesi var. Hazretin asıl ismi Nasirüddin ebül Hakayık Mahmud el Hoyî’dir. Azerbaycan’ın Hoy kasabasından. Nakşi büyüğü Ahmedi Yesevi’den ders almıştır. Osmanlıdan bir adım evvel Anadolu’nun temellerini atan zatlardandır. Ahilik eşsiz bir ticarî teşkilattır. Parayla meşgul kalbi, İslam ahlakıyla tasfiye eder. Meslektaşı kardeş kabul etme esası üzerine kuruludur. Esası, elini, sofranı, kapını açık, dilini, gözünü, belini bağlı tut nasihatiyle tesbit edilmiştir. Şehrin büyüklerinden biri de Âşık Paşa’dır. Asıl adı Ali’dir. “Paşa” ailenin ilk evladı olmasındandır. Eski Türklerde ilk erkek çocuğa Paşa denirdi. 1333’te Kırşehir’de vefat etmiştir. Aşık Paşa Tarihi meşhurdur. En büyük eseri ise Garipnamedir. Bu eserdeki bir kıtası eserin kendisi kadar nam salmıştır.
Türk diline kimesne bakmaz idi/Türklere her giz gönül akmaz idi/Türk dahi bilmez idi bu dilleri/İnce yolu ol ulu menzilleri.
Kırşehir, camiler, kümbetler, höyükler, kervansaray ve konaklar beldesi olduğu kadar aynı zamanda yıkanmaya en yakın derecedeki termal suyunun merkezi. Kızılırmak üzerindeki Hirfanlı Baraj Gölü ile bölgenin deniz şehri gibi. Seyfe Gölü, onlarca kuş cinsinin mekânı. Flamingo’dan Macar ördeğine kadar her biri diğerinden güzel kanatlı hayvanlar burada.
Kırşehir, vali Lütfullah Bilgin ve belediye başkanı Halim Çakır’ın öncülüğünde bir hamle arayışına başlamış. En önemli hedefleri Bir Ahi Evran Külliye Meydanı düzenlemek. Kültür Bakanı Ertuğrul Günay da bizden evvel burayı gezmiş olduğundan konuya vâkıf. Bu projenin mutlaka hayata geçmesi gerekiyor. Bugünkü sakil meydan, o eserlere hiç yakışmıyor.
Nakletmeye çalıştıklarımız, iki gününün kısa özeti.
Görmek lazım.
Bu ülke güzel.
Bu ülkenin insanları, eserleri, tarihi ve tabiatı güzel.




Rahim ER
Gelen Yorumlar
Toplam 1 yorum, 1-1 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda. Okuyucu yorumları onaydan sonra yayınlanır. Küfür, tehdit, hakaret, aşağılama içerikli mesajlar silinir ya da değiştirilebilir; sorumluluğu yorumu yapana aittir.
KIRŞEHİR VE DÜNYA
Tarihimizde, özellikle Kültür ve toplum tarihimizde,Kırşehir'in çok önemli bir yeri var.Kırşehir bu bakımdan dünya da da güçlü bir ilgi uyandırmış.Uluslar geçmiş toplumsal yaşamımızı izliyor.Hemde örnek almaya çalışıyorlar. Kırşehir değerleri üzerine yurdumuzda oldukça yoğunluk kazanmış çalışmalar var.Bu dağınık çalışmaları toparlamak gerekiyor.Yapılanlar, yerli ya da yabancı çalışmalarla ortaya çıkarılanlar da ,kamu oyumuza gereğince aktarılmış değil. Kırşehir için, o da belli ölçüde yaygın olarak bilinen bir zamanlar yoğun politik çekişmelerin konusu olduğu bu yüzden bir süre ilçe yapılıp sonradan tekrar il durumuna getirildiğidir.Ama bu değişiklikler sonucunda yinede eski durumunun çok gerisinde kaldığı, ilçelerinin bir bölümünün bu arada HACIBEKTAŞ ilçesinin de bu gün Kırşehir'e değil, eskiden ilçe iken il yapılan Nevşehir'e bağlı kaldığı o yöreden olmayanlarca pek bilinmiyor.Bu parçalanmanın, kültürümüze sosyal ekonomik gelişmemize verdiği zarar ise kuşkusuz daha az biliniyor."CANIM HACIBEKTAŞ KIRŞEHİRE NE GÜZEL YAKIŞIR" Kırşehir tarihi Hititlere kadar çıkıyor. Kent sonra Malazgirt savaşına değin ,başlıca Firigyalılar,Yunanlılar,Romalılar ve Bizanslılar tarafından yönetilmiştir.Türkler bilindiği gibi Anadolu’ya büyük ölçüde bu savaştan sonra girdiler.Bu girişin bir siyasal çıkarlı, birde kültürel ve toplumsal yanı var.Kırşehir özellikle bu kültür çabasında önemli ilerici bir yer tutar. Türklerin Anadolu’ya girişi bölge bakımından tarihin yoğun değişimler gösterdiği dönemlerine rastlar. Anadolu’ya geliş sürerken Büyük Selçuklu İmparatorluğu dağılır. Anadolu Selçuklu Devleti kurulur. Bizans İmparatorluğu karşılaştığı tarihsel sosyal ve ekonomik sorunları çözememiştir.Tüm uyruğu dışarıdan özellikle doğudan kurtarıcı beklemektedir.Anadolu Selçuklu Devletininde son bulmasıyla Beylikler dönemine geçilir.Bu dönemde ,Cengiz,Timur,Mısır Haclılar vb. etkenlerde zaman zaman işe karışır. Beylikler döneminde karışıklıklar ve dağılma artmıştır.Bu döneme bölgeler ve kentler açısından da bakılabilir.Bu sırada iki kentin önemli rol oynadığını görürüz.Konya ve KIRŞEHİR. Kırşehir'in öncülüğü,toplumsal düzen vericiliği,kuruculuğu,birleştiriciliği,Osmanlı devleti kurulduktan sonra da,güçlü bir bicimde sürüyor.Konya kuşkusuz başka türlü gelişiyor. Birleştiriciliğin kuruculuğun,çözüm getiriciliğin,kısaca o zamanki ilericiliğin kaynağı Horasan'a uzanıyor.Kırşehir Büyükleri gibi Konya'nın Mevlana sı da Horasan kökenlidir.Horasan ayrı bir konudur.Kırşehir için bu bilgileri verdikten sonra Türklüğün Anadolu’ya yayılmasında büyük katkıları olan AHİ EVRAN HACIBEKTAŞI VELİ AŞIK PAŞA siyasette öne çıkmamışlardır.Hatta diyebiliriz ki onların doğrudan siyasetten uzak olmaları başlıca güçleri olmuştur.Ama bu özelliğe de dikkat ederek KIRŞEHİR in uzunca bir süre arka planda ilk bakışta görünmeyen İKİNCİ BAŞKENT olma niteliğini söyleyebiliriz. Öte yandan Kırşehir tarihte kültürel, toplumsal ve dolayısıyla ekonomik bakımlardan büyük bir zenginliğe sahip olmuş çok yönlü bir kenttir. Bu çok yönlülükten söz ederken kuşkusuz her kent için sayılabilecek turizm arkeoloji doğa vb. ötesinde özellikle Anadolu Selçuklulardan bu yana yaşanmış zenginlikleri amaçlıyoruz. Konuya Kırşehir Büyüklerini ,yer olanaklarına göre,aşırı bir sınırlama yoluyla anarak yaklaşmaya çalışacağız.Aklımıza ilk gelenler şunlar:MUZAFFERÜDDİN BEHRAMŞAH,,CACA BEY,BABA İLYAS,HÜNKAR HACI BEKTAŞ VELİ,AŞIK PAŞA,AHİ EVRAN,AHMET GÜLŞEHRİ,EYH EDEBALİ. Mengücükoğlu Muzaferüddin Behramşah yakın tarihte yaşayan Kır şehrin kurucularından. Özünde bu yaşam,onun kurduğu sonra tam bir üniversite olgunluğuna ulaşan Kırşehir Medresesi ile başlıyor.Kırşehir bu tarihlerde Gül şehir adını da alıyor.Bizim sözünü ettiğimiz özünde işte bu Gül şehir denen KIRŞEHİR’EDİR. Kırşehir beyi Nurettin Caca,kuruculukta ondan aşağı kalmıyor.Hem moğollara karşı ılımlı başarılı bir politika ile kenti saldırı ve yağmalardan koruyor, hemde kurulan üniversiteye dünyanın tarih bakımından ikinci rasathanesini; asronomi matematik fizik kimya gibi konularda eğitim gösterecek(Caca bey Mederesesi-Teknik bilimler fakültesini ekliyor) Kırşehir konusu üzerinde çalışan değerli uzmanlar,özellikle Aşık Paşa;nın Ahi Evran;ın Hacı Bektaş;ın aynı dönemlerde Caca bey zamanında yaşamış,hatta iş bölümü yapmış olduklarını önemle belirtiyorlar.Böylece Gülşehirin yıldızının parladığı 13.yüzyıldaki çok yönlülüğe girmiş oluyoruz.Bu yönler başlıca 1)Aşık Paşa'da simgelenen ;Türkçecilik;Dilcilik 2)Ahi Evran velide simgelenen Ahilik.O zamanki anlamda Emeği temel alan Esnaflık-Sanatkarlık kent çalışanlarına yöneliş.3)Hacı Bektaş Veli de simgelenen Köy çalışanlarına yönelik köycülüktür. Türkceciliğin temeli olarak Karamanoğulları beyinin Türkçeyi koruyup geliştirmede onu bugün doyamadığımız bir tada ulaştırmada,halk Ozanlarımızın ve halk yazarlarımızın bitip tükenmez inançlı cabalarının bugünkü dil kurumumuz gibi ,bir bakıma belki daha iyi bir biçimde bilimsel bilinçli ve yönetiici kaynağını bu Caca bey Medresesinde bulduğunu artık daha yaygın ölçüde bilince çıkarmamız gerekiyor. Hacı Bektaş Veli menkibeleşmiş bir büyük insanımız.Büyük insanların adlarına ideolojik dinsel,tarikatlar,okullar bağlanması onları tanımamızı gölgeliyor.Hacı Bektaş için bu büyük ölçüde geçerli.Yunus da efsaneleşmiş.Onun baş öğretmeni kim:Hacı Bektaş Veli değilmi?Hacı Bektaş;ı daha tarafsız daha iyi tanımamız gereğini vurgulamak için aklıma gelenlerden biri bu. Hacı Bektaş Horasan dan o doğurgan ,efsanecili,kutlu döl yatağından gelmiş.Ahi Evran ,hemen aynı ölçüde efsanelere karışık,Kırşehir;e Hacı Bektaş dan sonra;Denizli yörelerinden gelmiş.Debbağ ustası.Hacı Bektaş Veli;ye konuk olmuş.Orada görüşmüş,işbölümü yapmışlar.Giderseniz,Dergah;da oturup görüştükleri yeri gösterenler var.Ahi Evran Kırşehir de Üniversitenin olduğu yerde yerleşmiş.Zaman zaman da buluşurlarmış. Osmanlı Devletinin kurucusu Osman Bey;in Kaynatası ŞEYH EDEBALİ de Ahi babası.çağdaşları Kırşehir kökenli.Osman bey bir sanat öğrenip ahi olmadan Edebali kızını ona vermiyor. Öte yandan Ahilik Kurumunun tarihi çok eskilere gidiyor.Arapca söyleyişle Feta;dan Fütüvvet;ten geliyor.Feta genç yiğit.çömert.fütüvvet gençlik vb. Yani Ahi kardeş demek.Sayın.A.Gölpınar;lınında belirttiği gibi.Ahiliğin düzen bulunmayan yerde yönetim gücünü üstlenecek kadar güçlendiğini görüyoruz.Beylikler döneminde kurulan ve 64 yıl süren Ankara Ahi Cumhuriyeti bunun pek görünen bir örneğidir. Zamanın Sosyal Kültürel Başkenti dediğimiz Kırşehir-Gülşehir ile kurulmuş bilebildiğimiz ilişkilere değinmeyi sürdürüyoruz.Anadolu Selçuklu Devletine Siyasal Başkentte olan anadolunun başlıca kültür merkezi kenti bilinen Konya;nın özvarlığı Mevalana ;nında bu ilişkiye girdiğidir.Ayrıca daha önemli anılacak olan ise herhalde Yunus Emre;nin ilişkisidir.Yunus bildiğimiz gibi yola Hacı Bektaş la girer .O bir gezgindir de köyde de dolaşır.kentte de Hacı Bektaş lasda Taptukla da ilişkilidir.Ahi Evran la Edebali;yle Mevlana;ylada. Ahiliği Yunus neden benimsemesin bunu belirten bir şiirinide biliyoruz. Şimdi bütün bunlar 13.yüzyılda olup bitmiş de ,orada mı kalmıştır?Hayır,Türkçecilikte aldığımız yol,yaşanmakta ve bilinmektedir.Ahiliğin ise uzunca bir olumlu dönemi var.Bugün bütün yeni cabalkara karşın henüz çok uzağındayız kuşkusuz.Ama Kırşehir;in çok yakınlarda Kurtuluş Savaşımızda yine arka planda,yine tarihsel güç kaynağı olarak işlevini başlangıctaki önem ve canlılıkta sürdürdüğünü görüyoruz. Hacıbektaş celebisi Cemalettin Efendi Patişahın valisinin destek dileğini red etmiş tir.Heyeti temsiliye reisi GAZİ MUSTAFA KEMAL PAŞA;ya onun yönettiği Bağımsızlık savaşına bütün gücüyle katılıyor.Atatürk de o günlerde Hacıbektaşa Çelebiyi ziyarete geliyor.Celebi Osmanlı Valisine de Enver Paşaya da geldiklerinde göstermediği ilgiyi gösteriyor.MUSTAFA KEMAL PAŞA;yıda BEKTAŞ larda yol boyunca karşılıyor.Sonra Atatürk Kırşehir;e geliyor.Müdafaayı Hukuk cemiyet;inde coşkulu tarihsel konuşmalar görüşmeler yapılıyor.Böylece Kurtuluş Savaşının örgütlenmesinde çok önemli güçlü bir adım daha atılıyor. Dünya Ahiliğe büyük önem veriyor.Dünyada ilk kooperatifçilik, Sendikacılık Standardizasyon, ve en eski bir sosyal güvenlik sistemi olduğuna dair birliktelilik vardır. Ünlü bilgin Toeschner Alman sendikacılığının ahilikten çok yararlandığını belirtiyor. www.karincalikoyu40.com sitesinden alındı.
Yaşar AVCI | 06 Haziran 2008 Saat 22:47
Yorum Ekleyin
Başlık
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.

KırşehirYeniHaber
KIRŞEHİR Yeni HABER sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır. Hiçbir kuruluşla doğrudan veya dolaylı herhangi bir bağlantısı yoktur.

2006 © 2008