Temmuz 2009
PzrPztSaÇaPeCuCts
1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031
Aylık Arşiv
Ocak 2009
Şubat 2009
Mart 2009
Nisan 2009
Mayıs 2009
Haziran 2009
Temmuz 2009
Yıllık Arşiv


KÜNYE

 

KIRŞEHİR Yeni HABER

İnternet Gazete

 

Yayın Yönetmeni:

M. Duran Sönmez

 

 E.Posta: kirsehiryenihaber@gmail.com

 

www.kirsehiryenihaber.com

Basın ahlâk ilkelerine uymaya söz vermiştir.

 

Sitede yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.

 

 

KIRŞEHİR Yeni HABER  İMD üyesidir.


Son Fotoğraflar
Mucur
Mucur Yenice Mah.
Türk Büyükleri Parkı
Ana Sayfa > Cevat Kulaksız > Laik hukuk devletinde yargı kararına tepki ve halimiz
Laik hukuk devletinde yargı kararına tepki ve halimiz

Başbakan R.T.Erdoğan, Danıştay’ın kamusal alanda türbanı yasaklayan kararına karşı tepki göstermiş, “bir de ulemaya danışalım ulema ne diyor” diyerek, laik devletin bir başbakanı olarak, hukuk kararına tepki göstermişti. Adeta bunu bir hedef gösterme olarak gören Taliban kafalı bir avukat Alpaslan Aslan, Danıştaya baskın yaparak hâkim Mustafa Yücel Özbilgin’i öldürmüş, bazı hâkimleri de yaralamıştı.

Anayasal düzeni savunan ve uygulayan eski YÖK başkanı Prof. Dr. E.Teziç, başbakan ve bazı yetkililer tarafından defalarca eleştirildiği, adeta hedef gösterildiği için,  elinde silahı ile Cemal Önal isminde biri, Prof. Dr. Erdoğan Teziç’e suikaste giderken yakalanmıştı. (Halen hapiste). Ne garip ki, Avrupa’dan nişanlar almış Türkiye’nin en seçkin hukukçularından Prof. Dr. Teziç, defalarca başbakanlığa lojman verilmesi için başvurmuş, “yok” diye verilmemiş; öldürmek için tehdit ve teşebbüs edilmiş; makam arabası eski ve sık sık arıza yaptığı halde araba verilmemiş. Bu nasıl yöneticilik anlayışı ki, yeni YÖK başkanına, tehdit mehdit olmadığı halde, son model zırhlı otomobil ve hemen lojman tahsis ediliyor. Maalesef yeni YÖK başkanının söylemleri ve uygulamaları ile daha ilk gün, devletin değil de iktidarın adeta emir kulu gibi olduğunu gösterdi. Yönetici yasalara göre karar vermelidir. Bu nasıl anlayış, Kamu vicdanı bunu nasıl görüyor?  Bir laik hukuk devletinde dinsel kurallar öne çıktı mı, orada dinsel önyargılar öne çıkar. Laik devlete karşı düşmanlıklar doğar. Zaten kendisi, geçmişinde laiklik aleyhinde söylenen sözleri ile basında uzun uzun yer almıştı..

 Tıpkı bunun gibi, Danıştay, zorunlu din dersinin laik anayasaya uymadığı gerekçe ile yürütmeyi durdurmuştu. İşte buna bir tepki olarak Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, “zorunlu din dersi uygulamasının devem etmesi gerektiğini”, “ulemaya sorulması gerektiğini”, Danışta ya bir tepki olarak, kamuoyuna açıklamalarda bulunmuştu.

Osmanlı’da tabi öyleymiş, her şey ulemaya sorulurmuş. Fatih Sultan Mehmet’ten sonra gelen padişahlar bilim ve felsefeye uzak kalmış, ulemanın sözünden hiç çıkmamışlar. 1400 lü yıllarda, azınlıklar, İstanbul’da el yazması de olsa, kendi yayınevlerini kurarken, 1445 yılında kurulan Matbaanın Osmanlı’ya gelmesine 1726 yılına kadar neredeyse 300 yıl izin verilmemiş. Ülkede kitap basılmadığı gibi, dışarıdan kitap getirilmesi de padişahın özel iznine bağlıymış. O kadar ki… 1716 da şehit düşen Sadrazam Ali Paşa’nın muhteşem kitaplığının müsadere için çıkan ferman üzerine bunlar arsında bulunan felsefe ve astronomi kitaplarının kütüphanelere vakfının caiz olmadığına dair şeyhülislam fetvası bulunuyordu. Astronomi de tehlikeli ilim sayılıyormuş… Tophane sırtlarında kurulan ilk rasathanenin şehulislam fetvası ile donanma tarafından topa tutulup yıktırılmıştır.  

Osmanlı’da bilime karşı bu hoyratlığa Kâtip Çelebi, Mizan-Ül Hak adlı eserinde karşı çıkmış, Abbasiler döneminde bilimin en üst düzeye çıktığını belirtir. Osmanlı’da “felsefe ve pozitif bilimlerin” medreselerden kaldırılmasını acı bir dille eleştirmiş. Osmanlı’nın geri kalmasına sebep, bilime karşı ilgisizliğidir.

Matbaa Alman Jean Gutenberg tarafından 1450 de bulunduktan sonra, Osmanlı’da 1726–1727 yıllarına kadar, cahil ulemanın tepkisi ile yasak olmasına karşın, Avrupa’da matbaa, şehir ve kasabalara kadar ustalar dolaşıp matbaa makineleri monte edilirken, Osmanlı’da, “Gâvur icadı Guran basılmaz” tepkisi ile yasaklanıyordu. İşte bu 300 yıllık arada, Batı’da alabildiğine bilim, sanat, buluşlarda, keşiflerde çok hızlı bir ilerleme olduğunu, Osmanlı da ise çok hızlı bir gerileme başladığını açıkça görmekteyiz.

Osmanlı’da bilim ve bilim adamına karşı cahil ulema tarafından yapılan tepki varken, Ortaçağda Batı’da da, bilim adamlarına karşı kilisenin ondan aşağı olmayan tepkilerin olduğunu biliyoruz. Bruno’nun, güneş sistemini dünyanın yuvarlak ve güneş etrafında döndüğünü söylediği için, Roma’da canlı canlı yakıldığı bilim tarihinin acı sayfalarında yazılıdır.

Laik hukuk devletinde yargıçlar, karar verirken, yasa çıkarılırken nasıl olur da, ulemaya danışır. Çağdaş Avrupa’da böylemidir. Modern hukukla, dinsel hükümler asla bağdaşmaz, çelişir. Batıdaki yöneticiler, bir yasa tartışılırken, “bir de ulemaya,  Papa’ya danışalım, onlar ne diyor” dediler mi, o yöneticiyi tefe koyarlar ve görevinden istifa ettirirler. Çünkü Batı laikliğe gölge düşürmez. Ülkemizin her alanı dinsel kurallara göre planlanır hale gelmiş.

Çağdaş dünyada, bütün aile planlamacılar, “bakabileceğiniz kadar çocuk yapmayı” öğütlerken,  Dünya Kadınlar gününde Başbakanın kadınlara “üç beş çocuk yapın, kökümüzü kazımak istiyorlar” demesi ne kadar çağ dışı bir düşünce. , 1950 den sonraki iktidarların, “komünist geliyor, komünist gelir ha” diye halkı kandırdıkları gibi. Dört dörtlük bütçemiz denk mi, aileler rahatlıkla çocuklarını besleyebiliyorlar mı; bütün çocuklara çağdaş okul açabildin mi? Milyonlarca mezun gence iş sahası açabildin mi? Doğurduğu çocuğa bakamayacak olan anneler, bebekleri cami önlerine, mezarlıklara atma olayları her geçen yıl artıyor. İran’da, Mısır’da bile aile planlaması yapılırken, Çağın gerisinde kalmış düşüncelerle, tıpkı Osmanlı’daki gibi Türkiye zaman kaybetmekte. Sanki Laik TC in başında Kadızadeler iktidarda gibi.

Osmanlı Tarihinde, her türlü yeniliğe karşı çıkan, Osmanlı’yı, hızla ilerleyen Avrupa karşısında gerileten ve devlet düzenine dedikodu, zorbalıkla hâkim olan Kadızadeler denilen bir çete kabilesi vardı. Osmanlı 17. yüzyılda softalarca kuşatılmıştı. Dergâhlara saldırılıyor, “Peygamber zamanında minare yoktu” diye Mimar Sinan’ın yaptığı minareler bile yıkılmak isteniyor, makamla okunan ezana karşı çıkılıyordu. “Peygamber zamanında kaşık yoktu” diye kaşık satışlarını bile yasaklatmak istemişlerdi. İşte bu Kadızadeler, yüz yıl kadar terör estirerek, padişahları, devlet yönetimini cehaletle yönlendiriyorlardı.

İşte bir devlette yukarıdaki gibi dincilik yarışı başlarsa, ülke Talibanlaşır, Hizbullahlaşır, Kadızadelerin hükmü geçerli olur. O zamanda, her alanda çağdaş dünyadan dışlanırız. AB yolumuz yukarıdaki nedenlerle engellerle dolu hale gelmiştir. Zaten AB ye girmek istiyormuş gibi görünüyoruz; uygulamalarımız laiklik dışı, AB kraterlerine ters görünümünde.

Cevat Kulaksız ckulaksizster@gmail.com

Gelen Yorumlar
Toplam 7 yorum, 1-7 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda. Okuyucu yorumları onaydan sonra yayınlanır. Küfür, tehdit, hakaret, aşağılama içerikli mesajlar silinir ya da değiştirilebilir; sorumluluğu yorumu yapana aittir.
Halkı Kapatalım
Sn.Kulaksız parti kapatmakla bu işler çözülmez .Laik Cumhuriyetin daha radikal kararlar alması gerekir hatta şöyle 28 Şubat vari post moderin bir darbecik ne iyi olurdu . Ama bilmeliyizki bunlarda sorunu çözmüyor en iyisi halkı kapatalım . Sorun kökten çözülür. Yada AKP ye oy verenler tespit edilsin, bir dahaki seçimlerde oy verme işlemi geçersiz sayılsın yada daha zeki bir fikrim var. Valla çok yaratıcıyım ben isterseniz mizah bilem yapabilirim.Mesela akp ye oy veren her 3 oydan 2 si yanlş sayılsın. hani 3 yanlış bir doğruyu götürüyordu ya. öyle bi şeyler bulalım.
hüseyin cimşir | 17 Mart 2008 Saat 19:20
Sayın Hüseyin Şimşir'e Yanıt
Sayın Hüseyin Şimşir, güya şimdi yazıma yorum mu yazmış oldun. Yazımı iyi oku, hangi satırında parti kapatmayı isteyen kelimeler var? Kafandaki önyargıları bana yöneltme. En iyisi sen bu sahiflerde yayınlanmış -Önyargılardan arınmalıyız- adlı yazımı iyicene bir oku. 1-Yazımın hiç bir yerine parti kapatmayı isteyen bir bölüm yok, nerden çıkarıyorsun. 2-Ne demek "halkı kapatalım"; halk iradesine hepimiz saygılı olacağız; (ama hergün gazete ve kitap okuyan, dünya gündemini takip eden, dedikoduyla değil uygarca tartışan gerçek ve özgür kamuoyu yaratan halk) 3-Askeri darbelere ben de karşıyım. Bizim askerimiz darbe meraklısı değil, olmamalı. Ama ordumuz Türk yurdunu olduğu kadar,laik demokrasiyi korumaya da yemin etmiş. Darbeler demokrasiye, ekonomiye zarar verdi verir. 4-Parlamentonun yasası ile kurulmuş, TC ni ve kanunlarını koruyacağına namusu şerefi üzerine yemin etmiş Başsavcı, Yargıtay, Anayasa Mahkemesi gibi kurumlar ne güne duruyor. Yüzde bilmem şu kadar çoğunluğu almış bir parti hakkında dava açılamaz diye bir hüküm mü var. Partiler kusur suç işlemez mi? Bizim Kırşehir Vilayetini kaza yapan partiye vb, şeriat hükümlerini sürekli örnekleyerek dinsel simgeleri sürekli ön plana çıkaran bir partiye dur diyecek, demokrasilerde kurum olmalı ve onlara saygılı olmak gerekir. Laikliğin bitiği yerde gerçek demokrasi de biter. 5-Hemşerim sen eleştiri yapıyorum diye kahvehane dedikodusu yapıyorsun. Bu sapır saçma eleştirilere üzülüyorum. Zaten bunları yazmaya da vaktim yoktu. Başarı dileğimle..
Cevat Kulaksız | 18 Mart 2008 Saat 23:11
darbeye karşıyım yan cebime koy!
Eger birazcık dürüst olacaksak duygu ve düşüncelerimizi takıyye! yapmadan ifade etsek tartışmalardan bir sonuç çıkartırız. 22 temmuz seçimlerinden bu yana yaşadığımız süreç insaf ve vicdan sahibi herkesi kaygılandırmaktadır.Ergenekon çetesi ve 2003 , 2004 yalları arasında planlanan darbeler yenidin ısıtılmakta ve yeni yöntemlerle gündemdedir.Efendim askerlerimiz darbe heveslisi değillermiş ondan dolayı her 10 sene bir darbe yaşadık. Daha 27 mayıs e muhtıranın 1.yılını kutlamadan! şimdide yargıtay başsavcısı kapatma davası açıyor. Verdiğiniz YÖK başkanı ile ilgili örneklerin akp ili ilgisini anlamakta zorlanıyorum . Yine danıştay saldırısı ve ergenekon terör örgütüyle ilişkileri kabak gibi ortadayken bu yaman çelişki neden diye sormadan edemiyorum.
Her ne kadar kahve kültürüyle konuşsamda 4. numaralı yazdığınız yazı çok daha ilginç, diyorsunuz ki ; Parlemontonun yasası ile kurulmuş T.C ni ve kanunları koruyacağına namusu ve şerefi üzerine yemin etmiş başsavcı, anayasa mahkemesi, yargıtay ne güne duruyor demişiniz. Bende diyorum ki onların başka işleri var nemi Yahya Murat Demirelin dosyasını kaybedip zaman aşımına ugradıktan sonra birden buluyorlar. bu da sadece dedikodu değilmi Cevat amcacığım. Talihsizlik. Şanssızlık. Keşke namusu şerefi üzerine hukuku koruyacağına inanacağımız insanlar olsada canımızı yeseler. Vallahide billahide gıkımız çıkmaz güzel hemşehrim.
Hüseyin Cimşir | 19 Mart 2008 Saat 11:04
ÇİMŞİR BEY...
ANLAŞILIYOR Kİ; SAYIN ÇİMŞİR TÜRKİYE'DE BİR ŞERİAT DEVLETİ KURULSUN İSTİYOR.ANCAK,BİZ VE BİZİM GİBİ DÜŞÜNENLER EN AZINDAN BEN ÖNDERİMİZ VE LİDERİMİZ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ÜN YOLUNDAN GİTMEYE ANT İÇTİK.BU ANDIMIZ İÇİN GEREKİRSE ÖLÜMÜ GÖZE ALDIK.BU ÜLKEYE ŞERİAT GELMEYECEK GELEMEZ DE.ÖNCELİKLE,SAYIN ÇİMŞİR BUNU BÖYLE BİLE. ARDINDAN DA ŞUNU SÖYLEMEK İSTİYORUM:EĞER SAYIN ÇİMŞİRDE BİRAZ İZAN OLSA YARGITAY BAŞSAVCISI'NIN AÇTIĞI BU DAVAYI DESTEKLERDİ.ÇÜNKÜ,BU DAVA MUHTEMEL BİR ASKERİ DARBENİN ÖNÜNÜ KESMİŞ VE DURUMU TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VEREN TÜRK ADALATİNE HAVALE ETMİŞTİR. SON SÖZ:AKLI OLAN AKLINI KULLANIR OLMAYAN İSE SAĞA SOLA HAKARET YAĞDIRIR.
AHMET OZANOĞLU | 19 Mart 2008 Saat 22:48
önemli oku
tayyibin agzında sanki kötü bir sey gördün agzındaki seriatı gördünya ne mutlu sana tebrikler laiklik diyorsunuz bagnazlık yapıp duruyorsunuz örnek ladıgınız avrupada din ve devlet işleri iç içe ve sizlere örnek oluyor neden o yönü örnek almıyorsunuz.biri cıkmıs televizyon da bas örtüsü takmak gerek degil diyor işte sizin gibiler yüzünden kıyamet kopacak konusmak için konusmayın muhalefet partisi iftar yemegi veriyor bir sey olmuyor akp verince laiklik elden gidiyor laiklik olmayınca neolur bir söyleyin avrupada suan laiklik yok ve süper gücler ALLAH sizin gibi düsünceleri devletimizin basına gecirmez İNSALLAH amin.... gectinizde ne oldu orasıda var.
gokhanduman | 23 Mart 2008 Saat 14:33
BİZİM BEYNİ YOBAZLIKLA YIKANMIŞLARLA İŞİMİZ OLMAZ..
BİZİM LAFIMIZ DEDİĞİMİZİ ÇARPITMADAN ANLAYANA...

BEYNİ YOBAZLIKLA YIKANMIŞ VE GÖZÜ BİR ADIM ÖTESİNİ BİLE GÖREMEYECEK KADAR KÖRLEŞMİŞLERE LAFIMIZ YOK.ZATEN SİZLERE NE DESEK BOŞ. ÇÜNKÜ,AĞZINIZA BİR TÜRBAN,BİR ILIMLI İSLAM DÜDÜĞÜ VERİLMİŞ ÖTTÜRÜP DURUYORSUNUZ. ÖTTÜRÜN BAKALIM.BU DEVRAN BÖYLE SONSUZA DEK SÜRECEK DEĞİL YA?

BUGÜN SİZLERİN BAYRAMI İSE YARIN BİZİM GİBİ HAÇLILARA HİZMET ETMEYEN GERÇEK MÜZLÜMAN VE VATANSEVERLERİN BAYRAMI OLACAKTIR.

AMERİKA,AB VE CEMAATLER ARKANIZDA BAKALIM NE KADAR DURABİLECEKLER? BU MİLLET MUSATAFA KEMAL ATATÜRK'ÜN ÖNDERLİĞİNDE İÇERDEKİ VE DIŞARDAKİ HAÇLILARA KARŞI KURTULUŞ SAVAŞINI NASIL KAZANMIŞSA ŞİMDİ DE ÖYLE KAZANACAKTIR.
AHMET OZANOĞLU | 24 Mart 2008 Saat 10:34
DOĞRU SÖZE NE DENİR??

ben bukadarını bilmiyordum. yüce yaradan 86 yıl önce ulu önder ve yüce türk milletine yardım etmişti. acaba şimdi ne olacak yazılarınızın devamını sabırsızlıkla bekliyorum

HAYATİ | 01 Nisan 2008 Saat 21:06
Yorum Ekleyin
Başlık
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.

KırşehirYeniHaber
KIRŞEHİR Yeni HABER sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır. Hiçbir kuruluşla doğrudan veya dolaylı herhangi bir bağlantısı yoktur.

2006 © 2008