Temmuz 2009
PzrPztSaÇaPeCuCts
1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031
Aylık Arşiv
Ocak 2009
Şubat 2009
Mart 2009
Nisan 2009
Mayıs 2009
Haziran 2009
Temmuz 2009
Yıllık Arşiv


KÜNYE

 

KIRŞEHİR Yeni HABER

İnternet Gazete

 

Yayın Yönetmeni:

M. Duran Sönmez

 

 E.Posta: kirsehiryenihaber@gmail.com

 

www.kirsehiryenihaber.com

Basın ahlâk ilkelerine uymaya söz vermiştir.

 

Sitede yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.

 

 

KIRŞEHİR Yeni HABER  İMD üyesidir.


Son Fotoğraflar
Mucur
Mucur Yenice Mah.
Türk Büyükleri Parkı
Ana Sayfa > Diğer Haberler > Melih Gökçek, partisi aleyhinde konuşunca M. Ali Alan ile arayı açtı
Melih Gökçek, partisi aleyhinde konuşunca M. Ali Alan ile arayı açtı

12 Eylül 1980 ihtilalinde Necmettin Erbakan ve arkadaşlarını savunarak beraat ettiren, üç başbakan ve birçok bakanı mahkemelerde savunan, ayrıca Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melik Gökçek’in özellikle gazeteciler aleyhine açtığı davaları kazanarak ün kazanan hemşehrimiz Avukat Mehmet Ali Alan, gazeteci Nuray Başaran’a verdiği röportajda 'AK Parti bu davaya müstehaktır' şeklindeki açıklamaları üzerine  Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ile arayı açtı. Başkan Gökçek, bu açıklamaların tek nedenini Alan'ın milletvekili olmamasından kaynaklandığına dikkat çekti ve şiddetle kınadığını söyledi. Gökçek, Alan'ın AK Parti Kırşehir milletvekilliği için aday adayı olduğunu ancak partinin uygun görmediğini ifade ederek, "Bu yazıyı okuyunca yadırgadım ifadelerden şok oldum. İfadelerden hiç birine benim katılmam mümkün değil,” dedi.

 

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, "Partim ve Başbakanımız ile ilgili sözleri için kendisini kınıyorum. Avukat Alan'ın yaptığı açıklamalar kendi şahsi fikirleridir. Partimiz kendisini Kırşehir Milletvekilliğine aday göstermeyince bundan dolayı büyük bir kızgınlık içerisinde. Bu kızgınlığın eseri olarak bu konuşmayı yaptığını düşünüyorum." şeklinde konuştu. 


İŞTE O SÖYLEŞİ

 
Kesin olan yargılar ve kanılar var ama bir o kadar da cevabı olmayan soru. Her ülkede zaman zaman problemler olmuştur ama bu kez Ankara, hiç olmadığı kadar problem ve cevapsız soru ile dolu. Bunların başında da elbette AK Parti ile ilgili açılmış bulunan kapatma davası var. Bunun da kuşkusuz doğal bir yargı süreci var. Söz konusu dava iktidardaki bir parti ve hatta başbakanı da kapsayınca, durum daha da değişiyor. Sadece hassaslaşmıyor, herkesin ister istemez gözünün kulağının bu noktaya çevrilmesine neden oluyor.

 

Biz de bu noktadan hareketle kapatma davalarında savunma avukatı olarak bulunmuş, hatta 12 Eylül döneminde Erbakan'ı savunarak beraatini sağlamış olan Avukat Mehmet Ali Alan'ın kapısını çaldık. Tecrübeleri ışığında bilinmeyenleri ve merak edilenleri bir de ona sorduk.

 

* Mehmet Bey siz kapatma davalarına, siyasi davalara çok uzak birisi değilsiniz. Bu kadar tecrübelere sahipsiniz. AK Parti'nin uygulamaları, davranışları anlamında ne zaman "Bu partinin başına bir şey gelir" diye düşündünüz.

 

- Bu başörtüsü sorununu bana göre AK Parti çok yanlış götürmüştür. Başörtüsü sorununda MHP ile diğer partilerle işbirliği yaparak, onlarla diyalog kurarak yapmalıydı. MHP ile işbirliği anayasanın değiştirilmesi noktasında olmuştur. Bana göre anayasa değişikliğinde konsensüs aranmalıdır ve ben Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın anti-demokratik olduğuna, hukuka uygun olmadığına ve bu anayasanın 12 Eylül'ün ürünü olduğuna, bireysel özgürlükleri yok ettiğine bütün kalbimle, samimiyetimle inanıyorum. Ama ben birçoğunun ve o arada siyasilerin görüşünden şu noktada ayrılıyorum: Ben diyorum ki, anayasa toptan değişmelidir. Anayasayı değiştirecek ayrı bir Meclis kurulmalıdır. Sırf anayasayı değiştirmekle etkili, yetkili ve halk tarafından seçilen ve belli meslekleri kapsayan belli katmanların görüşlerini yansıtacak kişilerden oluşan 100 kişiden oluşan bir Meclis oluşturulmalıdır. Ve bu anayasa birinci maddeden sonuncu maddeye kadar da değiştirilmeli.

 

* Sorunun başına dönersek, AK Parti türban olayını gündeme getirdiğinde, "eyvah" dediniz mi?

 

- Evet, gayet tabii ve AK Parti'nin kapatılma davasına müstahak olabileceğini o gün görmüştüm. Tabii İspanya'daki o beyan, bunu çok daha fazla ön plana taşımıştır.

 

* O beyanın anlamı nedir bu kapatma davasında?

 

- O beyanın anlamı, "simge" diyor. Zaten hukukçuların tümü, "Bu dini açıdan örtünmek amacıyla kabul edilen bir örtü değil, başörtüsü dini değildir" diyorlar. "Bu bir siyasi semboldür" diyorlardı. Ve "siyasi görüşü belirtmek amacıyla sırf laikliğe aykırı davranışı sergileme amacına yönelik olarak başörtüsünün takıldığı" iddiası vardı, oradaki o beyan bu iddiayı doğrulamıştır.

 

* Avrupa Birliği'ne uyum çerçevesinde partilerin kapatılmasına ilişkin birtakım zorluklar da gündeme geldi ve değişiklikler oldu. O çerçevede Fazilet Partisi'nin kapatılma nedenini de göz önüne alarak, AK Parti için hazırlanan mevcut iddianameyi nasıl değerlendirebiliriz?

 

- Siyasetçilerimiz demokratik insanlar değil.

 

* Nasıl yani?

 

- Türkiye'nin en büyük açmazlarından birisi budur. Yani siyasiler hukuka saygılı değil. Şimdi Milli Selamet, Milli Nizam, Refah, Fazilet dört tane parti kapatılıyor aynı görüşler sebebiyle böyle nitelendiriliyor. Ve birbirlerinin arkası sıra kurulduğu iddia olunuyor. Şimdi siz bunların kapatılma nedenine bakıyorsunuz, anayasa, Siyasi Partiler Kanunu. Siyasi Partiler Kanunu hatırımda kaldığına göre 78. maddesinden 103. maddesine kadar bir parti nasıl kapatılır bunlar dillendirilmiş. Siz bunları görüyorsunuz, burada laiklik ilkesine aykırı davranışların, aykırı söylemlerin partiyi kapatmak için yeterli olduğu yazılı. Anayasanın 68. ve 69. maddelerinde çok açık ve seri olarak laiklik ilkesine aykırı davranışlar partiyi kapatma sebebi olarak mülahaza edilmiş. Şimdi siz büyük bir çoğunlukla iktidara geliyorsunuz. Bireysel özgürlükleri Avrupa af hukukuna uygun hale getireceğinizi de vaat ediyorsunuz. O zaman siz anti-demokratik olan bir siyasi partiler yasasını, seçim kanununu değiştirmez, anayasanın bu hükümlerini değiştirmezseniz, bu davaya müstahak olursunuz.

 

* Seçim öncesinde 367 zorlanmıştı yine Anayasa Mahkemesi'nden. Bu ve cumhurbaşkanlığı seçimleri süreci 22 Temmuz seçimlerini getirdi. Bu sürecin zorlanması da kapatma davasıyla ilintili mi size göre? Yani bu iddianame "Ben geliyorum" diye diye, göstere göstere mi geldi?

 

- Evet, çünkü Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı uyardı. Belli konulardaki çalışmalarını tasvip etmediğini belirtti. Bunun ötesinde Yargıtay birçok kez açıklamalarda bulundu.

 

* Bunların birer anlamı mı var?

 

- Gayet tabii yargıçlar olaya Türkiye açısından bakıyor. Öte yandan sizin demokratik sisteminiz militer demokrasidir. Yani deniliyor ki efendim, demokrasi kendini korumak için militanca saldırıya geçebilir. Bizim hem siyasi partiler yasamız, hem anayasamız bir demokratik ortam. Yani rejim kendini savunur. Şimdi rejim kendini savunuyor.

 

* Genel bir kanı ya da iddia var: "Bu bir yargı ihtilalidir" diyor birçok kişi ve kesim. Siz de buna katılıyor musunuz?

 

- Katılmıyorum. Çünkü Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu davayı açmak zorundadır. Çünkü bizim hukuk sistemimiz, anayasamız zorunlu kılmıştır. Ceza Mahkemeleri Kanunu zorunlu kılmıştır.

 

* 12 Eylül'de en zor dönemde Erbakan'ın beraat etmesini sağladınız. AK Parti'den böyle bir teklif geldi mi? Gelirse kabul eder misiniz? Savunma durumunda kalsanız sonucu nasıl görürdünüz?

 

- Bana böyle bir teklif gelmedi. Böyle bir teklif gelince nasıl düşünürüm, nasıl yaklaşırım şimdi ben bunu söyleyemem. Bu, şartlara bağlı olan bir durum.

 

* Profesyonel mi bakarsınız?

-

Gayet tabii ben profesyonel yaklaşırım, o davayı kabul edip etmeyeceğimi düşünerek karar veririm. Şu anda ne teklif gelmiştir ne de böyle bir düşüncem var.

 

* Zor dönemlerde, zor günlerde bu tür davalarla ilgilendiğinize göre AK Parti kapatılır mı?

 

-Türk Ceza Kanunu'nun 177.-188'inci maddelerinde dava açıldıktan sonra görüş belirtilemez, bu bende kalsın. Ama Fazilet davasına baktığınız zaman, bu davanın açılacağını görüyorsunuz. Davanın sonucunda Anayasa Mahkemesi üyeleri oturacak bir karar verecekler. Kararları ne olur bilemeyiz, şu anda bir şey söylemek istemiyorum.

 

* Hukukçuların görüşüne bakılırsa bu yasak gelse bile ara seçime ihtiyaç olursa Tayyip Erdoğan'ın bağımsız olarak milletvekili seçilme hakkının olabileceği söyleniyor.

 

- Kesinlikle olmaz. Bağımsız milletvekili olamaz. 5 yıl beklemek zorundadır.

 

* Bu davanın hukuki sürecinin en az 6-7 ay sürebileceği söyleniyor. Bu, suçlanan herkesin de görevine bu sürede devam edeceği anlamına geliyor. Başbakan dahil. Bu hukuken nasıl bir durumdur? Ne kadar doğrudur?

 

- Bu, yasalardaki boşluk. Bu konu düzenlenmemiş. Böyle bir şeyin olabileceği baştan düşünülmüyor. Zaten Türk hukuk sisteminin esas yarası burada.

 

* Hem, "Bu parti tehlikeli" diyoruz hem de yedi ay daha en az bu partinin Türkiye'yi yönetmesine izin veriyoruz ya da yönetmesinde sakınca görmeyeceğiz. Nasıl olacak bu?

 

- Dava var ve hükümet Türkiye'yi idare ediyor. Beraat zimmet asıldır. Tabii ki parti beraat edebilir. Ve geldiği gibi devam eder. Ama şimdi dava açıldı, devam ediyor. Sizin suçladığınız insanlar ülkeyi idare ediyor. O sırada da bir yığın kararlar alınıyor. Yasalar çıkarılıyor, tüzükler yayımlanıyor. Ve birtakım kararlar veriliyor. Herkesin maaşı ödeniyor, o yargıçların da maaşı ödeniyor.

 

* Evet.

 

-Tabii yani imza atmadan yargıçların maaşı ödenmiyor. Böyle bir düzenlenmemiş yasa haline getirilmemiş durum söz konusu.

 

* Mesela bu durumdaki iktidar partisi anayasa değişikliğine gidebilir mi?

 

- Ben ona katılmıyorum. Anayasanın 138. maddesi 3. fıkrasında, "görülmekte olan bir dava hakkında yasama Meclis'inde, yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz. Veya herhangi bir beyanda bulunulamaz" deniyor. Bu maddenin getiriliş sebebini bir kısım hukukçular diyor ki, "herhangi dava, herhangi bir vatandaş hakkında açılmışsa, o davayla ilgili görüş belirtilemez, Meclis'te görüşme yapılamaz." Anayasanın bir de gerekçesi var. Gerekçesinde de gerçekten bunu düşündürecek bir söylem var. Ben şuradan hareketlenerek bu neticeye gidiyorum. Diyor ki, "görüşme yapılamaz." Şimdi böyle dava var ortada, bu dava ile ilgili olarak orada görüş belirteceksiniz. Çünkü muhalefet partileri çıkıp diyecek ki, "siz anti-demokratik davranıyorsunuz; maç başlamış, kuralları değiştiriyorsunuz. Yargılanıyorsunuz, yargılandığınız maddeleri lehinize değiştiriyorsunuz. Kendi durumunuza uygun yasa çıkarıyorsunuz. Bu sebeple bu kanunsuzluktur" diyecek muhalefet. İşte bu bir görüşmedir. Bu noktadan hareketle, anayasa değişikliğiğini zorlamasınlar. Özellikle de istirham ediyorum.

 

* Öyle mi?

 

- Tabii, yargı bir karar versin. Ben hukukçu olarak, 32 yılını tamamlamış bir insan olarak diyorum ki, "İddianameye odaklansınlar, iddianameyi çok iyi incelesinler. Kelime, kelime ve o iddianamenin ne kadar yetersiz olduğunu objektiflikten uzak olduğunu ortaya koyacaktır." Burada yapılması gereken husus, çok iyi bir savunma ve bu savunma doğrultusunda hareket etmektir. Oradaki yargıçlar da nihayet Türkiye'de yaşamaktadırlar. Türkiye'nin şartlarını onlar da düşünmektedirler. Benim burada önerim budur. Ama anayasayı değiştirerek zorlama yoluna giderlerse, başka güçlerin olaya müzahir olacağı endişesi taşıyorum. TC vatandaşı ve bir avukat olarak ve o dönemleri yaşadım, gördüm; o dönemler, çok zor dönemlerdi. Gerçekten ve bir avukat olarak sıkıyönetim mahkemelerinde dava almaktan bugün imkânım olursa kaçınırım. Avukat olarak biz de ızdırap çektik, acı çektik.

 

ERBAKAN'IN MAHKÛM OLACAĞINA HİÇ İNANMADIM

 

* Bugüne kadar hangi davalarda avukat olarak görev yaptınız?

 

 

- Birçok siyasi davaya girdim. Mesela 12 Eylül 1980 ihtilalinde Sayın Necmettin Erbakan ve arkadaşlarını savundum. Davada Sayın Erbakan ve arkadaşları yaklaşık 11 ayın üzerinde tutuklu kaldılar ve neticede beraat ettiler.

 

* Müvekkiliniz sonuçta rejimi değiştirmek yani neredeyse ülkeye ihanet anlamına gelebilecek derecede suçlarla suçlandı. Bu sizi savunma yaparken ürkütmedi mi?

 

- Sonuç olarak beraat etti Sayın Erbakan. Ben o aşamada çok da gençtim. Tabii yıllar oldu. Hiç ürkmedim, mahkûm olacağına hiç inanmadım.

 

ABDULLAH GÜL'Ü KİMSE İNDİREMEZ

* İlk defa bu davada cumhurbaşkanı da yasaklanacak isimler listesine girdi. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

- Bu davada cumhurbaşkanının yer alması doğru bir hareket tarzıdır. Çünkü cumhurbaşkanı her an istifa edebilir ve bir parti kurabilir.

 

* Cezanın cumhurbaşkanını da kapsaması halinde cumhurbaşkanlığı seçimleri yeniden tartışmaya açılır mı? Yoksa Sayın Gül sorunsuz görevine devam edebilir mi?

 

- Cumhurbaşkanı olduktan sonra "Artık siyaset sahnesinden çekildim" diyor. Siyasi elbiseyi çıkarıyor. Dolayısıyla o cumhurbaşkanlığı makamı da siyaset makamı değildir. Hiç kimse onu indiremez. Yani burada yasaklayan madde açıkça "Siyaset yapamaz. Herhangi bir partiye üye olamaz" diyor.

Gelen Yorumlar
Toplam 3 yorum, 1-3 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda. Okuyucu yorumları onaydan sonra yayınlanır. Küfür, tehdit, hakaret, aşağılama içerikli mesajlar silinir ya da değiştirilebilir; sorumluluğu yorumu yapana aittir.
BALTAYI TAŞA VURMAK MI GÜNDEMDE KALMAK MI ?
Kırşehirli Dernekler Konsepti ve ardından isim değişikliği ile Kırşehirli Dernekler Federasyonu Başkanlığını 9 Ocak 2008 yılına kadar yürüten hemşerimiz Av.Mehmet Ali Alan Federasyon Başkanlığından ayrıldıktan sonra nedendir bilinmez sivri açıklamalar yaparak gündeme gelmeye çalışıyor ancak baltayı da bence taşa vuruyor. Zira internet sitesinde hala kendisini Kırşehirli Dernekler Federasyon Başkanı olduğunu belirtmesi gündemde kalma konusundaki tavrını da belli etmektedir. Acaba değerli hemşerim AKP Kırşehir Milletvekili adayı olup seçilseydi "AK Parti kapatılmaya Müstehaktır" düşüncesinde olacak mıydı ? Konsep ve Federasyon çalışmaları yapıldığı zamanlar her fırsatta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül'ün ve sayısız AKP Bakan ve Vekillerin Avukatı olduğunu belirtirken bugünkü kaygılarını neden acaba vaktinde müvekillerine aktarmamıştır. Son günlerde basına yansıyan açıklamaları ile umarım Sayın Av.Mehmet Ali Alan dimyata Pirince giderken Evdeki Bulgurdan da olmaz. Zira AKP Kırşehir Vekil aday adaylığını kaybeden Alan 9 Ocakta Federasyon Başkanlığını da istiyerek veya öyle olması gerektiği için bırakmıştır. Ve en son Gazeteci Nuray Başaran ile yaptığı ropörtaj ile de Melih Gökçek'in tepkisini çekmiştir.Zaten Başbakan ile arası bozuk olan Melih Gökçek Uçan Balondan atılan kum torbası misali Ankara Büyükşehir Belediye Avukatlığından hemşerimizi azil ederse şaşmamak gerekir.Zira devir menfaatlerin çakışması devridir. Saygının Sevginin Maneviyatın ve Vefanın kalmadığı günümüzde Sayın Alan Büyükşehir Avukatlığına son verilmesi an meselesidir. Sayın Alanın şahsi olarak bana zamanında Hemşeri olmama rağmen uğradığım haksızlıkta sahip çıkmaması ve ailece bunalıma girmeme ve zor günler geçirmeme sebeb olması nedeni ile istemiyerekte olsa düştüğü duruma üzülmek elimden gelmiyor. Zira kişiler ne oldum dememeli ne olacam demeli yapılan en ufak iyilikte unutulmuyor yapılan en ufak kötülükte unutulmuyor. Gerçi Sayın Alan belki mesleğim gereği öyle davramdım diyerek kendini savunacaktır ancak şahit olan kişilerin önünde gerçeğin hiçte öyle olmadığını vaktinde kendisi bizaat bana ifade etmiştir. Son kez bir atasözünüde hatırlatarak yoruma noktayı koymak istiyorum." Alma Mazlumun Ahını Çıkar Aheste Aheste"
Mehmet ALTIPARMAK | 12 Nisan 2008 Saat 19:54
HAYALİ ADALET BAKANI OLMAK İÇİN ÇABALAYAN ZAVALLI

Sevgili hemserim sayın M.Ali Alan, bu başlığı yazdım çünkü hak ediyorsun. Hic diyet ödemeden, mücadele vermeden alçak gönüllü olmadan ve insanlara tepeden bakılarak o koltuklara oturamazsın. Hersey parayla olmaz. Sen böyle olduğun sürece o koltukları zor görürsün. İlk önce hemserilerine değer ver, kullanmaya çalışma. Artık insanlar saf değil. Hemserilerin saf değil. Ne ektin ki ne biçeceksin. Sen devam et tepeden bakmaya biz Kırsehirli gençler geliyoruz. Artık çekilin yolumuzdan. Bıktık sizin gibilerin siyasetinden.

YALNIZ KURT | 12 Nisan 2008 Saat 22:37
Yalnız Kurt'a
Hem Kurt'um diyorsun hemde adını gizliyorsun.Kişilerle uğraşmayın,akarsu- dere ve çay da boğulmayın .Ufuklarınızı genişletin.Kırşehire sıkışıp kalmayın.Türkiyeyi aşarak dünyaya bakmalıyız.Hedefimiz okyonuslar olmalı.Dünya nereye gidiyor.Türkiye nasıl kalkınır.Türkiye üzerinde hangi oyunlar oynanmaktadır.Biraz bunlara kafa yormak gerekir.Bırakın kimi ihale peşinde koşsun,Kimi hemşerisine kazık atmak için yarışsın.Kimi emanete hiyanetlik etsin.Kimi yalan beyanda bulunsun.Kimi ödemediği borcunu ödedim desin.Kimi köylüsü iş adamını O falanca görüşten ona iş verme(ondan teklif alma) diye gammazlasın.Kimi ihale ile uğraşsın.Herşeyin bir hesaplaşma zamanı vardır.Saniye vardır,Dakikayı kurtarır.Dakika vardır ,saatı kurtarır.Saat vardır,günü kurtarır.Gün vardır,ayı kurtarır.Ay vardır,yılı kurtarır.Bir kırşehirli vardır,Kırşehiri kurtarır.Kırşehirli hemşerisi aç iken,tok yatan Kırşehirli değildir diyor hepinize,Tüm Kırşehirlilere ve Kırşehir sevdalılarına selam ve saygılar sunuyorum.
Zülfigar ALTAY | 15 Nisan 2008 Saat 20:53
Yorum Ekleyin
Başlık
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.

KırşehirYeniHaber
KIRŞEHİR Yeni HABER sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır. Hiçbir kuruluşla doğrudan veya dolaylı herhangi bir bağlantısı yoktur.

2006 © 2008