| Pzr | Pzt | Sa | Ça | Pe | Cu | Cts |
| 1 | 2 | 3 | 4 | |||
| 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 |
| 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 |
| 19 | 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 |
| 26 | 27 | 28 | 29 | 30 | 31 |
KÜNYE
KIRŞEHİR Yeni HABER
İnternet Gazete
Yayın Yönetmeni:
M. Duran Sönmez
E.Posta: kirsehiryenihaber@gmail.com
Basın ahlâk ilkelerine uymaya söz vermiştir.
Sitede yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.

KIRŞEHİR Yeni HABER İMD üyesidir.
OZAN “ YİNE UYANMADIN EŞŞEK” DİYE, KİME DİYOR Kİ:
—Halk ozanımız Mahmut Erdal’ı saygı ile selamlıyorum-
Kültürümüzde Eşekname Öküzname adlı bir kitap hazırlığım vardı. Bu kitap için değişik yerlerden kaynak araştırıyordum. İnternetten tararken, sazı ile de çalıp söyleyen, şimdilerde epeyce yaşlanmış, değerli ozanımız Mahmut Erdal’ın hiç duymadığım aşağıdaki “Uyanmadın Eşşek” diye bir şiirine rastladım. Şaşırdım, acaba bunu kime söylüyor, diye düşünmeye başladım. Sevgili okurlar, içinizde bu şiirin kime söylendiğini bilen var mı? Bilen varsa bildirsin sessizce.
BU ŞİİRLE MAHMUT ERDAL KİME DİYOR Kİ
YİNE UYANMADIN EŞŞEK
Kulağında davul çaldım
Yine uyanmadın eşşek
Feryat ettim yüzüm yoldum
Yine uyanmadın eşşek

Çölde Arap kuma ıhtı
Bak İsrail tabu yıktı
Afrikalı Ay’a çıktı
Yine uyanmadın eşşek
Medyum Memiş çağ atladı
Serveti bine katladı
Yurtta atomlar patladı
Yine uyanmadın eşşek
Gelen çaldı giden çaldı
Sana bomboş torba kaldı
Keto bile köşe oldu
Yine uyanmadın eşşek
Altın gümüş dolar marklar
Kimi kara para aklar
Ayaklar altında haklar
Yine uyanmadın eşşek
Üç trilyon yem atıldı
Kimler nereye satıldı
Sahte dedeler satıldı
Yine uyanmadın eşşek
Mahmut Erdal kendin yordu
Zengin paşalar dede oldu
Zühre Ana vakıf kurdu
Yine uyanmadın eşşek
Mahmut Erdal
Derlerken, küçüklüğümdeki anılarımdan, okuduklarımdan öğrendiğime göre, dünyada, bu güzel gözlü hayvanın, eşeğin, insana hizmet ettiği kadar, başka hiçbir hayvanın insana hizmet etmediğini; eşek kadar da insanlar tarafından aşağılanan, horlanan başka bir hayvanın olmadığını öğrendim. İnsanoğluna 3000 yıl mı desem, 4000 yıl mı desem hizmet etmiş. Eşek üstüne ne atasözleri, deyimler, şiirler, fıkralara rastladım. Önüne ne koysanız itiraz etmeden, öküzün, ineğin beğenmediği otu çöpü yediğini biliyor muydunuz?
SOYADIMIZ:
Soyadımızın neden Kulaksız olduğunu, bu vesile ile merak edenlere açıklamak gereğini duyuyorum. Soyadı Kanunun çıkmadan önce, Yelek Kasabasında bizim Kulaksızlar sülalesine “İmamlar” derlermiş. Şimdilerde de, “İmamlar” deseniz hemen Kulaksızlar akla gelir. Bizim sülaleden pek çok imam çıkmış, onun için İmamlar derler. İşte bu İmamlar sülalesinden dedelerimizin biri (Hasan Efendi) tarlada öküzlerle çift sürermiş. Osmanlının yıkılış yıllarında, biliyorsunuz, eşkıyanın her çeşidi vardı. İşte eşkıyalardan bir gurup, dedemizin tarlasında çift sürdüğü sırada, oradan geçerlermiş. Neden olduğunu bilmediğimiz bir nedenle, dedemizle eşkıyalar arasında bir tartışma sürtüşme geçer. Dedemiz, “benim tarlamda bana bu olur mu ulan” falan diyerek diklenince, derken eşkıyaların kafası atmış; önce dedemizin kulaklarını kesmişler. Yetmedi, eşeğinin de kulaklarını kesmişler. Atlarına atlayıp çekip gitmişler. Soyadı Kanunun çıkınca, ne olsun ne olsun derken, “yiğit lakabı ile anılır” demişler, “bizimki de “Kulaksız” olsun demişler. O günden beri, çocuklarımızın pek de beğenmediği bu soyadını taşıyoruz. Ama dedemizin kulağını kesmeleri yanında, eşeğin de kulaklarının kesilmesi kafama takılır dururdu.
EŞEĞİN PAHASI:
Eşek üstüne araştırma yaparken, aşağıda bir iki madde halinde yazdığım notlarda, eşeğin o zamanki fiyatları hakkında çarpıcı bilgiye rastladım:
1-Romalılarda iyi bir eşeğin fiyatı, bir kölenin fiyatının seksen katı idi. (An. Brtnk. C:6,S: 411) Romalılarda eşekler çok pahalı imiş galiba.
2-Frigyalılarda iki erkek adam bir eşeğe, üç güzel kadın bir eşeğe denkti. Sf:165 de) Frigyalılarda da eşekler biraz pahalı sanırım.
Vay vay vaay. Bakın, o zamanları eşek ne kadar kıymetli, ne kadar pahalı imiş ki; Romalılarda bir eşeğin fiyatı seksen iki ayaklıya , Frigyalılarda iki ayaklıya denkmiş….İyi de, Frigyalılarda, kadın erkekten biraz ucuz mu ne…Demek ki, kadın milleti Müslümanlıktan önce de, Hıristiyanlıktan önce de ucuzmuş. Kadınlar, erkeklere göre halen ucuz mu ola…
Neyse konumuz (haşa huzurdan) eşek olduğundan, bakmayın şimdilerde dört ayaklı eşeklerin çok ucuzladığına. Eşşeklerin o zamanları değeri varmış.
Halkımız, “eşşek inadı” diyedursun, eşek, önündeki tehlikeleri sezdiğinden, önsezileri fazla olduğundan, sahibini uyarmak amacı ile ayak direr, o tehlikeli tarafa gitmek istemezmiş. İki ayaklı İnsanoğlu ne bilsin dört ayaklı eşşek dilini, eşşek lisanını… Eğer doğru ise, eşek akıllı bir hayvandır.
Bakmayın siz dört ayaklı eşeklerin kalmadığına, dört ayaklı öküzlerin bittiğini biliyorsunuz. İki ayaklı eşek öküz var mı ki, bileniniz var mı? Bilen varsa haber versin.
Günümüzde, eşek kağnısı ile yük taşındığını, tarlada çift sürüldüğünü, bilmem bileniniz var mı? Geçen, bir gazetede okumuştum, yakında Yunanistan’da hiç eşek kalmayacakmış. Dört ayaklılar azaladursun, iki ayaklıların artmasını isteyenler de var belki de.
4000 yıl önce eşeğin evcilleştirildiğini, şimdilerde eşeklerin 4000 yıl önceki gibi artık dağlarda yabani yaşamaya başladığını değişik kaynaklardan okuyoruz.
ANAMIN EŞEĞİ:
50 bilmem kaç yıl önce, ben öğrencimiydim ne, anamın bir eşeği vardı o zamanları. Bu eşeğini o kadar çok severdi ki, bizim ayakkabımızdan önce onun, çulunu, nalını düşünürdü. Biz eşeği çevirmek için, eşeğe vururduk, anam hemen arka çıkar çıkışırdı, “vurmayın ona o benim elim ayağım” derdi. Öyle derdi ama ahıra girince de, ineğin önüne en yumuşak samanı, yemi verirken, “sütünü mü sağacağım senin” diye mırıldanarak, eşeğin önüne samanın en irilerini dökerdi. Eşek de, hiç itiraz etmez, munis ve yumuşak hali, kocaman dişleri ile iri samanı öylesine kütürdeterek yerdi ki, sanki anama teşekkür ediyordu gibi idi.
İşte böylesine ucuz bir hayvan bu eşekler. Hele insanların birbirine kızınca, “ulan eşşek oğlu eşek” sözüne, eşekler nasıl kızıyorlardır kim bilir, “kendilerini bize benzetiyorlar” gibisinden…
EŞEĞE KİM BİNECEK:
Şimdilerde emekli astsubay olan amcamın oğlu Haydar Kulaksız ile aynı evde yaşadığımızdan, tek eşeğimizle çok uzaktaki tarlamıza eşeğe binerek giderdik. Fakat eşek yüzünden kavgamız olurdu. O derdi, “eşeğe ben bineceğim”, ben derdim eşeğe ben bineceğim. Anlaşırdık, birimiz öne, birimiz arkaya şekilde binerdik. Fakat biraz sonra, eşeğin sırtında, sen öne bineceksin, ben öne bineceğim diye çekişirdik. İnerdik eşekten, inat bu ya, ikimiz de yürür eşeği öyle sürerdik. Bu böyle tuhaf olur diye, bu sefer yolu bölüşürdük, şuraya kadar sen bineceksin, buraya kadar ben ben bineceğim diye. Köyde yaşayıp da, 50 yaşın üzerinde olanların mutlaka eşek anıları vardır.
EŞEĞİMİZİN BAŞINA GELENLER:
Gerçekten de tarladan, bağdan bahçeden her türlü yükü onunla çeker, üstüne de binerdi. 1960 bilmem kaç yılında ilk defa öğretmen olup Diyarbakır’a atandığımda, anam mektup salardı, “oğul para gönder eşeğe saman alacağım” diye.
Nedense aklıma bir soru geldi, dokuz eşeğin ayaklarına kaç nal, kaç mıh çakılır, diye. Çünkü, küçükken eşeği nallamaya götürdüğümüz nalbant sorardı bize. Bunu bilmek için, önce eşeğin kaç tırnağı var, bir ayağa kaç nal çakılır, bir nala kaç mıh çakılır öce bunları bileceksin ki, problemi çözesin. Kaç defa, eşek, öküz nallanırken, nırnağı, nalı, mıhı saydığımız olmuştur. İş ineğe, öküze geçince bu sayılar değişir. Çünkü bunlar çift tırnaklı. Matrak bir nalbandımız vardı; “deveye kaç nal çakılır” diye de sorardı. (nalbantlık öldü demeyin, Kocaeli Üniversitesinde Nalbantlık bölümü açılmış) Ne bilelim, biz deve nallanırken hiç görmemiştik. Görüyorsunuz eşek muhabbetinde de laf lafı açıyor, laf nerelere gidiyor.
Bir gün bu eşeğimizi, köyün sığırına katmıştık; dağda eşek arıları sokmuş, sabaha kadar inileyi inileyi öldü, o vefakâr, cefakâr eşeğimiz. Anam ölen eşeğimize ağlamıştı, “o benim elim ayağımdı” diye. Akrabamız bir “Alamancı” anama, kullanmadığı bir eşeğini verdi. Anam ona da çok baktı, ne yazık ki, onu da kurt yemişti “Anam bu kez, “ben bazara ne ile giderim, o benim elim ayağımdı”, diye ağlamıştı garibim. Köyüm belediye olalı beri acep eşek var mı yok mu onu bilmiyorum.
Ben küçükken, bizim köye bir eşek alıcısı gelmişti. Yaşlı, arık mırık, hurda alıcısı gibi, pek de işe yaramayan eşekleri uç on paraya mı, üç otuz paraya mı alırdı. Bu hurda eşekleri nereye götürdüğünü çok merak etmiştim. Arkadaşların kimisi, “köpek maması için”, kimisi, “Kayseri’ye gidiyor”, kimisi de, “Hayvanat bahçesine götürüyor herhalde aslan kaplan yemi için” gibi, geçmiş gün böyle laflar ederlerdi.
(Neyse uzatmayalım bu eşek muhabbetini. —Halk Kültüründe Eşekname Öküzname- adlı kitabımı bitirdim. Yayınevlerini dolaşıp duruyorum bastırmak için. Kimisi, basmak için beş, altı bin YTL istiyor. Kimisi “telif hakkı veremem, piyasa bozuk” diyorlar. Kitabı bastırmak için destekleyici arıyorum, geliri yarı ortak, haberiniz ola, basılınca bir yıl içinde satılacağından eminim. Çünkü içinde çok matrak şeyler var. Her sayfasında tebessümden kahkaha kadar okuyucu gülecek durumda)
ŞİMDİKİ SAVAŞIN DA EMRİNDE:
Geçenlerde bir gazetede mi, yoksa internette mi rastladım di; İkinci Irak savaşında bir Irak eşeğine binmiş, Irak’lılara ateş eden bir Amerikan askeri resmini görmüştüm. Çok ilgimi çeken bu resmi sizinle paylaşmak istedim.
ABD nin Irak’a yaptığı son müdahale ile ilgili savaş resimlerinden (eşekle ilgili) bazıları kitabın bazı sayfalarında bulunmakta. Ayrıca, tarih boyunca eşek ve öküzün, gerek savaşlarda gerek barışta yük ve yaralı taşınmasındaki rolüne resimlerle değinmiştik. (Örneğin Çanakkale Savaşlarında İngilizlerin yaralı taşıması vs rolü nedeni ile madalyaya eşek motifinin işlenmesi)
Bir ABD askeri Irak eşeğe binmiş, bir yere ateş ediyor. Eşek de hiç itiraz etmeden, belli ki üzüntü içinde, kulakları düşmüş, üzüntülü ve düşünceli munis hali ile duruyor. Tam da hareketli nişangâh. Demek ki eşek 2000 li yıllarda da insanlığın savaşlı emrinde hizmet veriyor.
Ne hazin ki, Irak’ı işgal eden Amerikan askeri, Irak eşeğine binmiş, Irak’lılara ateş ediyor. Yorumunu siz yapın.
EŞEK SÜTÜ: Bir zamanları İtalya’da, eşek sütü özellikle büyümekte
olan çocuklar ve yaşlılar için çok yararlı olduğu ileri sürürlerek, eşek sütü içme kampanyaları olmuştu. Demek ki, Orta Asyada iken, at, eşek, kısrak sütünden kımız yapıp içen, ondan yararlanan atalarımız haklı imiş. Şimdi oralarda kalan ve oralardan Türkiye’ye göçen kardeşlerimiz aynı adetleri sürdürmektedirler.
Eşek sütü çok yararlı yazılı bu resim Inter-netten alındı
İTALYA’DA ’EŞEK SÜTÜ’ KAMPANYASI İtalya Sağlık Bakanlığı, büyümekte olan çocuklara ve yaşlılara eşek sütünü şiddetle öneren bir kampanya başlattı. İnsan sütüne en yakın süt olarak bilinen eşek sütü, özellikle kemik erimesine karşı yaşlılara öneriliyor. Bu arada süt tozuna alerjisi olan bebekler için de eşek sütünün anne sütü kadar, özellikle kalsiyum zenginliği açısından değerli olduğu doktorlarca öne sürülüyor.
Anti bakteriyel ve bağışıklık sistemini güçlendirici etkisi nedeniyle eşek sütü halen İtalya’da tıbbi amaçlı olarak kullanılıyor. Litresi 10–15 Euro arasında değiştiği için piyasada pek yaygın olmayan eşek sütünün fiyatını aşağı çekmek için bazı firmalar biyolojik çalışmalar yapıyor.
Kaynak: Reha ERUS/ROMA 13.4.2006 hürriyet
***

“Eşek eşeği ödünç kaşırmış”
Türk Atasözü.
(Zebra da eşeğin çok yakın akrabasıdır)
Yeni Şafak Gazetesinin 27 Şubat 2002 tarihli 2. sayfasından alınan, iki eşekle tarlasını süren Konyalı bir çiftçi.
Demek ki, eşekler 2000 li yıllarda
da tarlada çift sürmekte, iş görmekte.
Taşımaşımacılıkta vatandsşımız çok yaratıcı. Bu “Hacı Murat” denilen Murat 124 ün içine vatandaşımız bu atı nasıl tıkıştırmış ki. Bir gazete haberinde görmüştüm. Vatandaş minibüsün üstüne, bagaja eşeğı çıkarmış…
Not: Bu resimler, Halk Kültüründe Eşekname Öküzname adlı kitabımdan alınmıştır.
Cevat Kulaksız ckulaksizster@gmail.com
Köşe Yazıları
"""""""""""""""""""""""""
"""""""""""""""""""""""""
"""""""""""""""""""""""""