1207-1273 yılları arasında yaşayan Mevlana Hazretleri’nin Konya ile anılması ve bu nedenle Konya’nın reklamının yapılması hepimizin malumudur. Bu yıl 800. Mevlana Haftası kutlanırken tüm gözler doğal olarak Konya üzerine çevrildi ve Semah gösterileri yurdun dört bir tarafında semah çekilerek Mevlana’nın ve Konya’nın anılması sağlanmıştır. Bu da yetmemiş ve Mevlana etkinlikleri UNESCO tarafından 2007’yi Mevlana Yılı ilan edilmiştir.
Ahi Evran-ı Veli de -kesin olmamakla birlikte- 1171 yılında İran sınırlarındaki Hoy şehrinde doğmuş ve diğer Horasan erenleri gibi Anadolu’ya göç ederek Konya, Denizli ve Kayseri’ye yerleşmiş ve 1261 yılında Kırşehir’de vefat etmiştir. Mezarı ise hepimizin bildiği üzere Ahi Evran Külliyesi içindedir. Hemen hemen aynı yıllarda yaşayan Mevlana ve Ahi Evran-ı Veli’nin günümüzde anılması ise maalesef aynı olmamaktadır. Zira bu yıl 20. sini kutlayacağımız Ahilik Haftası bunun bir göstergesidir. Gerçi bu bizim değerlerimizi ilk tanıtamamak değil elbette ki! 1272 yıllarında yapılan ve Uzay Biliminin incelendiği “Cacabey Medresesi”nin bile tanıtımını yapamamışız. Bilindiği üzere Ahiliğin asıl hedefi Akıl, Ahlak, Bilim ve Çalışma olan ve Ahiliğin kurucusu Ahi Evran-ı Veli’nin 32 meslek dalının piridir. Ancak Mevlana ile aynı yıllarda yaşayan Ahi Evran ne yazık ki 20 yıldır anılmaktadır. Ahilik Haftasının kutlanması girişimleri de yaşayan Ahi Babamız Sayın Mustafa Karagüllü beyefendinin girişimleri ile “Ahilik Haftası” kutlamalarının yapılması ile ilgili 02 Temmuz 1988 tarihinde Kültür Bakanlığından tebliğ edilen yönetmeliğin çıkarılması ile kutlanmaya başlamıştır. Tebliğin en can alıcı maddesinde ise “Haftanın kutlanacağı iller her yıl Mart ayı içerisinde Kurul’ca tespit edilerek açıklanır. Bu iller arasında Kırşehir ili devamlı yer alır.” ifadesi yer almaktadır. Günümüzde yaşayan Kırşehirliler olarak kendi iç çekişmelerimizden kurtulmazsak 780 yıl sonra UNESCO “Ahilik Haftası” içinde Ahilik Yılı ilan eder belki!.
Ahiliğin benimsendiği yıllarda 32 meslek kuruluşunda faaliyet yapan esnafın işleri Ahilik meclisi tarafından izlenir ve ehil iş yapmayan, tüketicileri mağdur eden önce ikaz edilir düzensizlik devam ettiği takdirde “Pabucu Dama” atılırmış. Pabucu dama atılan esnaf ise Osmanlı sınırları içinde o mesleği yapmaktan men edilirmiş. Düşünsenize o yıllardaki Osmanlı sınırı ve verilen cezanın ciddiyetini. Değerli hemşerilerim Ahiliğin bu ciddiyetini günümüze taşıyarak “Gelin Canlar Bir Olalım, Bir Olalım Diri Olalım İri Olalım” gibi Atasözlerimizi güncel yaşamda yaşama alışkanlığını geliştirelim. Ve Ahiliğin özü olan ilkeleri temel ilke edinelim.
Ahi Babanın Oğluna Nasihati’ni önce bir kez daha hatırlayıp günümüzde uygulamaya çalışalım.
EY OĞUL ;
Gerektir ki , güzel ahlak'dan, aklı selimden dışarı adım atmayasın, nefsine ve şeytana uymayasın, haramdan, iğrençliklerden perhiz edesin, sünnetleri kocaltmayasın, elinle koymadığını götürmeyesin, kimsenin sanatına tamah etmeyesin, kimsenin çoluk çocuğuna hiyanet nazarı ile bakmayasın. Kimseye kibir, buğuz, buhul ve haset etmeyesin her kimin ayıbını görürsen örtesin, dünya'ya aşırı muhabbet göstermeyesin, senden büyüğe varıp, ona izzet-i ikram edesin, hürmet ve hizmet de bulunasın, bir elinin kisbini kifayet kisbe, bir elinin kisbini ahiret günü için fakir, fukaraya sarf edesin, hayır işlerinde elinden geleni yapmakta kusur etmeyesin.
Değerli hemşerilerim hepimizin haklı veya haksız olarak yapmış olduğu hatalar olabilir. 8-14 Ekim tarihleri arası kutlayacağımız 20. Ahilik Haftası nedeni ile kendimizi Ahi Babanın evlatları yerine koyup “Ey Oğul” ile başlayan nasihatini içimize sindire sindire okuyup yaşantımızda uygulamaya çalışalım. Zira yaşam çok kısa ve Ülkemiz için, Kırşehir için ve çevremiz için yapacak çok işler var ve bunların birileri tarafından yapılması gerekiyor ve gelin bu birileri bizler olalım. Bu işleri “Bir olalım Diri olalım İri Olalım” ilkesi ile ve “Halka hizmet Hakka hizmet” düsturu ile çalışma hayatımızı yönlendirelim. “Uzayan Kol bizden olsun” ilkesini benimseyelim ve yıllardır kıramadığımız “Hasetlik ve çekememezlik” duygularını yukarıda belirttiğim duygularla yer değiştirelim. Gelin Şirin Kırşehirliler önce Kırşehir’de ve ardında Kırşehirlinin yaşadığı her yerde bu duyguları temel ilke edinmeyen hemşerilerimizin “Pabucunu Dama” atalım. Ne dersiniz diyor yorum ve görüşlerinizi bekliyorum.
Mehmet ALTIPARMAK
Telefonlarım : 0 312 416 63 53 - 0 542 610 KIRŞEHİR KIRŞEHİR
e-mail : maltiparmak40@mynet.com
Gelen Yorumlar
Toplam 4 yorum,
1-4 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda. Okuyucu yorumları onaydan sonra yayınlanır. Küfür, tehdit, hakaret, aşağılama içerikli mesajlar silinir ya da değiştirilebilir; sorumluluğu yorumu yapana aittir.
Bekliyorum
Belki sıktığımı düşünenleriniz olabilir ama cevabını bulmayan her soru merak uyandırmaya devam eder. Ben de bu Bülent SUNGUR aşiretinin Diyarbakırlı olup olmadığını ve parayı nereden bulduğunu halen sormaya devam edeceğim. Bülent SUNGUR olayından sıkılan ve bir o kadar da merak eden hemşehrilerim var. İsteyen sıkılabilir. Sayın ALTIPARMAK beyefendinin 3-5 gün içinde bunu cevaplayacağım demesi beni heyecanlandırdı doğrusu. Nedeni de şu; bazı gerçekler bilinmeli artık ve Kırşehirli bazı gerçekleri bilerek ve anlayarak yaşamalı. Tabii ki burada sevgili ALTIPARMAK beyefendinin dediklerine de katılıyorum. Önemli olan Kırşehire hizmet etmesi değil mi diyor. Kırşehire hizmet eden herkesin elini öper, yaptıkları hayırlı hizmetlerin altına imzamızı atarız. Ben burada sadece bir iddiadan yola çıkarak aydınlanma ve aydınlatma görevi yapıyorum. Yoksa amacım bağcıyı dövmek değil. Sabrınıza şimdiden teşekkür eder çalışmalarınızın devamını dilerim. Saygılarımla
Ataman | 01 Ekim 2007 Saat
20:50
allah ıslah etsin
ya nie boş işlerle uğraşıosun ki şu lafları konuşacana kafanı işlere yorsaydın belki işlerinde daha ii olurdu ya neyse krdeşim senin hemşerilerindemi böle boş işlerle uğraşıoo anlamadım;
bidefa adam yukarda ne yazıo sen ne soruosun çok merak ediosan git adamın ofisine
delikanlıca sor senin merak ettiğini ondan başka kimse sana sölemez zaten
ATAMANA SON KEZ CEVAP!
Değerli Hemşerim önümüzdeki pazartesi günü 20.sini kutlayacağımız Ahilik Haftası münasebetiyle yazmış olduğum yazının altına bu şekilde soru sorarak yorum yapman beni üzmüştür. Zira yeni bir Mehmet Altıparmak yazısı geldiğinde Anadolu tabiri ile "Çizik Plak" gibi Bülent Sungur "Diyarbakırlı , Nerden buldu bu kadar parayı " şeklinde sorularla haftalık Köşe yazısının içeriği ile ilgisi olmayan tabiri caiz ise "abuk subuk" sorularla yorum yapıyorsun. İstediğin cevaba gelince !
Bülent Sungur benim bildiğim kadarı ile ve Babası Bektaş Sungurun hatırladığı kadarı ile Diyarbakır ile bir ilişki ve alakaları yok.Ancak bu cevap sizi tatmin etmedi ise umarım Kırşehirde ikamet ediyorsundur. Kırşehir Nufüs Müdürlüğüne uğradığında Bilgi Edinme Hakkını kullanarak Bülent Sungur'un nerden geldiğini öğrenir sende rahatlarsın bizlerde sayende Bülent Sungur'un geçmişini öğreniriz.
Ayrıca Bülent Sungur'un servetini nasıl sağladığınıda merak etmişsin bunada bir açıklık getireyim müsade edersen ; Bülent Sungur senin benim hayal bile edemiyeceği işadamı kimliği ile Dikmen Vadisindeki Blokları ve konutları,Dünya Göz Hastahanesinin 14 Hastahanesini ve daha sayamayacağım kadar inşaatlara imzasını atarak ticaretini yapmış ve şuan Batıkentte 530 konutluk 9 Blok site içinde okul ve İş Merkezi , Ümitköyde büyük bir İş Merkezi inşaatlarını devam ettiren ve bu çalışmalarının karşılığında servet edinen edindiği servetide yine üzülerek ifade etmek istiyorum senin benim gibi haketmeyen hemşerilerimize hizmet yapabilmek için düzgün bir yolda yürümeye çalışan değerli bir hemşerimizdir. Bütün bu cevaplardan mutlu olmadı isen senin soru sormanın art niyetli olacağını düşünerek bu haftaki yazımda belirttiğim gibi senin "Pabucunu Dama " atarak bir ilke imza atalım nedersin .........
Teşekkürler
Bende bu konu ile size son kez yazıyorum umarım başka yazılarınıza da yorum getiririm. Siz de bilirsinizi ki gazetecilik sabır ve emek isteyen bir iştir sayın ALTIPARMAK. Bu nedenle her türden sorular ısrarla gelebilir.
Aslında ben bir çok yazınızı ve tespitlerinizi takdir ediyorum. Ne yazık ki bizler Anadolu insanı olarak hep "pofpoflanmaya" alışmışız. Bu nedenle eleştiri ve ısrarlı sorular karşısında pek sıcak yaklaşmıyoruz.
Herhangi bir art niyetim olmadığını samimi olarak ifade ederim. Art niyetin ne bana ne de başkasına kârı olamaz. Zararı olur.
Bülent Beyi tanımam hiçte görmedim. Sadece duyumlarımın doğruluğunu kendisini en yakından tanıyan biri olarak size sorma ihtiyacı hissetmem herhalde bir art niyet olamaz. Nüfusa gidip araştıracak kadar merakım ve vaktim zaten yok. Bir de bir başka yorumcunun külbeyivâri tavrıyla yazdığı gibi ofisine gidip delikanlıca sorma ihtiyacımda yok. Ayrıca böyle bir şeye de ihtiyacım yok. Soru sorulmasına tahammül edemeyen insanların cevabı ya şiddettir ya da asabiyet.
O yüzden ben tekrar sabrınıza teşekkür eder Kırşehir adına yaptıklarınızın ve yapacaklarınızın sürekliliğini temenni ederim. Allah yardıcınız olsun. Saygılarımla...
Ataman | 03 Ekim 2007 Saat
21:55