| Pzr | Pzt | Sa | Ça | Pe | Cu | Cts |
| 1 | 2 | 3 | 4 | |||
| 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 |
| 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 |
| 19 | 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 |
| 26 | 27 | 28 | 29 | 30 | 31 |
KÜNYE
KIRŞEHİR Yeni HABER
İnternet Gazete
Yayın Yönetmeni:
M. Duran Sönmez
E.Posta: kirsehiryenihaber@gmail.com
Basın ahlâk ilkelerine uymaya söz vermiştir.
Sitede yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.

KIRŞEHİR Yeni HABER İMD üyesidir.
Ak Parti'ye açılan kapatma davası yoğun bir şekilde tartışılırken, İlhan Selçuk’un 24 Ocak 2008 tarihinde Cumhuriyet'te bir yazısı yayınlanmıştı. Savcı Abdurrahman Yalçınkaya'ya, Ak Parti'ye kapatma davası açması için bir çağrı yapan Selçuk şunları yazmıştı:
FUAT UĞURAnlaşılıyor ki Yargıtay Başsavcısının bu girişimine sübjektif niyetinin yansıması büyük oranda yer kaplasa da onun yazılı hukuk kurallarının kendisine sunduğu imkânları alabildiğine kullandığını görmezden gelemeyiz.
Peki nereden aldı Yargıtay Başsavcısı bu imkânı?
Tabii ki Siyasi Partiler Yasası’ndan. Kimi ülkelerde hiç olmayan ama olanlarda da az bulunur cinsten bir Siyasi Partiler Yasası’ndan ilham alıyor Başsavcı. Hem de güle oynaya.
Yıllardır “değiştirin şu yasayı artık” diye diye dilimizde tüy bitti Ak Parti kurmaylarına.
Çünkü öylesine belirsiz ifadelerle dolu, öylesine hukuk dışı ve antidemokratik ki böyle bir yasa olduktan sonra şimdiye dek olduğu gibi değil 30 parti, bir 30’u daha kapatılır. Neresinden tutarsan tut, bu yasa artık miadını doldurmuş durumda. Zaten sıfır kilometredeyken de sorunluydu. Şimdi kamburları daha da arttı.
Sessizlikle zehirlenmeyen insanlar topluluğu yaratmanın temel formülü de zaten bu yasayı değiştirmekten geçiyordu. Yani sesli toplum yaratmanın yolundan sözediyoruz. Daha üç gün önce kürsüde konuşurken mitingdekilerden Kürtçe olarak su istediği için dokunulmazlığının kaldırılması istenen Sırrı Sakık’ın durumunun kaynağı da aynı;
Siyasi Partiler Yasası.
Ne ac ı ki Ak Parti hakkında 1000 sayfalık kabarık dosyanın kaynağı da Siyasi Partiler Yasası.
Çünkü bu yasada ne ararsan var. En muğlak ifadeler, en gereksiz yasaklar ve faşizmin altyapısını oluşturacak her şey.
İşte sonunda bu yasa döndü dolaştı Ak Parti’nin ayağına dolandı.
Ak Parti’yi kapatabilirler mi? Bence kapatamazlar. Ancak unutmamak gerek ki Türkiye hâlâ, halkın oyu ile seçilenlerin tayinle gelen atanmışlar karşısında protokolde alması gereken yere sahip olmayanların ülkesi.
Aslına bakılırsa bu olay 22 Temmuz’un rövanşı. 16,5 milyon seçmenin alenen suçlanması.
Kafaları Nazi Almanyası’ndan kalan bilim adamı kılıklı soytarıların ardından gerçekleşen bu girişimin birçok nedenini bulup çıkarmak mümkün.
Örneğin Başbakan artık 301’in ele alınacağını söylüyor. Sivil Anayasa çalışmaları gündemden düşmüyor.
Ergenekon terör örgütünün en derin bağlantılarına ulaşılabiliyor. Danıştay katliamının ardından Ulusalcıların her yıl adına yas tuttuğu Necib Hablemitoğlu cinayetinin arkasında bile bunların olduğu ileri sürülüyor.
Kürt meselesine siyasi çözümden sözedilir hale geldi en yüksek seviyeden. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Irak Devlet Başkanı, Kürdistan Demokrat Partisi lideri Celal Talabani’yi davet etti ve Ankara’da ağırladı.
Gül bununla da yetinmedi. DTP heyetini Çankaya köşkünde kabul etti. Aynı heyet Meclis Başkanı Köksal Toptan tarafından da kabul edildi.
Sivil Anayasa hazırlıkları sürüyor, 301 revizyonu kapıda, Kürt açılımı devam ediyor. Ergenekon çetesine dokunulabiliyor, AB bile Ergenekon’un takibini istedi, daha ne olsun?
Kuzey Irak’a başarılı bir operasyon gerçekleştirildi ve üstelik bu operasyon tüm dünyada alkışlandı. Yani diğer operasyonlardaki gibi Türkiye’yi zor duruma düşürmedi.
Ancak operasyonun ardından askerle kapışan bu kez muhalefet partileri oldu. İstediklerini elde edemediler. Operasyon biraz uzasaydı, kayıplar artsaydı ve Türkiye’nin her ilinde şehit cenazeleri kalksaydı teker teker bunlar zevkten dört köşe olacaklar ve ellerini ovuşturacaklardı iktidarın belini bükecekleri günü görebilecekleri umuduyla.
İşte tam da burada hayatımızdaki bir başka gerçek henüz durduğu yerde sırıtıyor.
Türkiye Cumhuriyeti kurulurken liberalizmi, marksizmi, Kürt kimliğini ve Müslüman hassasiyetini tehlikeli bulan, tüm bu kavramları fobi haline getiriveren kemalist zihniyet, demokrasiyisi hoyratça ayaklarının altına alıp ezebiliyor.
Yargıtay Başsavcısı’nın bu girişiminin hemen öncesinde bilindiği gibi Danıştay Başsavcısı Tansel Çölaşan darbeleri övdü ve “her ihtilal darbe değildir, mesela 27 mayıs darbe olarak nitelendirilebilir mi, o bir devrimdir” diye buyurdu.
Oysa 27 Mayıs bal gibi darbeydi ve üstelik Amerikancı bir darbeydi.
Eblehler bunu bilmezler. Darbenin bir numaralı askeri lideri olarak tanımlanan Cemal Madanoğlu da yıllar önce yayınlanan ABD Dışişleri Bakanlığı’nın raporunda “sağlam ve güvenilir bir Amerikancıdır” diye tanımlanıyordu.
Neyse yukarıdaki lafımıza dönelim. Sessizlikle zehirlenmeyen bir toplum yaratılmak isteniyorsa eğer bu gerçeklerin ve gerekliliklerin bilinmesi gerekiyor.
Ama Medyanın en az yarısı bugün topluma karşı bir sessizlik suikasti düzenliyor. Ne Tansel’i görüyorlar ne Ergenekon’u, ne Ümraniye’yi görüyorlar, ne de Danıştay cinayetinin perde arkasını. Özellikle yapıyorlar bunu. Sessizlikle zehirliyorlar toplumu; babası, kızı, damadı ve tüm 7 sülalesi.
Onlar için sofistike cümleler kurmak niyetinde değilim. Avrupa Yakası’nın Şahikası’ndan mülhem bir yorum getiren Taraf yazarı Yıldıray Oğur’dan alıntılayarak söylüyorum:
Banalsiniz, paçozsunuz, basitsiniz, faşistsiniz...
AKP’yi Kapatmak için bizim gerekçelerimiz daha sahici!AKP’nin gizli anlamı: AKP harflerinin gerçek anlamı ortaya çıktı. AKP’nin kuruluşunda görev almış bir yetkili, elimizde bulunan ses kayıtlarında; harflerin Adalet ve Kalkınma Partisi’ni değil Allah ve Kuran Partisi kelimelerini ifade ettiği, ancak şartlar olgunlaşmadığı için gerçeğin açıklanamadığını itiraf etti..Bağcılar Lisesi’nde namaz skandalından sonra Hac skandalı: Namaz skandalı yaşanan Bağcılar Lisesinde yapılan incelemelerde kamuoyunu dehşete düşürecek yeni bilgilere ulaşıldı. Bodrum katının da altında olan bir dehlizde, öğrencilerin Kabe maketi etrafında hac farizalarına yerine getirdikleri öğrenildi.
Doğan Medya Center’da da namaz skandalı: Doğan Medya Center içinde bulunan yoga ve reiki salonunu saat:05.00’de temizlemek için gelen bir grup temizlikçi kadın başörtülülerini takarak salonda namaz kılmaya teşebbüs etmişler, bir cumhuriyet mitingi dönüşü gazeteye gelmiş bulunan Milliyet Gazetesi çalışanları, namaz kılma eylemini henüz kıyam halindeyken bastırmayı başarmışlardır. Temizlikçilerin AKP iktidarı döneminde işe alındıkları, AKP iktidarından cesaret alarak geçtiğimiz Ramazan ayında da oruç tutma eylemi yaptıkları ortaya çıkarıldı.
Lisede gerici ayaklanma: Avcılar Selami Yetişgil İlköğretim Okulu’nun bazı öğrencilerinin, okulun bodrum katında “ALLAH” olarak isimlendirdikleri görünmez bir varlığa ibadet ettikleri tespit edildi. Bir öğrenci babasının kızını ispiyonlaması üzerine ortaya çıkan habere göre; çocukların son zamanlarda davranışlarının değiştiği, bazı öğrencilerin kanatlarının çıkmaya başladığı, duvarlardan geçebildikleri ve hatta gözlerinden ateş çıkarabilenlerin bile olduğu öğrenildi.
Havadan konularla bile laikliğin altı oyuluyor: Meteoroloji Meslek Liseleri öğrencilerine 4 adet yağmur duası ezberleme zorunluluğu getirildiği iddia edildi.
İnsanları inanan ve inanmayan şeklinde kamplara ayırıyorlar: AKP’li Bakan tarafından atanan Mamak Milli Eğitim Müdürü, öSS sınavına girecek öğrencilere yaptığı konuşmada “ Allah hepinize sınavda zihin açıklığı versin” diyerek sadece Allah’ın sevdiği dini bütün öğrencilerin başarılı olmasını istediği, dinle daha limoni bir ilişkisi olan gençlerin ise yerle yeksan olmasını dilediği anlaşıldı.
AKP’li seçmen davranışlarında artan irtica eğilimi: 14 Nisan 2006 günü, AKP seçmeni olduğu tespit edilen 67 yaşındaki Hatice Benli, Gaziosmanpaşa – Bakırköy hattında çalışan belediye otobüsüne sağ ayağıyla bindi ve ayağını atarken içten içe “bissmillahirrahmanirrahimm” dedi.
AKP’nin Atatürk karşıtı kadrolaşma hareketi: AKP’li bakan tarafından yeni atanan Rize Tapu Kadastro Müdürü’nün odası boyanırken Atatürk resmi duvardan indirildi. Kullanım talimatnamesinde boyanın 12 saatte kuruyacağı belirtilmişken, resim 15,5 saat sonra yani 3,5 saat gecikmeli olarak tekrar eski yerine asıldı. Dolayısıyla söz konusu partinin Atatürk’ü hazmedemeyen kişilerle kadrolaşma yaptığı ispatlanmış oldu.
THY’nin başörtülü açık ayrımı yaptığı belgelendi: 25 Şubat 2004 tarihinde Ankara – Urfa uçağında başı açık bir kadına cam kenarı koltuk kalmadığı söylenmişken, daha sonra gelen türbanlı kadına cam kenarından yer verildiği belgelendi. Yolcuların biniş kartları da ekte delil olarak sunulmuştur.
Reklam panolarında şeriat provası: Konya Mevlana Müzesi karşısında bulunan reklam panolarına ünlü Amerikan porno yıldızı Carmen Elektra yeni filmi için reklam vermek istemiş, AKP’ye bağlı Konya Belediyesi bu talebi geri çevirmiştir.
İçki yasağında son perde: AKP, içki yasağı politikasını uygulamak için pilot bölge olarak Samsun Devlet Hastanesini seçti. AKP yönetimi tarafından başhekim yapılan imam hatip kökenli, Samsun Devlet Hastanesi başhekimi Kamil çoban, siroz hastası 59 yaşındaki B.T. isimli hastasına, içki içmeye devam etmesi durumunda tedaviye devam etmesinin bir anlamı kalmayacağını söyleyerek, içki içmemesi konusunda baskı yaptı.
Antalya Saime Yahşigil İlköğretim Okulunda skandal: Antalya Saime Yahşigil İlköğretim Okulunda ders programı yapılırken, din derslerinin zihinlerin zinde olduğu sabah saatlerine, İnkılâp Tarihi derslerinin ise hemen öğle yemeğinden sonra, çocuklara rehavet çöktüğü saatlere konması dikkat çekti. Ayrıca, rehaveti arttırmak için İnkılap tarihi derslerinin olduğu günler yemekhanede ayran dağıtıldığı belirlendi. Tüm bunlarla körpecik beyinlerin dini bilgilerle doldurulması, Atatürkçülüğü ise öğrenecek takati kalmaması amaçlanıyor.
Odak olma suçu: AKP’de Mustafa çok Tansel az: DONAR araştırma şirketi tarafından yapılan çalışmada; AKP seçmenleri arasında, Mustafa, Ahmet, Ali, Ayşe, Havva gibi İslam kaynaklı isimlerin CHP seçmenlerine göre 3 katı fazla olduğu, buna karşın; Tansel, çiyse, Berkecan, Sudesu gibi çağdaş isimlerden neredeyse hiç olmadığı tespit edildi.
AKP Belediyeleri’nin Yeşil Takıntısı: AKP’li belediyelerin geçmiş dönemlere göre iki kat fazla yeşillendirme çalışması yaptığı belgelendi. Şeriatı temsil eden yeşil ile rejim değişikliğine park, bahçe ve refüjlerden başladıkları açıkça görülmektedir.
Halka okunmuş su içiriliyor: AKP’li İstanbul Belediyesi Terkos ve ömerli barajları kıyısında her Cuma günü 41 imama 41 yasin okutuyor. Okunmuş sular şebekeye veriliyor, bu sayede insanların dini duyguları coşturularak amaçlanan şeriat devleti için taban oluşturuluyor.
Ampul Gavur icadı: CHP’nin amblemi bir Türk savaş aleti olan OK, DP’nin amblemi yine bir Türk taşıma aracı olan AT iken AKP’nin sembol olarak Amerikalı Edison tarafından icat edilmiş AMPüL’ü seçmiş olması Türkiye’yi Batıya peşkeş çekeceğinin en güzel kanıtıdır.
AB ile gizli anlaşma: Vatansever Türk Tugayları Konfederasyonunun internet sitesinde yer alan belgeye göre; Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, AB’nin Genişleme sorumlusu Oli Rehn ile gizli bir anlaşma yapmıştır. Anlaşmaya göre, Sinop – Mersin hattının doğusu Sözde Ermenistan ve Kukla Kürdistan devletleri arasında paylaşılacak. Ege bölgesi Helen cumhuriyeti olacak. İstanbul, sıcak sulara açılma emelinden bir türlü vazgeçmeyen Rusya’ya bırakılacak. Abdullah Gül’e jest olarak da Kayseri merkezli Gülistan İslam Cumhuriyeti kurulacaktır.
Gül’ün ismi Apo’dan: Yalçın Küçük’ün isabet buyurduğu üzere; Abdullah Gül’ün Kürt olduğu ve babasının da Abdullah öcalan’a büyük muhabbet duymasından dolayı oğluna Abdullah ismini verdiği anlaşılmıştır. (Gül ile Apo’nun aşağı yukarı aynı yaşlarda olmaları bu gerçeği değiştirmez. Demek ki babası öngörülü bir insandı.)
Erdoğan Sabetaist Kızılderili kabilesinden: Yine Yalçın Küçük’ün tespitlerine göre Tayyip Erdoğan’ın Kızılderili Sabetaist Doğan Er kabilesinden geldiği, kimliğini gizlemek için ise soyadını Erdoğan yaptığı öğrenilmiştir.
Erdoğan neden Fenerbahçeli? Fenerbahçe’nin bayrağı sarı-laciverttir. Bayrak 15 dakika kezzaplı suda bekletildiğinde iki rengin karışmasından yeşil renk ortaya çıkmaktadır. Erdoğan’ın şeriat özlemi takım tercihinde bile kendini ele vermektedir.
Menderes’in köpek davasından sonra Erdoğan’ın kedi davası: Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a Van ziyareti sırasında hediye edilen(!) ve adını CANSU koyduğu kedisi yine Başbakan'ın inisiyatifiyle başbakanlık konutuna yerleştirilmiş ve konutun tüm imkanları kedi Cansu'ya seferber edilmiştir. Halkımız sefaletle boğuşurken bununla da yetinilmemiş, bir yabancı misyon şefinin getirdiği pahalı mama 'hill's' ve altın işlemeli tasma memnuniyetle kabul edilmiştir!! Geçtiğimiz yıl mart ayında birkaç günlüğüne konutu terk eden kedi Cansu'ya bu gayri ahlaki davranışından dolayı herhangi bir ceza verilmemiştir!
AKP iktidarı dini futbola bile alet etmiştir: AKP döneminde eşi türbanlı olan Ertuğrul Sağlam Beşiktaş teknik direktörü olurken, namaz kıldığı bilinen futbolcular sürekli ilk onbirlerde takımda yer bulmaya başlamışlardır. AKP iktidarı döneminde Anelka ve Aurilio’nun Müslüman olmaya zorlanması ve aynı iktidar döneminde İlhan Mansız’ın (İ.Mansız) ise futbolu bırakmak zorunda kalması da dikkat çekmiştir.
Köşe Yazıları
"""""""""""""""""""""""""
"""""""""""""""""""""""""
"""""""""""""""""""""""""