| Pzr | Pzt | Sa | Ça | Pe | Cu | Cts |
| 1 | 2 | 3 | 4 | |||
| 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 |
| 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 |
| 19 | 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 |
| 26 | 27 | 28 | 29 | 30 | 31 |
KÜNYE
KIRŞEHİR Yeni HABER
İnternet Gazete
Yayın Yönetmeni:
M. Duran Sönmez
E.Posta: kirsehiryenihaber@gmail.com
Basın ahlâk ilkelerine uymaya söz vermiştir.
Sitede yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.

KIRŞEHİR Yeni HABER İMD üyesidir.
|
Cannes'da "Üç Maymun"la "En İyi Yönetmen" ödülü alan Nuri Bilge Ceylan'ı dünya konuşuyor. Ancak filmleri ülkemizde rağbet görmüyor, Recep İvedik tarzı filmler ise gişe rekorları kırıyor...
Dünyanın en prestijli film festivali sayılan Cannes Film Festivali'nde son 5 yılda üçüncü kez 'Altın Palmiye' için yarışan ve Türkiye'ye bir kez daha ödülle dönen Nuri Bilge Ceylan'ın başarısı herkesi sevindirdi. Filmlerini minimalist ve yalın bir anlayışla çeken, diyalogdan çok görüntüye önem veren, böylece kendine özgü bir sinema tarzı edinen Ceylan başarılarıyla şaşırtmaya devam ediyor. Ceylan, 'Uzak' filmiyle 2003 yılı Cannes Film Festivali'nde 'Jüri Büyük Ödülü' ile 'En İyi Erkek Oyuncu' ödüllerini kazanmış, 2006'da ise Cannes'da 'İklimler' filmi ile sinema eleştirmenlerinin seçtiği 'Fipresci' ödülünü almıştı. Önceki gün kazandığı 'En İyi Yönetmen' ödülüyle dünyanın en iyi film yönetmenleri arasına adını yazdırmayı başaran, ödülünü alırken yaptığı konuşmada, “Bu ödülü tutkuyla sevdiğim yalnız ve güzel ülkeme ithaf ediyorum" diyen Ceylan'ın sanatı ne yazık ki ülkemiz sinema seyircisi tarafından fazla itibar görmüyor.
FİLMİ GÖSTERİMDEN KALDIRILDI
Recep İvedik gibi bol argolu, küfürlü komedi filmleri 4 milyon 265 bin kişi tarafından seyredilirken, dünya sinemasının 'En İyi Yönetmen' ödülünü verdiği Nuri Bilge Ceylan'ın filmleri, sinemaya seyirci gelmediği için gösterimden kaldırılıyor. 'Uzak' filmi 2003'te Cannes'da ödül kazandıktan sonra vizyona girdiği halde ülkemizde sadece 57 bin 754 kişi tarafından izlenmişti. Aynı film Fransa'da ise 140 bin izleyiciye ulaşmıştı. Nuri Bilge Ceylan'ın 'Cannes'da büyük beğeni kazanan diğer yapımı 'İklimler'i ise ülkemizde sadece 32 bin kişi seyretmişti. 'Üç Maymun' filminin başrollerinde Yavuz Bingöl, Hatice Aslan, Ahmet Rıfat Sungar ve Ercan Kesal yer alıyor.
Nuri Bilge Ceylan'a helal olsun...
Hakan AYGÜN
Önce "Uzaklar"ını izlemiştim. Sonra "İklimler"ini... Nuri Bilge Ceylan'ı geç keşfedenlerdenim. Günlük hayatındaki gibi filmlerinde de "az ama öz" konuşuyor. Laftan çok görüntülerle, "suskunlukla" kendisini anlatıyor.
Özgün bir sinema dili var. Müthiş bir "görsellik" düşkünü. Filmlerinin sahneleri, fotoğraf kareleri gibi. İnsan ruhundaki ince detayları hissettiriyor. Minik yalanlar söyleyenin kötü adam olmayacağını da görebiliyoruz. Müthiş bir "ince ayarı" var. Cannes'da ikinci kez Türkiye bayrağını diktiğinde, bir yönetmen titizliğine bürünüp verdiği görüntüye baktım.
Gözlükleri takınca, biraz da "burun benzerliğiyle" bıyıksız Yılmaz Güney'i andırıyordu. Ama "lümpen" Yılmaz Güney'i değil, frağıyla Cannes'da boy gösteren Yılmaz Güney'i... Zaten Yılmaz Güney'in fazlasıyla mürekkep yalamışı. Boğaziçi Elektronik mezunu olmasına rağmen sinemacılığı seçmiş "yeni tür sinemacı"yla karşı karşıyayız.
Nuri Bilge Ceylan'ın ödül törenindeki, "Ödülü, tutkuyla sevdiğim yalnız ve güzel ülkeme adıyorum" sözü çok hoşa gitti. Filmlerinde olduğu gibi yine az ve öz konuştu. Ben bu sözlerde biraz "Cry, the beloved country- Ağla Sevgili Memleketim" edebiyatı hissetmedim desem yalan olur.
"Ya sev ya terket"çilerin hoşuna gitsin diye edilmiş bir "memleket edebiyatı" olduğunu hiç sanmıyorum. Tam tersine "tutkulu ülke sevgisinin" arkasında "derin bir aydın eleştirisi" algıladım. Türkiye'ye itibar getiren "Üç maymun"u henüz seyretmedim. "Üç maymunu oynayanların" Türkiye'ye hiç itibar getirmediğini ise biliyorum.
BUGÜN
Dış müstevlileri biliyoruz da... ‘İç müstevli’ nedir ve kimlerden oluşmaktadır?
Bunu da, en iyi, Nuri Bilge Ceylan ve bu satırların yazarı biliyor.
En iyisi baştan başlayayım:
Öyle aman aman bir sinema tutkunu değilim ama, Nuri Bilge Ceylan sinemasını seviyorum.
Söylemesi ayıptır, çektiği her filmi izledim. Fotoğraflarıyla katkıda bulunduğu ‘Taşraya Bakmak’ kitabını ve yine ‘Mayıs Sıkıntısı’ filminin oluş serüvenini anlattığı kitabı (ve tabii senaryosunu) okudum.
Bir görüntü fenomeni olan ‘Uzak’ı, ilk gösterime girdiği günlerde, 25 kişilik bir cep sinemasında izlemiştim. Koltukların yarısı boştu. At kuyruklu bunalımlı orta yaşlı birtakım herifler ve ‘cool’ olmaya özen gösteren gençler... Bir de, üçüncü sınıf bir Yeşilçam yönetmeni vardı; ‘Bakalım bu entel çocuk ne çekmiş’ kıskançlığıyla oturuyordu koltukta!
Nuri Bilge Ceylan sinemasını seviyorum sevmesine de...
Biraz yadırgıyorum.
İçinde ‘yerlilik’ namına bir gram malzeme yok.
Bu kadar mı ‘yabancı’, bu kadar mı ‘uzak’ olunur?
Neyse, sonuçta iyi bir yönetmen...
Biliyorsunuz, ‘Uzak’, Cannes’da ikinci büyük ödül sayılan ‘Jüri Özel Ödülü’nü almıştı. Filmin başrol oyuncuları Muzaffer Özdemir ve (rahmetli) Mehmet Ali Toprak da En İyi Erkek Oyuncu dalında ‘Altın Palmiye’ kazanmışlardı.
Uzaklığın ve yabancılığın dibe vurduğu ‘İklimler’ ise geçen yıl, Film Eleştirmenleri Derneği (Fipresci) ödülünü almıştı. Üstelik, Almodovar, İnarruti, Loach gibi devasa yönetmenlerle yarışarak...
İşbu Nuri Bilge Ceylan, ‘içeride’ de bazı ödüller aldı.
1999’da, ‘Mayıs Sıkıntısı’yla Sinema Yazarları Derneği’nin en iyi film ve en iyi yönetmen ödülünü aldı. Antalya Altın Portakal Yarışması’nda da en iyi laboratuvar ve en iyi ikinci film ödüllerini kazandı.
Filmin tüm oyuncuları ‘Jüri Özel Ödülü’ne layık görüldüler. Artan ödüller de Zeki Demirkubuz’a pay edildi.
Kendisini ‘gözlem köpeği’ ilan eden Ertuğrul Özkök, o günlerde, ödül töreniyle ilgili bir ‘gözlem yazısı’ kaleme aldı ve aynen şunları söyledi:
‘Televizyonda ödül törenini izlerken çok üzüldüm. Her şeyden önce o sahnede muazzam bir ikiyüzlülük gördüm. Sanatçı beyefendi ödül kazanmış, sahneye davet ediliyor. Sanki büyük bir favör yaparmış havasında sahneye geliyor. Verilen ödül sanki bir angarya. Yüzünde ilgisiz bir ifade, lütfen iki kelime ediyor. Ağzında yapış yapış bir ciklet. Üzerinde rengi kaçmış bir tişört, haftalardır yıkanmamış bir blucin, biraz daha insaflısı ütüsüz bir gömlek ve ondan ütüsüz bir pantolon. Kimi sakal bırakmış. Hadi ona sözüm yok. Ama kimisi de sırf bunun için, bize inat üç günden beri tıraş olmamış. Ödülü yan cebine koymuş, pejmürdeliğin sınırında volta atıyor.’
Özkök’ün kastettiği sanatçılar Nuri Bilge Ceylan ve Zeki Demirkubuz’du.
İkidir bu olayı hatırlatıyorum.
Neden?
Birincisi, ‘unutulmasın’ diye.
İkincisi...
Her iki yönetmen de, bugün, uluslarının yüzünü ağartacak işler yapıyor.
Kendisini ‘gözlem köpeği’ ilan eden Özkök ise, darbelere meşruiyet arayan yazılar yazıyor ve ulusunun yüzünü kızartıyor.
Köşe Yazıları
"""""""""""""""""""""""""
"""""""""""""""""""""""""
"""""""""""""""""""""""""