| Pzr | Pzt | Sa | Ça | Pe | Cu | Cts |
| 1 | 2 | 3 | 4 | |||
| 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 |
| 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 |
| 19 | 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 |
| 26 | 27 | 28 | 29 | 30 | 31 |
KÜNYE
KIRŞEHİR Yeni HABER
İnternet Gazete
Yayın Yönetmeni:
M. Duran Sönmez
E.Posta: kirsehiryenihaber@gmail.com
Basın ahlâk ilkelerine uymaya söz vermiştir.
Sitede yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.

KIRŞEHİR Yeni HABER İMD üyesidir.
Bu nasıl hoşgörüsüzlük ki, kürsüdeki konuşmaları yüzünden, mecliste sanki bir düşmana saldırır gibi, suçluluk telaşı içinde adeta linç edercesine, küfürlerle bir milletvekiline, Kamer Genç’e saldırılması düşündürücü. Ne hikmetse, iktidar partisi milletvekilleri (ne ki muhalefettekiler bile) Kamer Genç’in kendine özgü halk tipi konuşma biçimini ti ye, gırgıra aldıklarını, gülerek alaya aldıklarını defalarca gördük. Bunu gazetelerde bile görüyoruz.
TBMM Genel Kurulu'nda Türkiye ile Katar Arasında İmzalanan Askeri İşbirliği Anlaşması'nın onaylandığının uygun bulunduğuna dair kanun tasarısı'nın görüşmelerine geçilmesinin ardından, Kamer Genç söz alarak kürsüye çıkmış. Kamer Genç, konuşmasında Başbakan Erdoğan ve hükümete yüklenmiş ve “Siz ve çalışma arkadaşlarınız neden bu kadar çok Katar Kuveyt, Arabistan seyahati yapıyor? Demiş. AKP’li vekil Enver Yılmaz, Kamer Genç’e bağırmış; “Şerefsiz, Başbakan’a hesap sormak sana mı kaldı?"
Tüm bunlar böylece olurken, Başbakan RTE, “şiddeti bizzat Genç uyguladı” biçiminde şiddeti saptırıcı, kamufle edici (gizleme) biçiminde basına bilgi veriyor. Acaba AKP nin tüm uygulama ve açıklamaları böyle midir ki? Bu nasıl demokratik düşünce ki, iktidar partisinin başkanı RTE, Mecliste yapılan şiddeti kınayacağı yerde, şiddeti gizlemeye çalışıyor.
Kamer Genç’in konuşma biçimini, muhalefet stilini artık Türkiye biliyor. Bazılarına onun konuşmaları, “delidolu”, “tuhaf” geliyor. Anadolu’da bir laf vardır, “yiğidin iyisi biraz deli olur” diye. Bu söz, “kral çıplak” demenin bir özdeyişidir. Bunu hoş görmeyenler, fikre, düşünceye saygı göstermeyen çıkarcı, devlet rantının (getirim) elinden çıkacağı korkusunu taşıyan kimselerdir.
Kamer Genç’in kürsüde, “bu Araplar niye sizin sevgiliniz oldu aniden; “AKP’liler, Başbakan’dan emir almadan kıllarını kıpırdatamazlar” gibi sözleri AKP lileri çileden çıkardığı belli oluyor. Kamer Genç’in tahmini doğru ise, çok yazık, Kamer Genç’e uygulanan şiddet, insanda talimatlı olduğu intibaını uyandırıyor. Ne yazık ki, başta iktidar partisi olmak üzere, tüm partilerde parti içi demokrasinin olmadığını, gerçek bir eleştirinin olmadığını görmekteyiz. Bizde parti liderleri adeta padişah gibi. Bir seçilen, bir daha gitmiyor.
Kamer Genç konuşurken, AKP lilerin ön sıralardan birkaç milletvekili “Halikarnas’ı anlat” biçiminde defalarca, yirmi defa falan sataşıyor. (Halikarnas da şu: Kamer Genç, Bodrum’da bir iki ahbabı ile Halikarnas adlı bir barda eğlenmesi olayı). Genç, “milletin açlık içinde kıvranırken AKP’li kabinenin zevki sefa içinde yüzdüğünü” söylüyor, Katar’ı Arapları anlatıyor, aşağılayıcı ifadelerle Başbakan’ı Meclis’e çağırıyor. Konuşma uzun. Fakat arada bir AKP’li milletvekili durmadan aynı şeyi söylüyor:
“Halikarnas’ı anlat!”
Kamer Genç sonradan şöyle diyor: “Bunu görevlendirmişler sataşması, bunu söylemesi için”. AKP liler emir komuta zincir zihniyeti içinde çalışıyorlar”. Kamer Genç’in “Bundan sonra tabanca ile geleceğim” demesi endişe verici
Demokratik olmayan bu tür davranışlar, çağdaş demokrasilere uymadığı gibi, insanda, Kamer Genç’ e bir şey olur, endişesini doğuruyor. Cumhuriyet Gazetesine, Danıştay’ a saldırıları düşünürsek, bu tür tahrik ve davranışlar Mecliste olurken, fanatik insanları saldırılara yönlendirir korkusunu uyandırıyor. Umarız böyle şeyler olmaz. Çünkü Danıştay baskınında hakimin öldürülmesini yaşadık.
Cumhuriyet’ten günümüze kadar milletvekilleri arasında, ne yazık ki, adam öldürmeye kadar, birbirlerine tekme, tokat, küfürle saldırı gibi demokrasiye yakışmayacak olaylar görülmüştü. TİP Milletvekillerinden yazar Çetin Altan, “Dünyanın en iyi şairi Nazım Hikmet’tir gibi Mecliste bir söz söyleyince AP li milletvekillerinin saldırısına uğramış, linçten zor kurtulmuştu, şimdilerde o saldırıdan kalan gözünün birinin özürlü olduğunu, kendisi söylemekte.
Bu tür nice saldırı ve cinayetler korkunun eseridir. İnsanın Korkusu arttıkça, saldırganlaşır; korkularımızı topluma yönelterek toplumu korkutmamalıyız. Bütün terör ve saldırılar derece derece korkumuzun dışa vurmasıdır. Nedense, ben küçükken, karanlıkta bir yere giderken, korktuğum şey beni görmesin diye gözlerimi kapatırdım; ya da türkü söylerdim.
Çetin Altan’a saldıranlar, devlet nemasının ellerinden gitmesinden korkuyorlar veya içlerindeki saldırı dürtüsünü tatmine çalışıyorlardı. Şimdilerde bu saldırılar çağ dışı görülüyor, ayıplanıyor. Nazım Hikmet için artık hatıra para bastırılıyor, heykelleri dikiliyor, onu lânetliyenler şimdilerde onun şiirlerini severek okuyorlar. Demek ki, çağın gelişimine geç ayak uyduruyoruz.
AKP iktidarı da, korkuları ve bundan doğan şiddeti bırakıp, Kamer Genç ve ötekilerine, konuşmalarına ve fikirlerine, uygarca konuşmaları ile yanıt vermeli. Toplumun huzuru için, daha olgun bir diyalog yolunu seçmelidir. Onun sivri konuşmalarını yumuşak üslupla yanıt vermeli ki, karşısındakinin saygınlığını kazansınlar. AKP liler de korkuyorlar, çünkü ellerindeki devlet kapısı nemalandırmasının gideceğinden korkuyorlar. İnsan psikolojisi böyledir,
21 Nisan 2008 gecesi Kanal 1 de Fatih Altaylı’nın Teke Tek Programına konuk olarak katılan Kamer Genç, Meclisteki sataşma ve saldırıların doğru olduğunu söyleyerek, “böyle giderse meclise silahla geleceğim, silahla dolaşacağım” diyordu.
Program devam ederken, işin ilginç tarafı, Mecliste Kamer Genç mi daha iyi muhalefet yapıyor, yoksa CHP mi daha iyi muhalefet yapıyor diye, programın sonuna kadar 4000 e yakın kişinin telefonla katıldığı bir anket yapıldı. Anket sonucunda, Kamer Genç daha iyi muhalefet yapıyor diyenler %95 iken, CHP nin %5 oranıyla, çok daha az muhalefet yaptığı ortaya çıktığını ibretle gördük. CHP de bundan dersini almalıdır. İşte bunun için, yazımın başlığını Kamer Genç için, -tek kişilik muhalefet-diye yazdım.
Kamer Genç, aynı programda, “Sosyal Güvenlik Yasası çıkarken AKP li Milletvekillerinin yakınlarına ayrıcalık tanınma çabasını, Maliye Bakanının yakınlarının ortak olduğu şirket lehine yolsuzluk yapıldığını; AKP lilerin devlette kontrolu kaldırdıklarını, devlette hiç denetim yapmadıklarını, devletin kurumlarını korumadıklarını, devleti bir kapalı kutu haline getirdiğini; karısı başörtülü olmayanlara ihale vermediklerini söyledi. Kamer Genç, tıpkı meclisteki gibi korkusuz tavrı ile, “tilkinin kümese bekçiliği ile, Tayip’in laikliğe bekçiliğinin aynı olduğunu” söyleyerek “bunlar çok takiyye yapıyorlar; Ben Tayip Erdoğan’a hiç güvenmiyorum, bunlar Araplara çok düşkünler; partilileri Türkiye’de yat borusuyla yatıyor, kalk borusuyla kalkar durumdalar. Ankara Belediyesinin devlete beş katrilyon borcu var vermiyor, almıyorlar; Ben Erdoğan hakkında suç duyurusunda bulunacağım” gibi her zamanki korkusuz sivri dili ile konuşuyordu.
Bu programda açıklandığına göre, Kamer Genç’in, çok hayırsever bir davranışla, 300e yakın öğrenciye burs verdiğini de öğrenmiş oluyorduk.
Fırsat bulursanız, Birinci devre TBMM ve öteki toplantılarda Mustafa Kemal Atatürk’ün konuşmalarını, gizli celse tutanaklarını okursanız, her görüşü dinledikten sonra, karşısındaki çoğunluğun görüş ve düşünceleri çok farklı da olsa, saatlerce konuşarak herkesi ikna edermiş. Demokratik düşüncesi olan böyle davranır, ikna ettirerek karar verir. Diktatör bir yapıda olsaydı, başkalarının fikrini dinleme gereğini duymadan, “şu şöyle olacak, bu böyle olacak” diye kestirip atar ve kararını verirdi.
Acaba bizim partilerin parti meclisinde, konular özgürce uzun uzun tartışılıyor mu, bunu pek de kestiremiyorum. Ayrıca, ülkemizin geleceği için, her türlü yanlışı, haksızlığı, yolsuzluğu özgürce dile getirmeliyiz. Kişi, toplum, iktidar ve devlet saydam, açık olmalıdır. Gizliliğin, sansürün, baskının çok olduğu bir ülkede kirlilik de çoktur.
Kısaca, iktidarı, muhalefeti ile karşı tarafın fikir ve düşüncelerine saygı göstermeli, fikre fikirle yanıt verilmelidir. Karşımızdakinin fikir ve düşüncesine hakaret ve saldırıda bulunmak çağ dışı bir olaydır. Ülkemizin huzuru için ortamı germemeliyiz. Ülkemizdeki ekonomik ve sosyal durum tansiyonun yükseltilmesine hiç de uygun değildir. Halk da, devlet de borç ve stres altında. Türkiye’mizin, çocuklarımızın geleceği için, her konuda, birbirimize karşı daha ölçülü ve saygılı olmalıyız.
Cevat Kulaksız
ckulaksizster@gmail.com
Köşe Yazıları
"""""""""""""""""""""""""
"""""""""""""""""""""""""
"""""""""""""""""""""""""