Temmuz 2009
PzrPztSaÇaPeCuCts
1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031
Aylık Arşiv
Ocak 2009
Şubat 2009
Mart 2009
Nisan 2009
Mayıs 2009
Haziran 2009
Temmuz 2009
Yıllık Arşiv


KÜNYE

 

KIRŞEHİR Yeni HABER

İnternet Gazete

 

Yayın Yönetmeni:

M. Duran Sönmez

 

 E.Posta: kirsehiryenihaber@gmail.com

 

www.kirsehiryenihaber.com

Basın ahlâk ilkelerine uymaya söz vermiştir.

 

Sitede yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.

 

 

KIRŞEHİR Yeni HABER  İMD üyesidir.


Son Fotoğraflar
Mucur
Mucur Yenice Mah.
Türk Büyükleri Parkı
Ana Sayfa > Diğer Haberler > “Türbanla örtülmek istenen bu ülkenin gerçek gündemidir”
“Türbanla örtülmek istenen bu ülkenin gerçek gündemidir”
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı’dan basın açıklaması:
 
“Türbanla örtülmek istenen bu ülkenin gerçek gündemidir” 


Türkiye’nin gündemine 80 sonrası işkenceleri, gözaltında kayıpları yok saymak istercesine getirildi “türban” konusu. Ülkenin gündeminde yoksulluklar, yolsuzluklar, işsizlik gibi gerçek problemler varken, ülkenin aydınları, yazarları 301’den yargılanırken, Uğur Mumcular, Hrant Dinkler sokak ortasında öldürülürken bir türbanla mı özgürleşecekti bu ülke?

 

80 sonrası üniversitelerde başlayan türban tartışması, AKP İktidarı ile bugün “özgürlüğüne” kavuşuyor. Türbanın üniversitede “özgürlüğüne” kavuşması ile ne olacak? Bütçeden, üniversitelere, bilime, araştırmaya ayrılan pay mı artacak? “Her ile bir üniversite” anlayışıyla birbiri ardına açılan asparagas üniversitelerde eğitim kalitesi mi artacak? Üniversiteler gerçekten, her türlü düşüncenin özgürce paylaşıldığı özerk ve demokratik ortamlar haline mi gelecek?

 

“Kadınlara kıyafet özgürlüğü, eğitim özgürlüğü getiriyoruz” adı altında aslında kadınların hayata karışma özgürlükleri ellerinden alınmak isteniyor. Üniversitelerde öğrencileri türbanlı-türbansız, Müslüman-laik gibi ayrımlara tabi tutmaya yol açacak, toplumda kamplaşmaları körükleyecek bu düzenlemenin kimseye özgürlük getirmeyeceği açıktır.

 

Türban aslında halkın gündeminde olmayan ama hepimize dayatılan bir konudur. Türban özgürlüklerle ilgili değildir. Türban başbakanın kendi sözü ile “siyasi simge” problemidir. Ülkemizi gereksiz çatışma ortamına sürükleyecek, üniversiteleri türban bağlama şekline göre tarikatların yuvası haline getirecek bu uygulama ile ne kadınlar daha özgür, ne üniversiteler daha çağdaş, ne de ülkemiz daha demokratik olabilir.

 

Türban neyi örtmektedir? Türban özgürlük adına örtünmek midir? Türban özgürlüğü örtmek midir? Yoksa türban bu ülkenin gerçek gündemini örtmek midir?

 

İşsizliğin hızla arttığı, yoksulluğun her yeri sarmaladığı, özgürlük pazarlıklarının AB ile ilişkilerde döndüğü, kapitalist küreselleşmeye uyum programlarının tamamının emeğe ve halka karşı olduğu bu günün Türkiye’sinde siyasal iktidar sanal gündem yaratıyor. Gerçekleri, halkın gerçek gündemini türbanla örtüyor. Siyasal iktidara gerçekleri örtecek bir örtü gerekliydi. Şimdi türbanı kullanıyor.

Bize düşen nedir?

 

Bu ülkenin gerçek gündemi işsizliktir, yoksulluktur, özgürlüklerin kısıtlanmasıdır, geleceğimizin karartılmasıdır. TMMOB karanlığa dur diyor.

 

Emek ve demokrasi güçlerine düşen görev, ülkenin gerçek gündeminin üzerine konulan bu örtünün yırtıp atılmasıdır.

 

Bu ülkenin gerçek gündeminin üzerine ne örtülürse örtülsün, emekten yana, özgürlükten yana, demokrasiden yana, özgürlükçü laiklikten yana, kültürel zenginlikten yana, bir arada kardeşçe yaşamdan yana, adaletten yana, eşitlikten yana olanların şimdi yan yana durarak “Türkiye Demokrasi Mücadelesi”ni yükseltme zamanıdır.

 

Haber: Cevat Kulaksız

Gelen Yorumlar
Toplam 6 yorum, 1-6 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda. Okuyucu yorumları onaydan sonra yayınlanır. Küfür, tehdit, hakaret, aşağılama içerikli mesajlar silinir ya da değiştirilebilir; sorumluluğu yorumu yapana aittir.
önce kisi özgürlügü
Sayin Cevat bey, bir insan istedigini giyinemiyorsa, dini inanc saydigi seyden mahrum birakiliyorsa, ne edeyim ben o ülkenin ekonomisini, issizini, yolsuzunu. tabiki ülkemizin bir cok sorunu var, olacaktirda. bu saydiginiz sorunlar dünya da bir cok ülkede mevcut, simdi bizde issizlik var ekonomik sorunlar var diye baska hicbirseyle ilgilenilmemesi mi lazim, bakiniz lütfen türban takmak bayanlara mecburidir diye bir kanun cikmiyor, anlatabiliyormuyum, isteyen takabilecek, nasil mini etek giyene kimse birsey demiyor, nasil sacini mora boyatip, kulagina 7-8 tane küpe takana kimse birsey demiyor, göbegini acip birde oraya halka taktirana kimse birsey demiyorsa, basini inanci geregi hatta inanci geregi disinda da ne maksatla olursa olsun kimligini yani yüzünü taninmayacak durum haricinde kapatana da kimse birsey dememeli, iste bunun adi özgürlüktür, ayrica laiklikte din ve devlet islerini ayirmaktir yoksa devletin vatandasinin dini vecibelerinin yerine getirmesini yasaklamasi degildir! Birakin kardesim kim ne takarsa taksin, geliselim, ilerliyelim ama benligimizi, gecmisimizi, kültürümüzü, inancimizi yitirmeden. Yoksa Türküm demeye, Müslümanim demeye hakkimiz olmaz...
Fatih Sivri | 01 Şubat 2008 Saat 15:57
DİNSİZLER BİLE..
AREİSTLİĞİNE İLAN EDEN AZİZ NESİN'İN OĞLU PROF.DR. ALİ NESİN BİLE BAŞÖRTÜSÜNE ÖZGÜRLÜK DİYE İMZA ATAN 300 AKADEMİSYENDEN BİRİ.. HAL BÖYLEYKEN MÜSLÜMANIM DİYENLERİN BAŞÖRTÜSÜ DÜŞMANLIĞINI ANLAMAK MÜMKÜN DEĞİL..
AYDIN ASLAN | 01 Şubat 2008 Saat 20:54
Daha geniş yanıt vermek isterdim.
Bu yazı TMMOB Sn.Mehmet Soğancı'nın basın açıklamasıdır. Kaldı ki sayın başkanın bu yazısındaki görüş ve endişelere katılıyorum. Asıl eleştirini tmmob iletişim@tmmob.org.tr adresine de yaz. Kişi Özgürlüğüne ben de sonuna kadar, katılıyor, destekliyorum. Ancak bu türban serbestisi böyle kalmayacak kamusal alana da yayılacaktır. O zaman ülkemiz öylesine bir kaosa, çekişmeye sürüklenecektir ki, bunu kimse önleyemez. Bir ülkede dincilik, dini siyasete alet etme yarışı başladı mı o ülke iflah olmaz. Örnek mi? İşte İran, Afganistan, Taliban. Zaten şimdiden bu amaçta olduklarını söyleyen milletvekilleri var. Özgür düşünmeyen, özgür yazamayan, özgür yaşamayan, doğmalara esir olan toplumlar asla yaratıcı olamazlar. İslam ülkelerine bir bak, hangisinde demokrasi var, binlerce insanı Avrupa'ya gitmek için can atıyor, sınırlarımız denizlerinde Avrupa'ya gitmek için can veriyor. Sen özgürlüğü git de İran da gör, Afganisrtan da gör. Kadın köle, insanlar komünistlikten beter baskı altında. Neyse, bir yazıma öbür sayfalarda yorum yazarken, bir türban olayını "sen Allah'a Kitaba inanmıyorsun" gibi soru ile oralara indirgemişsin. Ben özgürce fikrimi, görüşümü yazarken, bu soruyu sorarsan, bu iş uygarca olmaz ben yanıt vermem. Benim küçüklüğümde ne türban olayı vardı, ne münakaşası. Bazı dini siyasete alet eden oy çıkarcısı politikacılar yüzünden böyle oldu. Din ve dinsel simgeler devlet yönetimine hakim oldu mu, o ülke asla çağdaş olamaz. İnan bunlaraı yazmaya vaktim yok. Ben herkese yanıt versem, "herkese laf yetiştirmeye çalışsam" okumaya, yazmaya, araştırmaya vakit bulamam. Ama herkes fikrini, yorumunu yazabilir. Son olarak şunu soruyorum. Kafalarımızı doğmalara esir etmeyelim; madalyonun bir de öbür yüzü olduğunu, daima yanılabileceğimizi unutmayalım. Türban, laiklik, dini siyasete alet etme konularında ordu niçin titiz ve endişeli, Yargı, baro, Yök ve Üniversiteler ve gerçek aydınlar neden endişeli? Kafamızı, beynimizi türban denilen bezle bohçalamıyalım. (şair Eşref öyle diyor) Kısaca herkesin fikirlerine saygı duyarım, ancak herkesin inancı görüşü kendine. Keşke vaktim olsa da daha geniş yanıt verebilseydim. Herkesin yorumuna yanıt verecek vaktim yok. Başarı dileğimle..
Cevat Kulaksız | 02 Şubat 2008 Saat 22:45
Aydın Aslan'a
Sayın Aydın Aslan’a, Eleştiriler pek uygarca olmadığı için, yanıt vermeyecektim, ama senin verdiğin örnekte, zamanla kişi ile denk düşen bir durum olduğu için yanıt yazma gereğini duygum. Aziz Nesin’in oğlu Matematik Profesörü Ali Nesin’in türbana destek verdiğini yazarak, “nedir bu düşmanlık” diyorsun. (Bu tür yazılar da düşmanlıktan bahsetmen, “sen Müslüman değilmisin” şeklinde kişileri suçlayıcı, hedef gösterici biçimde, kahvehane sohbetine indirgersen bu uygarca bir tartışma olmaz). Aziz Nesin’in (Aziz Nesin ki, yazdığı kitaplarla dünyada Türklüğü en çok tanıtan bir yazarımız) küçük oğlu Ahmet Nesin, abisinin bu imzalama olayını görünce dayanamamış, ona şu mektubu yazmış; bu mektup da sana bir bakıma yanıttır.(özetle): “…kız öğrencilerin kılık kıyafetlerini yaşadığımız medeniyetin gerisine götürmek ülkenin modernleşmesine değil, daha geri gitmesine neden olur… Medeni ülkelerde insanların nasıl giyindiği çok açık ortadadır. … Düşünce özgürlüğü ileriye atılan adımlar için geçeridir… Geçmişteki yanlışlıkları savunarak özgürlük isteyemezsin. Özgürlük, modernlik ve demokrasi üzerine kurulur ama demokrasi sandığın gibi o kadar herkesin her istediğini, her an yapabilmesi demek değildir. Düşünce özgürlüğünün hedefi demokrasi ve sosyalizmin gelmesi içindir, gericiliğin değil. …Bana bütün imza atan arkadaşlarınla beraber bilim üretimi yapan bir İslam ülke ya da kişi gösterirseniz çok memnun olurum… Ama ben size eğer bir gün sormak aklınıza gelirse, onların bilimsel olan nelere karşı çıktıklarını gösteren bir çizelge sunabilirim. Fazla merak edeceğinizi sanmıyorum ya… …Babamız Aziz Nesin’in en büyük eleştirmeni olarak “Korkudan Korkmak” ya da “Ah Biz Ödlek Aydınlar” kitaplarını birkaç kez daha oku… Babam haklıymış, onun en büyük eleştirmeniymişsin ama yüzüne söyleme cesareti gösterememişim…” İnancı yüzünden düşman görülen Aziz Nesin’in başına gelenleri hayatını anlatan bir kitaptan bir okumanı tasfiye ederim. Daha 1993 de Sivas kıyımında dırı dırı yanmaktan zor kurtulmuş, (bu Cumhuriyet tarihine bir kara leke olarak geçti), iki defa kurşunlanmış, çıkardığı dergiler defalarca kapatılmış. Lütfen başına gelenleri bir okusan aklın durur. Türbanı imzalayanlar şunu unutmasınlar: İnsan haklarını, ayakaltına alan, bütün dünyada yadsınan İran Rejimi öylesine bir özgürlükler vaat ederek gelmiştir ki, önceleri İran Komünist partisini bile serbest bırakmış, (İran aydınları bu vaatlere önce inanmışlar) sonra da, binlerce aydın darağaçlarında can vermiştir. Kadınlar zorla kara çarşafa sokulmuş. Bir ülkede dincilik yarışı başladı mı, devlet yönetimine din ve dinsel simgeler karıştı mı arkası gelmez, o ülke kargaşaya sürüklenir. O ülke İran, Afganistan, Pakistan durumuna düşer. Laiklik gitti mi, insan hakları da gider, insanlar, kadınılar köleleşir. Bundan sonra zamanım olmadığı için yanıt vermemeye çalışacağım. Başarı dileğimle, Cevat Kulaksız Kaynak: Ahmet Nesin'in mektubu Milliyet 3.3.2008 sf:13
Cevat Kulaksız | 03 Şubat 2008 Saat 16:23
munafıklık alameti
evet bir öyle bir böyle görünen inan lar da munafıklık alameti vardır işine gelin ce müslümanım de işine gelmeyince saga sola sataş ya oldugun gibi görün yada göründüğün gibi ol anlayan anladfı
mustafa cubuk | 01 Nisan 2008 Saat 15:48
Kör gözlerin,dumura uğramış beyinlerin açılması dileklerimle..
Sayın Soğancı'yı tebrik ediyorum.

Ülkesini seven,çocuklarının geleceğine sahip çıkmak isteyen vatanseverler ve gerçek müminler,bir türban uğruna ülkemizin karanlığa gömülmesine izin vermeyeceklerdir.Ama,gözleri körleşmiş, beyni dumura uğramış bazı insanlar var ki, hala geleceklerinin türbanla karaltıldığını göremiyorlar.Olsun görmesinler.Bizler onlar için de göreceğiz, onların aydınlık ve çağdaş geleceği için de demokratik bir ortamda fikir mücadelemizi yapacağız.Ha onları çok sevdiğimizden mi?Elbette hayır.Sadece aynı toprağı paylaştığımız ve aynı havayı teneffüs ettiğimiz için bu fikir mücadelesini yapacağız. Ülkemizi,Mustafa Kemal Atatürk tarafından çizilen rotadan çıkarmaya hiç kimsenin gücü yetmeyecektir.

Bu arada sayın Mustafa Çubuk'un da kendisini Allah(C.C.) yerine koyup bir insanın inançlarını sorgulamasını ve nasıl bir müslüman olduğunu karara bağlamasını eshefle kınıyorum.Bir insanın müslümanlık derecesini tespit etmek,inançlarını sorgulamak sayın Çubuk'un haddine düşmez herhalde.Kendisini saygıya davet ediyorum.
AHMET OZANOĞLU | 01 Nisan 2008 Saat 22:04
Yorum Ekleyin
Başlık
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.

KırşehirYeniHaber
KIRŞEHİR Yeni HABER sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır. Hiçbir kuruluşla doğrudan veya dolaylı herhangi bir bağlantısı yoktur.

2006 © 2008