Temmuz 2009
PzrPztSaÇaPeCuCts
1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031
Aylık Arşiv
Ocak 2009
Şubat 2009
Mart 2009
Nisan 2009
Mayıs 2009
Haziran 2009
Temmuz 2009
Yıllık Arşiv


KÜNYE

 

KIRŞEHİR Yeni HABER

İnternet Gazete

 

Yayın Yönetmeni:

M. Duran Sönmez

 

 E.Posta: kirsehiryenihaber@gmail.com

 

www.kirsehiryenihaber.com

Basın ahlâk ilkelerine uymaya söz vermiştir.

 

Sitede yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.

 

 

KIRŞEHİR Yeni HABER  İMD üyesidir.


Son Fotoğraflar
Mucur
Mucur Yenice Mah.
Türk Büyükleri Parkı
Ana Sayfa > Medyadan Seçmeler > Türklüğümü geri verin
Türklüğümü geri verin

           Biz Türklerin pek çok güzel hasletleri vardı ve bizi biz yapan bu hasletlerdi. Yoksa maddi anlamda kimseden bir farkımız yoktu; etten ve kemiktendik; kanımız da dört kan grubundan birisine giriyordu.

 

Bunlardan birisi cömertliğimizdi, dostlarımızdan bir şey esirgemezdik. Vara yok demezdik. Komşumuz açken biz tok yatamazdık. Eğer evde tek birimizi doyuracak yemek var ve de misafirimiz gelmişse idareyi söndürür dolu tabağı misafirin önüne sürer biz de boş tabağa kaşık sallardık. Misafire yatak açabilmek için kendimiz oturarak uyumayı tercih edebilirdik. Şimdi ise bırak misafiri, yemeğime ortak olmasın diye çocuk bile yapmaz olduk. Kendi “asil kanımız”ın çoğalmasına bile engel olur olduk. Şimdi yazlıklarımız, kışlıklarımız oldu ama gelenimiz kalmadı.

           

            Fedakârdık, canımızı, malımızı esirgemezdik. Ama artık vatan savunmasında bile “vatan sağ olsun diyemiyorum” diyebilecek noktaya geldik.

           

            Eskiden hortumcularımız yoktu; fethettiğimiz yerlerde bile sahibini bulamadığımız bağlarda üzüm salkımlarına bedelini altın olarak asardık. Şimdi ise köşeleri haksız kazançla dönmeye erdem demeye başladık.

           

             Gayrı Müslim komşularımız, dostlarımız vardı. Onlar bizim biz de onların dinine karışmazdık. Karşılıklı vakarlı, saygılı duruştu bu. Ramazanda çocuklarına sokakta yiyecek bile yedirmezlerdi. Hrantlarımız, Kaloslarımız, Kirkorlarımız, Tatolarımız, Setereklerimiz[1] vardı. Tehcirde bile çocuklarımızı komşularımıza emanet edecek kadar güven besliyorduk birbirimize. Beraber oyunlar oynar, birbirimizin evlerine giderdik. Şimdi kendi dindaşlarımıza bile tahammül edemez olduk. Sünni dedik, Alevi dedik; dinli (dinci) dedik, dinsiz dedik; o şeyh bu hoca; şu dede bu baba dedik. Mehmetler, Ahmetler, Hasanlar, Hüseyinler geçinemez oldu.

 

            Dindaşlarımız bile başka zaman değil özellikle Ramazan ayında sigara içmeye ve dumanını da yüzümüze üflemeye başladılar.

            Büyüğe, ulul emre, ortak akıla itaat vardı. Büyüğünü bilmeyen Allah’ını bilmezdi. Eskiden büyüklerimizi saygıyla dinlerdik, şimdi dinlemeden itiraz eder olduk. Gerçek üstünlük takva ileydi, yapılan iş ileydi; liyakat vardı. Ne büyük kaldı ne ortak akıl. Bir seçim icat ettik, seçilenlere de seçenlere de kendimizden değilse saygı duymaz olduk.

 

            Kimsenin dinine, diline, ırkına… dokunulmazdı. Zanaatkârlarımızın büyük çoğunluğu Rumdu, Ermeniydi, Yahudiydi ama kimse bir şey demezdi. İşlerini onlara gönül huzuruyla yaptırırdı. Şimdiyse Türkten Müslüman’dan bile şüphelenir olduk.

 

            Türlü milletlerden, coğrafyalardan yoğurarak edindiğimiz dilimiz vardı; aşkı, sevgiyi işleyen. Sözler ederdik “ağulu aşı yağ ile bal iden” sözler. Dilimizi de değiştirdik; “öztürkçe” diye uydurduklarını yutturdular bize. Biz babamızı, çocuklarımız bizi anlayamaz oldu. Kültürümüzü aktaramaz olduk; bizi köklerimizden kopardılar.

 

            Atalarımızı, ölenlerimizi rahmetle anardık; ölenin ardından kötü söz konuşmazdık. Atalarımıza küfretme öğretildi bize, şimdi ölüye diriye söver olduk. Özgüvenimizi kaybettik. Reddi miras ettik, kendi kardeşimizle geçinemez olduk.

 

            Gözümüzü öyle kıskançlık, hırs, çekememezlik ve dolayısıyla da düşmanlık bürüdü ki ne dünyaya dal salıp bu güzel iklimin çiçek ve meyvelerini ikram edenleri ne de içimizden Nobel alanları tebrik edebildik. Herkese birer kulp takarak karaladık. Biz yiğidi öldürsek bile hakkını verirdik. Ama yiğitleri öldürme yarışına girip hakları vermeyi lügatlerimizden sildik. Namertleri yüceltip mertlere “namert” der olduk. Gölgemizle kavgaya tutuşup ona bile “hain” damgasını yapıştırdık.


             O zaman dünya bizi kıskanırdı, şimdi de biz birilerine gıpta eder olduk.


             Biz böyle değildik, bu biz değiliz; bize ne oldu?


             Lütfen bize Türklüğümüzü geri verin.

Kaynak:AktifHaber/Hurşit Doğan

Gelen Yorumlar
Okuyucu yorumları ‘onay’dan sonra yayınlanır. Küfür, hakaret, tehdit, aşağılama içerikli mesajlar silinir ya da değiştirilebilir; sorumluluğu yorumu yapana aittir.
Yorum Ekleyin
Başlık
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.

KırşehirYeniHaber
KIRŞEHİR Yeni HABER sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır. Hiçbir kuruluşla doğrudan veya dolaylı herhangi bir bağlantısı yoktur.

2006 © 2008