| Pzr | Pzt | Sa | Ça | Pe | Cu | Cts |
| 1 | 2 | 3 | 4 | |||
| 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 |
| 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 |
| 19 | 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 |
| 26 | 27 | 28 | 29 | 30 | 31 |
KÜNYE
KIRŞEHİR Yeni HABER
İnternet Gazete
Yayın Yönetmeni:
M. Duran Sönmez
E.Posta: kirsehiryenihaber@gmail.com
Basın ahlâk ilkelerine uymaya söz vermiştir.
Sitede yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.

KIRŞEHİR Yeni HABER İMD üyesidir.
Gazi Baran adlı Kurancılılı bir hemşehrimiz tüm yüreğini ve duyarlılığını ortaya koyarak bir mektup ve ardından kısa süre içerisinde köyünde yaşadığı bir olayı hikâyeleştirerek bize yollamış. Bu iyi niyet ve duyarlılığından dolayı kendisine teşekkür ediyor, Sayın Baran’ın mesajını okuyucularımıza sunuyoruz…
Sayın M. Duran SÖNMEZ
Kırşehir Yeni Haber İnternet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni
Kurancılı Kasabasının yetiştirdiği bir hemşeriniz olarak Türkiye İstatistik Kurumu Nevşehir Bölge Müdürlüğünde istatistikçi olarak çalışmaktayım. Dün yaşadığım yangın olayını kendimce kaleme aldım. Sizin beğenerek okuduğum gazetenizdeki duyurunuzu görünce yazıyı size de göndermeye karar verdim. Birileri pek hoşlanmasa da ne yapayım ki gerçek yazdıklarım gibi ve ben içimden geçenleri kaleme aldım.
Artık kimse ben yaptım oldu dememeli. Sözlerinin ve vurdumduymazlığının bedelini ödemelidir. Kısaca herkes sözlerinin arkasında durmalıdır.
Yazdıklarımı belediye ve muhtarları arayarak doğrulatabilir haberin peşine düşebilirsiniz. Buyursun bir de size konuşsunlar bakalım, söyleyecek sözleri var mı? Bunu derken birilerine muhalif olduğum anlaşılmasın. Ben köyde oy bile kullanmıyorum.
Yazı dikkatle okunduğunda anlaşılacak ki çabam başta yetkililer olmak üzere herkesi yangın gibi ciddi bir konuda duyarlı olmaya çağırmaktır. Çığlığım bunun içindir. Çünkü ben dünkü alevler ve dumanlar içinde dört arkadaşımla birlikte kıyasıya mücadele veriyordum. Örnek olması önlem alması gereken Belediye Başkanı ise okey oynuyordu! Haberin çarpıcılığı buradadır...
Saygı ve selamlarımla bir gün tanışırız umudumu diri tutuyorum. Esen kalınız... 20.5.2008
Gazi Baran /Nevşehir
Baran Dağlarında Yangın
19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı ile birleşen üç günlük dinlence bitiyor… yarın iş var. Birazdan hazırlanıp yola çıkacağız.
Belediye hoparlöründen bir duyuru yapılıyor: “Baran Dağında yangın çıkmıştır. Gitmek isteyenlere duyurulur.”
İki kez okunan bu duyuruyu işitir işitmez içime bir top ateş düştü. Sanki yanan bendim. Bu denli acısını içimde duydum. Üzüldüm. Yolcu yolunda mı gerekliydi yoksa kalıp yangına mı koşmalıydı.
Kısa süren bir kararsızlığım oldu.
Bakındım köyün içlerine… evlere… sokaklara. Bir devini var mı diye… Yoktu. Herkes sıradan günlük işlerindeydi.
Komşulara sordum, kimse oralı olmadı, tek başıma da yangını söndüremezdim.
Köyün merkezine gittim. Sandım yardıma gelenler belediyenin bulduğu araçlara bindirilip yangına yetiştiriliyor. İrili ufaklı park etmiş pek çok araç vardı ama çevresinde kimse yoktu.
Yolum üzerindeki ilk kahvehaneye giriyorum. Masalar dolu, insanlar hiçbir şey olmamış gibi taş oynuyorlar.
Şaşırıyorum.
Ama asıl şaşkınlığım, belediye başkanının içlerinde meclis üyesi arkadaşlarının olduğu masada hararetli biçimde oyuna tutuşmasıydı.
Hiçbir şey olmamış, o duyuruyu yaptıran kendisi değilmiş gibi rahat tavır içinde bana hoş geldin yapması, yanına buyur etmesi şaşkınlığımı büsbütün artırdı.
“Başkan” dedim, “yangın var… siz burada oyun oynuyorsunuz….”
Başkan ne dese iyi, “Önemli değil canım, çobanlar kevenleri tutuşturmuşlar. Söner şimdi… Biz duyurumuzu yaptık isteyen vatandaş gider. Oturun hele bir çayımızı için!…”
Doğrusu bunu başkana hiç yakıştıramadım. İlk şaşkınlığımı üzerimden atınca, “O zaman neden duyuru yapıyorsunuz. Madem önemli değil, yansın varsın. Yok duyuru yapmışsanız bunun gereğini de yapmalısınız. Belediyenin önüne araç çıkartıp gitmek isteyen vatandaşları yangın bölgesine ulaştırırsınız. Onlara örnek olup önderlik edersiniz…”
Ben ne söylersem söyleyim başkan oralı olmadı.
Ama biri vardı ki söylediklerime kayıtsız kalamadı. Sıkı arkadaşım, Yeni Mahalle Muhtarı Mevlüt Şahin, “Ben varım Gazi arkadaş, gidelim…” dedi.
Öteki kahveye girdim.
Amacım insanları harekete geçirip hiç olmazsa bir taksi dolusu insanla yangın bölgesine gitmekti.
Orada da durum farklı değildi. Herkes oyuna dalmış, benzer bir görüntü içindeydi.
Birden, toplumsal bilincim, aydın insan olma sorumluluğum öne çıktı. “Arkadaşlar” dedim, “iki dakikanızı alacağım…”
Baktım başlar oyun taşlarından bana yöneldi. Bundan aldığım cesaretle sözümün arkasını getirdim.
“Arkadaşlar dağlarımız yanıyor, kevenlerle birlikte koca ağaca dönüşen çalılarımız yanıyor… sizlerse burada oyun oynuyorsunuz. Yangın duyurusunu işittiniz. Nasıl böyle oturabiliyorsunuz. Ben yolumdan geri kaldım. İşte bir taksi tutuyorum, lütfen binip gidelim…”
İnsanların keyfi kaçmış, düşünmeye başlamışlardı.
Dağlının Ahmet, “Senin orda bir şey yanıyor mu?..”
“Yok ama, bu köy hepimizin… Biz korursak yeşil kalır, ormana dönüşür, hem de hayvanlarımıza otlak olur…”
Taksiye yöneldim. “Ne duruyorsunuz, haydi gidelim…” dedim. İki kişi daha bindi.
Ben gençleri beklerken binenler nispeten yaşlı üstelik sayrı insanlardı: Hasan Tekeş ile Şaban Bulut, bir de şoförümüz Yılmaz Eraslan.
Bulabildiğimiz bel, kürek gibi aletlerle dağa tırmandık. İki buçuk saati bulan insanüstü bir çabayla yangını kontrol altına aldık. Yorulmuştuk ama değmişti. Artık köye kahramanlar gibi dönebilirdik.
Bu küçük deneyim bizlere çok şey öğretti. Bir… Yangının küçüğü büyüğü olmaz. Nerede görüldü koşmalı oraya hemen.
İki… İçinde köy-yurt sevgisi, yeşil sevgisi, canlı sevgisi olan bir insan kayıtsız kalıp oturamaz.
Üç… Kasabalının seçip başkan yaptığı bir insan duyuru yaptım deyip oyun masasına oturamaz. Yangının söndürülmesi için ne gerekiyorsa yapar. Araç çıkartır, köylüyü hoparlörlerle yönlendirir, yüreklendirip yeşilin korunması konusunda onlara güç ve moral verir. Gençlerin duygularına seslenir. Kısaca köylüyü, belediyenin personelini ve olanaklarını seferber eder.
Dört… Yangına koşan beş kişi olarak şunu gösterdik. İnsan isteyince, beş kişi de olsa inançla… canını dişine takıp bir yangını söndürülebiliyor. Hele bir de yirmi kişi, otuz kişi olduklarını düşünün… yangını yarım saat gibi kısa bir sürede söndürürler dayanışma, kaynaşma, kardeşlik, bir işi başarmanın haklı gururu gibi duygularla dolu olarak köye dönerdiler.
Beş… Ne yazık ki insanlarımız yangın benden, ailemden, evimden uzak mı varsın yansın aymazlığı içindeler. Kimse kılını kıpırdatmak istemiyor. Peki o zaman bu köy nasıl yeşil, nasıl bol oksijenli olacak?
Altı… Çobanlarımız bilinçsiz. İçlerinde yakarsak taze ot çıkar diyenler, çay pişirdiği ateşi iyice söndürmeden gidenler varmış.
Yedi… Çobanlara ve bir bütün olarak köylüye yeşilin, ormanın, çevrenin korunması konusunda ciddi eğitimler verilmeli.
Sekiz… En önemlisi de belediyenin böylesi yangınlar için çok iyi örgütlü olması gerekiyor. Orası bir icraat yeriyse vatandaşa örnek olunmalıdır.
Dokuz… Yangın çıkaran çobanlar uyarılmalı bir daha yinelenirse jandarmaya bildirilip haklarında suç duyurusunda bulunulacağı bildirilmelidir. Herkes yaptıklarının bedelini ödeyeceğini bilmelidir.
Benimle birlikte yangın söndürmeye katılan Kurancılılı köylülerime şükranlarımı sunuyorum.
(Gazi Baran, 19.05.2008 - Nevşehir)
Köşe Yazıları
"""""""""""""""""""""""""
"""""""""""""""""""""""""
"""""""""""""""""""""""""