Temmuz 2009
PzrPztSaÇaPeCuCts
1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031
Aylık Arşiv
Ocak 2009
Şubat 2009
Mart 2009
Nisan 2009
Mayıs 2009
Haziran 2009
Temmuz 2009
Yıllık Arşiv


KÜNYE

 

KIRŞEHİR Yeni HABER

İnternet Gazete

 

Yayın Yönetmeni:

M. Duran Sönmez

 

 E.Posta: kirsehiryenihaber@gmail.com

 

www.kirsehiryenihaber.com

Basın ahlâk ilkelerine uymaya söz vermiştir.

 

Sitede yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.

 

 

KIRŞEHİR Yeni HABER  İMD üyesidir.


Son Fotoğraflar
Mucur
Mucur Yenice Mah.
Türk Büyükleri Parkı
Ana Sayfa > Okuyucu Mektupları > ‘Yeşil’ yanarken sizler nasıl duyarsız kalıyordunuz!...
‘Yeşil’ yanarken sizler nasıl duyarsız kalıyordunuz!...

 

Gazi Baran adlı Kurancılılı bir hemşehrimiz tüm yüreğini ve duyarlılığını ortaya koyarak bir mektup ve ardından kısa süre içerisinde köyünde yaşadığı bir olayı hikâyeleştirerek bize yollamış. Bu iyi niyet ve duyarlılığından dolayı kendisine teşekkür ediyor, Sayın Baran’ın mesajını okuyucularımıza sunuyoruz…

 

Sayın M. Duran SÖNMEZ

Kırşehir Yeni Haber İnternet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni

 

Kurancılı Kasabasının yetiştirdiği bir hemşeriniz olarak Türkiye İstatistik Kurumu Nevşehir Bölge Müdürlüğünde istatistikçi olarak çalışmaktayım. Dün yaşadığım yangın olayını kendimce kaleme aldım. Sizin beğenerek okuduğum gazetenizdeki duyurunuzu görünce yazıyı size de göndermeye karar verdim. Birileri pek hoşlanmasa da ne yapayım ki gerçek yazdıklarım gibi ve ben içimden geçenleri kaleme aldım.

 

Artık kimse ben yaptım oldu dememeli. Sözlerinin ve vurdumduymazlığının bedelini ödemelidir. Kısaca herkes sözlerinin arkasında durmalıdır. 

 

Yazdıklarımı belediye ve muhtarları arayarak doğrulatabilir haberin peşine düşebilirsiniz. Buyursun bir de size konuşsunlar bakalım, söyleyecek sözleri var mı? Bunu derken birilerine muhalif olduğum anlaşılmasın. Ben köyde oy bile kullanmıyorum.

 

Yazı dikkatle okunduğunda anlaşılacak ki çabam başta yetkililer olmak üzere herkesi yangın gibi ciddi bir konuda duyarlı olmaya çağırmaktır. Çığlığım bunun içindir. Çünkü ben dünkü alevler ve dumanlar içinde dört arkadaşımla birlikte kıyasıya mücadele veriyordum. Örnek olması önlem alması gereken Belediye Başkanı ise okey oynuyordu! Haberin çarpıcılığı buradadır...

 

Saygı ve selamlarımla bir gün tanışırız umudumu diri tutuyorum. Esen kalınız... 20.5.2008

 

Gazi Baran /Nevşehir

 

 

Baran Dağlarında Yangın

 

19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı ile birleşen üç günlük dinlence bitiyor… yarın iş var. Birazdan hazırlanıp yola çıkacağız.

 

Belediye hoparlöründen bir duyuru yapılıyor: “Baran Dağında yangın çıkmıştır. Gitmek isteyenlere duyurulur.” 

 

İki kez okunan bu duyuruyu işitir işitmez içime bir top ateş düştü. Sanki yanan bendim. Bu denli acısını içimde duydum. Üzüldüm. Yolcu yolunda mı gerekliydi yoksa kalıp yangına mı koşmalıydı.

 

Kısa süren bir kararsızlığım oldu.

 

Bakındım köyün içlerine… evlere… sokaklara. Bir devini var mı diye… Yoktu. Herkes sıradan günlük işlerindeydi.

 

Komşulara sordum, kimse oralı olmadı, tek başıma da yangını söndüremezdim.

 

Köyün merkezine gittim. Sandım yardıma gelenler belediyenin bulduğu araçlara bindirilip yangına yetiştiriliyor. İrili ufaklı park etmiş pek çok araç vardı ama çevresinde kimse yoktu.

 

Yolum üzerindeki ilk kahvehaneye giriyorum. Masalar dolu, insanlar hiçbir şey olmamış gibi taş oynuyorlar.

 

Şaşırıyorum.

 

Ama asıl şaşkınlığım, belediye başkanının içlerinde meclis üyesi arkadaşlarının olduğu masada hararetli biçimde oyuna tutuşmasıydı.

 

Hiçbir şey olmamış, o duyuruyu yaptıran kendisi değilmiş gibi rahat tavır içinde bana hoş geldin yapması, yanına buyur etmesi şaşkınlığımı büsbütün artırdı.

 

“Başkan” dedim, “yangın var… siz burada oyun oynuyorsunuz….”

 

Başkan ne dese iyi, “Önemli değil canım, çobanlar kevenleri tutuşturmuşlar. Söner şimdi… Biz duyurumuzu yaptık isteyen vatandaş gider. Oturun hele bir çayımızı için!…”

 

Doğrusu bunu başkana hiç yakıştıramadım. İlk şaşkınlığımı üzerimden atınca, “O zaman neden duyuru yapıyorsunuz. Madem önemli değil, yansın varsın. Yok duyuru yapmışsanız bunun gereğini de yapmalısınız. Belediyenin önüne araç çıkartıp gitmek isteyen vatandaşları yangın bölgesine ulaştırırsınız. Onlara örnek olup önderlik edersiniz…”

 

Ben ne söylersem söyleyim başkan oralı olmadı.

 

Ama biri vardı ki söylediklerime kayıtsız kalamadı. Sıkı arkadaşım, Yeni Mahalle Muhtarı Mevlüt Şahin, “Ben varım Gazi arkadaş, gidelim…” dedi.

 

Öteki kahveye girdim.

 

Amacım insanları harekete geçirip hiç olmazsa bir taksi dolusu insanla yangın bölgesine gitmekti.

 

Orada da durum farklı değildi. Herkes oyuna dalmış, benzer bir görüntü içindeydi.

 

Birden, toplumsal bilincim, aydın insan olma sorumluluğum öne çıktı. “Arkadaşlar” dedim, “iki dakikanızı alacağım…”

 

Baktım başlar oyun taşlarından bana yöneldi. Bundan aldığım cesaretle sözümün arkasını getirdim.

 

“Arkadaşlar dağlarımız yanıyor, kevenlerle birlikte koca ağaca dönüşen çalılarımız yanıyor… sizlerse burada oyun oynuyorsunuz. Yangın duyurusunu işittiniz. Nasıl böyle oturabiliyorsunuz. Ben yolumdan geri kaldım. İşte bir taksi tutuyorum, lütfen binip gidelim…”

 

İnsanların keyfi kaçmış, düşünmeye başlamışlardı.

 

Dağlının Ahmet, “Senin orda bir şey yanıyor mu?..”

 

“Yok ama, bu köy hepimizin… Biz korursak yeşil kalır, ormana dönüşür, hem de hayvanlarımıza otlak olur…”

 

Taksiye yöneldim. “Ne duruyorsunuz, haydi gidelim…” dedim. İki kişi daha bindi.

 

Ben gençleri beklerken binenler nispeten yaşlı üstelik sayrı insanlardı: Hasan Tekeş ile Şaban Bulut, bir de şoförümüz Yılmaz Eraslan.

 

Bulabildiğimiz bel, kürek gibi aletlerle dağa tırmandık. İki buçuk saati bulan insanüstü bir çabayla yangını kontrol altına aldık. Yorulmuştuk ama değmişti. Artık köye kahramanlar gibi dönebilirdik. 

 

Bu küçük deneyim bizlere çok şey öğretti. Bir… Yangının küçüğü büyüğü olmaz. Nerede görüldü koşmalı oraya hemen.

 

İki… İçinde köy-yurt sevgisi, yeşil sevgisi, canlı sevgisi olan bir insan kayıtsız kalıp oturamaz.

 

Üç… Kasabalının seçip başkan yaptığı bir insan duyuru yaptım deyip oyun masasına oturamaz. Yangının söndürülmesi için ne gerekiyorsa yapar. Araç çıkartır, köylüyü hoparlörlerle yönlendirir, yüreklendirip yeşilin korunması konusunda onlara güç ve moral verir. Gençlerin duygularına seslenir. Kısaca köylüyü, belediyenin personelini ve olanaklarını seferber eder.

 

Dört… Yangına koşan beş kişi olarak şunu gösterdik. İnsan isteyince, beş kişi de olsa inançla… canını dişine takıp bir yangını söndürülebiliyor. Hele bir de yirmi kişi, otuz kişi olduklarını düşünün… yangını yarım saat gibi kısa bir sürede söndürürler dayanışma, kaynaşma, kardeşlik, bir işi başarmanın haklı gururu gibi duygularla dolu olarak köye dönerdiler.

 

Beş… Ne yazık ki insanlarımız yangın benden, ailemden, evimden uzak mı varsın yansın aymazlığı içindeler. Kimse kılını kıpırdatmak istemiyor. Peki o zaman bu köy nasıl yeşil, nasıl bol oksijenli olacak?

 

Altı… Çobanlarımız bilinçsiz. İçlerinde yakarsak taze ot çıkar diyenler, çay pişirdiği ateşi iyice söndürmeden gidenler varmış.

 

Yedi… Çobanlara ve bir bütün olarak köylüye yeşilin, ormanın, çevrenin korunması konusunda ciddi eğitimler verilmeli.

 

Sekiz… En önemlisi de belediyenin böylesi yangınlar için çok iyi örgütlü olması gerekiyor. Orası bir icraat yeriyse vatandaşa örnek olunmalıdır.

 

Dokuz… Yangın çıkaran çobanlar uyarılmalı bir daha yinelenirse jandarmaya bildirilip haklarında suç duyurusunda bulunulacağı bildirilmelidir. Herkes yaptıklarının bedelini ödeyeceğini bilmelidir.

 

Benimle birlikte yangın söndürmeye katılan Kurancılılı köylülerime şükranlarımı sunuyorum.

 

(Gazi Baran, 19.05.2008 - Nevşehir)

Gelen Yorumlar
Toplam 4 yorum, 1-4 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda. Okuyucu yorumları onaydan sonra yayınlanır. Küfür, tehdit, hakaret, aşağılama içerikli mesajlar silinir ya da değiştirilebilir; sorumluluğu yorumu yapana aittir.
Duyarlılık başarıya götürür

Gazi Baran arkadaşın duyarlılığı örnek alınmalı; karşımıza çıkan engellere, şaşırtıcı tutumlara karşın doğru bilinen yolda yürümenin önemini görüyoruz bu yazıda. Bir de yetkilerini ve sorumluluğunu unutan, tehlike yaklaşırken bile önderlik görevini yerine getirmeyenler de ders çıkaracağımız örnek oldu. Seçilmeyi bir ayrıcalık elde etmek için kullanalara toplumsal tepkiyi Gazi Baran'ın yaptığı gibi iş üzerinde göstermek gerekiyor. Teşekkürler Sayın GAZİ BARAN.
COŞKUN ÖZBUCAK | 21 Mayıs 2008 Saat 23:05
BANANECİLİĞİ TERK EDELİM!
Yıllar öncesinde dilimize nakşedilen "BANANE" tüm benliğimizi kaplamış ve bugünlere gelmişiz. Gazi Baran bu "BANANECİLİK" ten sıyrılan örneklerden birisi. Toplum gördüğü eksikliği düzeltmek için elinden gelen çabayı gösterse duyarlı olsa Ülke olarak bugün yaşadığımız bunalımlı günlr oluşmazdı. Kandırmaca , aldatmaca, güven unsurunun ortadan kalkması sonucunda bugünlere geldik. Öyleye Kanun düzenleyici bile yatak odasına giren birini silahla vurursan belki nefsi müdafaya gireceğini söylüyor. Sevginin Saygının ve en önemlisi Maneviyatın kalmadığı toplumumuzda hırsızlar arsızlar köpeksiz köyde deyneksiz dolaşır gibi akla gelen her türlü edepsizliği ahlaksızlığı futursuzcana yapıyor. Ama olsun Avrupa Birliğine gireceğiz ya gerisi önemli değil. Gazetelere yansıyan taciz,tecavüz ,hırsızlık ve gasp olağan hale geldi Aile Birliği kavramı yıkıldı yıkılacak olsun ama nasıl olsa Avrupa Birliğiner gireceğiz gerisi önemli değil. Avrupanın her türlü ahlaksızlığını almak için Uyum Yasası diye temel değerlerimizden uzaklaştıkça benliğimizi ve özümüzü kaybedeceğiz. Olsun biz Avrupa Birliğine gireceğiz ya Sayın Gazi Baran çırpınışlarımız boşuna gibi ama olsun Kaplumbağanın Kabeye gitmeye niyet ettiği gibi tek fert bile kalsak özümüzden ve değerlerimizden uzaklaşmayacağız. Sizi de duyarlılığınızdan dolayı kutluyorum. Daha nice Gazi Baranların çoğalması dileği ile hoşçakalın...
Mehmet ALTIPARMAK | 22 Mayıs 2008 Saat 10:05
Ynt: ‘Yeşil’ yanarken sizler nasıl duyarsız kalıyordunuz!...
TEŞEKKÜRLER Gazi Baran...Maalesef bu ülkede oturduğu koltuğun sorumluluğunu bilmeyenler,niçin orada olduğunun farkında olmayan kişilerce meşgul edilmektedir.Esas problem o kişileri oraya getirenlerdedir...Bedelinede katlanmak zorundalar..! Kurancılı 10 yıl önce ''Lale Devri'ni'' yaşamıştır.Şu anda çöküş aşamasındadır.Hatırlar mısın?20 yıl önce Arap Mezarından camiye inerken çamur deryasında boğuluyorduk.5 yıl öncesine kadar mükemmel bi asfalt...Şimdi ise maalesef bozuk bir yol...Kurancılı hala böyle bir seçim yapmaya devam ederse,maalesef dostum; 20 yıl önceki çamur deryasında Kurancılı halkı boğulmaya mahkumdur..!Bende o köydenim ama başka şehirde yaşamaktayım,köyde oy da kullanmamaktayım.Ama köyümü ziyaretimde yaşanabilir nezih bir ortam görmek istiyorum.
Murat Pirihan ANTALYA | 21 Haziran 2008 Saat 19:03
Murat Pirihan'a Cevap!
Değerli hemşerim herşey verilen Oyla gelmiyor. Sahiplik duygusu da gelişmeli sizler yazınızdan anladığım kadarıyla Antalya da yaşıyorsunuz. Bu nedenle yılda birkez geldiğiniz köyünde çok mükemmel olmasını bekleyemezsiniz. Yani siz gelip köyde oy kullanınca sizce herşey bitityor demek. Antalya da oy kullanmadan oranın haklarından yararlanın oy kullandığınız Kurancılının da mükemmel olmasını isteyin bu bizdeki gelişmemişliğin ta kendisidir. Zira Kurancılı için oy toplayan Başkanın derdi iki oy fazla çıkmasıdır. Ya değilse seçildiği takdirde Kurancılıya hizmet değildir. Hizmet göstermelik nüfus sayısı ile değil yaşayan nüfus sayısı ile gerçekleşir. Ben oy verdim gitti ile olmuyor malesef. Oy kullanmadığın halde Antalyalının hakkını yediğinde cabası. Öyle ya "orda bir Köy var uzakta gitmesekte görmesekte o Köy bizim Köyümüz" sizin tek özelliğiniz gitmiyonuz ancak O Köyü biliyorsunuz. Bakın bu göçler yüzünden Kırşehir 3 Vekillikten 2 Vekilliğe düştü. Bunu düzeltmenin tek yönü bulunduğumuz yerlerde Lobicilik yaparak memleketimize yardımcı olmalıyız ya değilse 5 yılda bir oy kullanmak için Memlekete gelmek işleri çözmüyor.
Ankara da ,İstanbulda ,Antalyada,İzmirde,Mersinde ve Yurdumuzun diğer İllerinde bu Lobiciliği biz yapmazsak başka İllerde Vekil çıkaramadığımız gibi Kırşehirdeki 2 Vekilliğin birinide Kırşehir dışından gelen X İlin vatandaşlarına kaptırırız. Memlekete bir oy verince herşey düzelecek diye düşünmeyelim. Değil bir oy %47 oy bile Memleketi düzeltmeye yetmedi herkez dikkatli ve duyarlı olmalı!!!
Mehmet ALTIPARMAK | 22 Haziran 2008 Saat 07:48
Yorum Ekleyin
Başlık
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.

KırşehirYeniHaber
KIRŞEHİR Yeni HABER sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır. Hiçbir kuruluşla doğrudan veya dolaylı herhangi bir bağlantısı yoktur.

2006 © 2008