| Pzr | Pzt | Sa | Ça | Pe | Cu | Cts |
| 1 | 2 | 3 | 4 | |||
| 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 |
| 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 |
| 19 | 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 |
| 26 | 27 | 28 | 29 | 30 | 31 |
KÜNYE
KIRŞEHİR Yeni HABER
İnternet Gazete
Yayın Yönetmeni:
M. Duran Sönmez
E.Posta: kirsehiryenihaber@gmail.com
Basın ahlâk ilkelerine uymaya söz vermiştir.
Sitede yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.

KIRŞEHİR Yeni HABER İMD üyesidir.

Adam odasında yalnızdı.
Hane halkı gece yarısını bir saat kadar geçe, televizyonu kapatıp yeni yılın ilk uykusuna geçmişti..
Sessizliği koruyarak çoğu zaman yaptığı gibi odasının penceresinden geceyi seyretmeye başladı.
Yeni yıla girerken, eski yılın son gecesinde kent henüz uykuya geçmemişti…
İnsanlar eğleniyordu…
Onuncu katın uzaklara uzanan manzarasında, penceresinden ışıl ışıl yanan gece ışıklarına daldı… Kimi parlak, kimi sönmeye başlayan köz ateşi gibi zor seçilen ışıklar...
Her zaman benliğinde biraz keyif, biraz hüzün biraz da yalnızlık duyguları yaratan kentin gece ışıkları; bu gecede onu dakikalarca esir almaya hazırlıklı görünüyordu...
Uzaklarda yanıp sönmekte olduğu izlemini veren kıpır kıpır ışıklara baktı, sonra da aşağıda sokak boyu sıralanan ağaçlarda, mevsimin sararttığı yapraklara akseden sokak lambalarının oluşturduğu güzelliğe takıldı kaldı gözleri…
Vakit sabaha doğru yol alırken, gecenin yavaş yavaş sessizliğe dönen bu renk armonisini seyreden adam, acaba mutlumuydu? Soruyu zihninden geçirdi, ancak coşkulu bir yanıt alamadı… İçinde ki adamdan geçmiş bir yılın bu son gecesinde ses gelmedi…
Oysa yıllar önce mesleğine başlarken, yüreği umut ve heyecan doluydu…
Başarılı olma azmi ve geleceğe emin adımlarla yürüme kararlılığıyla, yaşama hep gülerek bakıyordu…
Üniversiteyi bitirmiş, vatan görevini yerine getirmiş genç bir insan olarak, devletin kapısını iş için çaldığında; önüne yıllarca sürdüreceği bir mesleğin ve yaşamın kapısı açılmıştı. Müfettişlik… Girdiği sınavdan başarıyla çıkmış ve kurumda müfettiş yardımcısı olarak mesleğe başlamıştı.
Artık devletin bir çalışanı ve görevinin sevdalısı genç bir bürokrattı…
Yıllar yılları kovaladı, mesleğinde emin ve kararlı adımlarla yürürken, bir yandan da evini barkını kurdu, çoluk çocuğa karıştı.
Eşini seviyor, biri kız öbürü erkek olan iki evladına adeta tapıyordu.
Tüm ideali, görevinde başarılı olmak ve çocuklarına iyi bir tahsil yaptırmaktı…
Başardı…
Her türlü tehdit ve baskıya karşın, namusunu şerefini koruyarak mesleğinde dürüstlükten ayrılmadan, birlikte ayni kurumda çalıştığı sevgili eşiyle, çocuklarını iş yaşamlarının ilk basamağına kadar taşıdı…
Evlatları üniversite tahsillerini tamamlamış hayata atılmışlardı…
Bir gün gelecek onlar da mutlu bir yuvanın annesi ve babası olacaklardı…
Eşiyle birlikte son istekleri buydu… İnşallah o da olurdu…
Pencere önündeki uzunca duruşunun ardından, yavaş yavaş uykusunun geldiğini hissetti. Yatağına uzandı, gözlerini kapadı. Gece bitiyor yeni bir yıl başlıyordu..
Düşüncelere arasında uykuya daldı.
Uyandığında gün ağarmak üzereydi. Üç dört saatlik uyku kendisini bayağı dinlendirmişti. Yatağından kalktı pencereden yeniden dışarıyı izlemeye başladı.
Sabah ezanı okunuyordu.
Gece ışıklarının pek çoğu, yerlerini gün ışığına bırakmış ve kaybolmuşlardı.
Gün başlıyordu.
Kainat yeni bir yıla merhaba diyordu…
Sokakta tek tük insanlar görmeye başladı.
Camdan aşağıya baktığında elinde baston yavaş yavaş yürümekte olan siyah paltolu hafif kamburumsu bir ihtiyar gördü.
Sabah namazı için camiye gitmekte olduğunu düşündü.
Ancak, ihtiyar, sokağın başında ve evlerinin hemen önünde ki çöp bidonunun önünde durdu. Bastonunu yere dayadı ve bidona doğru eğildi, karıştırmaya başladı.
Plastik torbalar içersinde bir şeyler arıyordu. Sonra cebinde naylon bir torba çıkardı, içine çöp bidonunda ki torbalarda bulduğu bazı şeyleri koydu.
Koyduklarının ekmek ve yiyecek artıkları olduğunu uzaktan zor zahmet seçebiliyordu.
İhtiyar torbasının ağzını bağladı ve yavaş yavaş uzaklaşmaya başladı.
Belli ki başka bir çöp bidonuna gidiyordu…
İçinde bir boşluk ve hüzün hissetti.
Zavallı ihtiyar kim bilir hangi evin fakir fukara yaşlısıydı…
Gün doğmadan ve insan yüzü görmeden belki de torunlarının günlük yiyeceğini toplamaya çalıyordu.
Düştüğü umarsızlığı kimseler görmesin istiyordu…
İnsan olmak, kimileri için bu dünyada çok zor olsa gerek…
Bir yandan dünyayı savuranlar, öbür yandan kendileri savrulanlar!..
Savuranlar ve savrulanlar!..
Bir yılbaşı gecesinde neşe içersinde eğlenip kahkahalar atanların yanında, gece boyu çöp bidonlarına gizlice yaklaşıp, kahkaha atanlardan geriye kalanları yiyecek artıklarını toplayanlar!..
Pencere önünde ki adam, yeniden yatağına uzandı ve derin düşüncelere daldı.
Yaşam bu muydu?
Dağdan bayırdan, ağaçlardan çiçeklerden, doğan ve batan güneşten, denizlerden, akan derelerden, öten kuşlardan, yatlardan katlardan, lüks arabalardan villalardan keyif almanın adına mutlu yaşam deniyorsa; bir yılbaşı gecesinde gün ağarmadan sokak lambalarının sisli ışıkları altında kimselere görünmeden çöp bidonlarından yiyecek artığı toplamanın, yaşam adına tanımı nasıl yapılabilir peki?
Savuranlar savrulanlar…
Ezenler ezilenler…
Yiyenler yenilenler…
Yönetenler yönetilenler…
Alçaklar namuslular…
Rüşvetçiler dürüstler…
Dindar görünen din simsarları…
Köşe dönenler açlıktan başı dönenler..
Ağlayanlar kahkaha atanlar…
Değişenler değiştim diyerek sülalesini devletten zengin edenler…
Gemiler, gemicikler…
Başı örtülüler kıçı açıklar…
Yolu açıklar ve umudu kararmışlar…
Dürüst namuslu enayiler, şerefsiz alçak devlet soyguncuları…
Diye diye yeniden uykuya daldı yatağına uzanan adam!...
Gün başlamak insanlar caddelere, sokaklara dökülmek üzereydi…
Ülkede yeni bir yıl başlıyordu…
Köşe Yazıları
"""""""""""""""""""""""""
"""""""""""""""""""""""""
"""""""""""""""""""""""""