Bu bizim için de oldukça sevindirici haber, çünkü şu ana kadar Gaxxi kullanıcıları ödemelerini ancak banka havalesiyle yapabiliyorlardı. Bu yeni gelişme daha çok satış anlamına gelebilir. :)
Bundan yıllar önce üniversiteye giriş sınavlarında tercihlerin başvuruyla birlikte yapıldığı zamanlarda ilk tercihimi dalgınlıkla "Bilkent Burslu" yerine tercih kitapçığında bir alt sırada olan "Bilkent Burssuz" şeklinde yaptım, ikinci tercihim ODTÜ'ye gidemedim... Paralı bir okul da düşünmediğimiz için 1 yılım araya gitti! Sonraki sene Türkiye 511.si oldum.
Anlayabileceğiniz üzere son derece kişisel sebeplerle ve içten duygularımla sevgili ÖSYM'ye "ÖSYM Götümü Ye!"başlıklı YouTube'daki videoyu gönderiyorum. Aşağıdaki klibi yapan kişinin eline sağlık, benim de duygularıma tercüman oldu.
Bir web sitesi temel olarak iki sosyal öğeden oluşur. Birincisi ziyaretçi ve kullanıcıların oluşturduğu halk, ikincisiyse yönetici veya yöneticiler topluluğu. Örneğin, kişisel bir site sahibiyseniz ziyaretçi ve kullanıcılarınız sizin halkınız, sizse yöneticisiniz.
Web sitesi yönetim biçimleri
Mutlak Yönetim (Padişah) Günümüzdeki birçok site ve özellikle blog siteleri bu başlık altında incelenebilir. Padişah tarzı yönetim biçimine sahip bir web sitesinde baskın ve tek bir kişiden oluşan yönetim organı vardı. Yine bu sitelerde padişah kavramıyla çelişecek biçimde bütün içerik oluşturma işini de aynı kişi yapar. Bu yönetim biçiminde, web sitesinin hangi sıklıkla güncelleneceği, yazıların tarzı, ziyareçi veya kullanıcıların yorum yapıp yapamayacağı, yapılan yorumların silinip silinmeyeceği vb. kararlar bu tek kişinin iradesiyle alınır. Yetkisi sınırsızdır.
Tam Oligarşi (Seçkinler sınıfı) Günümüzdeki klasik sitelerin hemen tamamı bu başlık altında incelenebilir. Bu yönetim biçimindeki sitelerde seçkin bir editör ve yönetici topluluğu hemen tüm içerikten sorumludur, aynı zamanda bu yönetici topluluğu kendi içinde ayrıntılı bir hiyerarşik yapıya sahiptir. Katı ve ılımlı oligarşik yapılar olabilir. Ziyaretçi ve kullanıcılarının katılımına hemen hiç izin vermeyen katı oligarşik yönetimlere örnek olarak banka ve devlet/büyük kurum siteleri örnek gösterilebilir. Ziyaretçi ve kullanıcılarının katılımına "yorum, puanlama" vb. özelliklerle sınırlı da olsa izin veren ılımlı oligarşik sitelereyse gazete, e-ticaret siteleri vb.leri örnek gösterilebilir.
Tam oligarşik sitelerin hemen tamamı zaten daha önce de var olan kurum ve yapıların internetteki doğal uzantılarıdır. Bu tarz siteler yaşamaları için eski/klasik işlerinden kendilerine yönelik olarak devamlı bir para akışına/sermayeye ihtiyaç duyarlar veya daha önceden şimdiki hakim konumlarına ulaşmak için başlangıç dönemlerinde bu para akışına/sermayeye ihtiyaç duymuşlardır.
Yarı Oligarşi (Seçkinler sınıfı+kullanıcılar) Bu siteler ziyaretçilerine ve kullanıcılara özgürlük verirler, bunu yapmak için kendi alt yapılarını ödünç verirler. Yarı oligarşik siteleri tam oligarşik sitelerden ayıran temel özellik alt yapı ödünç vermede yatar. Bu siteler tam oligarşik sitelerin kıskançlıkla sakladığı alt yapılarını paylaşırlar.
Bu alt yapı ödüncü bazen kullanıcıya kendi "padişah" yönetim biçimini kurabileceği web sitesi oluşturma alt yapısını ödünç verme şeklinde olabilir, örneğin Blogger veya Blogcu'yla yapılan kişisel siteler böyledir. Bazen de Bildirgeç veya Ekşi Sözlük gibi sınırlı bir alt yapı ödüncü şeklinde olur. Bu ikinci tarz alt yapı ödüncünü veren siteler yapıları gereği oligarşik yönetim biçiminde yönetilmelerine rağmen, sitenin tüm içeriği bu alt yapı ödüncüyle kullanıcılarının kazandığı içerik oluşturma özgürlüğüyle ortaya çıkar. Bunlar içeriğini kullanıcılarının oluşturduğu demokratik sitele benzerler, fakat oligarşik kökleri gereği kurala uymayan bir içerik yayınlanmayabilir, silinebilir veya yok edilebilir. Web sitesi halkının bu konuda sitenin kendi içinde yerleşmiş ahlak kuralları dışında bir güvenliği yoktur.
Bu tarz sitelerin başarılı olup olmayacağını belirleyen önemli etkenlerden birisi bu yerleşmiş ahlak kurallarının iyi olup olmaması, yönetici kadronun kendisinin oluşmasına aktif olarak katıldığı bu kurallara uyması ve zamanı geldiğinde kuralları değiştirip bunu tekrar ilan edebilmesidir, en sık yapılan hata bu kuralların yazılı hale getirilmemesidir.
Bazen bu yerleşik ahlak kuralları yöneticiler tarafından israf, yanlış tebdirler, güven kaybedici uygulamalar nedeniyle yozlaşır ve yönetim biçimi tam oligarşik biçime dönüşür. Bu aşamada, eğer web sitesi ömrünün bu dönemine kadar dönüşümünü tamamlayabilmiş ve tam oligarşik siteler gibi güçlü bir sermaye birikimi elde edebilmişse yoluna tam oligarşik bir site olarak devam eder, aksi halde ölür. Bu açıdan yarı oligarşik sitelerin parasal olarak güçlenmesiyle beraber tam oligarşik siteler yönünde ters bir evrim geçirmesi tehlikesi belirir.
Demokrasi (Kullanıcılar) Bu az örneği olan bir yönetim biçimi. Bu yönetim biçimi bir web sitesinin içeriğinin/servislerinin ziyaretçi ve kullanıcıları tarafından oluşturulması, aynı zamanda da hangi içeriğin web sitesinin içeriğini oluşturacağının yine ziyaretçi ve kullanıcılar tarafından yapılan oylamalarla seçilmesi olarak tarif edilebilir. Demokratik web sitesi yönetim biçimine Türkiye'den bir örnek bilmiyorum, fakat yurt dışında üstelik de dünyanın en çok ziyaret edilen sitelerinden biri olan fevkalade bir örnek var, bu örnek site Digg.
Bu site klasik bir kategori sistemine sahip. Kullanıcılar uygun kategorilere kendi sitelerindeki veya başka sitelerde gördükleri haber, bilgi, makale vb. iyi içeriklerin linklerini kısa bir açıklamayla gönderiyorlar. Yine kullanıcılar bu gönderilenleri oyluyorlar ve belli bir seviyenin üzerinde oy alanlar ana sayfaya çıkıyor. Dikkat edilirse, sonuçta Bildirgeç'le benzer bir içerik oluşmasına rağmen, Bildirgeç'te site yönetimini editör vb. bir seçkinler sınıfının üstlenmesine rağmen Digg'de aynı işi kullanıcılar yapıyor.
Bence burada fırsatlar yatıyor, ziyaretçi ve kullanıcıların kendi kararlarını kendi alması ve web sitesininin içeriğinin oluşturulmasına eşit bir oy hakkıyla katılabilmesi örnekleri fazla görülen siteler değil.
Google'ın arama servisi de demokratik yönetim sistemine iyi bir örnek. Gerçekten de arama sonuçlarında yukarıda listelenen siteler, aslında diğer siteler tarafından içerikleri onurlandırılarak kendilerine link verilmiş, yani oylanmış sitelerdir.
Radikal (Ziyaretçiler) Radikal yönetim biçimlerine en önemli örnek Wikipedia. Ziyaretçiler sitenin kullanıcısı olmaya gerek duymadan neredeyse anarşiye ulaşacak biçimde sitedeki tüm içeriği değiştirebiliyor, silebiliyor veya yenisini ekleyebiliyor. Bu yönetim biçiminin temelinde bir gruptaki toplam ahlakın iyi olacağına ve doğru seçimi yapacağına olan güven yatıyor. Bunu kendiniz test edebilirsiniz, örneğin Türkçe Wikipedia'daki "Orhan Kemal" maddesinin içeriğini tam bu yazı yayına çıkarken tamamıyla sildim, bakalım yaptığım bu değişiklik siz bu yazıyı okurken geri alınmış mı? Eğer, şu anda ilgili maddede Orhan Kemal'le ilgili bilgiler görüyorsanız sistem bu sefer de işlemiş, benim yaptığım anarşi denemesi bertaraf edilmiş ve her şey yolunda demektir.
"Ayrıcalıkların ve paranın hakim olduğu bir dünyada gerçekten yetenekli olanların hayat hakkına sahip olması çok zordur.*" J. J. Rousseau
Sitenizi hangi sıklıkla güncellemeniz gerektiği önemli bir konu. Bir blog sitesi temel olarak iki şeye yaramalı.
Ziyaretçilerin işine yaramalı Ziyaretçileri eğlendirebilirsiniz, bilgilendirebilirsiniz, onların ufkunu açabilirsiniz, onlarla paylaşabilirsiniz. En önemli kural onların vaktini boş yere harcatmamak olmalı. Şu soruyu sorun: Yazdığım şeyler bu yazıyı okuyan, bu siteyi takip eden ziyaretçinin ne işine yarıyor. Onun ruhunda veya maddi dünyasında ne gibi değişiklikler oluşturuyor?
Blog sahibinin/yazarının işine yaramalı Bu sizsiniz, burada kural kendi vaktinizi boşa harcamamak ve eğlenmek. Eğlenmiyorsanız yazmayın, vaktinizi boşa harcıyorsanız yazmayın, bir amacınız yoksa yazmayın. Amaç bulamıyorsanız, amacınız amaçsızlığınız olsun, bu da saygı duyulacak bir şeydir.
Ziyaretçiler nasıl düşünebilir?
Ayda 1 kez yazarsanız, "böyle bir site mi vardı?".
2-3 günde bir fakat iyi yazarsanız, "keşke biraz daha çok yazsa".
Çok sık yazarsanız, "ne kadar çok vakti var".
Çok sık ve iyi yazarsanız, "bu enerjiyi nereden buluyor, ne yazık okumaya vaktim yok".
İyi yazarsanız, fakat herkesin bahsettiği şeyden bahsederseniz, "bunlara ihtiyacım yok".
İyi yazarsanız, fakat sürekli olarak aynı şeyden bahsederseniz, "bunları daha önce söylemişti, ihtiyacım yok".
Kısa bildiriler yaparsanız, "keşke biraz ayrıntılı yazsa".
Ayrıntılı ve uzun yazılar yazarsanız, "çok vakit alıyor, biraz kısa yazsa".
Peki ne yapacağız, aslında cevap herkesi aynı anda memnun etmenin imkansız olmasında yatıyor. Bu açıdan ziyaretçiler için yazıp, fakat onların hepsini fazla ciddiye almamak gerekir. Örneğin, bu site temel olarak Gaxxi kullanıcıları için ve Gaxxi hakkında bir site, geride kalanlar belki fikirlerimizi beğeniyor belki başka bir şey, ama gerçek bu.
Siz de, hayalinizde kendi siteniz için kendinizi sorumlu hissettiğiniz örnek bir ziyaretçi canlandırın, ona bir isim, yaş, görünüm ve iş verin. Onu memnun ediyorsanız tamam, gerisini boşverin.
Radikal Gazetesi Sanal Alem ortak çalışması haftada bir kez güncelleniyor ve ortalama 10-12 yeni giriş oluyor. Çoğu giriş kısa tanıtım ve ilginç linkler bilgileri şeklinde. Kıyas yaparsak, Bildirgeç aynı şeyi çok daha iyi yapıyor.
Radikal'ın sanal alem bölümünün yazarı M. Serdar Kuzuloğlu haftada bir kez yazıyor.
NTVMSNBC Teknoloji bölümü günde 5-6 kez güncellenir, fakat bu ana kategorinin altında "uzay, bilim, internet" gibi birçok alt kategori var. Örneğin, internet kategorisi bazen günde 1 kez bile güncellenmeyebiliyor.
Bildirgeç birçok yazarı bulunan bir topluluk blogu. Çok sık güncelleniyor, bazen günde 20-25 yeni giriş oluyor. Örneğin 3-4 gün RSS'lerine bakmazsanız sizi 100 kadar haber bekler. Bu ürkütücü bir durum, bir iyi tarafı bunların kısa bildiriler şeklinde olması. Bildirgeç'te etiket temelli RSS takip sistemi de var, böylece sadece ilgi alanlarınıza giren konuları takip edilebilir.
Farketing hafta sonları yazmıyor ve hafta içi her gün güncelleme yapmaya dikkat ediyor. Günde 1 yeni giriş ortalamasını yakalıyor. Konular benzer.
Altı Üstü Tasarım sık güncellenmiyor, haftada 1 bazen 2 yeni giriş ortalaması var. Yazılar ayrıntılı.
* Yazının başındaki alıntı Prof. Dr. Adnan Güriz'in "Hukuk Felsefesi" kitabından alıntı. Rousseau yukarıdaki sözlerinin yer aldığı yazısıyla girdiği bir yarışmada, kendi yeteneklerinin karşılığını vermeyen topluma hücum ediyor, fakat yarışmayı kazanıyor.
Sosyal içerikli bir internet macerası olan 1milyon sitesi, 2006 tarihli bir Türk yapımı... Sitelerini ziyaret eden ilk 1 milyon kişiden biri olursanız otomatik olarak bu maceranın başrol oyuncuları olan figuranlardan biri oluyorsunuz. Benim bakış açım son derece olumlu kendilerine, tabi şeytanca fikirlere gark olmadıklarını varsayıyorum. Bir kazan/kazan durumu da var, onlara link verirseniz onlar da size link veriyorlar, sizden bahsediyorlar. Kaçırmayın...
Buzz, Gaxxi geliştiricilerinin kendi blog sitesidir. Bu sitede Gaxxi'yle ilgili gelişmeleri takip edebilir; bizim web stratejileri, blog dünyası, tasarım veya havadan sudan konular hakkında yazdığımız şeylere göz gezdirebilirsiniz.
Bir şirket web sitesi yaptırdığı zaman hiçbir şey bitmez. Aslında her şey daha yeni başlamıştır. Çünkü, web sitesine henüz kimse gelmiyordur ve ziyaretçisi olmayan bir web sitesi de bir işe yaramaz. Bu konuda başka görüşler de var, fakat bence bir şirket web sitesinin ilk amacı para kazanmaktır veya para kazanmaya yardımcı olmaktır. Diğer şeyleri de yapmalısınız, fakat onu da para kazanmayı sürdürmek için.
Eğer, sitenize kimse gelmiyorsa bu amaçlara ulaşamazsınız. Şimdi, problemimiz web sitenize ziyaretçiler kazandırmak. Bunun birçok klasik yöntemi olabilir. Gazete, dergi, tv, açık hava reklamcılığı gibi klasik araçları kullanarak insanları sitenize yönlendirebilirsiniz. İyi bir yöntem olabilir, fakat hem pahalı hem de sürdürülemez bir yöntem. Bir kez bu yolu seçerseniz ziyaretçilerinizi sürekli reklamla beslemek zorunda kalabilirsiniz.
Benim ucuz ve alternatif bir yöntemim var. Üstelik kazan/kazan şeklinde. Hem şirketler hem de blog yazarları kazanacak.
Türkiye'de donanım, reklam/iletişim, yemek, oyun, web dünyası, teknoloji üzerine çok güzel blog siteleri var. Bu sitelerin bir çoğu sahiplerinin hobi olarak yürüttüğü profesyonel siteler. Onlara kendi ürünlerinizi örneğin 15 gün boyunca test etmeleri için gönderin. Bu siteler zaten gönderdiğiniz vb. ürünler hakkında yazıyorlar. Hem onlara yazacak konu başlıkları vererek yardımcı olursunuz hem de kendi reklamınızı yaparsınız. Yöntem şu şekilde işleyebilir. Aşağıdaki sırayı adım adım izleyebilirsiniz:
İşbirliğine gidilecek blog siteleri nasıl seçilir?
Bloglar Alemi, Blog Kardeşliği gibi bir blog dizinini ziyaret edin. Orada mümkün mertebe iyi içerik üreten, yüksek tanınırlıkta, kendi alan adına sahip, düzenli güncellenen, yazmayı bilen yazarları olan 50 kadar web sitesi bulun.
Yukarıdaki 50 web sitesi sahibiyle mail yoluyla iletişime geçin ve mailinize aynı gün veya ertesi gün öğleye kadar cevap alamadıklarınızı eleyin.
Bunlardan da mail yazarken ileitşim kurmayı bilen ve sizin fikirlerinize uygun olanları seçin. Burada tabi ki kendi işinize ve fikirlerinize göre size özel kıstaslarınız olacaktır.
Sonuç olarak elinizde en az 10 farklı site ve blog yazarı kalsın. Bu yazarların adres, telefon vb. temel iletişim bilgilerini alın.
Yeni çıkan ürünlerinizi bu yazarlara düzenli olarak gönderin. Ürününüzü beli bir süre rahat rahat denesinler ve bu süre sonunda size geri göndersinler.
Seçtiğiniz 10 sitenin her birinin günlük ortalama 500 ayrı ziyaretçisi olsa, hemen hemen sıfır maliyetle ayda 150.000 kişiye ulaşmış olursunuz. Üstelik bu kişiler ürünleriniz hakkındaki yazıları gönüllü ve isteyerek okuyacaklar.
Bu işin karşılıklı yararı olacaktır. Blog yazarı işini ciddiye alacaktır ve onurlandırılmış olacaktır... Şirketlerin de ürünleri tanıtılırken aynı zamanda söz konusu olan sayfadan kendi web sitelerine ve ürünlerine yönelik ziyaretçi akışı, o sitenin okuyucu çevresinde kazandıkları saygınlık gibi kazanımları olacaktır.
Bu yöntem şirketlere düşük bir maliyetle kalıcı bir işbirliği fırsatı verir..
Bu yöntem web sitelerine ziyaretçi sayısını ve şöhretini arttırma fırsatı verir... Çünkü, insanlar başka bir sitede kuru kuruya birkaç fotoğraf görmek ve birkaç kelime okumak yerine bu sitedeki ayrıntılı ürün incelemesine göz atmak isteyebilirler.
Yani aslında bu seçilen sitelerle işbirliği, bu sitenin ziyaretçi sayısını artırarak sonuçta tekrar size dönecektir.
Blog sitesi sahibiyseniz, şirketin size gelmesini beklemek boş yere zaman kaybı olabilir, siz de şirketlere gidebilirsiniz. Fakat, bence mail atmayın ve yüz yüze görüşmeye çalışın. Görüşeceğiniz kişiyi de yukarılardan seçin.
Başlık her şeyi anlatıyor, bu çalışma Şafak ve benim ortak çalışmamız. Ortak çalışmalarımız daha eğlenceli, ilham verici ve çarpıcı oluyor. Sanırım benim biraz klasik bir yapım var ve bu yapıyla Şafak'ın umursamaz yaratıcı yapısı birleşince dengeleniyoruz. Lafı uzatmak istemiyorum, Gaxxi ana sayfasına göz atabilirsiniz.
Fark edeceğiniz üzere şu anki tasarım eski tasarımdan yavaş yavaş evrilen bir tasarım oldu. Solda kullandığımız fotoğraf ve sağdaki logo/manşet yazı biçimleri henüz beta. Özellikle fotoğrafı sık sık değiştirmeyi düşünüyoruz. Şöhret olmak isteyenler kendi çektikleri fotoğrafları veya çalışmaları bile gönderebilirler.
Biliyorum fafı uzattım, fakat bir sevindirici haber de bu yaz Şafak'ın da Gaxxi temaları üzerine çalışacak olması. Dediğim gibi ortak çalışmalarımız daha daha iyiler. :)
Not: 03 Temmuz 2006'da eskiye dönüş yaptık ve tekrar ana sayfamızı tasarımımızı değiştirdik. Bu yazıda bahsedilen yeşil tişörtlü çocuklu tasarımdı.
Önemli bir özellik de Gaxxi kullanıcılarının, yönetici panelinden anlamlı linkler için seçilen kelimeleri "Ayarlar -> Site Dili" başlığı altından değiştirebilmeleri. Örneğin yukarıdaki örneklerden "Yazılar" başlığı altındaki "yazi" kelimesini dilediğiniz başka bir kelimeyle değiştirebilirsiniz.
Böylece yönetici panelinizden .htaccess dosyasına eş zamanlı erişiminiz sağlanmış oluyor.
Yakında Gaxxi'nin ana sayfası değişecek, Türkçe ve İngilizce sürümler için farklı fotoğraflar kullansak mı, nasıl bir fotoğraf kullansak, logomuzu yapacak mıyız, hangi sıklıkla ana sayfa görselini değiştireceğiz gibi birçok şeyi düşünüyoruz. Kafamızda bin tilki var, bininin de kuyruğu birbirine değmiyor.
Anlamlı linkleri bitirdik, çok iyi bir özellik oldu. Kısa bir süre sonra duyurusunu yapacağız ve ayrıntıları açıklayacağız.
Garanti Bankası'ndan web üzerinden ödeme alabileceğimiz ortak ödeme sayfası vb. çözümlerde son aşamaa geldik, halen tek bir cevap bekliyoruz. "Garanti Bankası İstanbul Bu işlerden Sorumlu Bölümü" işi ağırdan alıyor.
Gbuy, Google'ın web üzerinden ödeme kabul edecek Paypal benzeri bir hizmeti. Paypal çok kötü bir hizmet, kötü olmasının tek sebebi Türkiye'yi desteklemiyor olması. Gbuy, Türkiye'ye hizmet verirse ne harika olur, bizim de webdeki birçok amatör kullanıcının da çok işine yarar. Bu ayrı bir yazı konusu.
Şafak, boş zamanlarında "çok sıfırlı tek $"lı sunuculara göz atıyor, inşallah kısa bir süre sonra Gaxxi'nin kendine ait zehir gibi bir sunucusu olacak. Böylece, "Gaxxi çoook güzel, fakat çoook yavaş çalışıyor..." yakarışlarını bir süre duymayacağızı ümit ediyoruz.
Giyim-kuşam markalarının kurumsal siteleri gerek Türkiye'de (mavi) gerek yurt dışında (levis, nike...) gayet başarılı siteler olarak endam etmekteler. Benim önerim onlara değil, onların ürünlerini satan sitelere, aslında çok basit bir fikir.
Bir örnek üzerinden gitmek en doğrusu. dELiAs şu haliyle bile gayet başarılı bir giyim-kuşam alışveriş sitesi. Fakat, dELiAs'a günün hangi saati girerseniz girin aynı ana sayfayla karşılaşıyorsunuz. Günün farklı saatlerinde farklı bir ana sayfayla farklı giysileri ön plana çıkarsa, bu çok eğlenceli olurdu ve eğlenceli şeyler satış rakamlarına olumlu yansıyabilir. Örneğin:
Geceleyin gelenler ana sayfada iç çamarları vb. iç gıcıklayıcı şeyleri görseler
Sabah erken gelenler sabahlıkları ve pijamaları.
Hava sıcaklıklarından da yararlanılabilir. Hava yağmurluysa yağmurluklar ve şemsiyeler vs., hava güneşliyse şapkalar, güneş gözlükleri vs... Bu fikir için yerel bir giyim-kuşam alışveriş sitesi Meteoroloji'nin sitesinden birkaç bilgi çekerek Türkiye'nin 7 farklı bölgesine veya her şehre özgü bir ana sayfayla çıkabilir. Teknik olarak yapmasını biliyoruz, evet, biliyorsunuz Gaxxi'yi biz yaptık. :)
Bu fikir aslında günün saatlerine duyarlı olarak içerik ve hizmet sunabilecek hemen her site bu fikri kullanabilir. Cep telefonu operatörleri kesin kullanıyorlar, onu biliyorum, örneğin Avea'dan ne kadar kontorunuzun kaldığını öğrenmek istediğinizde size sabah canlı bir "günaydın", gündüz saatlerinde kibar bir "iyi günler" diyen bir bayan sesi karşılıyor.
Temel olarak Avea'nın da yaptığı şeyden bahsediyorum, fakat itiraf ediyorum web'de bu fikri sadece Avea'nın yaptığı şekilde uygulayarak etkileyici bir şey çıkmaz. Bu fikir de üzerinde çalışılması ve olgunlaştırılması gereken bir fikir olarak arşivdeki yerini almalı. Öte yandan, emlak siteleri için fikrimi aynen sürdürüyorum, orada büyük bir fırsat var.
"Kokoloji" adlı kitaptan, aslında yazarları Isamu Saito ve Tadahiko Nagao'nun dergiler için sordukları soruyu ben web siteleri için uyarladım. Kokoloji, bir tür kendini keşfetme oyunu. Aslında doğru ve yanlış cevap yok, eğlenmek için kendi kendinize de oynayabileceğiniz bir soru-cevap oyunu.
Beğendiğiniz bir web sitesiyle karşılaştınız, bu web sitesiniz nasıl dolaşıyorsunuz?
Birinci sayfadan sonuncuya kadar gücünüz yettiğince dolaşır, geri kalanına da aynı şekilde kaldığınız yerden olmak üzere başka bir zaman bakarsınız.
Hemen sizi ilgilendireceğiniz konulara geçer ve sitedeki diğer bölümlere hiç göz atmazsınız.
Rastgele dolaşır ve o linkten bu linke atlarken ilginizi çeken şeyleri okursunuz.
Bu sitenin düzenini ve neyin nerede olduğunu biliyorsunuz. Güncellemeleri bulur ve her zamanki gibi, aynı şekilde dolaşırsınız.
Cevaplar ve yorumlar Düzenli güncellenen ve içeriği belirli seviyedeki bir web sitesi bazen tek bir kişinin bazen pek çok yazarın, tasarımcının, fotoğrafçının, editörün görüşlerini ve bakış açılarını yansıtır. Böyle bir web sitesi, insan deneyimlerinin toplandığı bir antoloji gibidir, sizin o web sitesini dolaşma tarzınız seçimlerin çeşitliliği karşısında nasıl davrandığınızı gösterir. Burada zamanınızı nasıl kullandığınız kaynaklarınızı yani paranızı nasıl kullandığınızı gösterir.
Birinci sayfadan sonuncuya kadar dolaşanlar, parasının her kuruşunun nerede olduğunu ve nereye harcandığını bilen kişilerdir. Bütçenizle sürekli meşgul olduğunuzdan değil, sadece her şeyin nerede durduğunu bildiğiniz zaman kendinizi rahat hissediyorsunuz.
Hemen sadece ilgi alanınına giren konuları okuyanlar, para cebinde durunca sanki batan kişilerdir. Paranız varsa, canınız neyi isterse onun için harcıyorsunuz. Son kuruşunuzu harcarken de gelecek ay belki de bir hesap açarak para biriktirmeyi düşünüyorsunuz.
Rastgele dolaşıyor ve o linkten bu linke atlayarak geziyorsanız, siz kendinizi tutumlu olarak tanımlıyorsunuz. Bazıları buna "cimri" der. Aslında siz paranızı boş şeylere harcamıyorsunuz ve kaynaklarınızı ziyan etmiyorsunuz. Fakat, para iyi yaşamak için araçtır sadece.
Sitenin düzenini ve neyin nerede olduğunu bildiğiniz için hep aynı şekilde dolaşıyorsanız, hayatınızdaki olası değişikliklere rağmen harcama alışkanlıklarınızı asla değiştirmiyorsunuz demektir. Büyük ikramiyeyi kazansanız aynı indirimli alışverişleri takip edersiniz veya tam tersine parasızlık çekseniz hep seçtiğiniz markalarınızdan vazgeçmezseniz. En iyisi para işlerine sizin bakmamanız.
"Blog yazarına yazım teknikleri tavsiyeleri"ndan sonra eksik kalan bir şeyler olduğunu fark ettim. Tavsiyeler neyin yapılması gerektiğini söylüyor, fakat nasıl yapılacağını söylemiyordu. Bunun üzerine blog yazarının araçları listesini hazırlamaya başladım.
Liste eğlencelik bir liste, fakat listedekilerden her birinin tam zamanında hayat kurtaran bir işlevi olabilir. Tabi ki, siz sitenizi ve sitenizin içeriğini geliştirirken kendi araçlarınızı kullanabilirsiniz.
Blog yazarı araçları listesi
Not defteri Bu madde çok önemli, her zaman yanınızda taşıyabileceğiniz ve notlarınızı alabileceğiniz bir araç mutlaka işe yarayacaktır. Not defteri yerine bir pda/umpc cihaz da olabilir. Önemli olan pratik olması.
Bilgi kaynakları Bunlar, yeni fikirler için beyninizi gıdıklayacak kaynaklar olmalı. Bunlar kitap, dergi, takip ettiğiniz başka siteler vb.leri olabilir.
Fotoğraf makinası Web sitenizin konusuna göre fotoğraf kullanmak hayati önemdedir. Örneğin, fotoğrafsız bir yemek sitesini kokusuz bir yemeğe benzetiyorum.
Ses, video kaydedici Konunuz haber değeri taşıyan olaylarsa, örneğin magazin olabilir veya geneleneksel habercilikle ilgileniyorsanız ses ve video dosyaları üretmeniz fark yaratır. Sözlerinizin gerçekliğine delalet edecek ses ve video dosyaları harika olur.
Kendi alan adınız Web'de ücretsiz servis alabileceğiniz kaliteli servisler var. Onlar bir yere kadar işinize yarar. Fakat, kendi beğendiğiniz ve takip ettiğiniz siteleri düşünün, onların kendi alan adları var mı yok mu? (Gaxxi kendi alan adınızı kullanmanızı destekler.)
Sözlük, dilbilgisi ve imla klavuzu Bunlar masanızın üstünde, hemen yararlanabileceğiniz bir yerlerde durmalılar. Sözlükle, dilbilgisi ve imla klavuzunun masanızda veya bilgiyarınızda yerel olarak çalışan biçimde durması stratejik bir öneme sahip.
Aşağıda genel olarak herhangi bir şey yazarken özel olarak blog sitelerinde yazarken kullanılabilecek bazı teknikler var. Yazının hemen tamamı Emin Özdemir'in "Sözlü-Yazılı Anlatım Sanatı" ve "Eleştirel Okuma" kitaplarından oluşturuldu. Bilgiye yöneliş insanlık tarihi kadar eskidir. Tarih boyunca insan bir yandan yaşamda kalmak için çabalarken bir yandan da gerçekliği araştırmak veya sırf merak/eğlence amacıyla yani gerçekliği bir şekilde tanıma dürtüsüyle daha fazlasını bilmek istemiştir. Web sitenizin ziyaretçileri de aynı amaçla sizin sitenizdeler.
Konu seçmek ve konuyu sınırlandırmak Yazma, birilerine bir şey hakkında bir şey anlatma işidir. Öyleyse üzerinde yazı yazacağımız bir şeyin olması gerekir. Şey sözcüğüyle anlatmak istediğimiz duygu, düşünce, tasarım olabilir veya olay, olgu, durum olabilir. Bunları tek tek saymaya imkan yok, fakat şüphesiz ki anlatımda başarılı olma konumuzu iyi seçmeye bağlıdır.
Anlatımda çok yaygın yapılan bir yanlışlık, konuyu sınırlamadan yazıya başlanmasıdır. Yazarın aynı konu hakkında bile olsa konuyu sınırlamadan daldan dala atlayışı, açıklama ve kanıtlamaya dayanmayan genellemelere gidişi söylenenlerin inandırıcılıktan yoksun olmasına neden olur. Burada söylenmesi gereken bir şey daha var, sitenizin kişisel bir site olması sitenizin konusunun kişisel olmasını gerektirmez. Bu çoğu zaman sıkıcı olur!
Konuyu sınırlandırmamızı etkileyen bir takım etkenler vardır. Bunlar, okuyucuların durumu, yazacağınız yazının uzunluğu veya kısalığı, konu üzerindeki bilgi, birikim ve yaşantımızdır. Bütüm bu durumları gözetmemiz gerekir. Örneğin:
Temel Yanlış Sitenizin belirli bir konusu yok. Aynı sayfada birçok konudan bahsediyorsunuz. Böyle çok konulu siteye iyi bir örnek var: Devletşah (Fevkalade bir içeriği var, belirli bir konusu yok.), karşıtı Portakal Ağacı
Yanlış Sitenizin konusu: Türk Sineması Yazınızın konusu: Türk Sineması
Doğru Sitenizin konusu: Türk Sineması Yazınızın konusu: Cüneyt Arkın filmleri
Yazının amacını unutmayın Her yazı belirli bir amaca yöneliktir. Neden yazıyoruz, okuyucuya neyi iletmek istiyoruz. Bunlara ve buna benzer sorulara vereceğimizi yanıtlar bizi amacımızı saptamaya götürecektir. Bizi bir şeyler yazmaya iten ana neden amaçtır. Amacımızı iyi belirleyebilirsek, çabalarımızı bu yönde geliştirebiliriz. Şunu aklınızdan çıkarmayın, öyle veya böyle her yazıda amacımızı belirleyen bir "ana düşünce" cümlesi vardır. Ana düşünce cümlesinin yazıda belirli bir yeri yoktur. Söyleyeceklerimize genelde bu cümle yön verir. Bu nedenle ana düşünce cümlesine "kontrol cümlesi" de denir. Örneğin aşağıdakilerden ana düşünce cümlesi olanlar bir yazı konusu için uygun bir amacı işaret ederler:
Konu, ama ana düşünce cümlesi değildir: Yaban Romanı Ana düşünce cümlesi: Yaban, köy ve köylü sorununa parmak basan gerçekçi bir romanımızdır.
Ne açık ne de özlü: Yaban romanı, Anadolu halkının yaşayışı üzerine yazarın türlü görüşlerini kapsar ki, her biri okuyanı ve halkı acı acı düşündürür. Ana düşünce cümlesi: Yaban'da Türk köylüsüyle Türk aydını arasındaki derin uçurum ortaya konmuştur.
Açık ve anlaşılır değil: Bu yaz, Anadolu'da yaptığım geziden türlü izlenimler edindim ki, her biri bölgesel bir değer ve renk taşımaktadır. Ana düşünce cümlesi: Anadolu'daki gezimden Doğu Anadolu köylerindeki ev tipleriyle Batı Anadolu'dakiler arasında büyük farklılıklar olduğunu öğrendim.
Birinci tekil (kişi) anlatım Klasik edebiyat metinlerinde çok kullanılan ve eski bir anlatım türüdür. Birinci kişi, içinde bulunduğu bir durumu, başından geçen bir olayı, gözlem ve izlenimlerini anlatır. Yazıyı yaşan kişinin iç dünyasına gireriz, dünyayı anlatan kişinin gözünden görürüz ve yaşarız. Bu anlatım biçiminde "ben" sözcüğünün büyülü bir yeri vardır. Bu anlatım biçiminin okuyucuyu içine çeken bir tarzı vardır, çünkü anlatan kişiyle kendimizi özdeşleştirebiliriz. Örneğin:
"Yürüyordum. Yürüdükçe de açılıyordum. Evden kızgın çıkmıştım. Belki de traş bıçağına sinirlenmiştim. Olur, olur! Mutlak traş bıçağına sinirlenmiş olacağım.
Otların yeşil olması, denizin mavi olması, gökyüzünün bulutsuz olması pekala bir meseledir. Kim demiştir mesele değildir, diye? Budalalık! Ya yağmur yağsaydı... Ya otların yeşili mor ya da denizin mavisi kırmızı olsaydı... Olsaydı o zaman mesele olurdu işte..
Çikolata renginde bir yaprak, çağla bademi renkli bir keçi gördüm. Birisi arkamdan: -Hişt, dedi!" Sait Faik Abasıyanık
Üçüncü tekil (kişi) anlatım Bu anlatım biçiminde her şeyi bilen, gören ve duyan bir kişi vardır. Yazıya genel olarak bu yaklaşım biçimi hakimdir. Bilgi/haber vermek, duyulanları/görülenleri aktarmak için iyi bir seçimdir. Kişisel fikrim, bu anlatım biçiminin web sitelerinde daha iyi sonuçlar verdiği. Örneğin:
Temmuz, öğle vakti. Komşuda bir kadın sesi... Neye bağırdığı anlaşılmıyor. Belki çocuğuna haykırıyor. Müezzinin duvarlarından tahta boşa bir kedi atladı. Birkaç ev ötede bir tavuk gıdaklıyor, bir horoz da ona yardım ediyor, sanki dem tutuyor." Memduh Şevket Esendal
Açıklayıcı anlatım Açıklayıcı anlatım ve açıklamalar yaygın bir anlatım biçimidir. Bu hemen her çeşit konuya kolayca uygulanabilmesinden ileri gelir. Örneğin, bir sözcüğün tanımı, bir adresin açıklanması, bir bitkinin yapısı, bir tarihsel olgunun anlamı, yeni çıkan bir programın nasıl çalıştığı, davranışlarımızı etkileyen ruhsal bir etmen bu anlatım biçmiyle işlenebilir. Örneğin:
"Bu bölge Anadolu'nun Akdeniz kıyıları boyunca genişliği 120-180 km. arasında değişen bir şerit meydana getirir, batıda Ege Bölgesi'ne komşu olur. Kuzey'de İç Anadolu'dan ayrılır. Bu bölge, özelliğini kendine komşu olan ılık denizden alır, fakat denizin etkisi yüzek şekillerine ve yükseltiye göre değişir." Besim Darkot
"Linkler, farklı bir sayfaya veya kaynağa işaret eden genelde altı çizili metinlerden oluşan öğelerdir. Link vermek istediğiniz konuyla ilgili kendi web sitenizdeki bir dökümana link verirseniz, bu link bir iç link olur. Başka bir siteye link verirseniz, bu link bir dış link olur." Umut Akyol
Tartışmacı anlatım Tartışmanın özellikle tek bir kişinin yazdığı yazıda bulunması size garip gelebilir. Fakat, tartışmacı anlatımla okuyucuyu dilediğimiz bir davranış ve düşünüşe yöneltiriz. Konu üzerinde bizim gibi düşünmeyenleri, kendi düşüncelerimize paralel bir seviyeye getirmek için tartışırız. Tartışma çok yaygın bir anlatım biçimdir. Bir konferansta, söyleşi ve eleştirilerde, roman ve öykülerde, bir avukatın savunmasında, kısaca düşünüş ayrılığını gidermek için yapılacak her türlü anlatımda kullanılabilir. Örneğin:
"Tiyatro bir eğlencedir sözüne karşı çıkabilir miyiz? Sanmıyorum. Bir anlam da tiyatro da sanatın tümü gibi eğlencedir, bir eğlence olmalıdır. Bir seyirci topluluğu düşünün ki, Hamlet'in "Olmak ya da olmamak işte bütün mesele bu" ikilemiyle eğlenebilmesi için ekinleri gelişmiş ve beğenileri incelmiş kişiler olmasınlar." Sabahattin Kudret Aksal
Tasvirli anlatım Açıklayıcı bir anlatımla tasvirli anlatımı anlatırsak şöyle diyebiliriz. Tasvirli anlatım sözcüklerle resim çizme işidir. Ayrıntıların seçimi, veriliş biçimi önemlidir. Web'de tercih edilmeden önce iki kez düşünülmelidir, çok etkileyici olabilir, fakat anlaşılması diğer anlatım biçimlerine göre daha zordur. Örneğin:
"Elif kız hala kayanın üzerinde kıpkızıl duruyordu. Denizin koyu çelik mavisinin üzerinde ara sıra batan güneşin ışığını kapan kayıksa, şimdi parlayan şimdi sönen bir kızıl noktacıktı. Her seferinde daha uzakta parlıyordu. Sonunda görünmez oldu." Halikarnas Balıkçısı
Öyküleyici anlatım Öyküleme eylem halinde olan olayların anlatılmasıdır. Bu yönden bu anlatım biçimini "olan ne?" sorusunun bir sonucu olarak adlandırabiliriz. Öyküleme yalnız roman ve öykü türünde kullanılmaz. Yerine göre web sitenizde bu anlatım biçimini kullanmanız sadık okuyucular edinmenizi sağlayabilir. Özellikle ana düşüncenizi desteklemek için öyküleyici anlatımı kullanabilirsiniz. Örneğin:
"Yetişkin bir kızı, işlek bir oğlu, bir de gelini, sessiz bir karısı, üç çift öküzü, iki ineği, bir eşeği; sulu, susuz, yetmiş dönüm tarlası, yaz kış işler iki taş bir karada değirmeni olan bir adamın, köy yerinde ne sıkıntısı olur dememeli. Adam olur ki, komşusunun ineği dişi doğurdu, der yüreğine od düşer. Rahatı kaçar, yatar, uykusu tutmaz. Gezer, gezdiği yerde onu düşünür. Gömülü Köyü'den Dulkarıoğlu Halit, köy arkasındaki üç dönümlük tarlasını açıp kendine bağ yeri yapmaya başlayınca, komşusu Dursunhacı tasalandı. Geceleri ocağın başına geçip sabahlara kadar tütün içmeye başladı." Memduh Şevket Esendal
Paragraf kullanın Sözcük nasıl bir kavram birimiyse, cümle nasıl bir yargı birimiyse paragraf da bir düşünce birimidir. Yazının minik bir bölümü demektir. Şöyle ki, Latince "para" bölüm, "graf" da yazı anlamına gelir. Paragrafı, yazının minik bir bölümü olarak adlandırış bundandır. Giriş paragraflarında ziyaretçilerinizin ilgisini çekmek önemlidir. Paragraflara bölünmeden yazılan yazı anlaşılmazdır, böyle yazıları anlaması ve okuması güçtür. Örneğin, aşağıdaki yazının önce paragrafsız sonra da paragraflı biçimine bakın:
"Rönesans denen ruh ilk önce Hristiyan Batı'da göründü. Dünyayı yönetecek bir devlet ve bütün ruhları yönetecek bir din tasarımının iflasını ilk önce bu yeni kişilik ve yetkisiyle Batı onayladı. Ortaçağ boyunca iki kurum, etrafını sömürüp yutarak insanlığın efendisi olmak istemişlerdir. Zaferi bunlardan biri, ulusların bütün haklarını çiğnemekte, öbürü, insan evlatlarının bütün haklarını hiçe saymakta buluyordu. Bu iki kurum: İmparatorluk ve klisedir. Bu kurumların her ikisi de yasasızlık üzerine kuruldukları içindir ki, kararlılık bulamadılar, insanlığı saymadıkları içindir ki, güçten yoksun kaldılar. Gereksiz hatta zararlı olduklarını anladıkları ölçüde de Avrupa onları saymak ve dinlemekten uzaklaştı. İmparatorlukla klise de asa ve abadan yoksun göçtü, gitti. Böylece köhneyi atmakla başlayan Rönesans ruhu, onun yerine yetkini getirmekle işini tamamlar." Orhan Burian, Rönesans
"Rönesans denen ruh ilk önce Hristiyan Batı'da göründü. Dünyayı yönetecek bir devlet ve bütün ruhları yönetecek bir din tasarımının iflasını ilk önce bu yeni kişilik ve yetkisiyle Batı onayladı.
Ortaçağ boyunca iki kurum, etrafını sömürüp yutarak insanlığın efendisi olmak istemişlerdir. Zaferi bunlardan biri, ulusların bütün haklarını çiğnemekte, öbürü, insan evlatlarının bütün haklarını hiçe saymakta buluyordu. Bu iki kurum: İmparatorluk ve klisedir.
Bu kurumların her ikisi de yasasızlık üzerine kuruldukları içindir ki, kararlılık bulamadılar, insanlığı saymadıkları içindir ki, güçten yoksun kaldılar. Gereksiz hatta zararlı olduklarını anladıkları ölçüde de Avrupa onları saymak ve dinlemekten uzaklaştı. İmparatorlukla klise de asa ve abadan yoksun göçtü, gitti.
Böylece köhneyi atmakla başlayan Rönesans ruhu, onun yerine yetkini getirmekle işini tamamlar." Orhan Burian, Rönesans
Listeler kullanın, örnekler verin Anlattıklarınızı gerek sıralı gerek sırasız listelerle örneklendirin. Bu anlaşılmanızı kolaylaştırır, yazınızın okunulurluğunu arttırır. Örneğin:
Genel ve özel anlamlılar: Canlı ve kuş, kuş ve kanarya, kanarya ve Maviş
Soyut ve somut anlamlılar: "Sevgi, düş, özlem" ve "dağ, sandalye, ova"
Gerçek ve mecaz anlamlılar: "Yerden taşı kaldırdı ve yolun kenarına koydu." ve "Bana taş mı atıyorsun, niye bu lafları söylüyorsun?"
Eskimiş ve yeniler: Betik ve kitap, acun ve dünya, muaffak ve başarı
Bildiklerinizi yazın, siz yazın! Bildiklerinizi yazın. Yazdıklarınız üzerinde bilginizin olması konuyu daha iyi açıklamanızı, amacınızı daha iyi gerçekleştirmenizi ve nihayet yazı konunuzun sınırlarını daha kolay belirlemenizi sağlar. Bu apaçık bir gerçek gibi görünebilir, fakat uygulamada web sitelerinde rastladığınız yazılar çoğu kez yazarı tarafından kaleme alınmayan başka yerlerden kopyala yapıştır şeklinde yazılardır.
Üretmemek Türkçe içeriğin ve Türk internetinin önündeki en önemli engel. Bu konuda daha çok bilgi için "Üretsek büyüsek, üretsek büyüsek..." başlıklı yazıyı okuyabilirsiniz.
Bilmediklerinizi de yazın Sürekli bildikleriniz hakkında yazarsanız nasıl yeni bir şey öğreneceksiniz? Bu durumda hep aynı şeyler hakkında yazmak zorunda kalırsınız.
Bu madde yukarıdaki maddeyle beraber düşünülünce sanki aynı yazıda birbirinin zıttı iki şey öneriliyor gibi görünebilir, fakat öyle değil! Bilmediğiniz bir şeyler hakkında yazarken onu araştırmanız ve öğrenmeniz gerekir. "Bilmediklerinizi de yazın" kuralı bir tür torba kural. Bilmediğiniz konularda bir şeyler yazmak isterseniz üstteki kuralı atlatmanızı sağlayan bir kural, öğrenin ve yazın.
Fotoğraf, grafik, ses ve video öğelerini kullanın Bir resim bin kelimeye bedeldir. Bunu daha önce duymuşsunuzdur. Çok doğru bir söz. Web teknolojilerinin zengin olanaklarını kullanmak fotoğraf, grafik, ses ve video öğelerini kullanmak iyi fikirdir. Bu konuda daha fazla bilgi için podcasting ve vodcasting kavramlarını araştırabilirsiniz. Örneğin:
Sitenize özel kelimeler kullanın Herkesin kendine özel bir kelime dağarcığı var. Günlük konuşma dilinize dikkatli gözle bakın. Yazarken de bu sınırlı sayıda kelimeleri kullanıyoruz. Benim önerim bazı kelimeleri yazdıklarınızla anılır hale getirmeniz. Örneğin:
Beyazıt Öztürk (Beyaz)'ın "O birrrr" şeklinde başlayan zincirleme tamlamaları veya "r" harflerini tam olarak telaffuz edememesinden dolayı kendine has konuşması gibi...
Web'in en önemli HTML
etiketi tek harfden oluşur. Bu tek harflik etiket tek bir işe yarar: Bir web
sayfasındaki herhangi bir kelime, resim, vs. bir nesneye faremizle tıkladığımız
zaman başka bir sayfayı açar.
Farklı kullanım şekilleri olabilir, sayfa
içinde birden aşağıya veya yukarıya hareket etmemizi sağlayabilir, tıkladığımız
zaman havada küçük ayrı bir pencere açabilir, sayfada kullanılan Javascript ve DHTML veya nihayet AJAX (bilgisayar) gibi tekniklerle
o sayfadan hiç ayrılmadan tıkladığımız konuyla ilgili sayfayı gösterebilir vs...
Farklı kullanım şekillerinin olması bir şeyi katiyen
değiştirmez:
Atıfta bulunmak hakkında bilginiz yoksa, atıfta bulunurken temel rehber olacak "Atıfta bulunarak yazmak sitenize neler kazandırır?" başlıklı yazıya göz atabilirsiniz. İki tür atıfta bulunulabilir, bunlardan bir tanesi dış link, yani başka bir siteye atıfta bulunmak. Bu yazının konusu dış link atıfları.
Yazdığınız konuda okuyucularınızın bilgisi olmadığını düşündüğünüz bir kelime/terim geçtiği zaman veya yazınızda ileri sürdüğünüz fikirleri kanıtlamak istediğiniz zaman veya zaten yazdığınız konuda o siteden bahsediyorsanız dış linkleri kullanabilirsiniz. Bu şekildeki dış link atıfları güvenilir bir bilgi kaynağına doğru olmalı.
Web'de bilgi kaynakları olarak forumlar, topluluk sözlükleri, klasik sözlükler, kişisel web siteleri, arama motorları vb.lerini gösterebiliriz. Zaman zaman hepsi işinize yarayabilir. Fakat, kuşkusuz ki bu kaynaklardan en önemlisi ve güveniliri "Özgür Ansiklopedi Wikipedia" ve tabi ki "Türkçe Wikipedia". Aşağıda karşılaştırmalarla neden atıflarımızda kaynak olarak Wikipedia'yı kullanmamız gerektiğine bakalım.
Atıfta bulunurken Wikipedia ve diğerleri...
Bir foruma atıfta bulunmak riskli olabilir. Atıfta bulunduğunuz sayfa yayından kaldırılabilir. Forumlar yapıları itibariyle sonsuza kadar yaşamazlar ve sürekli değişirler. Atıfta bulunduğunuz linkin daha ne kadar çalışacağının garantisi hemen hiç yoktur. Örnek forum: Zoque Forum
Topluluk sözlülüklerine atıfta bulunmak her zaman risklidir. Buradaki risk kaynağınızın güvenilirliği hakkında ciddi şüphelerin olması ve bu kaynağı düzeltmek için hiçbir seçeneğin size verilmemesidir. Topluluk sözlükleri üyelerinin kişisel düşüncelerini yansıtır ve bilimsellikten uzaktır. Her şeye rağmen, topluluk sözlüklerine atıfda bulunmak yazdığınız konuya göre bazen çok işe yarayabilir. Örnek topluluk sözlüğü: Ekşi Sözlük
Klasik sözlüklere atıfta bulunmak iyi fikir olabilir. Kaynak olarak seçtiğiniz sözlük ne kadar güvenilirse o kadar iyidir. Örnek klasik sözlük: TDK (Türk Dil Kurumu) sayfalarından ulaşabileceğiniz tüm sözlükler.
Kişisel web sitelerine atıfda bulunmak hangi siteye atıfta bulunduğunuza göre tamamen değişen risklere sahip olacaktır. Web'in doğası gereği kişisel sitelere atıfta bulunmalıyız ve atıfta bulunduğumuz bu siteler bize tekrar atıfta bulunabilme yeteneğine sahip olmalı. Kişisel web siteleri kaynak olarak çok özel bir yere sahipler. Diğer kaynakların aksine onlar size tekrar atıfta bulunabilirler. Böyle sitelere link vermek aslında karşıdaki siteye seslenmek anlamına gelir. İletişim kurmak da iyidir. Örnek kişisel web sitesi, bu siteden de sık sık atıfta bulunduğumuz: Altı Üstü Tasarım