Gaxxi, Türkçe ve İngilizce beta olarak yayın yapıyor, fakat arama motorları tarafından bir türlü İngilizce sayfalar ziyaret edilmiyor, bu sayfaların ziyaretçi sayfaları beklediğimiz kadar olmuyordu. Geçtiğimiz günlerde nedenini keşfettik, dil seçimi sayfamız son derece basit bir form seçim elemanından (zıpla-git menu/jump menu) oluşmasına rağmen şapşal arama motorları tarafından anlaşılamıyordu, evet Google dahil. Bu durum farklı dillerin hiç keşfedilememesine, arama sonuçlarında görünmemesine neden oluyordu. Biz de ana sayfamızdan arama motorları tarafından kolayca takip edilebilecek yazı linkleri de kullandık. Bunu yaparken de anlamlı linklere başvurduk, böylece aslında tamamen aynı kodlar ve tamamen aynı alt sayfalar çalışmasına rağmen arama motorları ve yerel dillerin ziyaretçileri için farklı siteler oluşturduk. Bu yöntem kesinlikle daha profesyonel ve Şafak'ın dün bilgisayar başında geçirdiği 10 saate yakın zamana değdi. Bu arada alt linkleri farklı diller için yapmak yerine tek bir ortak dil seçtik, Esperantoca yaptık. Esperanto hakkında daha fazla bilgi için " Esperanto" başlıklı yazımızı, anlamlı linkler hakkında daha fazla bilgi içinse " Göze hoş gelen anlamlı linkler nedir?" başlıklı yazımızı okuyabilirsiniz. Örnekler ve karşılaştırmalar
Esperanto kullanmak özellikle eğlenceli bir deneyim. Sayfa başlıkları (title) ve sayfa için sayfa başlıkları zaten yerel dilde olduğu için kullanıcı için de çok esnek, bu şekilde arama motorları da daha çok sayfayı gezecektir.
|
Pilli grubu bir siteler topluluğu, düzgün bir Türkçe ve samimiyetle yazan herkesi sitelerine yazar olarak kabul ediyorlar. Siz yazıyorsunuz, onlar bunun karşılığında sizin yazdıklarınızın okunduğu ölçüde, sitede gösterilen reklamlardan kazandıkları paraları sizinle paylaşıyorlar. Pilli hakkında daha geniş bilgi için resmi bloglarını (pilli blog) takip edebilirsiniz. Bence çok başarılar çünkü:
- Gerçekten sade bir yapıları var, gezmesi ve kullanması çok kolay.
- RSS'yi destekliyorlar, sürekli güncelleniyorlar.
- Sundukları içeriği etiket kategori sistemiyle yapılandırıyorlar, bu özellikleri klasik kategori sistemine göre daha hızlı ve esnek. Özellikle bağımsız yazarların klasik kategori disiplinine kolay uyum sağlayamayacakları düşünülürse, içerik yapılandırmak için iyi bir seçim. Bu özellik etiket temelli RSS'yle birleşince, sitelerin takip edilmesi daha da kolay oluyor.
- Üyelerinin yazdıklarının okunduğu ölçüde sitenin reklam gelirlerinden pay almasını sağlıyorlar. Bu yazarların tatlı rekabeti demek ve rekabet iyidir. Aslında yazarlar gelir kazanmasalar bile bu kullanım ve talep raporları kullanıcılar için iyi bir bağımlılık unsuru. Kullanıcılar istatistikleri, özellikle kendileri hakkındaysa severler. Bu yöntemle adeta kullanıcılarını bağlıyorlar. Bu yöntem Pilli'deki ekonomik tarafı saymazsak, örneğin Radikal Gazetesi'nin web sitesinde de kayıtlı kullanıcılara dağıtılan puanlarla kullanıcıların ödüllendirilmesi/beslenmesi şeklinde denenmişti. Kklasik bir yöntem ve Bildirgeç bunu iyi kullanıyor.
- Arama motorlarıyla barış içinde sonuç sayfaları üreten içerik yönetim sistemleri var. Örneğin sayfa adresleri anlamlı linklerle destekleniyor. Yine sayfa başlığında (title) yazı başlığının önce, site sloganının sonra yazılması arama motorları açısında ince düşünülmüş bir ayrıntı. Aranan şey ne kadar başta yazılırsa, site o kadar yukarıda görüntülenir.
Pilli Sitelerine Öneriler
- Hafif, Pilli sitelerinin en eskilerinden biri, fakat kimlik bunalımı yaşıyor. Bazen kimlik bunalımından çıkmanın en iyi yolu rakipleri belirlemek olabilir. Yani, "Hafif'in rakibi hangi siteler, hangi sitelerin ziyaretçi sayılarından kazanç sağlayabilir?" sorularını cevaplamak bu konuda yardım edebilir.
Benim fikrime göre, Hafif'in "politika/siyaset ve haber" üzerinde durması gerekir. Düşünün bir, teknoloji bu denli hayatın içine girmeden önce de insanlar "politika/siyaset ve haber" üzerine kafalarını yoruyorlardı. Üstelik herkesin bu konuda fikri var, herkesin bu konuda kaynağa ve tartışmaya ihtiyacı var. Yine içerik olarak "politika/siyaset ve haber" seçilirse rakipler de kolayca belli olur. Büyük rakipler daha iyidir.
Hafif bu içeriği benimseyecek olursa siteler arasındaki içerik çatışması da önlenecektir. Hafif'teki web gurusu gündem takipçileri, teknoloji fareleri, web şirketi haber kovalayıcıları Bildirgeç veya Zamazing'te daha mutlu olurlar. Yine Bildirgeç'te zaman zaman görülebilen politika ve siyaset konulu bildiri veya yorumların sahipleri de Hafif'de daha mutlu olurlar.
Bu alanda yayın yapmak bence gerçekten büyük bir fırsat. Pilli, iyi bir alt yapıya, yeterli bir kullanıcı düzeyine ve deneyimli web yöneticilerine sahip.
- Meğer ki, Pilli siteleri arası içerik konusu her zaman hassas bir konu olarak kalmaya devam edecek. O zaman içerik zaman zaman aynı kalacak olsa bile biçimi değiştirebilirler. Örneğin, Zamazing'e asla fotoğrafsız ve kısa bir giriş yapılmaması, Bildirgeç'e girecek aynı konulu bir girişten kolayca kendisini sıyıracaktır.
Zamazing, benim içeriğini RSS'den takip ettiğim bir site. Zamazing'de beğendiğim yazılar; bol ve kaliteli fotoğraflı olanlar, uzun ve ayrıntılı yazılanlar.
- Yazarlara yüksek miktarda para ödemenin bir yolu olmalı, yani madem ki bu iş modeliyle ortaya çıktılar, sistemlerinden yazarlara kayda değer bir para aktarımı olmalı. Aşağıda bu konuda biraz kafa yorduğum, ama sonunu tahmin edemediğim öneriler var:
Belki bir sıralama yapılıp, örneğin yazdıkları en çok okunan ilk 25 yazar sıralaması yapılıp, her ay sonunda bu sıralamanın altındaki yazarların kazandıkları gelir sıralamaya giren yazarlara devredilebilir. Her ay bu döngü sonunda ilk sıradaki yazarlar yabana atılmayacak paralar kazanabilir. Bu ilk 25 dışındaki yazarların aleyhine bir sistem, fakat rekabet her ay tekrar başlayacak. Site sevilen, haklı yazarlarını aydan aya şöhret yaparsa problem yok, ama şöhret yerine dinazorlar çıkarırsa, yani her ay aynı ve aynı kişiler çıkarsa, o zaman sıkıcı bir yöntem olabilir.
Başka bir yöntem de olabilir. Bu yöntemde ilk 100 yazar arasında, kendileri haricindeki diğer yazarlar tarafından oylama yapılır ve sıralamaya girenlere bu oylamaya giren yazarların kazandıkları dağıtılır. Bu yöntemle çok okunan yazarlar risk almış oluyorlar. Çünkü, daha çok kazananlar onlarken ay sonunda sıfırlanma ihtimalleri var.
Bildirgeç'teki yazarların genel olarak para amacıyla yazmadıkları, paylaşmanın mutluluğu da yabana atılmaz. O açıdan bu madde konusunda asla emin değilim. :)
- Reklamlar konusunda sıkıntıları var, şöyle ki sanki bilinçli olarak reklamları daha görünmeyen yerlere ve tıklanmayan renk seçimleriyle yerleştiriyorlar.
- Yeni alanlar bulmalılar, aslında hali hazırda fotoğraf makinaları konusunda www.3ayak.org, tv dizileri hakkında www.22dakika.org var, fakat bence 3ayak'ın gerekliliği tartışılabilir, sonuçta ilginç ve seksi fotoğraf makineleri/oyuncakları Zamazing'le birleştirilebilir. Belki 22dakika'nın da neden sinemayı dışarıda bıraktığı sorulabilir, fakat belki de 22dakika şimdiki haliyle gayet iyidir.
Ben, farklı bir alan olarak otomobil konulu bir siteyi öneririm, garantili fakat rakipleri bol "oyun, mizah, spor" gibi alanlar dışında otomobil iyi bir alan olabilir. Reklam alınabilecek ve tüm güçlerini webden ilanlarla otomobil satarak para kazanmaya vermiş birçok otomobil sitesi var, reklam almak da daha kolay olacaktır.
Bence, Pilli hızla yükselen bir internet değeri. Kendi fikirlerime göre birkaç öneri yazıp bazı fikirlerimi iletmek istedim. Büyük olasılıkla huyum üzerine aklıma yeni bir fikirler geldikçe, yine bu yazının kendisine eklemeler yaparak bu yazıyı geliştiririm.
Not: Yazı başlığında kullandığım mamafih kelimesinin anlamı şöyle: Bununla birlikte, durum böyleyken.
|
Ana dili İngilizce olmayan bizim gibi ülkelerin fark etmedikleri bir fırsat var. İngilizce içerik ihraç etmek veya yine internetin pazar olarak olgunlaşıp bilgi kaynağı olarak kullanıldığı diğer ülkelerin ulusal dillerinde içerik ihraç etmek. İçerik ihracatı kavramı yerine yazılım ihracatı kavramını daha önce duymuş olmalısınız. Örneğin, Hindistan ilk yazılım ihracatını 1970'lerde yaptı. Şimdi bu alanda dünyanın önde gelen ülkelerinden birisi, yaklaşık 2 milyar $ veya daha fazla gelir elde ediyor. Hindistan uzun süreli planının meyveleri topluyor. Bu örneği verdim, çünkü Türkiye'nin yazılım sektöründe iyi işler yapabileceği bahis konusu olurken Hindistan hep örnek olarak gösterilir. İçerik ihracatı konusuna dönelim. Bir web sitesi temel olarak sunduğu içerik ve servisler üzerinden reklam alarak veya kullanıcılarına ayrıcalıklı üyelikler satarak para kazanabilir. Şimdi bir web sitesinin, hesap işlerini kolaylaştıracak bir reklam sağlayıcısı olan Google Adsense gelirleri üzerinden hesap yaparak yıllık olarak ne kadar para kazanabileceğini hesaplayalım. Olabildiğince mantıklı varsayımlar ürettim, fakat itiraf ediyorum çıkan rakamlar beni şaşırttı: Türkiye'nin İçerik İhraç Etme Planı
- Günlük 1.000 ayrı kişi ziyaretçisi, 15.000 sayfa gösterimi ve sağlam içeriği olan Türkçe bir web sitesi Google Adsense'den günde 5$ kazanıyor. Bu kesin bir veri, şimdi varsayım yapmaya başlıyoruz.
- Bu sayfa İngilizce olsaydı geliri kabaca 10 kat artardı diyelim, o zaman günde 50$ kazanırdı.
- 1.000 tekil kişi Türkiye ölçeklerinde değerlendirilse bile küçük bir site sayılır. Şimdi ziyaretçi sayısı ve sayfa gösterimlerini 100 kat arttıralım, yani yapmayı hedeflediğimiz sitelerin günlük ayrı kişi ziyaretçisi 100.000 ve sayfa gösterimi de 1.500.000 oluyor, o zaman gelir de 100 kat artacak ve site günde 5.000$, ayda 150.000$, nihayet yılda 1.800.000$ kazanacak.
Bu hesaplama İngilizce bir web sitenin Google Adsense gelirlerinin Türkçe bir web sitesine göre 10 kat daha fazla olacağı üzerinden yapıldı. Açıkçası benim kişisel deneyimlerim bu oranın daha da çok artabileceğini söylüyor.
- Şimdi elimizde yıllık geliri 1.800.000 dolar olan bir adet web sitemiz var, bu sitelerden 100 adet yapabilirsek Türkiye'ye yıllık 180 milyon $ gelir kazandırmış oluruz.
- Bu sitelerden 1.000 adet yapabilirsek yıllık 1 milyar 800 milyon $ gelirimiz olur.
Başka ülkelerin içerik ihraç etmek konusunda ulusal bir planlarının olup olmadığını bilmiyorum, Türkiye'nin bu konuda bir planının olup olmadığınıysa hiç bilmiyorum, ama iyi yapılan ve emek sarfedilen bir planın işe yarayacağını biliyorum.
İçerik sunmak Türkiye'yi süper güç yapar mı?
- Evet, süper güç yapar. İlk siteleri yaparken zorlanılır, fakat daha sonraki siteler ilk sitelerdeki ziyaretçi trafiğinden alacağı destekle hızla başarılı olacaklardır.
- O zaman elimizde milyonlarca kişinin düzenli olarak ziyaret ettiği web siteleri var demektir. Bu avantaj hangi ülkede olursa, onu dünya politikası üzerinde medya gücünü elinde bulurdurmasıyla dolaylı olarak söz sahibi bir üke yapacaktır.
Tahmin etmediğim sonuçlara ulaştığım ilginç bir yazı oldu, aksini ispatlayacak görüşlere açığım.
|
"Bugün sabah, bir belediye otobusü şoförünün aracını çok kötü kullandığını ve insanların hayatını hiçe saydığını gördüm. Plakası..."
Bu sitede (www.sikayetvar.com) satın aldığınız ürünlerle ilgili web üzerinden şikayetlerinizi gönderiyorsunuz, sitenin uzmanları ve gerekirse avukatları sorununuza çözüm bulmak için size yardım ediyorlar. Daha sonra da firmaları bu tüketici sorunlarını çözme oranlarına göre başarılıdan başarısıza sıralıyorlar. Bu sıralama firmaların sitenin kurumsal üyesi olmasını neredeyse zorunlu kılıyor. Çünkü rakibiniz üye olursa siz de olmak zorundasınız, rakibiniz sorunları çözerse siz de çözmek zorundasınız.
Site zaten başarılı ve çalışıyor. Benim belki Şikayet Var'a daha fazla kurumun dikkatini çekmelerine yarayacak, daha çok ziyaretçiye sahip olmalarına yarayacak bir önerim var:
Devlet kurumlarını işleyişinize dahil edin, belediyeleri ve özellikle tekel konumundaki hizmetleriyle dikkat çeken örneğin dar anlamda TCDD vb. veya geniş anlamda Bağkur/SSK vb. sağlık güvenceleri sağlayan devlet kurumlarını şikayet edebilelim.
Örneğin, şimdiki haliyle firmaların tüketici sorunlarını çözme oranları başarılıdan başarısıza sıraladıkları gibi, bu sefer de belediyelerin tüketici şikayetlerini çözme oranlarını listeleyin. İstanbul Büyükşehir Belediye'sinin ve Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin tüketicilerine/vatandaşlarına verdikleri önemin yüzdelere yansımasını izlemek eğlenceli, hatta ticari açıdan da değerli bir fikir olabilir. Şikayet Var, tek bir hamleyle, üstelik yazılım ve sistem maliyeti çok az olan tek bir hamleyle birçok kurum ve insanın kapsama alanına girebilir.
Sitenin avukatlarını pozitif hukuka (olan hukuka) alışkanlıklarıyla bu işin hukuki sonuçlarının sakıncalı olabileceğini söyleyebilirler, o zaman tavsiyem benim gibi düşünen avukatları işe almaları yönünde.
|
Thomas Edison (tr/en) en çok ve haklı olarak elektriği icat etmesiyle tanınan bir mucit. Gramofonu ve ilk sinema aygıtlarından birisi olan sinematografiyi icat ettiği pek bilinmez. Ayrıca ilk sinema "tröst"ünü de kurmuştur.
Sinema sektöründe başarılı olamamıştır, çünkü kendi icadı olan sinematografin yine kendi icadı olan elektrikle çalışmasında inat etmiştir, belki o zamanlar elektrik her yerde bulunmadığından başarısız oldu! Öte taraftan rakibi Lumierler kömürle çalışan aynı anda hem gösterim hem de kayıt yapan bir icat yapmışlardır. İcatlarının dayanıklı olması ve her yerde bulunan kömürle çalışmasıyla birlikte icatları tüm dünyaya yayılmıştır.
1900'lerin başı bir şeylerin çok fazla icat edildiği, birçok icat firmasının olduğu ve bu firmaların yeni ürünlerinin patentini almak için birbiriyle yarıştıkları bir zamandır. Hatta telefonun patent hakkının kimde olduğu bir biriyle yarışan iki firma arasında ancak saat farkıyla belirlenmiştir.
Fotoğraf makinesi dünyanın çeşitli yerlerinde birbirinden habersiz kimselerce yaklaşık aynı zamanlarda bulunmuştur. Sinemanın icadında da aynı şey söz konusudur. Bir tarafta Amerikalı Edison bir tarafta da Fransız Lumiere kardeşler yaklaşık aynı zamanlarda farklı şekilde, ama sonucun aynı olduğu makinaları icat etmişlerdir.
Fotoğraf makinesinin, radyonun, tv'nin bulunması hep bu zamanlara rastgelmiştir. Bunun nedeni teknoloji ve bilgi birikimin o zamanlarda bu icatların yapılması için yeterli bir düzeye gelmesinden kaynaklanıyor.
İşte bana göre yine böyle bir bilgi birikiminin eşiğinde duruyoruz. Bir tarafta robot teknolojisindeki gelişmeler, alternatif yakıt arayışları, hibrit arabalar, nano teknolojiler bir taraftaysa internetin, bilginin paylaşılmasının tarihte hiç olmadığı kadar gelişmesine tanık oluyoruz.
Bu bilgi birikimlerinin sonucunda yeni icatlar günlük hayatımıza bir şekilde girecekler ve biz onların olmadığı bir dünya bulamayacağız. Özellikle robot teknolojilerin ve internetin bu eşikte olduğunu düşünüyorum. Çok akıllı olmayan, ama her tarafı temizleyen ya da eşyalarımızı taşıyan, sözümüzden çıkmayan robotlar göreceğiz gibi geliyor. :)
Teknolojiyi koklamanın çok önemli ve eğlenceli olduğu zamanlara geliyoruz. Dünya tarihi yeni bir atlama noktasında, bizler de onun kapı eşiğindeyiz.
|