Gaxxi geliştiricilerinin kendi sitesi; şafak, umut ve çakıl yazıyor.
Gaxxi Baş Yazılım Geliştiricisi
Gaxxi Baş Yazılım Geliştiricisi
Mayıs 2008
PzrPztSaÇaPeCuCts
123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031
Yıllık Arşiv
Son Fotoğraflar
İlham
Mütevazı
Yükseklere Olan Tutku
Ana Sayfa > Web Stratejileri
09 Mayıs 2008 | Web Stratejileri

Günümüzde servis veren bir web sitesi çalışmak için bir web sunucuya, veritabanı sunucusuna, bir internet tarayıcıya ihtiyaç duyuyor. Aslında çalışan her şey yazılımlar.

  • Web sunucusu sürekli internete bağlı bir bilgisayar üzerinde bir yazılım. (Apache vs.)
  • Veritabanı sunucusu sürekli internete bağlı veya sürekli internete bağlı bilgisayara bağlı bir yazılım. (Mysql vs.)
  • İnternet tarayıcıda son kullanıcıda çalışan bir yazılım. (Internet explorer vs.)

Benim tahminim gelecekte de bir şey değişmeyecek. Herkes bilgi paylaşımı, bilginin dağıtımı, yukarıdaki üçlünün önemsizleşeceği ütopik yaklaşımlar vs olacak dese de para kazanmanın kurallarından biri işlemeye devam edecek.

Yani, ticari olarak her zaman bir şeyin sahibi olmak bir şeyi paylaşmaktan daha değerli olacak. Bir şeyleri paylaşan bir şirket duyduğunuz zaman bunu insanlığın ortak çıkarı için yaptığını düşünüyorsanız, neden insanlığın ortak çıkarının aynı zaman bu şirketin de çıkarına uyduğunu düşünebilirsiniz.

Açık kaynak dünyasına kendi işlerimizde, üniversitede çalışırken (bakınız: www.ankara.edu.tr 'nin alt bölümü) vs. birçok projemizde birçok kez teşekkür ettik, yine teşekkür ediyoruz. Onlar dünyanın yaşayan kahramanları, hakikaten öyle. :)

23 Mayıs 2007 | Web Stratejileri

Dünyanın en bilinen açık kaynak yazılımlarından biri olan WordPress'in resmi sitesi wordpress.org'un altında "CODE IS POETRY" yazıyor, yani burada yazar diyor ki kod denilen şey şiir yazmak gibi şairane bir şeydir.

Bu lafı her duyduğumda, bunu diyen kişinin bu işten anlamadığını düşünüyorum, fakat WordPress'in karşısında kendimi tutuyorum.

CODE IS SPAGETTI

Ben bunu daha çok seviyorum, arkadaşlar sitelerinizin altına, bunu yazın.
06 Mayıs 2007 | Web Stratejileri

Aslına bakarsak ben de internette anonim olmanın bazı hoş ödülleri olduğunu düşünüyorum. Örneğin bir sürü şeyi bedava izleyebilir, dinleyebilirsiniz. Kimliğiniz belli olsa ağzınıza bile almayacağınız şeyleri söyleyebilir, rahatlayabilirsiniz. Bu örnekler kötü bir şeyin de görünüşte iyi tarafı olabileceğini gösteriyor, internette anonim olmanın iyi bir şey olduğunu değil.

Anonim olmak kimin işine yarıyor, örneğin bir siteye saçma bir yorum bırakırken anonim olmak, bir eticaret sitesinden alışveriş yaparken anonim olmak, beğendiğimiz bir yazıyı izin almadan kendi sitemizden yayınlarken anonim olmak, lisanslı bir programı, telif haklı bir film veya müziği öylesine internetten elde ederken anonim olmak kimin işine yarıyor?

Türkiye bu konuda yasalara, üreticilere, emek verenlere, sanatçılara saygılı olsa ve satın almadığı bir şeyi çalmasa ne olur. Ben size ne olacağını düşüneyim, biz üretmeye başlarız. Kendi işletim sistemimizi, kendi programlarımızı, kendi oyunlarımızı, kendi filmlerimizi, kendi şarkılarımızı üretmeye başlarız. Genel görüşün aksine, bu yaptığımız şey yani yabancılara paralarını vermemek uzun vadede kendi üreticilerimizden para çalmak.

Bence internetin gelişmesinin önündeki en önemli engel anonim olmak. Düşünesenize herkesin kimliğinin belirli olmasıyla yaratılabilecek bir güvenli internet ticaretin, yaratıcılığın ve refahın gelişmesine katkı sağlamaz mıydı?

27 Nisan 2007 | Web Stratejileri

Şaka maka Türkiye'de Google ve web siteleri için reklam servisi Google Adsense olmasa biz ve bizim gibi birçok Türk sitesi para kazanamayacak.

Kısa bir blog yazısı oldu, bir cümle söylemek istediklerimi söylememe yetti.

21 Nisan 2008 tarihiyle ek: Ne yazık ki Google'da fazla para kazandıramıyabiliyor. En iyi model sitenizin tek bri servise bağımlı olmadan kendi ayakları üzerinde duracağı bir model bulmak.

umut gönderdi. | Yorumlar (5) | Kalıcı Link
12 Nisan 2007 | Web Stratejileri

Nokta, bir Türk internet şirketi. Türkiye'deki bir sürü yüksek ziyaretçili siteyi satın aldılar. Blogcu, Foto Kritik, İzlesene ve belki benim bilmediğim bir dolu site daha.

Peki bu sitelerin turşusunu mu kuracaklar?

Bir sürü stratejileri olabilir, bence en işe yarayanı kendilerine hedef olarak Google Adsense'i seçmeleri olur. Fena mı olur, içerik işinde paranın reklamlara dönüşüp yukarıdan aşağıya doğru aktığını düşünürsek en yukarıda reklam sistemlerini yönetenler var.
24 Ocak 2007 | Web Stratejileri

YouTube dünyanın en popüler video servisi, muhtemel olarak ülkemizdeki en popüler video servislerinden de birisi. YouTube yeni özellikleriyle herkesin kendi tv kanalını kurabileceği büyük bir medya şirketi haline geliyor. Arkasında Google'ın desteği var, milyar dolarlık bir şirket.

Tüm bunlara rağmen YouTube'un Türkiye'de hiç şansı yok, çünkü Türkçe yayın yapmıyor. Atv, Star, Show Tv gibi ulusal tv kanallarımızı düşünün. Onlar Türkçeler ve biz de onları izliyoruz, web neden farklı olsun ki?

Geleceği tahmin etmek zor, televizyon ve internet arasında nasıl bir etkileşim yaşanır bilmiyorum. Benim tahminim her şeyi yapabilen tek bir aygıtın sınırlı sayıda teknoloji meraklısı insan tarafından kullanılacağı. Yani internete bağlanan bir tv bir süre daha her evde olmayacak.

Bir olasılık daha var. Türkçe olmasa bile yabancı yayınların izlenebilmesinin de bir olasılığı var, alt yazılı yayınlar ve alt yazıyla bir şeyler izlemeye alışanlar. Yarın bir gün webden mp3 satışı gibi "tv dizileri ve programları" da satılmaya başlandığı zamani, bunlar Türkçe olmasalar bile webten satın alınıp izlenilebilir.
19 Ekim 2006 | Web Stratejileri

Yeni normal web sitelerine alışmamız lazım, eski normal web siteleri geride kalıyor. Eski normal web sitelerindeki içeriğin ziyaretçilere sunulduğu, ziyaretçilerin içeriğin durumuna göre sitede bol bol zaman geçirdiği ve sitenin trafiğiyle birlikte popülerliğini ve reklam gelirleriini arttırdığı zamanlar geride kalıyor.
 
Yeni normal web sitelerinde içerik ziyaretçiler tarafından oluşturuluyor, haber gönderiyorlar, yazıyorlar, fotoğraflarını, videolarını gönderiyorlar ve nihayet yaşamlarını herkesle paylaşıyorlar. Bu durumda web sitesi, servis sağlayıcı haline geliyor. Bu servisi kullanan ziyaretçilerin oluşturduğu dev sosyal içerik başka ziyaretçiler tarafından geziliyor. İster sosyal topluluk kurun, ister belli bir konuda düzenli haberler sağlayın, ister tüm gündemin takip edildiği haberler oluşturan dev bir veritabanı sunun fark etmez. Ziyaretçilerinizin içeriği sizin için hayati önemdeyse yeni normal bir web sitesisiniz.
 
Aklınıza şu gelebilir. Peki gazeteler, tvler, kitaplar, alışveriş siteleri, son ziyaretçiye hizmet vermeyen siteler ne olacak. Aslında onlar da bu konuda istisna oluşturmayacaklar, örneğin Hürriyet, Milliyet gibi eski normal web sitelerinin anlı şanlı örnekleri bile web sitelerinde kullanıcıların haberlere yorum yaparak katkıda bulunmasına izin veriyor. Milliyet bir adım önde ve blog servisi sunuyor. Yani eski normal web siteleri de bunun bir parçası, çünkü bu neredeyse evrimsel bir gelişme olarak algılandı. Belki biraz da bu yüzden web sitelerinin doğaları gereği bu uyum farkı düzeylerde olacak, fakat yine de olacak. Belki "Web sitesi yönetim biçimleri" başlıklı yazıya göz atmak isteyebilirsiniz.

Bu noktada kişisel olarak şu itirafı da yapmam lazım, zaman zaman hantal yapısını karşılaştırmalar yaparak eleştirdiğim Ekşi Sözlük Türkiye'de bildiğimiz ilk yeni normal web sitesi, tam anlamıyla bir öncü. (Ekşi Sözlük ve Wikipedia karşılaştırması: Ekşi Sözlük yaşlanıyor mu?)

Yeni normal web siteleriyle ilgili bazı şeyler
  • Kulllandığınız içerik sunumuna yönelik teknolojinin pek önemi yok. Önemli olan teknolojinizin ziyaretçilerin içeriğinizi oluştururken bir işe yaraması veya yaramaması.
  • Kullandığınız tasarımın da pek önemi yok. Önemli olan ziyaretçilerin içeriğini keşfederken bir işe yaraması veya yaramaması.
  • Alt yapınız eskisinden daha önemli. Geliştirdiğiniz kodlar eski normal web sitelerine oranla daha çok çalışacak, veritabanınız daha çok kullanılacak. Birçok çapraz sorgu ve veritabanı işlemi gerekli olacak. Bu anlamda bir veritabanı uzmanı şart.
  • Sunucu da eskisinden daha önemli, bunlar eski normal web sitelerinde de önemliydi, fakat şimdi durum daha farklı, alt yapının bir parçası olan sunucu da tıpkı kodlarınız gibi gibi eski normal web sitelerinden daha önemli. Bu anlamda bir sunucu uzmanı şart.
  • Bu kısım ilginç. Kullanıcı topluluğunuz insanlardan oluşuyor ve insanlar çoğu zaman anlaşılması zorlar, örneğin ne istediklerini söyleyebilirler, fakat söylediklerini harfiyen yaptığınızda istediklerinin bu olmadığını aslında başka araçlar istediklerini görebilirsiniz. Bu anlamda projenizde ideal olarak bir sosyolog çalıştırmalısınız, en azından bu konuda kendinizi geliştirmelisiniz. Özellikle bir sosyal topluluk sahibiyseniz bu şart.

Benim yürekten inandığım bir şeyi de söylemeliyim. Eski normal web siteleri veya yeni normal web sitelerinin altında yatan temel motivasyonlar aynı. Bu anlamda bu konuda pek fazla kafa yormaya gerek yok. Aslında değişen bir şey yok, amaçlar ve altında yatan nedenler aynı. Yeni normal web siteleri olsa olsa bu amacınıza ulaşmak için şimdiki normal davranışları gösteriyor. Bir süre sonra da yeni normal web siteleri gidecek yerine başka bir şey gelecektir. 
 
Biz insan ırkı olarak sosyalleşmeyi seven sosyal şeyleriz, fakat sosyalleşmeden önce gerçekleştirmemiz gereken güvenlik, beslenme, seks gibi temel ihtiyaçlarımız var.

Bir toplum alttaki ihtiyaçları karşılayan sosyal şartları sağladığı ölçüde üstteki sosyalleşmeyi sunan web siteleri daha da popüler olacaklardır. Aslında aksi durumda bile popüler olacaklar, çünkü sosyalleşme güvenlikle bağlantılı, onu bırakın internet kullananlar genel olarak temel ihtiyaçlarını gerçekleştirmiş gruplardan veya bu gruplara geçmek için çabalayan gruplardan oluşuyor.

umut gönderdi. | Yorumlar (4) | Kalıcı Link
10 Ekim 2006 | Web Stratejileri

YouTube son derece başarılı ve tartışmasız biçimde lider bir yeni medya şirketi. Yaptığı iş son derece basit, kullanıcılarının videolarını internetten yayınlayabilmesi için arabirim yaptı, bu videoyu dünyadaki hemen herkesin bilgisayarında yüklü bir eklenti olan Flash'a dönüştürdü, sonra da herkesin izlemesi için internete yerleştirti. Bunları yaparken kullanıcı ve topluluk oluşturmakla ilgili temel kurallara riayet gösterdi.

YouTube'u ciddiye almamız için bilmemiz gereken bir şey var, Google geçtiğimiz günlerde 1.65 milyar $ vererek bu kelimenin tam anlamıyla yoktan varolan şirketi satın aldı. YouTube bu değere 19 ay içinde ve 10 milyon $'lık bir başlangıç yatırımıyla ulaştı. YouTube üzerinde düşünmeye devam edelim ve iş modeli bile olmayan bu şirketin neden bu fiyata satıldığına dair tahminler yürütelim.

YouTube'ın yaptığı şey duygu satmak, bulaşıcılık virüsü satmak, eğlence satmak, ağlatmak, sinirlendirmek, ilham vermek, harekete geçirmek, göstermek ve bunu herkesin yapabileceği kadar kolay biçimde yapmak, 5 dakikada herkesin bir tv kanalı açmasını sağlamak, ilgi alanlarına göre istediğimizi izleyebilmemizi sağlamak ve bunu milyonlarca kişi için yapmak. Aşağıdaki videolara göz atarsanız neden bahsettiğimi çok iyi anlayacaksınız:

Örnek YouTube Videoları

YouTube'in yaptığı şeyden bahsederken hep satmak dedik. Fakat, burada tamamen yanlış bir terminoloji kullanıyoruz. Bir satma eylemi söz konusu olsaydı, bir satın alma eylemi de söz konusu olurdu, YouTube'in kasalarına para girerdi ve Google'da YouTube'u bu kadar kolay satın alamazdı. Gerçek durumsa YouTube'ın sürekli zarar etmesiydi. Sonuçta, YouTube her şeyi ve herkese bedava veriyor. Yani para kazanmak için bir iş modelleri yok, iş modeli olmamasını bırakın; sitelerinde yayınlanan içeriklerin bir kısmının telif hakları ve yasalarla ilgili problemleri de var.

O zaman tek bir sorunumuz var. Ortaya çıkan 1.65 milyar $'ı açıklamak. 

Şirketlerin piyasa değerlerini hesaplarken pazar paylarına bakabiliriz, gayet mantıklı bir yaklaşım, çünkü pazar payını bildiğiniz bir şirketin değerini kolayca ortaya çıkarabiliriz. Pazarın mali piyasalardaki toplam değerini bilirsek şirketin değerini pazar payı büyüklüğüyle doğru orantılı olarak ortaya çıkarabiliriz. Peki ortada bir pazar yoksa ne yapacağız, ortada örnek alabileceğimiz bir iş modeli yoksa, hatta değerini hesaplamaya çalıştığınız şirket para bile kazanmıyorsa o zaman nasıl bir yöntem izleyeceğiz, bu sorunun cevabı Google'ın neden YouTube'a o kadar para saydığının da cevabı ve bence son derece açık bir cevap.

Google, YouTube'i satın alarak mevcut  bir iş modeli ve mevcut pazar payı satın almadı, geleceği satın aldı. Teknik olarak ifade etmek gerekirse "fırsat payı"nı satın aldı. Şu andaki rekabet mevcut ürün ve hizmetler arasında gelişiyor. YouTube'sa henüz mevcut olmayan bir ürün ve hizmet yarattı. Bugün henüz varolmayan ve tam olarak geliştirilmemiş bir ürün ve hizmet, gelecekten bir ürün ve hizmet.

Mp3'ü, cep telefonu melodilerini düşünün, video'nun sesten ne kadar daha büyük bir pazar olabileceğini düşünün...

Aslında bu şekilde mantık yürütünce Google'ın yatırımcı olarak mecburen sahip olduğu bir risk var. Bu bir risk ve belki bu işten zararlı çıkacaklar belki de tam tersi. Bunu zaman gösterecek.

umut gönderdi. | Yorumlar (15) | Kalıcı Link
08 Temmuz 2006 | Web Stratejileri

Ana dili İngilizce olmayan bizim gibi ülkelerin fark etmedikleri bir fırsat var. İngilizce içerik ihraç etmek veya yine internetin pazar olarak olgunlaşıp bilgi kaynağı olarak kullanıldığı diğer ülkelerin ulusal dillerinde içerik ihraç etmek.

İçerik ihracatı kavramı yerine yazılım ihracatı kavramını daha önce duymuş olmalısınız. Örneğin, Hindistan ilk yazılım ihracatını 1970'lerde yaptı. Şimdi bu alanda dünyanın önde gelen ülkelerinden birisi, yaklaşık 2 milyar $ veya daha fazla gelir elde ediyor. Hindistan uzun süreli planının meyveleri topluyor. Bu örneği verdim, çünkü Türkiye'nin yazılım sektöründe iyi işler yapabileceği bahis konusu olurken Hindistan hep örnek olarak gösterilir.

İçerik ihracatı konusuna dönelim. Bir web sitesi temel olarak sunduğu içerik ve servisler üzerinden reklam alarak veya kullanıcılarına ayrıcalıklı üyelikler satarak para kazanabilir. Şimdi bir web sitesinin, hesap işlerini kolaylaştıracak bir reklam sağlayıcısı olan Google Adsense gelirleri üzerinden hesap yaparak yıllık olarak ne kadar para kazanabileceğini hesaplayalım. Olabildiğince mantıklı varsayımlar ürettim, fakat itiraf ediyorum çıkan rakamlar beni şaşırttı:

Türkiye'nin İçerik İhraç Etme Planı
  1. Günlük 1.000 ayrı kişi ziyaretçisi, 15.000 sayfa gösterimi ve sağlam içeriği olan Türkçe bir web sitesi Google Adsense'den günde 5$ kazanıyor. Bu kesin bir veri, şimdi varsayım yapmaya başlıyoruz.
  2. Bu sayfa İngilizce olsaydı geliri kabaca 10 kat artardı diyelim, o zaman günde 50$ kazanırdı.
  3. 1.000 tekil kişi Türkiye ölçeklerinde değerlendirilse bile küçük bir site sayılır. Şimdi ziyaretçi sayısı ve sayfa gösterimlerini 100 kat arttıralım, yani yapmayı hedeflediğimiz sitelerin günlük ayrı kişi ziyaretçisi 100.000 ve sayfa gösterimi de 1.500.000 oluyor, o zaman gelir de 100 kat artacak ve site günde 5.000$, ayda 150.000$, nihayet yılda 1.800.000$ kazanacak.

    Bu hesaplama İngilizce bir web sitenin Google Adsense gelirlerinin Türkçe bir web sitesine göre 10 kat daha fazla olacağı üzerinden yapıldı. Açıkçası benim kişisel deneyimlerim bu oranın daha da çok artabileceğini  söylüyor.
  4. Şimdi elimizde yıllık geliri 1.800.000 dolar olan bir adet web sitemiz var, bu sitelerden 100 adet yapabilirsek Türkiye'ye yıllık 180 milyon $ gelir kazandırmış oluruz.
  5. Bu sitelerden 1.000 adet yapabilirsek yıllık 1 milyar 800 milyon $ gelirimiz olur.

Başka ülkelerin içerik ihraç etmek konusunda ulusal bir planlarının olup olmadığını bilmiyorum, Türkiye'nin bu konuda bir planının olup olmadığınıysa hiç bilmiyorum, ama iyi yapılan ve emek sarfedilen bir planın işe yarayacağını biliyorum.

İçerik sunmak Türkiye'yi süper güç yapar mı?

  • Evet, süper güç yapar. İlk siteleri yaparken zorlanılır, fakat daha sonraki siteler ilk sitelerdeki ziyaretçi trafiğinden alacağı destekle hızla başarılı olacaklardır.
  • O zaman elimizde milyonlarca kişinin düzenli olarak ziyaret ettiği web siteleri var demektir. Bu avantaj hangi ülkede olursa, onu dünya politikası üzerinde medya gücünü elinde bulurdurmasıyla dolaylı olarak söz sahibi bir üke yapacaktır.

Tahmin etmediğim sonuçlara ulaştığım ilginç bir yazı oldu, aksini ispatlayacak görüşlere açığım.

umut gönderdi. | Yorumlar (5) | Kalıcı Link
04 Temmuz 2006 | Web Stratejileri

"Bugün sabah, bir belediye otobusü şoförünün aracını çok kötü kullandığını ve insanların hayatını hiçe saydığını gördüm. Plakası..."

Bu sitede (www.sikayetvar.com) satın aldığınız ürünlerle ilgili web üzerinden şikayetlerinizi gönderiyorsunuz, sitenin uzmanları ve gerekirse avukatları sorununuza çözüm bulmak için size yardım ediyorlar. Daha sonra da firmaları bu tüketici sorunlarını çözme oranlarına göre başarılıdan başarısıza sıralıyorlar. Bu sıralama firmaların sitenin kurumsal üyesi olmasını neredeyse zorunlu kılıyor. Çünkü rakibiniz üye olursa siz de olmak zorundasınız, rakibiniz sorunları çözerse siz de çözmek zorundasınız.

Site zaten başarılı ve çalışıyor. Benim belki Şikayet Var'a daha fazla kurumun dikkatini çekmelerine yarayacak, daha çok ziyaretçiye sahip olmalarına yarayacak bir önerim var:

Devlet kurumlarını işleyişinize dahil edin, belediyeleri ve özellikle tekel konumundaki hizmetleriyle dikkat çeken örneğin dar anlamda TCDD vb. veya geniş anlamda Bağkur/SSK vb. sağlık güvenceleri sağlayan devlet kurumlarını şikayet edebilelim.

Örneğin, şimdiki haliyle firmaların tüketici sorunlarını çözme oranları başarılıdan başarısıza sıraladıkları gibi, bu sefer de belediyelerin tüketici şikayetlerini çözme oranlarını listeleyin. İstanbul Büyükşehir Belediye'sinin ve Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin tüketicilerine/vatandaşlarına verdikleri önemin yüzdelere yansımasını izlemek eğlenceli, hatta ticari açıdan da değerli bir fikir olabilir. Şikayet Var, tek bir hamleyle, üstelik yazılım ve sistem maliyeti çok az olan tek bir hamleyle birçok kurum ve insanın kapsama alanına girebilir.

Sitenin avukatlarını pozitif hukuka (olan hukuka) alışkanlıklarıyla bu işin hukuki sonuçlarının sakıncalı olabileceğini söyleyebilirler, o zaman tavsiyem benim gibi düşünen avukatları işe almaları yönünde.

umut gönderdi. | Yorumlar (3) | Kalıcı Link
24 Haziran 2006 | Web Stratejileri

Bir web sitesi temel olarak iki sosyal öğeden oluşur. Birincisi ziyaretçi ve kullanıcıların oluşturduğu halk, ikincisiyse yönetici veya yöneticiler topluluğu. Örneğin, kişisel bir site sahibiyseniz ziyaretçi ve kullanıcılarınız sizin halkınız, sizse yöneticisiniz.

Web sitesi yönetim biçimleri

  1. Mutlak Yönetim (Padişah)
    Günümüzdeki birçok site ve özellikle blog siteleri bu başlık altında incelenebilir. Padişah tarzı yönetim biçimine sahip bir web sitesinde baskın ve tek bir kişiden oluşan yönetim organı vardı. Yine bu sitelerde padişah kavramıyla çelişecek biçimde bütün içerik oluşturma işini de aynı kişi yapar. Bu yönetim biçiminde, web sitesinin hangi sıklıkla güncelleneceği, yazıların tarzı, ziyareçi veya kullanıcıların yorum yapıp yapamayacağı, yapılan yorumların silinip silinmeyeceği vb. kararlar bu tek kişinin iradesiyle alınır. Yetkisi sınırsızdır.
  2. Tam Oligarşi (Seçkinler sınıfı)
    Günümüzdeki klasik sitelerin hemen tamamı bu başlık altında incelenebilir. Bu yönetim biçimindeki sitelerde seçkin bir editör ve yönetici topluluğu hemen tüm içerikten sorumludur, aynı zamanda bu yönetici topluluğu kendi içinde ayrıntılı bir hiyerarşik yapıya sahiptir. Katı ve ılımlı oligarşik yapılar olabilir. Ziyaretçi ve kullanıcılarının katılımına hemen hiç izin vermeyen katı oligarşik yönetimlere örnek olarak banka ve devlet/büyük kurum siteleri örnek gösterilebilir. Ziyaretçi ve kullanıcılarının katılımına "yorum, puanlama" vb. özelliklerle sınırlı da olsa izin veren ılımlı oligarşik sitelereyse gazete, e-ticaret siteleri vb.leri örnek gösterilebilir.

    Tam oligarşik sitelerin hemen tamamı zaten daha önce de var olan kurum ve yapıların internetteki doğal uzantılarıdır. Bu tarz siteler yaşamaları için eski/klasik işlerinden kendilerine yönelik olarak devamlı bir para akışına/sermayeye ihtiyaç duyarlar veya daha önceden şimdiki hakim konumlarına ulaşmak için başlangıç dönemlerinde bu para akışına/sermayeye ihtiyaç duymuşlardır.
  3. Yarı Oligarşi (Seçkinler sınıfı+kullanıcılar)
    Bu siteler ziyaretçilerine ve kullanıcılara özgürlük verirler, bunu yapmak için kendi alt yapılarını ödünç verirler. Yarı oligarşik siteleri tam oligarşik sitelerden ayıran temel özellik alt yapı ödünç vermede yatar. Bu siteler tam oligarşik sitelerin kıskançlıkla sakladığı alt yapılarını paylaşırlar.

    Bu alt yapı ödüncü bazen kullanıcıya kendi "padişah" yönetim biçimini kurabileceği web sitesi oluşturma alt yapısını ödünç verme şeklinde olabilir, örneğin Blogger veya Blogcu'yla yapılan kişisel siteler böyledir. Bazen de Bildirgeç veya Ekşi Sözlük gibi sınırlı bir alt yapı ödüncü şeklinde olur. Bu ikinci tarz alt yapı ödüncünü veren siteler yapıları gereği oligarşik yönetim biçiminde yönetilmelerine rağmen, sitenin tüm içeriği bu alt yapı ödüncüyle kullanıcılarının kazandığı içerik oluşturma özgürlüğüyle ortaya çıkar. Bunlar içeriğini kullanıcılarının oluşturduğu demokratik sitele benzerler, fakat oligarşik kökleri gereği kurala uymayan bir içerik yayınlanmayabilir, silinebilir veya yok edilebilir. Web sitesi halkının bu konuda sitenin kendi içinde yerleşmiş ahlak kuralları dışında bir güvenliği yoktur.

    Bu tarz sitelerin başarılı olup olmayacağını belirleyen önemli etkenlerden birisi bu yerleşmiş ahlak kurallarının iyi olup olmaması, yönetici kadronun kendisinin oluşmasına aktif olarak katıldığı bu kurallara uyması ve zamanı geldiğinde kuralları değiştirip bunu tekrar ilan edebilmesidir, en sık yapılan hata bu kuralların yazılı hale getirilmemesidir.

    Bazen bu yerleşik ahlak kuralları yöneticiler tarafından israf, yanlış tebdirler, güven kaybedici uygulamalar nedeniyle yozlaşır ve yönetim biçimi tam oligarşik biçime dönüşür. Bu aşamada, eğer web sitesi ömrünün bu dönemine kadar dönüşümünü tamamlayabilmiş ve tam oligarşik siteler gibi güçlü bir sermaye birikimi elde edebilmişse yoluna tam oligarşik bir site olarak devam eder, aksi halde ölür. Bu açıdan yarı oligarşik sitelerin parasal olarak güçlenmesiyle beraber tam oligarşik siteler yönünde ters bir evrim geçirmesi tehlikesi belirir.
  4. Demokrasi (Kullanıcılar)
    Bu az örneği olan bir yönetim biçimi. Bu yönetim biçimi bir web sitesinin içeriğinin/servislerinin ziyaretçi ve kullanıcıları tarafından oluşturulması, aynı zamanda da hangi içeriğin web sitesinin içeriğini oluşturacağının yine ziyaretçi ve kullanıcılar tarafından yapılan oylamalarla seçilmesi olarak tarif edilebilir. Demokratik web sitesi yönetim biçimine Türkiye'den bir örnek bilmiyorum, fakat yurt dışında üstelik de dünyanın en çok ziyaret edilen sitelerinden biri olan fevkalade bir örnek var, bu örnek site Digg.

    Bu site klasik bir kategori sistemine sahip. Kullanıcılar uygun kategorilere kendi sitelerindeki veya başka sitelerde gördükleri haber, bilgi, makale vb. iyi içeriklerin linklerini kısa bir açıklamayla gönderiyorlar. Yine kullanıcılar bu gönderilenleri oyluyorlar ve belli bir seviyenin üzerinde oy alanlar ana sayfaya çıkıyor. Dikkat edilirse, sonuçta Bildirgeç'le benzer bir içerik oluşmasına rağmen, Bildirgeç'te site yönetimini editör vb. bir seçkinler sınıfının üstlenmesine rağmen Digg'de aynı işi kullanıcılar yapıyor.

    Bence burada fırsatlar yatıyor, ziyaretçi ve kullanıcıların kendi kararlarını kendi alması ve web sitesininin içeriğinin oluşturulmasına eşit bir oy hakkıyla katılabilmesi örnekleri fazla görülen siteler değil.

    Google'ın arama servisi de demokratik yönetim sistemine iyi bir örnek. Gerçekten de arama sonuçlarında yukarıda listelenen siteler, aslında diğer siteler tarafından içerikleri onurlandırılarak kendilerine link verilmiş, yani oylanmış sitelerdir.
  5. Radikal (Ziyaretçiler)
    Radikal yönetim biçimlerine en önemli örnek Wikipedia. Ziyaretçiler sitenin kullanıcısı olmaya gerek duymadan neredeyse anarşiye ulaşacak biçimde sitedeki tüm içeriği değiştirebiliyor, silebiliyor veya yenisini ekleyebiliyor. Bu yönetim biçiminin temelinde bir gruptaki toplam ahlakın iyi olacağına ve doğru seçimi yapacağına olan güven yatıyor. Bunu kendiniz test edebilirsiniz, örneğin Türkçe Wikipedia'daki "Orhan Kemal" maddesinin içeriğini tam bu yazı yayına çıkarken tamamıyla sildim, bakalım yaptığım bu değişiklik siz bu yazıyı okurken geri alınmış mı? Eğer, şu anda ilgili maddede Orhan Kemal'le ilgili bilgiler görüyorsanız sistem bu sefer de işlemiş, benim yaptığım anarşi denemesi bertaraf edilmiş ve her şey yolunda demektir.
umut gönderdi. | Yorumlar (6) | Kalıcı Link
21 Haziran 2006 | Web Stratejileri

"Ayrıcalıkların ve paranın hakim olduğu bir dünyada gerçekten yetenekli olanların hayat hakkına sahip olması çok zordur.*"
J. J. Rousseau

Sitenizi hangi sıklıkla güncellemeniz gerektiği önemli bir konu. Bir blog sitesi temel olarak iki şeye yaramalı.
  1. Ziyaretçilerin işine yaramalı
    Ziyaretçileri eğlendirebilirsiniz, bilgilendirebilirsiniz, onların ufkunu açabilirsiniz, onlarla paylaşabilirsiniz. En önemli kural onların vaktini boş yere harcatmamak olmalı. Şu soruyu sorun: Yazdığım şeyler bu yazıyı okuyan, bu siteyi takip eden ziyaretçinin ne işine yarıyor. Onun ruhunda veya maddi dünyasında ne gibi değişiklikler oluşturuyor?
  2. Blog sahibinin/yazarının işine yaramalı
    Bu sizsiniz, burada kural kendi vaktinizi boşa harcamamak ve eğlenmek. Eğlenmiyorsanız yazmayın, vaktinizi boşa harcıyorsanız yazmayın, bir amacınız yoksa yazmayın. Amaç bulamıyorsanız, amacınız amaçsızlığınız olsun, bu da saygı duyulacak bir şeydir.

Ziyaretçiler nasıl düşünebilir?

  • Ayda 1 kez yazarsanız, "böyle bir site mi vardı?".
  • 2-3 günde bir fakat iyi yazarsanız, "keşke biraz daha çok yazsa".
  • Çok sık yazarsanız, "ne kadar çok vakti var".
  • Çok sık ve iyi yazarsanız, "bu enerjiyi nereden buluyor, ne yazık okumaya vaktim yok".
  • İyi yazarsanız, fakat herkesin bahsettiği şeyden bahsederseniz, "bunlara ihtiyacım yok".
  • İyi yazarsanız, fakat sürekli olarak aynı şeyden bahsederseniz, "bunları daha önce söylemişti, ihtiyacım yok".
  • Kısa bildiriler yaparsanız, "keşke biraz ayrıntılı yazsa".
  • Ayrıntılı ve uzun yazılar yazarsanız, "çok vakit alıyor, biraz kısa yazsa".

Peki ne yapacağız, aslında cevap herkesi aynı anda memnun etmenin imkansız olmasında yatıyor. Bu açıdan ziyaretçiler için yazıp, fakat onların hepsini fazla ciddiye almamak gerekir. Örneğin, bu site temel olarak Gaxxi kullanıcıları için ve Gaxxi hakkında bir site, geride kalanlar belki fikirlerimizi beğeniyor belki başka bir şey, ama gerçek bu.

Siz de, hayalinizde kendi siteniz için kendinizi sorumlu hissettiğiniz örnek bir ziyaretçi canlandırın, ona bir isim, yaş, görünüm ve iş verin. Onu memnun ediyorsanız tamam, gerisini boşverin.

Ek, bazı sitelerin güncellenme sıklıkları (RSS)

  • Radikal Gazetesi Sanal Alem ortak çalışması haftada bir kez güncelleniyor ve ortalama 10-12 yeni giriş oluyor. Çoğu giriş kısa tanıtım ve ilginç linkler bilgileri şeklinde. Kıyas yaparsak, Bildirgeç aynı şeyi çok daha iyi yapıyor.
  • Radikal'ın sanal alem bölümünün yazarı M. Serdar Kuzuloğlu haftada bir kez yazıyor.
  • Hürriyet Gazetesi Teknonet günlük 4 yeni girişi yakalıyor. Bunların çoğu tanıtım bülteni şeklinde.
  • NTVMSNBC Teknoloji bölümü günde 5-6 kez güncellenir, fakat bu ana kategorinin altında "uzay, bilim, internet" gibi birçok alt kategori var. Örneğin, internet kategorisi bazen günde 1 kez bile güncellenmeyebiliyor.
  • Bildirgeç birçok yazarı bulunan bir topluluk blogu. Çok sık güncelleniyor, bazen günde 20-25 yeni giriş oluyor. Örneğin 3-4 gün RSS'lerine bakmazsanız sizi 100 kadar haber bekler. Bu ürkütücü bir durum, bir iyi tarafı bunların kısa bildiriler şeklinde olması. Bildirgeç'te etiket temelli RSS takip sistemi de var, böylece sadece ilgi alanlarınıza giren konuları takip edilebilir.
  • Farketing hafta sonları yazmıyor ve hafta içi her gün güncelleme yapmaya dikkat ediyor. Günde 1 yeni giriş ortalamasını yakalıyor. Konular benzer.
  • Altı Üstü Tasarım sık güncellenmiyor, haftada 1 bazen 2 yeni giriş ortalaması var. Yazılar ayrıntılı.

* Yazının başındaki alıntı Prof. Dr. Adnan Güriz'in "Hukuk Felsefesi" kitabından alıntı. Rousseau yukarıdaki sözlerinin yer aldığı yazısıyla girdiği bir yarışmada, kendi yeteneklerinin karşılığını vermeyen topluma hücum ediyor, fakat yarışmayı kazanıyor.

umut gönderdi. | Yorumlar (2) | Kalıcı Link
17 Haziran 2006 | Web Stratejileri

Bir şirket web sitesi yaptırdığı zaman hiçbir şey bitmez. Aslında her şey daha yeni başlamıştır. Çünkü, web sitesine henüz kimse gelmiyordur ve ziyaretçisi olmayan bir web sitesi de bir işe yaramaz. Bu konuda başka görüşler de var, fakat bence bir şirket web sitesinin ilk amacı para kazanmaktır veya para kazanmaya yardımcı olmaktır. Diğer şeyleri de yapmalısınız, fakat onu da para kazanmayı sürdürmek için.

Eğer, sitenize kimse gelmiyorsa bu amaçlara ulaşamazsınız. Şimdi, problemimiz web sitenize ziyaretçiler kazandırmak. Bunun birçok klasik yöntemi olabilir. Gazete, dergi, tv, açık hava reklamcılığı gibi klasik araçları kullanarak insanları sitenize yönlendirebilirsiniz. İyi bir yöntem olabilir, fakat hem pahalı hem de sürdürülemez bir yöntem. Bir kez bu yolu seçerseniz ziyaretçilerinizi sürekli reklamla beslemek zorunda kalabilirsiniz.

Benim ucuz ve alternatif bir yöntemim var. Üstelik kazan/kazan şeklinde. Hem şirketler hem de blog yazarları kazanacak.

Türkiye'de donanım, reklam/iletişim, yemek, oyun, web dünyası, teknoloji üzerine çok güzel blog siteleri var. Bu sitelerin bir çoğu sahiplerinin hobi olarak yürüttüğü profesyonel siteler. Onlara kendi ürünlerinizi örneğin 15 gün boyunca test etmeleri için gönderin. Bu siteler zaten gönderdiğiniz vb. ürünler hakkında yazıyorlar. Hem onlara yazacak konu başlıkları vererek yardımcı olursunuz hem de kendi reklamınızı yaparsınız. Yöntem şu şekilde işleyebilir. Aşağıdaki sırayı adım adım izleyebilirsiniz:

İşbirliğine gidilecek blog siteleri nasıl seçilir?

  1. Bloglar Alemi, Blog Kardeşliği gibi bir blog dizinini ziyaret edin. Orada mümkün mertebe iyi içerik üreten, yüksek tanınırlıkta, kendi alan adına sahip, düzenli güncellenen, yazmayı bilen yazarları olan 50 kadar web sitesi bulun.
  2. Yukarıdaki 50 web sitesi sahibiyle mail yoluyla iletişime geçin ve mailinize aynı gün veya ertesi gün öğleye kadar cevap alamadıklarınızı eleyin.
  3. Bunlardan da mail yazarken ileitşim kurmayı bilen ve sizin fikirlerinize uygun olanları seçin. Burada tabi ki kendi işinize ve fikirlerinize göre size özel kıstaslarınız olacaktır.
  4. Sonuç olarak elinizde en az 10 farklı site ve blog yazarı kalsın. Bu yazarların adres, telefon vb. temel iletişim bilgilerini alın.
  5. Yeni çıkan ürünlerinizi bu yazarlara düzenli olarak gönderin. Ürününüzü beli bir süre rahat rahat denesinler ve bu süre sonunda size geri göndersinler.
  6. Seçtiğiniz 10 sitenin her birinin günlük ortalama 500 ayrı ziyaretçisi olsa, hemen hemen sıfır maliyetle ayda 150.000 kişiye ulaşmış olursunuz. Üstelik bu kişiler ürünleriniz hakkındaki yazıları gönüllü ve isteyerek okuyacaklar.

Bu işin karşılıklı yararı olacaktır. Blog yazarı işini ciddiye alacaktır ve onurlandırılmış olacaktır... Şirketlerin de ürünleri tanıtılırken aynı zamanda söz konusu olan sayfadan kendi web sitelerine ve ürünlerine yönelik ziyaretçi akışı, o sitenin okuyucu çevresinde kazandıkları saygınlık gibi kazanımları olacaktır.

  • Bu yöntem şirketlere düşük bir maliyetle kalıcı bir işbirliği fırsatı verir..
  • Bu yöntem web sitelerine ziyaretçi sayısını ve şöhretini arttırma fırsatı verir... Çünkü, insanlar başka bir sitede kuru kuruya birkaç fotoğraf görmek ve birkaç kelime okumak yerine bu sitedeki ayrıntılı ürün incelemesine göz atmak isteyebilirler.
  • Yani aslında bu seçilen sitelerle işbirliği, bu sitenin ziyaretçi sayısını artırarak sonuçta tekrar size dönecektir.

Blog sitesi sahibiyseniz, şirketin size gelmesini beklemek boş yere zaman kaybı olabilir, siz de şirketlere gidebilirsiniz. Fakat, bence mail atmayın ve yüz yüze görüşmeye çalışın. Görüşeceğiniz kişiyi de yukarılardan seçin.

umut gönderdi. | Yorumlar (5) | Kalıcı Link
13 Haziran 2006 | Web Stratejileri

Giyim-kuşam markalarının kurumsal siteleri gerek Türkiye'de (mavi) gerek yurt dışında (levisnike...) gayet başarılı siteler olarak endam etmekteler. Benim önerim onlara değil, onların ürünlerini satan sitelere, aslında çok basit bir fikir.

Bir örnek üzerinden gitmek en doğrusu. dELiAs şu haliyle bile gayet başarılı bir giyim-kuşam alışveriş sitesi. Fakat, dELiAs'a günün hangi saati girerseniz girin aynı ana sayfayla karşılaşıyorsunuz. Günün farklı saatlerinde farklı bir ana sayfayla farklı giysileri ön plana çıkarsa, bu çok eğlenceli olurdu ve eğlenceli şeyler satış rakamlarına olumlu yansıyabilir. Örneğin:
  • Geceleyin gelenler ana sayfada iç çamarları vb. iç gıcıklayıcı şeyleri görseler
  • Sabah erken gelenler sabahlıkları ve pijamaları.
  • Hava sıcaklıklarından da yararlanılabilir. Hava yağmurluysa yağmurluklar ve şemsiyeler vs., hava güneşliyse şapkalar, güneş gözlükleri vs... Bu fikir için yerel bir giyim-kuşam alışveriş sitesi Meteoroloji'nin sitesinden birkaç bilgi çekerek Türkiye'nin 7 farklı bölgesine veya her şehre özgü bir ana sayfayla çıkabilir. Teknik olarak yapmasını biliyoruz, evet, biliyorsunuz Gaxxi'yi biz yaptık. :)

Bu fikir aslında günün saatlerine duyarlı olarak içerik ve hizmet sunabilecek hemen her site bu fikri kullanabilir. Cep telefonu operatörleri kesin kullanıyorlar, onu biliyorum, örneğin Avea'dan ne kadar kontorunuzun kaldığını öğrenmek istediğinizde size sabah canlı bir "günaydın", gündüz saatlerinde kibar bir "iyi günler" diyen bir bayan sesi karşılıyor.

Temel olarak Avea'nın da yaptığı şeyden bahsediyorum, fakat itiraf ediyorum web'de bu fikri sadece Avea'nın yaptığı şekilde uygulayarak etkileyici bir şey çıkmaz. Bu fikir de üzerinde çalışılması ve olgunlaştırılması gereken bir fikir olarak arşivdeki yerini almalı. Öte yandan, emlak siteleri için fikrimi aynen sürdürüyorum, orada büyük bir fırsat var.

09 Haziran 2006 | Web Stratejileri

Atıfta bulunmak hakkında bilginiz yoksa, atıfta bulunurken temel rehber olacak "Atıfta bulunarak yazmak sitenize neler kazandırır?" başlıklı yazıya göz atabilirsiniz. İki tür atıfta bulunulabilir, bunlardan bir tanesi dış link, yani başka bir siteye atıfta bulunmak. Bu yazının konusu dış link atıfları.

Yazdığınız konuda okuyucularınızın bilgisi olmadığını düşündüğünüz bir kelime/terim geçtiği zaman veya yazınızda ileri sürdüğünüz fikirleri kanıtlamak istediğiniz zaman veya zaten yazdığınız konuda o siteden bahsediyorsanız dış linkleri kullanabilirsiniz. Bu şekildeki dış link atıfları güvenilir bir bilgi kaynağına doğru olmalı.

Web'de bilgi kaynakları olarak forumlar, topluluk sözlükleri, klasik sözlükler, kişisel web siteleri, arama motorları vb.lerini gösterebiliriz. Zaman zaman hepsi işinize yarayabilir. Fakat, kuşkusuz ki bu kaynaklardan en önemlisi ve güveniliri "Özgür Ansiklopedi Wikipedia" ve tabi ki "Türkçe Wikipedia". Aşağıda karşılaştırmalarla neden atıflarımızda kaynak olarak Wikipedia'yı kullanmamız gerektiğine bakalım.

Atıfta bulunurken Wikipedia ve diğerleri...  
  • Bir foruma atıfta bulunmak riskli olabilir. Atıfta bulunduğunuz sayfa yayından kaldırılabilir. Forumlar yapıları itibariyle sonsuza kadar yaşamazlar ve sürekli değişirler. Atıfta bulunduğunuz linkin daha ne kadar çalışacağının garantisi hemen hiç yoktur. Örnek forum: Zoque Forum
  • Topluluk sözlülüklerine atıfta bulunmak her zaman risklidir. Buradaki risk kaynağınızın güvenilirliği hakkında ciddi şüphelerin olması ve bu kaynağı düzeltmek için hiçbir seçeneğin size verilmemesidir. Topluluk sözlükleri üyelerinin kişisel düşüncelerini yansıtır ve bilimsellikten uzaktır. Her şeye rağmen, topluluk sözlüklerine atıfda bulunmak yazdığınız konuya göre bazen çok işe yarayabilir. Örnek topluluk sözlüğü: Ekşi Sözlük
  • Klasik sözlüklere atıfta bulunmak iyi fikir olabilir. Kaynak olarak seçtiğiniz sözlük ne kadar güvenilirse o kadar iyidir. Örnek klasik sözlük: TDK (Türk Dil Kurumu) sayfalarından ulaşabileceğiniz tüm sözlükler.
  • Kişisel web sitelerine atıfda bulunmak hangi siteye atıfta bulunduğunuza göre tamamen değişen risklere sahip olacaktır. Web'in doğası gereği kişisel sitelere atıfta bulunmalıyız ve atıfta bulunduğumuz bu siteler bize tekrar atıfta bulunabilme yeteneğine sahip olmalı. Kişisel web siteleri kaynak olarak çok özel bir yere sahipler. Diğer kaynakların aksine onlar size tekrar atıfta bulunabilirler. Böyle sitelere link vermek aslında karşıdaki siteye seslenmek anlamına gelir. İletişim kurmak da iyidir. Örnek kişisel web sitesi, bu siteden de sık sık atıfta bulunduğumuz: Altı Üstü Tasarım
Neden Bu Sitedesiniz?
Gaxxi'yle ilgileniyorum.
Buradaki bir yazıyla ilgileniyorum.
Hiçbiri.
Ara
Buzz Bu sitedeki dökümanları kaynak göstererek kullanabilirsiniz.