BAZI KENTLERİN TARİHİNİ YAZMAK ZORDUR
GÜZEL İSTANBUL

SİTEMİZİN RESMİ AÇILI TARİHİ OCAK 2010 TARİHİDİR.

Şubat 2006
PzrPztSaÇaPeCuCts
1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728
Aylık Arşiv
Ocak 2006
Şubat 2006
Mart 2006
Nisan 2006
Mayıs 2006
Haziran 2006
Kasım 2006
Yıllık Arşiv
2006 2007 2008 2009 2010 2011 2012
Son Fotoğraflar
ayvansaray
boğaz ve gemi
SÜLEYMANİYE CAMİ
SULTANAHMET CAMİ
SULTANAHMET CAMİ
Ana Sayfa > Arşiv > 2006
Arşiv > 2006
sayfa yapım aşamasındadır...
serdar olca gönderdi. | Yorumlar (5) | 14 Aralık 2006 | Atlı köşk
detaylı bilgi için lütfen başlığa tıklayınız...
serdar olca gönderdi. | Yorum Ekleyin | 14 Aralık 2006 | Emirgan camii
detay için başlığa tıklayınız.
serdar olca gönderdi. | Yorum Ekleyin | 13 Aralık 2006 | Şerifler Yalısı
detay için başlığa tıklayınız.
serdar olca gönderdi. | Yorum Ekleyin | 04 Aralık 2006 | Panagia Balinou
detay için lütfen başlığa tıklayınız...
serdar olca gönderdi. | Yorumlar (1) | 04 Aralık 2006 | Prodromos Metokhion
Sayfa yapım...
serdar olca gönderdi. | Yorumlar (7) | 04 Aralık 2006 | Balat
detaylı bilgi için başlığa tıklayınız
serdar olca gönderdi. | Yorumlar (1) | 04 Aralık 2006 | Ayasofya
sayfa yapım...
serdar olca gönderdi. | Yorumlar (9) | 01 Ekim 2006 | Edirnekapı
sayfa yapım aşamasındadır.
serdar olca gönderdi. | Yorumlar (3) | 25 Eylül 2006 | Baltalimanı
sayfa yapım aşamasındadır....
serdar olca gönderdi. | Yorum Ekleyin | 22 Eylül 2006 | İshak paşa camii
İstanbul'un yaklaşık 17 km batısında, Marmara deniz kıyısında, Bakırköy ile Florya semtleri arasında bulunur. Yeşilköy Şevketiye ve Yeşilköy Ümraniye mahallelerinden...
serdar olca gönderdi. | Yorumlar (3) | 22 Eylül 2006 | Yeşilköy
Detay için lütfen başlığa tıklayınız.
serdar olca gönderdi. | Yorumlar (4) | 22 Eylül 2006 | Boğaz efsaneleri
Detay için başlığa tıklayınız..
serdar olca gönderdi. | Yorum Ekleyin | 21 Eylül 2006 | Fener Rum patrikhanesi
detay için başlığa tıklayınız.
serdar olca gönderdi. | Yorumlar (1) | 21 Eylül 2006 | Atik Ali Paşa
detaylı bilgi için başlığa tıklayınız.
serdar olca gönderdi. | Yorumlar (4) | 21 Eylül 2006 | Nişancı Mehmet paşa
başlığa tıklayınız.
serdar olca gönderdi. | Yorum Ekleyin | 20 Eylül 2006 | Kefevi camii
Sayfa yapım...
serdar olca gönderdi. | Yorum Ekleyin | 20 Eylül 2006 | Levent
sayfa yapım...
serdar olca gönderdi. | Yorum Ekleyin | 20 Eylül 2006 | Ahırkapı
Sayfa yapım...
serdar olca gönderdi. | Yorum Ekleyin | 20 Eylül 2006 | Süleymaniye
Sayfa yapım...
serdar olca gönderdi. | Yorum Ekleyin | 20 Eylül 2006 | Cihangir
Sayfa yapım...
serdar olca gönderdi. | Yorum Ekleyin | 20 Eylül 2006 | Kısıklı
Sayfa yapım...
serdar olca gönderdi. | Yorum Ekleyin | 20 Eylül 2006 | Davutpaşa
Sayfa yapım...
serdar olca gönderdi. | Yorum Ekleyin | 20 Eylül 2006 | Eğrikapı
sayfa yapım...
serdar olca gönderdi. | Yorum Ekleyin | 20 Eylül 2006 | Taksim
bilgi için başlığa tıklayınız...
serdar olca gönderdi. | Yorumlar (4) | 20 Eylül 2006 | Yavuz Selim Camii
Sokollu cami girişinden aşağıya inerek Kadırga meydanı'na varırız. Burası, adının da ima ettiği gibi, bir limandı. Bizans zamanında şehrin marmara...
serdar olca gönderdi. | Yorumlar (2) | 17 Eylül 2006 | Kadırga-Kumkapı
Başlığa tıklayınız...
serdar olca gönderdi. | Yorum Ekleyin | 16 Eylül 2006 | Fatih Camii
Detaylı bilgi için lütfen başlığa tıklayınız.
serdar olca gönderdi. | Yorumlar (7) | 15 Eylül 2006 | Fatih-Çarşamba
detaylı bilgi için başlığa tıklayınız..
serdar olca gönderdi. | Yorum Ekleyin | 14 Eylül 2006 | Bozdoğan kemeri
Detaylı bilgi için lütfen başlığa tıklayınız.
serdar olca gönderdi. | Yorum Ekleyin | 14 Eylül 2006 | Unkapanı-Zeyrek
detaylı bilgi için başlığa tıklayınız.
serdar olca gönderdi. | Yorumlar (9) | 13 Eylül 2006 | Sultanahmet camii
şiirin tamamı için başlığa tıklayınız...
serdar olca gönderdi. | Yorumlar (1) | 12 Eylül 2006 | Yürüyelim seninle istanbul\'da
şiirin tamamı için tıklayınız..
serdar olca gönderdi. | Yorum Ekleyin | 12 Eylül 2006 | Ben sana mecburum
şiirin tamamı için başlığa tıklayınız...
serdar olca gönderdi. | Yorum Ekleyin | 12 Eylül 2006 | Bu kent öldürüldü
şiirin tamamı için başlığa tıklayınız.
serdar olca gönderdi. | Yorum Ekleyin | 12 Eylül 2006 | Gün doğuyor...
detaylı bilgi için lütfen başlığa tıklayınız...
serdar olca gönderdi. | Yorumlar (5) | 11 Eylül 2006 | Eminönü
Fetihden sonra taht, İstanbul'a taşınınca bu şehir İmparatorluğun politika ve kültür merkezi haline geldi.İmparatorluğun gelişmesiyle şehrin ihtişamı ve nüfusu da arttı.
Devletin en büyük şehri olma özelliğini koruyan kent, muhteşem camiler, evler, konaklar, saraylar, hanlar, hamamlar, medrese ve imarethanelerle süslenmiştir. Ancak bu yapıların çoğu, İstanbul'u saran yangınlardan kurtulamamışlar ve yok olup gitmişlerdir. 

Fatih Sultan Mehmet devrinde, XV. yüzyıla ait olan ve tarih belirtilmemiş bir belgede, Ramazan'ın 6. gecesi, Fatih  camii yakınında Sultanpazarı mevkiinde çıkan bir yangından söz edilmektedir. Yangında 123 dükkan, 16 oda yanmıştır. II.Bayezid devrine ait yangınlar 1489 ve 1501 yılları arasında olmuştur. Yavuz Sultan Selim döneminde ki yangınların en önemlisi ise, 23 Ağustos 1519 günü çıkan yangındır. 16. yüzyıldan Cumhuriyet dönemine kadar çıkan yangınları şöyle sıralayabiliriz.

  • 1539 Zindankapı yangını
  • 1540 eski saray yangını
  • 1554 yangını
  • 18 şubat 1560 Galata yangını
  • 19 Eylül 1569 yangını
  • 1574 Nisan/Mayıs , 1558 ve 1590 Topkapı sarayı yangını
  • 1591 ve 1592 yangınları
  • 1606 yangını
  • 1633 yangını
  • 1640 yangını
  • 1645 yangını
  • 1652 ve 1653 yangınları
  • 1660 Büyük İstanbul ve Galata yangınları
  • 25 temmuz 1665 Topkapı sarayı yangını
  • 1672, 1673, 1677, 1679, 1680 1881 yangınları
  • 1690 Eyüp yangını
  • 1691 Mısır çarşısı yangını
  • 1693 Cibali yangını ve Ayazağa kapı yangını
  • 1695, 1696, 1698 yangınları
  • 1700, 1701, 1703, 1706, 1707, 1708, 1714, 1715 yangınları
  • 1719 Gedikpaşa yangını
  • 1720, 1721, 1722, 1723, 1724, 1725, 1726, 1727, 1728 yangınları
  • 1729 Büyük Balat yangını
  • 1730, 1731, 1732, 1735, 1738, 1739, yangınları
  • 1740 Bâb-ı Âli yangını
  • 1741, 1742, 1744, 1745, 1746, 1747, yangınları
  • 1750 Küçükpazar yangını
  • 1753, 1754 yangınları
  • 1755 Hocapaşa yangınından Bâb-ı Âli yangını
  • 1756 Büyük Cibali yangını
  • 1758, 1762, 1763, 1765, 1767, 1771, 1778, 1780, 1782, 1784, 1790, 1792, 1794, 1795, 1797 yangınları
  • 1803, 1804, 1807, 1811, 1818 yangınları
  • 1823 Firuzağa yangını
  • 1826 Hocapaşa yangını
  • 1828, 1829, 1830, 1831, 1832 yangınları
  • 1833 Cibali yangını
  • 1836 yangını
  • 1839 Bâb-ı Âli yangını
  • 1852, 1855 yangınları
  • 1865 Hocapaşa yangını
  • 1870 Beyoğlu yangını
  • 1878 Bâb-ı Âli yangını
  • 1890 Pendik yangını
  • 1910 Çırağan sarayı yangını
  • 1911 Bâb-ı Âli yangını
  • 1911 Uzunçarşı yangını
  • 1918 Sultan Selim yangını

Yukarda önemlilerini sıralamaya çalıştığımız yangınlarda, binlerce yapı kül olmuş, yine binlerce insan da hayatını kaybetmiştir.
İstanbul felaket açısından sadece yangınlarla mücadele etmemiş, salgın hastalıklarda bu Büyük şehirde yüz binlerce cana mâl olan felaketler zincirini oluşturmuştur.

  • 1467, 1539, 1573, 1578, 1591, 1592 ve 1596 yıllarında meydana gelen veba salgınları
  • 1615, 1617, 1620, 1650 veba salgınları ile
  • 1637 büyük taûn
  • 1655 şiddetli taûn salgınları
  • 1571 yılında beş veba salgını ve taûn salgını
  • 1803, 1811, 1812, 1813, 1822, 1949 veba salgınları
  • 1841, 1844 çiçek ve kolera salgını
  • 1863 veba ve kolera salgını
  • 1893 veba ve kolera salgını
  • 1914, 1919 kolera salgınları.....

 



serdar olca gönderdi. | Yorum Ekleyin | 08 Eylül 2006 | İstanbul yangınları
detaylı bilgi için lütfen başlıpa tıklayınız...
serdar olca gönderdi. | Yorum Ekleyin | 06 Eylül 2006 | İstanbul\'un fethi...
Osmanlılar, XIV. yüzyıl boyunca İstanbul ile sürekli ilgilendiler. Orhan bey ve I.Murad devirlerinde surların önüne kadar gelen kuvvetler, 1340 yılında...
serdar olca gönderdi. | Yorum Ekleyin | 05 Eylül 2006 | Osmanlı kuşatmaları
tamamı için lütfen başlığa tıklayınız..
serdar olca gönderdi. | Yorum Ekleyin | 04 Eylül 2006 | Arap seferleri...
Sayfa yapım aşamasındadır. ....
serdar olca gönderdi. | Yorum Ekleyin | 03 Eylül 2006 | Eski çağda istanbul I.
Detaylı bilgi için başlığa tıklayınız...
serdar olca gönderdi. | Yorumlar (1) | 30 Ağustos 2006 | Şişli
yazının tamamı için başlığa tıklayınız..
serdar olca gönderdi. | Yorum Ekleyin | 30 Ağustos 2006 | Kağıthane
VEFA POYRAZ( 18.01.1966 - 02.06.1973 )

1918 yılında Nevşehir'de doğdu. Nalbantoğulları adıyla tanınan Bekir Sıtkı Bey'in oğludur. İlk ve orta öğrenimini...
serdar olca gönderdi. | Yorum Ekleyin | 30 Ağustos 2006 | Vefa Poyraz
Detaylı bilgi için başlığa tıklayınız..
serdar olca gönderdi. | Yorum Ekleyin | 30 Ağustos 2006 | Niyazi Akı
detaylı bilgi için lütfen belediyeler başlığa tıklayınız...
serdar olca gönderdi. | Yorum Ekleyin | 29 Ağustos 2006 | İSTANBUL BELEDİYELERİ
sayfa yapım aşamasındadır...
serdar olca gönderdi. | Yorumlar (3) | 29 Ağustos 2006 | Bakırköy
Detaylı bilgi için lütfen başlığa tıklayınız.
serdar olca gönderdi. | Yorum Ekleyin | 29 Ağustos 2006 | galata kulesi
Detaylı bilgi için başlığa tıklayınız.
serdar olca gönderdi. | Yorumlar (7) | 29 Ağustos 2006 | Kız kulesi
Detaylı bilgi için başlığa tıklayınız...
serdar olca gönderdi. | Yorumlar (8) | 29 Ağustos 2006 | Şile





Ruhumu eritip de kalıpda dondurmuşlar;
Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.
İçimde tüten bir şey; hava,renk,eda,iklim,
O benim, zaman mekan aşıp geçmiş sevgilim.
Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur;
Ay ve güneş, ezelden iki İstanbulludur.
Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale,
Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale...

İstanbul, canım benim;
Vatanım da vatanım...
İstanbul,
İstanbul.

Tarihin gözleri var, surlarda delik delik;
Servi, endamlı servi, ahirete perdelik...
Bulutda şaha kalkmış Fatih'den kalma kır at,
Pırlantadan kubbeler, belki bir milyar kırat.
Şahadet parmağıdır göğe doğru minare,
Her bakışta o mana : öleceğiz ne çare?
Hayatdan canlı ölüm, günahdan baskın rahmet,
Beyoğlun tepinirken ağlar Karacaahmet...

O manayı bul da bul !
İlle İstanbul'da bul!
İstanbul,
İstanbul....

Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği;
Çamlıca'da yerdedir göklerin derinliği.
Oynak sular, yalının alt katına misafir;
Yeni dünya'dan mahzun, resimde eski sefir.
Her akşam camlarında yangın çıkan Üsküdar;
Perili ahşap konak, koca bir şehir kadar.
Bir ses, bilemem tanbur gibi mi,ud gibi mi?
Cumbalı odalarda inletir "katibim" i...

Kadını keskin bıçak,
Taze kan gibi sıcak,
İstanbul,
İstanbul...

Yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler!
Yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler.
Eyüp öksüz, Kadıköy süslü, Moda kurumlu,
Ada'da rüzgar, uçan eteklerden sorumlu.
Her şafak, hisarlarda oklar çıkar yayından,
Halâ çığlıklar gelir Topkapı sarayı'ndan.
Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar;
Güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar...

Gecesi sümbül kokan,
Türkçesi bülbül kokan,
İstanbul,
İstanbul...











serdar olca gönderdi. | Yorumlar (4) | 25 Ağustos 2006 | Canım İstanbul
Beykoz'un güzel mahalleleri arasında sayılması gereken bir diğer semt de Çubukludur. Çubuklu, İstanbul Boğazı'nın Anadolu yakasında yer alır.Kuzeyinde Paşabahçe, güneyinde ise Kanlıca semtleri ile komşudur.

Çubuklu semtinin bugünlere kadar gelen pek çok hikayesi vardır. Evliya çelebi'nin anlattıklarına bakılırsa, burası eskiden Çubuklu-bağçe olarak adlandırılan bir semtdir. Evliya Çelebi buranın hikayesini şu satırlarla anlatır. " II.Beyazıt, oğlu şehzade Selim'i Trabzon'dan İstanbul'a getirdikten sonra, Çubuklu'da gezinirken öfkelenerek elinde ki kızılcık sopası ile oğlu Selim'e sekiz kez vurur. Selim o zaman bu çubuğu toprağa dikerek tutması için dua eder. Çubuk tutar ve yemiş verir" Bu rivayet doğrultusunda Yavuz Sultan Selim, padişah olduktan ve çıktığı Mısır seferinden döndükten sonra, bu semte önem verdiği ve güzelleştirdiği söylenir. Semtin Çubuklu ismini almasına açıklık getirmeye çalışan bir diğer rivayet de; eskiden buralarda yapıldığı söylenen Çubuk lülesinin bu semte adını verdiğidir.

Çubuklu bir diğer anlatıma göre, Bizanslılar döneminden bugüne önemli bir sayfiye yeri olarak karşımıza çıkar. Bizanslılar döneminde, Katankiyum ismiyle anılam semt içersinde Alexandr adlı bir rahip tarafından yaptırılan Uykusuzlar manastırı Ortodoks hıristiyanlık tarihinde oldukça önemlidir. Bu manastırda üç yüz rahibin, geceli gündüzlü İncil okuyup yakarışda bulunduğu rivayet edilmektedir. Bu rivayet çerçevesinde, isminin Glaros olduğu da söylenilen Çubuklu, devamlı olarak kızılcığı ile ünlü bir semt olmuştur.

Evliya Çelebi, 17 yüzyılda semtin ne tür özellikler gösterdiğini şöyle anlatır: " bu kasaba yakında mamur olmuştur. Lebiderya'da bağlı ve bahçeli, 1200 haneli bir yerleşim yeridir. Başlıca yalıları, İbrahim Çelebi yalısı, Emir paşa yalısı, Süleyman efendi yalısıdır. Lakin, nihayetinde ki Longazade yalısı cümlesinden müzeyyendir. Yedi mahallesi islamdır. İskele başında ki İskender paşa camii meşhur mimar Sinan eseridir. İki sıbyan mektebi bir hamamı vardır."

Günümüzden yaklaşık altmış yıl öncesine kadar sazlı sözlü eğlencelerin yapıldığı bir mesire yeri olan Çubuklu'da, şimdiki yalıların bulunduğu mekanların tamamıyla boş olduğu söylenmektedir. Bu mekanlarda bülbül dinlemenin verdiği zevk, şiirlerde ve romanlarda işlenen bir temadır. III.Sultan Ahmed döneminde, Feyzabat olarak anılan bu semt, batılılaşma devrinin erken dönem habercisi Lale devrinin mimarı Nevşehirli Damat İbrahim paşa tarafından yaptırılan havuz ve çeşmelerle, diktirdiği birbirinden nefis ağaçlarla güzelleştirilmiştir. Nevşehirli Damat İbrahim paşa, ayrıca, Bostancılar kışlası kenarında da Fezabat kasrı yaptırmış, ancak bu yapıların hiçbiri günümüze kadar gelmemiştir.

Çubuklu semtinin imarına katkıda bulunan çok önemli bir isim de Mısır Hidiv'i Abbas Hilmi paşadır. Abbas Hilmi Paşa Viyana'da eğitim görmüş bir isimdir. Dönemin Osmanlı padişahının fermanıyla Mısır Hidivliği kasrına atanan Abbas Hilmi paşa, bu göreve getirilen üçüncü ve son kişidir. Osmanlı tarihi içersinde Abbas Hilmi Paşa adına yalnızca dönemin siyasi olaylar silsilesi içersinde değil, yaptırdığı güzel köşkler söz konusu olduğu zamanda da rastlarız. Bunlar içersinde Hidiv kasrı en önemlisidir.

Korulukların içersinde yer alan ve yekpare mermer ile kaplı Hidiv kasrı, yalnızca Çubuklu semtinin değil, bazı tarihcilere göre, İstanbul'un en gösterişli, en zarif ve aynı zamanda da en büyük gül bahçesine sahip olan bir köşküdür. Hidiv kasrının yapımı, mimarisinde ki batı etkisini izlemek açısından, muhatabına oldukça zengin malzemeler sunmaktadır. Çivisinin bile Avrupa'dan getirtildiği bu köşk, Osmanlı mimari tarihi açısından bir dönüm noktasının izlerini taşımaktadır. Köşkün o dönemki maliyeti 150.000 altındır. Köşkün alt katında somaki mermer sütunlar, havuz ve selsebil ile süslenmiş büyük bir salon bulunmaktadır. Salonun baştan aşağı camdan müteşekkil kapıları hemen önündeki parka açılmaktadır. Köşkün tavanları, her bir parçası büyük bir zevkle ve eşsiz bir sabırla ortaya konulan altın yaldızlı nakışlarla süslenmiştir. Köşkün bir diğer ilk olma özelliği de şurdan kaynaklanmaktadır: Abbas Hilmi paşa koruya yaptırdığı jeneratör ile, kendi köşkünü ve Çubuklu camini aydınlatmış, ve böylelikle burası jeneratörle aydınlatılan ilk köşk olma özelliğini kazanmıştır. Köşkün tasarlandığı mekanın önemli bir bölümüde park olarak düzenlenmiş, yine bir çok yabancı ülkeden, eşine ender rastlanan fidanlar getirilerek bu parka dikilmiştir. Bugün Hidiv kasrının parkında, değişik yaşları ile yer alan ağaçlar, muhteşem bir doğa harikası görünümündedirler. Yine köşke kurulan ve buharla çalışan asansör de bir ilk olma özelliği taşımaktadır. Köşkün tam Boğaz'a hakim olan kulesine ya bu asansör ile yada yüz elli iki basamaktan oluşan bir merdiven ile çıkılmaktadır. Abbas hilmi paşa köşkü yada bugün bilinen adıyla Hidiv kasrı'nın şöyle bir hikayesi vardır. Köşkün planı çizilirken Abbas Hilmi paşa, binaya bir kule yapılmasını talep etmiş, Abbas Hilmi paşa'nın bu talebi üzerine hemen kulenin tasarımı gerçekleştirilmiş ve derhal inşaatına başlanmıştır. Bu kulenin tam üç yüz dört basamağının olması planlanmıştı.  Ancak ne var ki haber derhal hafiyeler tarafından sultan II.Abdülhamid'e ulaştırılır. Sultan'ın mabeyn baş katibi Tahsin paşa'nın Yıldız hatıraları isimli kitabından öğrendiğimize göre, haberi Abdülhamid'e ulaştıran hafiyeler, bu kulenin saraylara mahsus olduğunu söylemişler, Abbas Hilmi paşa'nın İstanbul'da bir saray yaptırıp içinde saltanatlar sürdürmesininn de çok yanlış anlamalara gelebileceğini ve bunun bir nevi Abdülhamit'in saltanatına meydan okuma olacağını ima etmişlerdir. Zaten pimpirikli bir kişiliğe sahip olan Abdülhamit, bu bilgilerden ciddi biçimde rahatsızlık duyar. Kule yapımına oldukça canı sıkılan Abdülhamit, yine de nezaketi elden bırakmayarak ve asıl duygularını gizliyerek paşaya bir mesaj gönderir. Mesajda şu ifadeler yer almaktadır: " Böyle muhteşem bir köşk yaptırmanızdan elbette memnunum. Ancak bildiğiniz gibi İstanbul; islamın gözbebeği bir şehirdir. Böylesine mukaddes bir  yerde cami minarelerinden daha yüksek bir kule inşa ederseniz, alem-i islam size gücenebilir. Sözün kısası, yaptırılmakta olan kulenin yüz elli iki basamaktan fazla olmaması arzu-yu şahanemdir." Sultan Abdülhamid'in bu mesajını dikkate alan Abbas Hilmi Paşa, sultanın isteğine uyarak kuleyi yüz elli iki basamakta bırakmıştır. Abbas Hilmi Paşa daha sonra ki yıllarda, Mısır'da Nil nehri kenarında bu kasrın bir eşini yaptırmıştır.

Hidiv kasrı günümüzde, Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu'nun İstanbul Büyük Şehir Belediyesi ile imzaladığı protokol doğrultusunda restore edilmiş ve tüm salonlarında restaurant hizmeti verilecek şekilde yeniden düzenlenmiştir. Çevresi çim ve güllerle kaplı olan bu güzel yapı, gündüzleri çay salonu olarak geceleri ise restaurant olarak hizmet vermektedir. Davetler, resepsiyonlar ve konserler için ideal bir mekan olan Hidiv kasrı, dünya standartlarında ki hizmet anlayışı ile çalışmalarına devam etmektedir.

Çubuklu semtini anlatırken, sularından bahsetmemek büyük bir bilgi eksikliği doğurur. Çubuklu semti, sularıyla, İstanbul'un önemli semtlerinden biri olmuştur. Bu önem, tarihsel bir geçmişe sırtını dayamaktadır. Ayrıca Sultan Abdülmecid döneminde, Çeşmibülbül denilen enfes çeşmenin yanında bir imalathane kurulmuştu. Bu imalathanede, mükemmel fincanlar, harika bardaklar, güzelim avizeler, kaseler ve şamdanlar başta olmak üzere bir çok eşya üretilir ve burada üretilen bu tür eşyalara Çeşmi Bülbül tarzı denilirdi.

Son olarak, Çubuklu da oturanlardan, ismi unutulmayan, hatta bir ara oturduğu mahallenin kendi ismiyle anılmasına neden olan bir kişiden de bahsetmek gerekir. Bu kişi, Rıfat paşadır ve yardıma muhtaç insanlara yaptığı yardımlarla ve iyiliksever kişiliğiile tanınmıştır. Rıfat paşa, sahibi olduğu çok büyük bir araziyi halka dağıtmış ve herkesin sevgisini kazanmıştır.
 
Zamanın en güzel ziyafetlerini verip, halkı davet eden Rıfat Paşa'nın yalısının kendisine ait fırınında hergün pişirilen Francala isimli ekmekler bugün hala konuşulmaktadır.


serdar olca gönderdi. | Yorum Ekleyin | 25 Ağustos 2006 | Çubuklu
Detaylı bilgi için lütfen başlığa tıklayınız...
serdar olca gönderdi. | Yorumlar (3) | 23 Ağustos 2006 | Rumelikavağı......
Şiir'in tamamı için lütfen başlığa tıklayınız....
serdar olca gönderdi. | Yorum Ekleyin | 20 Ağustos 2006 | İstanbul....
İstanbul boğazı, oluşumu açısından jeolojik bir fay çöküntüsüdür. Fay çöküntüsü ile oluşan...
serdar olca gönderdi. | Yorumlar (5) | 20 Ağustos 2006 | Fiziksel özellikler
Günümüzden yaklaşık 200 milyon yıl kadar önce, jeolojik dönemler dediğimiz evrede, yapışık durumda olan kıtalar, birbirlerinden yavaş yavaş ayrılmışlar ve...
serdar olca gönderdi. | Yorumlar (12) | 19 Ağustos 2006 | Nasıl oluştu?
Kilyos(Kumköy), Sarıyer ilçesinin Karadeniz kıyısında yer alan bir sayfiye ve tatil köyüdür....
serdar olca gönderdi. | Yorumlar (18) | 19 Ağustos 2006 | Kilyos....
Detaylı bilgi için lütfen başlığa tıklayınız....
serdar olca gönderdi. | Yorumlar (29) | 19 Ağustos 2006 | İstanbul tarihi
Levent ve Ayazağa semtlerini birbirine bağlayan ana yolun sağında yer alan Maslak kasırlarının yer aldığı çevrede ilk yapılaşmaların, Sultan II.Mahmud(1808-1839) döneminde başladığı ve bu bölgenin Sultan II.Abdülhamid'in veliahtlığı sırasında sultanlara ait bir avlanma ve dinlenme yeri olarak kullanıldığı bilinmektedir. Bu yıllarda tarih sahnesine çıkan ve bölgeye özel bir konum kazandıran Maslak Kasırlarının, ne zaman ve kim tarafından yapıldıkları tam olarak saptanamamakla birlikte, büyük bir bölümü Sultan Abdülaziz dönemine(1861-1876) tarihlenmektedir.

170.000 metrekarelik orman arazisinin ortasında, yeşilin tüm tonlarını barındıran bir koruluğun içinde yer alan Maslak Kasırlarından günümüze; Kasr-ı Hümâyûn, Mabeyn-i Hümâyûn ve limonluğu, çadır ve köşk, paşalar dairesi gelebilmiştir. Boğaziçi'nin karadeniz'e açıldığı noktayı çok iyi görebilen bu konumda, çevrelerinde ki yeşil örtü ile bütünleşen bu yapılar, 19. yüzyıl sonları Osmanlı mimarisinin ve süslemeciliğinin en seçkin örneklerini oluşturmaktadır.

Sultan II.Abdülhamid'in yatak ve çalışma odalarının bulunduğu Kasr-ı Hümâyûn, bu sultanın Osmanlı tahtına çağrılmasına tanık olmuştur ve bu yönüyle, Osmanlı Tarihi açısından ayrı bir önem taşımaktadır.

Günümüzde Kasr-ı Hümâyûn, elde ki belge, anı ve eski fotoğrafların ışığında onarılarak, bir müze-saray olarak halkın ziyaretine açılmıştır. Mabeyn-i Humâyûn ve ona bağlantılı limonluk ile çadır köşk ve bahçesi de aynı biçimde ele alınarak onarılmış ve ziyaretcilerin oturup dinlenebilecekleri birer kafeterya kimliğine kavuşturulmuşlardır. Çevrede ki geniş yeşil alan ise, bir rekreasyon alanı olarak düzenlenmiş ve Milli Egemenlik Koruluğu adıyla İstanbulluların ve tüm ziyaretcilerin hizmetine sunma çalışmaları sürdürülmektedir.

Maslak Kasırları:
telefon: 0212 276 10 22
faks:    0212 285 28 02

Pazartesi ve Perşembe günleri dışında her gün açıktır. Ancak ziyaret saatleri mevsimlere göre ayarlandığından telefon ile bilgi alınması daha sağlıklı olacaktır.
serdar olca gönderdi. | Yorum Ekleyin | 19 Ağustos 2006 | Maslak kasırları....
Detaylı bilgi için Lütfen başlığa tıklayınız....
serdar olca gönderdi. | Yorum Ekleyin | 19 Ağustos 2006 | Ihlamur kasırları
Şiirin tamamı için lütfen başlığa tıklayınız....
serdar olca gönderdi. | Yorum Ekleyin | 18 Ağustos 2006 | İstanbul...
Şiirin tamamı için lütfen başlığa tıklayınız...
serdar olca gönderdi. | Yorum Ekleyin | 18 Ağustos 2006 | Eylül sonu...
Şiirin tamamı için lütfen başlığa tıklayınız...
detaylı bilgi için başlığa tıklayınız
serdar olca gönderdi. | Yorumlar (5) | 17 Ağustos 2006 | Beşiktaş
Şiirin tamamı için lütfen başlığa tıklayınız....
serdar olca gönderdi. | Yorum Ekleyin | 17 Ağustos 2006 | Erenköyde bahar
Şiirin tamamı için lütfen başlığa tıklayınız...
serdar olca gönderdi. | Yorumlar (3) | 17 Ağustos 2006 | Bir başka tepeden.
Şiirin tamamı için lütfen başlığa tıklayınız...
serdar olca gönderdi. | Yorum Ekleyin | 17 Ağustos 2006 | Atik valde
Şiirin tamamı için başlığa tıklayınız....
serdar olca gönderdi. | Yorum Ekleyin | 17 Ağustos 2006 | Akşam musikisi
Detaylı bilgi için lütfen başlığa tıklayınız...
serdar olca gönderdi. | Yorumlar (10) | 17 Ağustos 2006 | Yeniköy.....
Ara