BAZI KENTLERİN TARİHİNİ YAZMAK ZORDUR
GÜZEL İSTANBUL

SİTEMİZİN RESMİ AÇILI TARİHİ OCAK 2010 TARİHİDİR.

Şubat 2012
PzrPztSaÇaPeCuCts
1234
567891011
12131415161718
19202122232425
26272829
Aylık Arşiv
Ocak 2012
Şubat 2012
Yıllık Arşiv
2006 2007 2008 2009 2010 2011 2012
Son Fotoğraflar
ayvansaray
boğaz ve gemi
SÜLEYMANİYE CAMİ
SULTANAHMET CAMİ
SULTANAHMET CAMİ
Ana Sayfa > TARİHİ YERLER.
Antik çağdan ortaçağ sonuna kadar şehirlerin kendilerini korumaları güçlü surlarla sağlanabiliyordu. Bu uzun tarih dilimi içinde Roma imparatorluğu " pax...
serdar olca gönderdi. | Yorumlar (1) | 20 Temmuz 2007 | surlar...
detaylı bilgi için lütfen başlığa tıklayınız...
Yorum Ekleyin | 21 Haziran 2007 | Karaköy meydanı
Arap camii, sitemizin İstanbul semtleri / diğer Semtler / Galata-Pera bölümünde detaylı olarak incelenmiştir....
serdar olca gönderdi. | Yorum Ekleyin | 14 Mayıs 2007 | Arap Camii
detaylı bilgi için başlığa tıklayınız..
serdar olca gönderdi. | Yorumlar (1) | 30 Nisan 2007 | Saliha Sultan Sebili
sayfa yapım aşamasındadır...
serdar olca gönderdi. | Yorumlar (5) | 14 Aralık 2006 | Atlı köşk
detaylı bilgi için lütfen başlığa tıklayınız...
serdar olca gönderdi. | Yorum Ekleyin | 14 Aralık 2006 | Emirgan camii
detay için başlığa tıklayınız.
serdar olca gönderdi. | Yorum Ekleyin | 13 Aralık 2006 | Şerifler Yalısı
detay için başlığa tıklayınız.
serdar olca gönderdi. | Yorum Ekleyin | 04 Aralık 2006 | Panagia Balinou
detay için lütfen başlığa tıklayınız...
serdar olca gönderdi. | Yorumlar (1) | 04 Aralık 2006 | Prodromos Metokhion
detaylı bilgi için başlığa tıklayınız
serdar olca gönderdi. | Yorumlar (1) | 04 Aralık 2006 | Ayasofya
sayfa yapım aşamasındadır....
serdar olca gönderdi. | Yorum Ekleyin | 22 Eylül 2006 | İshak paşa camii
Detay için başlığa tıklayınız..
serdar olca gönderdi. | Yorum Ekleyin | 21 Eylül 2006 | Fener Rum patrikhanesi
detay için başlığa tıklayınız.
serdar olca gönderdi. | Yorumlar (1) | 21 Eylül 2006 | Atik Ali Paşa
detaylı bilgi için başlığa tıklayınız.
serdar olca gönderdi. | Yorumlar (4) | 21 Eylül 2006 | Nişancı Mehmet paşa
başlığa tıklayınız.
serdar olca gönderdi. | Yorum Ekleyin | 20 Eylül 2006 | Kefevi camii
bilgi için başlığa tıklayınız...
serdar olca gönderdi. | Yorumlar (4) | 20 Eylül 2006 | Yavuz Selim Camii
Başlığa tıklayınız...
serdar olca gönderdi. | Yorum Ekleyin | 16 Eylül 2006 | Fatih Camii
detaylı bilgi için başlığa tıklayınız..
serdar olca gönderdi. | Yorum Ekleyin | 14 Eylül 2006 | Bozdoğan kemeri
detaylı bilgi için başlığa tıklayınız.
serdar olca gönderdi. | Yorumlar (9) | 13 Eylül 2006 | Sultanahmet camii
Detaylı bilgi için lütfen başlığa tıklayınız.
serdar olca gönderdi. | Yorum Ekleyin | 29 Ağustos 2006 | galata kulesi
Detaylı bilgi için başlığa tıklayınız.
serdar olca gönderdi. | Yorumlar (7) | 29 Ağustos 2006 | Kız kulesi
Levent ve Ayazağa semtlerini birbirine bağlayan ana yolun sağında yer alan Maslak kasırlarının yer aldığı çevrede ilk yapılaşmaların, Sultan II.Mahmud(1808-1839) döneminde başladığı ve bu bölgenin Sultan II.Abdülhamid'in veliahtlığı sırasında sultanlara ait bir avlanma ve dinlenme yeri olarak kullanıldığı bilinmektedir. Bu yıllarda tarih sahnesine çıkan ve bölgeye özel bir konum kazandıran Maslak Kasırlarının, ne zaman ve kim tarafından yapıldıkları tam olarak saptanamamakla birlikte, büyük bir bölümü Sultan Abdülaziz dönemine(1861-1876) tarihlenmektedir.

170.000 metrekarelik orman arazisinin ortasında, yeşilin tüm tonlarını barındıran bir koruluğun içinde yer alan Maslak Kasırlarından günümüze; Kasr-ı Hümâyûn, Mabeyn-i Hümâyûn ve limonluğu, çadır ve köşk, paşalar dairesi gelebilmiştir. Boğaziçi'nin karadeniz'e açıldığı noktayı çok iyi görebilen bu konumda, çevrelerinde ki yeşil örtü ile bütünleşen bu yapılar, 19. yüzyıl sonları Osmanlı mimarisinin ve süslemeciliğinin en seçkin örneklerini oluşturmaktadır.

Sultan II.Abdülhamid'in yatak ve çalışma odalarının bulunduğu Kasr-ı Hümâyûn, bu sultanın Osmanlı tahtına çağrılmasına tanık olmuştur ve bu yönüyle, Osmanlı Tarihi açısından ayrı bir önem taşımaktadır.

Günümüzde Kasr-ı Hümâyûn, elde ki belge, anı ve eski fotoğrafların ışığında onarılarak, bir müze-saray olarak halkın ziyaretine açılmıştır. Mabeyn-i Humâyûn ve ona bağlantılı limonluk ile çadır köşk ve bahçesi de aynı biçimde ele alınarak onarılmış ve ziyaretcilerin oturup dinlenebilecekleri birer kafeterya kimliğine kavuşturulmuşlardır. Çevrede ki geniş yeşil alan ise, bir rekreasyon alanı olarak düzenlenmiş ve Milli Egemenlik Koruluğu adıyla İstanbulluların ve tüm ziyaretcilerin hizmetine sunma çalışmaları sürdürülmektedir.

Maslak Kasırları:
telefon: 0212 276 10 22
faks:    0212 285 28 02

Pazartesi ve Perşembe günleri dışında her gün açıktır. Ancak ziyaret saatleri mevsimlere göre ayarlandığından telefon ile bilgi alınması daha sağlıklı olacaktır.
serdar olca gönderdi. | Yorum Ekleyin | 19 Ağustos 2006 | Maslak kasırları....
Detaylı bilgi için Lütfen başlığa tıklayınız....
serdar olca gönderdi. | Yorum Ekleyin | 19 Ağustos 2006 | Ihlamur kasırları
Detay için lütfen başlığa tıklayınız....
serdar olca gönderdi. | Yorum Ekleyin | 15 Ağustos 2006 | Aynalıkavak kasrı
Beylerbeyi ve çevresinin yerleşim alanı olarak kullanılması oldukça eskilere, Bizans dönemine kadar gitmektedir. 18. yüzyılda yaşamış ünlü gezgin İnciciyan'a göre, Büyük Konstantinus'un diktirdiği bir haçtan dolayı Bizans döneminde İstavroz bahçeleri adıyla anılan yöre, Osmanlılar döneminde padişahların haz bahçelerinden biri olarak kullanılmıştır. Yine İnciciyan'a göre buraya Beylerbeyi adının verilişi, 16.yüzyılda Beylerbeyi Mehmet paşa'nın burada bulunan köşkünden kaynaklanmaktadır.

Çeşitli dönemlerde padişahların ilgisini çeken Beylerbeyi, yaptırılan kimi köşk ve kasırlarla yazlık olarak kullanılan bir niteliğe kavuşmuş, 1829 yılında Sultan II.Mahmud'un yaptırdığı ahşap sahil sarayı ile yeni bir hareket kazanmıştır. Bugünkü Beylerbeyi sarayı, Sultan Abdüzaziz tarafından, II.Mahmud'un ahşap sahil sarayı yıktırılarak, 1861-1865 yılları arasında devrin en önemli mimarlarından Serkis Balyan'a yaptırılmıştır. Saray genellikle yaz aylarında, özelliklede yabancı devlet başkanlarının ağırlanmasında kullanılmıştır. Sırp prensi, Karadağ kralı, İran şahı ve Fransız imparatoriçesi Eugene bunlardan bazılarıdır. Sultan II.Abdülhamid de 1918 yılında, ömrünün son altı yılını geçirdiği bu sarayda ölmüştür. 

Çeşitli batı üsluplarının doğu üsluplarıyla kaynaştırıldığı sarayın iç mimarlığı, kullanım özellikleri açısından bir orta sofaya açılan köşe odalarından oluşan geleneksel Türk evi planına benzerlikler gösterir. Harem ve Selamlık olarak iki bölümden oluşan sarayda, Selamlık bölümü süsleme ve donatım açısından Harem'den daha zengin tutulmuştur.

Bodrum katı, mutfak ve depo olarak kullanılan bir bölümü üç katlı olan sarayda 3 giriş, 6 salon ve 26 oda bulunmaktadır. Rutubete ve sıcağa karşı döşemeleri, orjinalleri Mısır'dan getirtilen hasırlarla kaplanmıştır. Çoğunluğu Hereke yapımı büyük boyutlu halı ve kilimleri, Bohemya kristal avizeleri, Fransız saatleri, Çin, Japon, Fransız yıldız vazoları, görülmeye değer sanat yapılarının sadece bir bölümüdür.

Boğaziçi'nin Anadolu yakasında özel konumuyla dikkati çeken Beylerbeyi sarayını son dönem Osmanlı saraylarından ayıran bir önemli özelliği de, yamaçlara doğru setler biçiminde yükselen ve bu yüzden set bahçeleri olarak anılan bahçeleri, bu bahçelerde bulunan köşkler ve eski saraylardan kalan büyük havuz oluşturmaktadır. Üst set bahçesinde bulunan havuzun çevresinde yer alan Sarı köşk, saltanat atlarının barındığı ve devrinin en ilginç örneğini yaşatan Ahır köşk, ve eski saraydan kalan selsebilli Mermer köşk, Osmanlı saray mimarlığının günümüzegelen önemli yapılarını oluşturmaktadır.

Batı ile ilişkilerin güçlendiği bir dönemde yapılan Beylerbeyi sarayı'nın en ilginç yanı, set bahçelerinin altından geçen tarihi tüneldir. Tünelin ortasında yer alan tarihi çeşmenin yazıtında, Sultan II.Mahmud'un adı geçmekte ve yapının tarihlendirilmesinde çok önemli bir ipucu oluşturmaktadır. Üst set bahçesindeki büyük havuz ve mermer köşk gibi II.Mahmud döneminden(1808-1839) kalan bu tünel, kıyı yolunun işlevini sürdürmesini sağlarken, aynı zamanda yüksek duvarların ötesi ile bahçelerin bağlantısını da kurmaktadır.

Yapılan onarımlarla birlikte Beylerbeyi sarayı, döneminin özgün bir yazlık sarayı olarak, Boğaziçi kültürü içinde yerini almış durumdadır. Bahçelerinde ve tarihi tünel içinde oluşturulan kafeterya ve satış reyonlarıyla, müze-saray olarak konuklara çağdaş düzeyde hizmetler sunulmakta, bu reyonlarda kültür-tanıyım merkezince hazırlanan tanıtıcı nitelikte kitap, kartpostal ve poster gibi yayınların yanısıra, çeşitli türde hediyelik eşya satışı da yapılmaktadır. Öte yandan önceden belirlenen ve alınan izinlere bağlı olarak ulusal ve uluslararası nitelikte resepsiyonlar düzenlenebilmekte, böylelikle geleneksel saray atmosferinin günümüz insanına tanıtıldığı bir ortam oluşmaktadır..

Beylerbeyi Sarayı müdürlüğü / Üsküdar
telefon: 0216 321 93 20-21
faks:     0216 321 93 22

Beylerbeyi sarayı, Pazartesi ve perşembe günleri dışında her gün açıktır. Ancak ziyaret saatleri mevsimlere göre ayarlandığından telefon ile bilgi alınması en sağlıklı yoldur..

serdar olca gönderdi. | Yorumlar (36) | 11 Ağustos 2006 | Beylerbeyi sarayı
17.yüzyila kadar Boğaziçi'nin koylarından biri olan bu yörenin,altın postu aramaya çıkan Argonotların efsanevi gemisi Argos'un demirlediği, Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethi sırasında Haliç'e indirmek üzere gemilerini karaya çıkardığı yer olduğu ileri sürülmekte ve hatta bilinmektedir.
Osmanlılar döneminde kaptan paşaların donanmayı demirledikleri, geleneksel denizcilik törenlerinin yapıla geldiği doğal bir liman görünümünde olan bu koy, 17.yüzyıldan başlayarak dönem dönem doldurulmuş
ve Dolmabahçe adını alarak padişahların boğaziçi'nde ki has bahçelerinden biri olmuştur. tarihsel süreçiçersinde değişik padişahlarca yaptırılan köşk ve kasırlarla donatılan Dolmabahçe, zamanla Beşiktaş sahil sarayı adıyla anılan bir saray görünümü almıştır.

Beşiktaş sahil sarayı, Sultan Abdülmecid döneminde(1839-1861) ahşap ve kullanışsız olduğu gerekçesiyle 1843 yılından başlayarak yıktırılmış ve aynı yerde günümüze dek gelen, Dolmabahçe sarayı'nın temelleri atılmıştır.

Yapımı çevre duvarları ile birlikte 1856 yılında bitirilen Dolmabahçe sarayı, 110.000 metrekareyi aşan bir alan üzerine kurulmuş ve ana yapısı dışında on altı bölümden oluşmuştur. Bunlar saray ahırlarından değirmenlere, eczanelerden mutfaklara, kuşluklara, camhane, dökümhane, tatlıhane gibi işliklere uzanan bir dizi içinde çeşitli amaçlara ayrılmış yapılardır. Bu yapılar arasına, Sultan II.Abdülhamit döneminde(1876-1909) saat kulesi ve Veliahd dairesi arka bahçesindeki hareket köşkü ilave edilmiştir.

Dönemin önde gelen Osmanlı mimarları Karabet ve Nikogos Balyan tarafından yapılan saray'ın ana yapısı, Mabeyn-i Hümâyûn(selamlık), Muayede salonu(tören salonu) ve Harem-i Hümâyûn adlarını taşıyan üç bölümden oluşur. Mabeyn-i Hümâyûn devletin yönetim işleri, Harem-i Hümâyûn padişah ve ailesinin özel yaşamı, bu iki bölim  arasında yer alan Muayede salonu ise, padişah'ın devlet ileri gelenleriyle bayramlaşması ve kimi önemli devlet törenleri için ayrılmıştır.

Tüm yapı, bodrumla birlikte üç katlıdır. Biçimde, ayrıntılarda ve süslemelerde görülen belirgin batı etkilerine karşın bu saray, bu etkilerin Osmanlı ustalarınca yorumlanmış bir uygulamasıdır. Öte yandan gerek kuruluş gerekse oda ve salon ilişkileri açısından geleneksel Türk evi plan tipinin çok büyük boyutlarda uygulandığı, bir yapı bütünüdür. Beden duvarları taştan, iç duvarları tuğladan, döşemeleri ahşaptan yapılmıştır. Çağın teknolojisine açık olan saray'a, 1910 ve 1912 yılları arasında elektirik ve kalorifer sistemi eklenmiştir. 45.000 metrekarelik kullanılır döşeme alanı, 285 odası, 46 salonu, 6 hamamı ve 68 tuvaleti vardır. Döşemelerin ince işcilikli parkeleri üzerinde önce saray'ın dokumaevinde sonra da Hereke'de dokunmuş 4.454 metrekare halı döşelidir.

Padişah'ın devlet işlerini yürüttüğü Mabeyn, işlevi ve görkemiyle Dolmabahçe sarayı'nın en önemli bölümüdür. Girişte karşılaşılan Medhal salon, üst kat ile bağlantıyı sağlayan kristal merdiven, elçilerin ağırlandığı Süfera salonu ve padişah'ın huzuruna çıktıkları kırmızı oda, imparatorluğun tarihsel görkemini vurgulayacak biçimde süslenmiş ve döşenmiştir. Üst katda yer alan Zülvecheyn salonu, padişah'ın Mabeyn'de kendine özel olarak ayrılmış dairesine bir tür geçiş mekanı oluşturmaktadır. Bu özel dairede, padişah için mermerleri Mısır'dan getirilmiş görkemli bir hamam, çalışabileceği oda ve salonlar bulunmaktadır.

Harem ve Mabeyn bölümleri arasında yer alan Muayede salonu, Dolmabahçe sarayı'nın en yüksek ve görkemli parçasıdır. 2000 metrekareyi aşan alanı, 56 sütunu, yüksekliği 36 metreyi bulan kubbesi ve bu kubbeye bağlı yaklaşık 4.5 tonluk İngiliz  yapımı avizesiyle bu salon, saray'ın diğer bölümlerinden belirgin bir şekilde ayrılmıştır. Salon, bodrumda ki tesislerden elde edilen sıcak havanın sütun diplerinden içeri verilmesiyle ısıtılmakta, böylece soğuk mevsimlere rastlayan törenler,daha sıcak bir atmosferde yapılabilmaktaydı. Geleneksel bayramlaşma töreni günlerinde, Topkapı sarayı'nda bulunan altın taht, bu salona getirilerek kurulur ve padişah bu taht'a oturarak devlet ileri gelenleriyle bayramlaşırdı. Galeriler ise elöilik görevlilerine, saray orkestrasına, bay ve bayan konuklara ayrılmıştı.

Dolmabahçe sarayı'nın batı etkileri altında, Avrupa saraylarından örnek alınarak yapılmış bir saray olmasına karşılık, işlevsel kuruluşu ve iç mekan yapısında Harem'in eskisi kadar kesin çizgilerle olmasa da ayrı bir birim olarak kurulmasına özen gösterilmiştir. Ancak Topkapı sarayı'nın tersine, Harem, artık saray'dan ayrı tutulmuş bir yapı ya da yapılar topluluğu değildir. Aynı çatı altında, aynı yapı bütünlüğü içinde yerleştirilmiş özel bir yaşama birimidir.

Dolmabahçe sarayı'nın yaklaşık üçte ikisini oluşturan Harem bölümüne, Mabeyn ve Muayede salonundan geleneksel ayrımı vurgulayan demir ve ahşap kapılarla kesilmiş koridorlardan geçilmekte, bu bölümde Boğaziçi'nin yansımalarıyla aydınlamış salonlar, sofalar boyunca padişahların, padişah eşlerinin, çeşitli görevleri olan kadınların, şehzade ve sultanları yatak odaları, çalışma ve dinlenme odaları sıralanmaktadır. Valide Sultan dairesi, Mavi ve Pembe salonlar, Abdülmecid, Abdülaziz ve Reşat tarafından kullanılan odalar, cariyeler bölümü, Kadınefendi odaları, Büyük Atatürk'ün calışma ve yatak odası, sayısız değerli eşya, halı, levha, vazo, avize, tablo gibi sanat yapıtları Harem'in ilginç ve etkileyici parçalarını oluşturmaktadır.

Günümüzde Dolmabahçe Sarayı'nın bütün birimleri restore edilmiş, ve ziyarete açılmış bulunmaktadır. Saray'ın değerli eşyalarının sergilendiği iki Değerli Eşyalar Sergi salonu, Milli Saraylar Yıldız Porselenleri koleksiyonlarından örneklerin yer aldığı, İç Hazine Sergi Binası, genellikle Milli saraylar tablo koleksiyonunun bölüm bölüm  ve uzun süreli sergiler biçiminde izliyecilere sunulduğu Sanat galerisi, bu galerinin alt katında sarayın çeşitliobjeleri ve süslemelerinden alınmış kuş motiflerinin fotoğraflarından oluşan sürekli serginin bulunduğu tarihsel koridor, Mabeyn bölümünde ki Abdülmecid Efendi kütüphanesi, Dolmabahçe sarayı'nın başlıca sergileme birimlerini  oluşturmaktadır.

Saray'ın hemen girişinde bulunan Mefruşat dairesinde, kültür-tanıtım merkezi  yer almakta, ve Milli sarayların çeşitli yerlerinde sürdürülen bilimsel çalışmalarla tanıtım etkinlikleri bu merkezden yönlendirilmektedir. Öte yandan, yine bu merkezde çoğunluğunu 19. yüzyla yönelik yayınların oluşturduğu bir kitaplık kurularak araştırmacıların hizmetine sunulmuştur.

Saat kulesi, Mefruşat dairesi, kuşluk, Harem ve Veliahd dairesi bahçelerinde ziyaretcilere yönelik kafeterya hizmetleri veren bölümler ve hediyelik eşya satış reyonları oluşturulmuş, bu reyonlarda kültür-tanıtım merkezince hazırlanan ve Milli sarayları tanıtıcı nitelikte bilimsel kitaplar, çeşitli kartpostallar, Ve Milli Saraylar tablo koleksiyonlarından seçilmiş ürünlerin tıpkı  basımları satışa sunulmuştur. Öte yandan Muayede salonu ve bahçeler ise Ulusal ve Uluslararası reseepsiyonlara ayrılmış, yeni düzenlemelerle saray, müze içinde müze birimlerine, sanat ve kültür etkinliklerine kavuşturulmuştur.


Dolmabahçe  sarayı

telefon: 0212 236 90 00 (20 hat)
faks.     0212 259 32 92

Dolmabahçe sarayı Perşembe günleri dışında hergün açıktır. Ziyaret saatleri mevsimlere göre düzenlendiği için telefon edilerek öğrenilmesi en akılcı yoldur.







serdar olca gönderdi. | Yorumlar (27) | 09 Ağustos 2006 | Dolmabahçe sarayı
Sayfa yapım...
serdar olca gönderdi. | Yorumlar (2) | 07 Ağustos 2006 | Topkapı sarayı
Ara