İstanbul, Avarlar, İslavlar, Bulgarlar, Ruslar, İranlılar, latinler, Araplar ve Osmanlılar tarafından bir çok kez kuşatılmıştır. Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethetmesinin ayrı bir önemi vardır. Zira bu fetih sonucunda, müslümanları dolayısıyla Türklerin en önemli ideallerinden biri gerçekleşmiştir.
655 li yıllarda güçlü bir donanmaya sahip olan Araplar, Mısır ve Suriye sınırından itibaren Rumlara karşı saldırılar düzenlemeye başladılar. Bu saldırılar İstanbul'un ve Çanakkale Boğazı'nın kuşatılması ile yeni bir boyut kazandı. Halife Osman devrinde Suriye valisi olan Muaviye'nin düzenlediği sefer, bir deniz savaşı niteliğindeydi. Araplar bu savaşda Rumları kesin bir bozguna uğratmalarına karşın kesin bir sonuç elde edememişlerdir.
Yezid ile Ebu-Eyyub'un seferi(668-669): İmparator Konstans'a karşı isyan eden eden Saborios'a yardım etmek amacıyla Muaviye, 668 yılında Fadâlet İbni Ubeyd - il Ensâri kumandasında bir ordu gönderdi. Ancak bu kuvvet yerine ulaştığında Saborios ölmüş, Bizans'da gerginlik yatışmıştı. Muaviye İstanbul'u kuşatmaya Yezid'i görevlendirmişti. Araplar 669 yılı baharında İstanbul'u yeniden kuşattılar. Ancak kuşatmanın uzaması üzerine, veba ve humma dan büyük kayıplar vererek geri çekilmek zorunda kaldılar. Yezid ile birlikte İbni Abbâs, İbni Ömer, İbn-üz üzeyir, ve Ebu-Eyyûb Ansari gibi islam dünyasının en önemli kişileri de İstanbul'a gelmişlerdi.Bu sefer sırasında İstanbul'a gelen islam dünyasının önemli şahsiyetlerinden Ebu- Eyyûb Ansâri öldü ve vasiyeti doğrultusunda surların hemen dışında gömüldü. Mezarı, İstanbul'un fethi sırasında Fatih Sultan Mehmet'in hocası Akşemsettin tarafından bulunarak, üzerine bir türbe ve bir cami yaptırıldı. Burası Eyüp camisidir.
674- 680 yılları arasında Araplar, İstanbul'u hedef alan sonuçsuz akınlar gerçekleştirdiler. Arap akınları Muaviye'den sonra da devam etti. 715 ve 717 yılları arasında yapılan Arap akınları da başarısızlıkla sonuçlandı. Emeviler'in İmparatorluk başkentine karşı giriştikleri teşebbüsler, Mesleme'nin seferiyle son buldu. Fakat Anadolu akınları devam etti. Harunü'r Reşid'in 781 yılında gerçekleştirdiği sefer ise Arapların İstanbul üzerine gerçekleştirdikleri son seferdir. Harun, Üsküdar'a kadar ilerlemiş, şehri haraca bağlamış ancak yine bir sonuç alınamamıştır.
IV. yüzyılın ikinci yarısından XII. yüzyıl başlarına kadar çeşitli devirlerde doğudan batıya doğru geniş çapta üç büyük Türk akını oldu. Böylece Avrupa'ya gelen çeşitli Türk boylarının tümü, Bizans imparatorluğu ile temas ettilerse de aralarında özellikle dördü, İstanbul'u yakından tehdit etmek veya doğrudan kuşatmak suretiyle, gerek Bizans tarihi, gerek kendi tarihleri bakımından önemli sonuçlar doğuran olaylara sebebiyet vermişlerdir. Bu devletler sırasıyla; Hunlar(374-375 yılları seferleri), Avarlar(558-616-626 yılları seferleri), Bulgarlar(811 yılı seferi), Peçenekler( XI. yüzyıl akınları) dır.