BAZI KENTLERİN TARİHİNİ YAZMAK ZORDUR
GÜZEL İSTANBUL

SİTEMİZİN RESMİ AÇILI TARİHİ OCAK 2010 TARİHİDİR.

Mayıs 2012
PzrPztSaÇaPeCuCts
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031
Aylık Arşiv
Ocak 2012
Şubat 2012
Mart 2012
Nisan 2012
Mayıs 2012
Yıllık Arşiv
2006 2007 2008 2009 2010 2011 2012
Son Fotoğraflar
ayvansaray
boğaz ve gemi
SÜLEYMANİYE CAMİ
SULTANAHMET CAMİ
SULTANAHMET CAMİ
Boğaz efsaneleri
19. yüzyılın sonunda İstanbul'u ve Boğaziçi'ni anlatan Philip Anton Dethier "Boğaziçi ve İstanbul" adlı eserinde şu satırlar ile Boğazın ayırıcı değil birleştirici özelliğine dikkati çekmiştir : " Boğaz, büyük birçok akarsuyun döküldüğü Karadeniz'i, sularını boşalttığı Marmara denizine bağlar. İnsanlar haritalardaki görüntülerden etkilenerek akarsu ve boğazların ülkeleribirbirlerinden ayırdıklarını söylemek eğilimindedirler. Aynı şeyi boğaz için de söylerler. Bunlara göre boğaz da Asya ile Avrupayı birbirinden ayırır. Ancak boğazdaki durum hiç de öyle göründüğü gibi değildir."

Philip Anton aynı adlı eserinde İstanbul boğazı ile ilgili efsanelerden de bahseder. İstanbul Boğazı'nın başka dillerdeki adı Bosphor ya da Bosphorus olarak geçer ve bunun da anlamı inek ya da sığır geçişidir. Efsane ise şöyle:

Aros kralı İnakhos'un kızı olan İo, aynı zamanda Argos kentindeki Hera tapınağı'nın rahibesidir. Birgün İo'yu gören Tanrı Zeus ona aşık olur. Kocası Zeus'un bir başkasına aşık olduğunu öğrenen Hera, kıskançlığa kapılarak kocası Zeus'u İo'dan ayırmanın yollarını arar. Zeus, sevgilisini Hera'nın gazabından korumak için onu inek kılığına sokar. Ancak Hera, ineğin kendisine verilmesini ister. İo'yu alır ve bin gözlü bir dev olan Argos'u onun başına nöbetçi olarak diker. Bunun üzerine Tanrı Zeus, savaşcı Hermes'i görevlendirerek İo'yu kurtarmasını ister. Hermes, devi büyüleyerek öldürür ve İo'yu kurtarır. İo kurtulmuştur ama, Hera bu kez de bir at sineğini İo'ya musallat eder. Sinek ısırdıkça inek kılığındaki İo'nun canı çok yanar. İo kaçar ve Trakya'dan İstanbul boğazı'na gelir, boğazı geçerek Asya yakasında kıyıya çıkar. Bu öyküden dolayı İstanbul Boğazı, İnek geçidi anlamına gelen Bosphoros adını alır. İo, Altın Boynuz'u geçtikten sonra bir kız çocuk dünyaya getirir. Adını Keroessa koyar. Keroessa'nın deniz Tanrısı Poseidon'dan Byzas adlı bir çocuğu olur. Byzas büyüyünce, annesinin kendisini doğurduğu yerde bir kent kurar. Kent, kurucusunun adından dolayı Byzantion adını alır.

Öykünün bir başka versiyonunda İo'nun karaya çıktığı yer Mısır olarak geçer. Karşıya geçen yerin Mısır olmasının iki nedeni vardır. Birincisi, kentin kurucusu olan Byzas'ın memleketi olan Megara Orta Yunanistan'da bir yerdir. Yunanistan ise tüm varlığını Minos-Girit uygarlığı'na, onlar da Mısır'a borçludur. Nitekim Minos-Girit medeniyeti'nin ticaretinin büyük bir bölümü İskendiriye kenti ile yapılmaktaydı. İkinci neden de birinci ile ilgilidir. Bu efsanenin kökeni, muhtemelen Girit'in boğa başlı yaratığı kutsal boğa Minator'a, onun da kökeni Apsis boğası ve Tanrıça Hathor efsanesine dayanmaktadır. Boğaz ile ilgili efsanenin diğer çeşitlemesi de, tezimizi destekler mahiyettedir. Zeus, Fenike kralı Agenor'un kızı Europa'yı görünce ona aşık  olur. Ama eşi Hera'dan korkan Zeus, bir boğa kılığına girer ve  kızın yanına yaklaşır. Kendisini Europa'ya sevdiren boğa, eğilerek onu sırtına alır ve fırlattığı yıldırımların hızıyla denize dalar. Girit'e vardıklarında beraber olan Zeus ve Europa'nın Minos ve Rhadamanthys adlı iki çocuğu olur.

Boğa kültürü ile ilgili diğer mit ise, yukarda değindiğimiz İo miti ile ilgilidir. İo, bir denize ve bir boğaza adını verdikten sonra Mısır'a gider ve orada eski haline dönerek Tanrıça statüsünü alır. Söz konusu Tanrıça Hathor'dur. Yani, Tanrı Horos'un evi anlamına gelen inek başlı tanrıça. Efsaneye göre, yaşlanan Tanrı Ra'nın yardımına çağırdığı ve aslan başlı olarak temsil edilen yaşam, ölüm tanrıçası Sekmeth ile Ra'nın düşmanları ile savaşan Hathor, aşkın, dişiliğin, sarhoşluğun ve kadınların Tanrıçası olmuştur. Dandera tapınağı kendisine adanmıştır. Efsanenin başlangıcındaki Europa'dan doğan Minos, Miken medeniyetinin kurucu kişiliği olan Minos'tur. Onun öyküse de  İo yahut Europa'ya ışık tutar niteliktedir. Minos, Girit tahtına çıkmak isteyince, üç kardeş arasında kavga kopmuş, ama Minos tanrıların kendisinden yana olduklarını ileri sürmüş, bunu kanıtlamak üzere de Poseidon tanrıdan bir dilek dilemiş, denizden bir boğa çıkarmasını istemiş ve bu boğayı da gene tanrıya kurban etmeye söz vermiş. Dilediği gibi de olmuş. Denizden köpükler gibi ak bir boğa çıkagelmiş, Minos boğayı almış, tahta oturmuş ama hayvanı tanrıya kurban etmeyi unutmuş. Güzelim ak boğayı diğer sürülerin arasına damızlık olarak göndermiş. Bu duruma çok kızan deniz tanrısı, ak boğayı Minos'un başına bela etmiş. Aynı efsanenin bir başka versiyonunda ise hayvan kudurmuş, ortalığı kasıp kavurduğu bir sırada Herchules'in eliyle öldürülmüş, ama iş bununla da kalmamış, kralın karısı Pasiphae bu boğaya doğa dışı bir aşkla tutulmuş ve onunla birleşmiş. Kral Minos güneş tanrı Helios'un kızlarından Pasiphae ile evlenmişti. Bir zamanlar Europa gibi boğaya vurulan Pasiphae, ak boğayla birleşebilmek için Daidalos'a bir inek heykeli yaptırır, içine girer ve hamile kalarak Minotauros'u doğurur. Ondan sonra da Girit sarayı'nın yaşamı karmakarışık olur.

Helios döllerinin hepsi gibi Pasiphae'de büyücüdür. Seviştiği boğayı öldürttü diye Minos'u büyüler ve yatağından akrepler, yılanlar, çıyanlar çıkmasını sağlar. Bunlar, işi çapkınlığa vuran Minos'un yatağına giren her kadını sokup öldürmekteymişler.

Buradaki Daidalos ile Dandera arasındaki benzerlik ise efsanedeki boğa başlı tanrı Minator'un kökenini oluşturan Hathor'un Mısır'dan Girit'e gelirken geçirdiği değişimi de göstermektedir. Tüm bu efsaneler, İstanbul Boğazı'nın kıtaları ve medeniyetleri birbirine bağlıyan ve batıdan doğuya, doğudan da batıya doğru gerçekleşen ticari ve kültürel geçişleri, alışverişleri ortaya koyar.

İo efsanesinde sözü geçen Byzas'a gelince; Bizans halkının aslında bit Yunan kolonisi, halkının da Yunanlı olduğu sanılıyorduysa da, İstanbul'un kuruluşundaki Megara kökenine mutlaka, Akalar ya da Argoslular ile muhtemelen orta Avrupa Slav kökenli Korintholsular'da eklemek gerekir. Nitekim 19.yüzyılın ikinci yarısındaki İstanbul'u anlatan Dethier de, Helen-bizans fikrini kabullenmez. Ve doğulu kökene yani küçük Asya denilen Anadolu'ya işaret eder. Gerçekten de Helen uygarlığının temelini oluşturan Miken uygarlığını kuranlar, Anadolu'dan giden savaşcı halkdır.
Gelen Yorumlar
Toplam 4 yorum, 1-4 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
ben zeliş beni oku
İstanbul hakkındaki efsanelerin bi kaçını okudum gerçekten çok etkilendim. Bilmediğim ne kadar çok şey varmış meğer istanbul hakkında ama birşeyide söylemeden geçemiyeceğim mitilojik öykülerle anlatılan bir çok şeyin doğrulu ne kadardır tartışılır. Yinede anlatılanlar ne olursa olsun güzeldi.İçinde sevgi aşk varsa herşey olduğun dahada güzel görünür.
saygılarımla.
zeliha köse eklemiş. | 05 Nisan 2007 Saat 19:26
İstanbul boğazı
Bunları okudukça daha çok üzülüyorum,niçin kıymetini bilmiyoruz?
nil pektas eklemiş. | 24 Mayıs 2007 Saat 08:10
Boğaz Efsaneleri ve daha fazlası
Bilginin paylaşımı ne büyük onur insana. Bu ve buna benzer birçok bilgi için Halikarnas Balıkçısı'nın "Anadolu Efsaneleri" kitabını şiddetle öneririm. Mitoloji ile günümüzün bağlantılarını keşfettikçe keyifleneceksiniz. Benden paylaşması...
salih candemir eklemiş. | 27 Mayıs 2007 Saat 00:36
bogaz efsanesi
bilginizi paylaştıgınız için çooooookkkkkk teşekkürler çok güzel çok begendim
sevgi mutlu eklemiş. | 08 Nisan 2008 Saat 21:13
Yorum Ekleyin
Başlık
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.

Ara