BAZI KENTLERİN TARİHİNİ YAZMAK ZORDUR
GÜZEL İSTANBUL

SİTEMİZİN RESMİ AÇILI TARİHİ OCAK 2010 TARİHİDİR.

Mayıs 2012
PzrPztSaÇaPeCuCts
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031
Aylık Arşiv
Ocak 2012
Şubat 2012
Mart 2012
Nisan 2012
Mayıs 2012
Yıllık Arşiv
2006 2007 2008 2009 2010 2011 2012
Son Fotoğraflar
ayvansaray
boğaz ve gemi
SÜLEYMANİYE CAMİ
SULTANAHMET CAMİ
SULTANAHMET CAMİ
Fener Rum Patrikhanesi

Sadrazam Ali paşa Caddesi'ndeki Patrikhane, Ortodoks Rumlarının en kutsal mekanıdır. 1602 yılında bugünkü binasına taşınan patrikhane, şimdiki görüntüsüne 1800'lü yıllarda yapılan esaslı restorasyon ile kavuştu. Ahşap bina 1941 de yanınca, şimdiki kompleksin sağ tarafında yer alan sarı badanalı kâgir bina yapıldı. 1980'lerde Türk-Yunan ilişkilerinde karşılıklı bir yumuşama başlayınca, Türk hükümeti eski binanın yeniden yapılmasına izin verdi. Eski eserler konusunda Türk " mevzuatı ", "ikinci derece" de görülen binaların betondan yapılıp ahşap kaplanmasına(tabii eski dış görünüşü koruyarak) izin veriyor. İşte, bugün görülen ahşap patrikhane binası, birkaç yıl önce, bu şekilde yapıldı. O sırada yolda şöyle bir levha duruyordu: "fener Rum Ortodoks Patrikhanesi restorasyonu. İkinci sınıf tarihi eser." . Kategori " restorasyon " açısından doğru da, "diplomatik" açıdan gaf sayılabilir.

Patrikhaneye üçlü bir kapıdan girilir. Basamakları çıktığımızda, ana kapı karşımıza gelir; sola açılan kapıdan kilise tarafına, sağa açılan kapıdan da 1941'de yapılan patrikhane binasına geçilir. Ana kapının tatsız bir anısı vardır. 1821'de Yunanistan'da bağımsızlık hareketleri başlayınca, Patrik de Osmanlı devleti tarafından bu isyanı körükleyenlerden sayılmış ya da hareketi durdurmak için yeterince çaba göstermediği düşünülmüş ve bu kapıda asılarak idam edilmişti. O zamandan beri bu kapı açılmamış ve kullanılmamıştır.

Osmanlı devletinin bu hareketi yalnızca bir dini önderin idam edilmesi anlamında ahlâken yanlış değildi; Patriğin bağımsızlık hareketiyle ilgisi olmaması anlamında olgusal olarak da yanlıştı. Muhafakar Ortodoks kilisesi milliyetçi fikirlerden fazla haberdar değildi ve ilgisi bütün Osmanlı topraklarında yaşayan Ortodokslara yönelikti. Patriğin kendiside bu tavırda olduğu için Yunan Bağımsızlık hareketi içinde bulunanlar tarafından bir tür hain gibi görülüyor ve dışlanıyordu. Ama milliyetcilik tuhaf bir olgudur. Gregorios idam edildikten kısa bir zaman sonra anılarda martirleşti ve Türklerin Yunanlıkurbanlarından biri olarak Aziz ilan edildi.

Soldaki kapıdan Patrikhane kilisesi Aya Yorgi'ye geçiyoruz. Şimdiki bina ancak 1700'lerden ve bazilika tipinde. 1830'larda tamir görmüş olmalı. Mimari bakımdan kayda değer bir özelliği yok. Başlıca Hıristiyan mezheplerinden birinin patrikhane kilisesi olarak, örneğin Vatikan'daSan Pietro ile kıyaslanamayacak kadar mütevazi. Gene de, son yıllarda dramatik bir şekilde küçülen İstanbullu Rum Ortodoks cemaatinin elinde kalmış değerli dini eşyaların çoğu burada bulunuyor.

Örneğin patrik tahtı ve üzerine İncil konan iki küçük masa. Tahtın ünlü patrik ve Aziz İoannes Hrisostomos'tan kaldığına inanılıyor. Bu biraz uzak birihtimal, herhalde o kadar eski olamaz. Özelliklesedefli süslemeler Bizans'ın üstünde Selçuklu etkilerinin göstergesi olabilir, çünkü Bizans ssüsleme sanatında sedefe pek rastlanmaz.

Çeşitli kiliselerde bulunan üç taşınabilir mozaik ikon da şimdi burada toplanmıştır. Bu gibi ikonlardan bütün dünyada sadece on, on beş tane bulunuyor. Kilisenin ikonostasionunun tahta oymacılığı gerçekten etkileyici. Söylentiye göre iki usta bunun üstünde kırk yıl çalışmış! Sağ köşede, demir kaplamasındaki açıklıktan görülen sütun parçasında bir delik var ki, bunun da İsa'nın gerildiği çarmıh olduğuna inanılıyor. Gene de sağ tarafta, biri gümüş olmak üzere üç azizenin tabutu var(gümüş olan Rusya'dan armağan): Eufemia, Teofano, Omonia.

Patrikhane kilisesi Aya yorgi bu yakınlarda ciddi bir onarımdan geçti. Değerli eşyaların çoğu(örneğin: sedefli sandık)iyice tamir oldu. Bu arada, başta o güzel ikonostasion, çok şey altınlandı, yaldızlandı ama bu parıldamanın her yerde, eskisinden daha güzel olduğunu söylemek kolay değil.

Fener semtinde hala birçok güzel ev görmek mümkündür. Fener Rumlarının 1821 isyanına kadar süren nüfuzundan geriye kalan, bu mimari. İmparatorluk içinde, bugünkü Romanya'nın parçaları olan Eflak-Boğdan voyvodaları ya da "hospodar"ları geleneksel olarak fener Rumları arasında tayin edilirdi. Ayrıca, Osmanlı hariciyesinin tercümanlık görevlerini de Fenerli Rumlar yerine getirirdi. Böylece burada çok zengin aileler türemişti ve semt genel olarak varlıklıydı.

Gelen Yorumlar
Bu dökümana henüz yorum yapılmamış, aşağıdaki formdan yorumunuzu ekleyebilirsiniz.
Yorum Ekleyin
Başlık
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.

Ara