| Pzr | Pzt | Sa | Ça | Pe | Cu | Cts |
| 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | |
| 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 |
| 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 | 20 |
| 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 | 27 |
| 28 | 29 | 30 | 31 |
|
Denizden kuşatmak için gerekli donanma Baltaoğlu Süleyman bey yönetiminde Gelibolu tersanelerinde ve sair yerlerde hazırlanmıştı. Topçu sınıfını ve yeni top dökme işini Fatih, top mühendisi olan Saruca bey ve Mimar Müslihiddin'e verdi. Bu sırada Urban(Urbani) isimli Macar bir top dökücü imparatorun takdirsizliğinden ve kendisine verilen çok az ücretden dolayı üzülerek şehri terketmiş ve Fatih'e başvurmuştu. Fatih Sultan Mehmet kendisine hil'at giydirdi, yüklü de bir maaş bağladı. Böylece macar top ustası, Saruca bey ve Müslihiddin'in maiyetine verildi ve Şahî denilen büyük topun yapımına başlandı. Ancak dökülen bu top hatalı olması nedeniyle işe yaramadı. Bunun üzerine bundan daha büyük bir top yapımına başlandı. Bazı kaynaklara göre: Küçükçekmecede hazırlanan bu topun talim atışında 1848 metre gibi bir menzile düştüğü ve düştüğü yerde de büyük bir çukur açtığı bildirilmektedir.
Fatih Sultan mehmet bütün 1452-1453 kışını kuşatma hazırlıklarıyla geçirdi. Bilgi almak amacıyla İstanbul'dan gelen tüccarları sorguya çekiyor,İstanbul'a casuslar gönderiyordu. Diğer taraftan askeri bilgi ve deneyimi olanlarla sürekli görüşmelerde bulunarak, kuşatmanın ayrıntılarını saptamaya çalışıyordu. Kuşatma başlamadan önce Galata Cenevizlileri, Edirne'de bulunan Sultan nezdine bir heyet göndererek sadakatlerini ve mevcut ittifak antlaşmasının yenilenmesini rica ettiler. Fatih Sultan mehmet bu talebi kabul etti. Buna karşılık şehre yardım etmemeleri istendi ve onlarda bunu vaadettiler. Bu arada Bizans imparatoru Konstantinos'da bütün kışı savaş hazırlıkları ile geçirmişti. Surların zayıf noktalarını onartmış, surun iç taraflarını kuvvetlendirerek hendekler temizletilmiş, kapılar ördürülmüş, talî kapılar hazırlatılmış, burçlar arasında ki siperler düzeltilmiş, cephane ve diğer malzemeler ile şehrin 6 aylık iaşesine yeter derecede erzak biriktirilmişti. Yiyecek malzemeleri ve et yönünden zengin olan hayvanlar şehre nakledilmişti. Adalar tahkim edilmiş, Mora despotlarına başvurularak kendilerinden yardımcı kuvvet ve buğday istenmişti.Cenevizliler, Fatih Sultan Mehmet ile olan anlaşmalarını yenilemekle birlikte, İmparatora kendisini destekleyeceklerini vaadettiler ve içinde 500 asker bulunan büyük bir gemiyi göndereceklerini bildirdiler. İmparator, 26 Mart 1453 de venedik'e bir sefir göndererek savaş hazırlıklarından Cumhuriyetlere bilgi verdi.Ayrıca Avrupa ülkelerine murahhaslar gönderen imparator, onlardan yardım istedi ve Doğu-batı kiliselerinin birleşmeleri konusunu gündeme getirdi.
Bunun üzerine 11 kasım 1452 tarihinde Yerolimo Morosini komutasında bir kadırga Karadeniz'den Boğaz'a girdi ve İstanbul önlerine geldi. 2 Aralık 1452 tarihinde Jacobo Cocco'nun kadırgası Trabzon'dan gelerek İstanbul'a girdi; Girit'den yiyecek ve şarap yüklü 8 venedik gemisi İstanbul'a geldi; 12 Aralık 1452 tarihinde kardinal İsodor ve sakız Başpiskoposu Leonardo, yanlarında 50 mancınıkcı ve ayrıca sakız'dan sağladıkları 150 nefer ve yiyecek dolu bir Ceneviz kadırgası ile İstanbul'a geldi; 26 Ocak 1453 tarihinde biri 1200 tonluk, diğeri 800 tonluk iki savaş gemisiyle beraberinde 400 zırhlı ve 300 diğer er ve birçok savaş aletleri olduğu halde Sakız Cenevizlilerinden Giovanni Giustiniani İstanbul'a geldi. Bu komutan imparator tarafından kabul edilip kendisi başkomutanlığa getirildi. Giustiniani'nin kadırgaları ile birlikte Maurizio Conteano komutasında iki Sakız gemisi de geldi.
Çeşitli devletlerden gelen yardım kuvvetleriyle Bizans savaş gücü, 300 bin kişiyi bulmuştu. Gemi olarak Ceneviz, venedik Flantenalla, Bizans ve diğer müttefiklerden gelenlerle birlikte toplam 39 gemi vardı. Bu gemilerin içine 20 Nisan'da Akdenizden gelen 3 Ceneviz ve bir Bizans gemisi de dahildi.
İstanbul'un fethine katılan Osmanlı ordusu şu sınıflardan oluşuyordu: 12 bin Kapıkulu piyadesi, 2.400 Kapıkulu süvarisi, 2.000 topçu, cebeci, humbaracı, 20.000 azap, 40.000 Rumeli ve Anadolu Vilayetleri askerleri olmak üzere toplam 76.400 asker, Karaman, Teke, Aydın, Menteşe, Saruhan bölgeleri askerleri ve İsfendiyaroğlu Kasım bey muhasaraya katılmışlardı. Sırp kralı Georgi Brankoviç Fatih Sultan Mehmet'in talebi üzerine bir süvari kuvveti ve bir miktar lağımcı göndermişti. Cihad ilanı üzerine orduya, maiyetlerinde ki mevcutla katılan Akşemsettin, Molla Güranî, Molla Hüsrev, Kara Şemseddin-i Sivasî gibi din adamları vardı. Şehrin alınmasını sağlayan Türk topçusu, ağır top ve muhtelif çapta bataryalardan oluşuyordu. Kuşatmaya katılan Osmanlı donanması, Baltaoğlu Süleyman bey komutasında 12 kadırga, 70 kalite ve 20 küçük gemiden oluşmuştu. İstanbul kuşatmasında kullanılan donanmanın haricinde, Karadeniz'den mermi yapmak üzere granit taşı vb. yüklü 300 kadar taşıt gemisinden oluşan bir filo da gelmişti.
5 Nisan 1453 tarihinde Edirne'den hareketle İstanbul'a gelen Osmanlı ordusu, surların 2.5 mil uzağında karargâh kurdu. 6 Nisan cuma günü ordu, surlara 756 metre kalana kadar yaklaştı. Osmanlı ordusunun kuşatma düzeni şöyleydi.
Kuşatma sırasında topçu birlikleriyle büyük toplar, Vleharna sarayı Edirnekapı, Topkapı karşısında, en büyük top, imparatorun yeni onartttığı Edirnekapı bölgesine daha sonra da Topkapı önüne taşınmıştı. Bu topun her iki tarafında 150 librelik(7 kilo) gülle atan iki top konmuştu. Toplar için, mevziler ve mancınıklar için atış yerleri hazırlandı. Domuz damları kuruldu, lağım muharebesi yapılacak yerler belirlendi.
Bizans imparatoru 2 Nisan'da zincirlerin gerilmesini emretti.Bu zincir ilk kez 718 yılında imparator III.Leon tarafından Arapların İstanbul'u kuşatmaları sırasında kullanılmıştı. 6 Nisan'dan 8 Nisan'a kadar osmanlı ordusu kuşatma tertiplerini tamamladı. 11 Nisan'da topçunun mevzilerine yerleştirilmesi ve batarya mevzilerinin tahkimi işi bitirildi. 9 Nisan'da Bizans müttefik donanması, zincir hattı gerisinde 10 büyük gemi Amiral Antonio'nun komutasında olduğu halde mevki aldı. Kuşatma başlamadan önce Fatih Sultan Mehmet vezir Mahmut paşayı sefaretle kaleye gönderdi ve İmparatordan kalenin teslimini istedi. Ancak teklif reddedildi. Bunun üzerine 12 Nisan'da kalenin muhasara topçusu ile bombardıman başladı. Donanma da 12 Nisan 1453 tarihinde İstanbul'a geldi ve Kabataş önlerine demirledi. Bu donanmanın kalenin çok yakınından geçisi Bizans'ın moralini bozdu. Top atışları sağırdı. Büyük toplar en çok 7-8, gece ise 2 kez ateş edebiliyordu. Öteki toplar ise aralıksız ateş ediyordu. Kuşatmanın 10.günü, kızan büyük toplardan biri patladı. Civarında bulunan insanların çoğu öldü. Bunun üzerine Fatih Sultan Mehmet, her atışdan sonra topların yağlanmasını emretti. gerekli olan yağ, Galata'da bulunan Cenevizlilerden temin edildi. Bombardıman şehir halkının moralini bozmuştu, buna rağmen her gece muharipler, kadın, erkek, çoluk çocuk herkes, açılan gediklerin yıkılan surların onarımı için çalışıyorlardı.
18 Nisann'da yeni bir saldırı başladı. Yapılan bombardıman sonrasında Bayrampaşa deresi bölgesinde, ön surun bir bölümü ile iç surun iki burcu yıkıldı. 18 Nisan taarruzu devam ederken Fatih Sultan Mehmet, donanmasına da liman ağzını kaplayan zincire hücum ve zorla limana girme emri verdi. Ancak, düşman gemilerinin karşı koyması sonucu, demir yerine çekilmek zorunda kaldı. Fatih, Haliç'de bulunan düşman gemilerini yok etmenin yollarını aramaya başladı ve bunun için donanmanın bir bölümünü karadan Haliç'e indirmeye, bunlarla Haliç surlarını tazyike, yapılmakta olan inşaatını temine ve Haliç'de bulunan müttefik donanmasını iki taraftan baskı suretiyle işe yaramaz hale koymaya karar verdi. Hazırlıklara 19 Nisan tarihinde başlandı. Papa tarafından istanbul'a yardım için gönderilen üç adet geminin imhası emri, Baltaoğlu Süleyman beye verildi. Baltaoğlu 18 gemi ile yola çıktı. Bir yardımcı filonun geldiği haber alınınca, başta imparator olmak üzere tüm şehir halkı Marmara surlarına çıkmışlar ve cereyan edecek olan savaşı seyre hazırlanmışlardı. Fatih Sultan mehmet'de maiyeti ile birlikte Zeytinburnu'na gitmiş ve sonucu beklemeye başlamıştı.
İki donanma sabah saat 10.00 civarında Yeşilköy'ün batısı açıklarında karşılaştı. Düşman gemilerigöğe sınıfından yüksek bordalı büyük gemilerdi. İlk çarpışmada Osmanlı donanması çekilmek zorunda kaldı. Bu durumu seyreden Fatih, atını denize sürerek, kendilerini yeniden saldırıya sevk etti ve gemidekiler yeniden saldırıya geçtiler. Yedikule önlerinde savaş yeniden başladı.Osmanlı denizcilerinin Müttefik donanmasını sıkıştırdıkları sırada çıkan lodosdan faydalanan gemiler, Osmanlı gemilerinin arasından geçerek Marmara kıyısında bulunan Şehir limanlarından birine sığınmayı başardılar. Osmanlı donanması da demir yerine döndü. 20 Nisan'da İstanbul'a yardım için gelen düşman gemilerine yapılan saldırının başarısız olması üzerine Fatih, Baltaoğlu Süleyman beyi görevinden azlederek, yerine Hamza bey'i atadı. Bundan sonra toplanan savaş meclisi görüştüyse de başta Zağanos paşa olmak üzere diğer komutanlar kuşatmanın devamını istediler. Bunun üzerine donanmayı Haliç'e indirmek için yapılması gereken hazırlıklar yeniden başladı. Bu görev usta mühendis ve gemicilere verildi. Donanmanın nakline 21 Nisan'da hız verildi ve 22 Nisan'da bütün hazırlıklar tamamlandı. Aynı günün akşamı, ortalık karardıktan sonra beşik şeklinde hazırlanan kızaklar denize indirildi. Tecrübe için iki küçük gemi bu kızaklar üzerine bağlandı. Gemiler halatlarla karaya çekilerek kızaklar üzerine oturtuldu. Makara ve borcurgatlara insan ve hayvan koşularak bu iki hafif gemi Haliç'e nakledildi ve denemenin başarılı olduğu görüldü. Bundan sonra diğer gemilerin de nakline başlandı. Bir gece içersinde Kasımpaşaya 10-15 gemi indirildi.Cenevizliler başlarında Cocco olduğu halde, Osmanlı gemilerine saldırdılarsa da çatışma Osmanlı donanmasının zaferi ile sonuçlandı.
Bütün hazırlıklar tamamlandıktan sonra surlara üçüncü kez saldırı başladı ve ilk hakekette 13 Mayıs'da bombardımanlar yoğunluk kazandı. 16 Mayıs tarihinde Osmanlı ordusu lağım muharebelerine başladı. Surun yarım mil kadar uzağından açılmaya başlanan bir lağım, surun altına kadar ilerletildi. 18 Mayıs'da Osmanlı ordusu, gece inşa edilmiş olan müteharrik kuleleri cepheye sokarak bunlarla surları yıkmaya ve şehre girmeye çalıştılar. Gerek açılan lağımlarla, gerekse kurulan kulelerle düşman surlarında büyük gedikler açılmaya başladı.
25 Mayıs tarihi, kuşatmanın en müthiş günlerinden biri oldu. Topçu ateşi aralıksız sürdü. şehrin surları bir ok yağmuru altında idi. Bundan sonra fatih, komutanlarını toplayarak olumlu bir sonuç alamamanın nedenlerini araştırdı. Sadrazam Halil paşa(*), kuşatmanın kaldırılmasını istediyse de, Zağanos paşa bir genel saldırıya geçilmesini teklif etti. Bu teklif Turhan bey, Akşemsettin, Molla Gürani tarafından desteklendi. Bu arada yardım için Venedik donanmasının da gelmekte olduğu haberi ulaşmıştı. Bunun sonucu olarak 29 Mayıs günü genel saldırıya geçme kararı alındı. 16-17-26-27 Mayıs günleri sürekli olarak kaleler bombalandı. Ancak 29 mayıs günü genel saldırı beklenmekteydi. Fatih Sultan Mehmet, bir Macar ordusunun gelmekte olduğu hakkında ki haberlerin yanlışlığını ve büyük bir Venedik donanmasının yola çıktığı, sakız adasına geldiği yolunda ki söylentilerin asılsız olduğunu anladıktan sonra 29 Mayıs'da alınan kararı uygulamak üzere, donanma komutanlarını, vezir, beylerbeyi ve yüksek rütbeli subaylarını toplayarak kendilerine emirlerini tebliğ etti. Ve bundan sonra da komutanlarına hücum emrini verdi.
Hamza beyin emrinde bulunan donanma, Marmara denizi kıyısında ki surlara ok menziline kadar yaklaşacak, ok, tüfek ve top ateşiyle surlar üzerinde ki savunucular sıkıştırılacak, düşman erleriinin başka cephelere yardım için gitmelerine meydan verilmeyecek, bazı noktalarda gemiler kıyıya yanaşarak zırhlı askerleri karaya çıkaracaklar ve bunlar, merdivenler sayesinde kaleye çıkmaya çalışacaklardı.
Zağanos paşa kuvvetleri, Haliç'in iki kıyısını bağlayan köprüden geçerek Haliç surlarına saldıracak ve bu konuda Haliç'de ki Osmanlı donanmasından yardım görecek; Karaca paşa komutasında ki Rumeli ordusu hendeği geçerek dere kenarında ki surun yıkık bölümüne yaklaşarak orada ki savunucuları etkisiz duruma getirecek ve sura çıkarak şehre girmeye çalışacaktı.
İshak paşa ile Mahmut paşa, her biri kendi alaylarını alarak hendeği aşacaklar, üçüncü tâli kapının(sigma) yanında ki surlara çıkmaya çalışacaklar ve bu hareketlerini Kemankeşler, topçular ve tüfekcilerle himaye edeceklerdi. Saruca ve Halil paşa kuvvetleri, kendi alaylarıyla padişahın kuvvetlerinin iki yanında yer alacaklar, surun yıkılmış olduğu noktadan(Topkapı kuzeyindeki büyük gedik) Fatih'in doğrudan doğruya komuta ettiği kuvvetlerin surun üzerine çıktığını ve İtalyanların yenildiğini ve kuvvetlerin şehre girmek için yola çıktığını gördükleri anda, kendi karşılarındaki düşman kuvvetlerini şiddetle vuracaklar ve bunların asıl hücum noktasındaki kuvvetlere yardım etmelerini önleyeceklerdi. Fatih, bundan sonra komutanlarına derhal birliklerinin yanlarına gitmelerini, maiyet subaylarına ve birliklerine emirleri tebliğ etmelerini, daha sonra da dinlenmelerini emretti. Osmanlı ordusunun saldırıya karar vermiş olduğu şehirde duyuldu. Halk şehirden kaçmaya başladı. 28 Mayıs günü, Osmanlı ordusu için genel saldırı hazırlık günüydü. Sabahtan akşamakadar surların önünde 200 merdiven, taş, mazgal yerine kullanılan içi toprak dolu fıçıları ve çuvalları yerlerinden sökmek için çengeller, merdivenlerle surlara tırmananları korumak için kalkanlar, hendekleri doldurmak için demetler ve sayısı ok hazırlandı.
Topçu ateşi aralıksız sürdü. Ateş, Topkapı'daki Lykos vadisine inen sırt üzerindeki gedik mahallinde yoğunlaştırıldı. Gedik büyütüldü. Fatih, maiyetiyle birlikte Diplokionion'a gitti. Donanmaya saldırı şeklini emretti. Daha sonra Silahtarağa'dan dolaşarak surların önüne geldi. Haliç'den Marmara'ya kadar olan bütün cepheleri gezerek gedik yerlerini inceledi, birlikleri denetledi.
29 Mayıs 1453 salı günü, Osmanlı birlikleri, daha önce kararlaştırılan savaş düzeni ve planlara göre saldırıya geçtiler. Taaruz ile birlikte ordunun bütün mehterhaneleri harp havası çalmaya başladı. Hücum kolları Allah Allah sedaları ile surlara saldırdılar. Asıl saldırı bölgesi, Topkapı'nın 350 metre kuzeyinde ve 71 numaralı burç ile 73 numaralı burç arasında açılan gediğe doğru yapılıyordu. Tâli kuvvetler, Topkapı güney bölgesine Silivrikapı civarına, gediğin kuzeyine saldırarak muhafızları tesbit edeceklerdi. Birinci saldırı hafif silahlı birlikler tarafından yapıldı. Bu saldırı da surun bir bölümü tahrip edilmişti. İkinci saldırı, iyi donatılmış kargı ve kalkanları olan Anadolu piyadesi tarafından yapıldı. Askerler hendeği aşarak, dış surlara yaklaştılar ve merdivenleri dayayarak surlara çıkmaya çalıştılar. Fatih Sultan Mehmet, geride bu manzarayı seyrediyor, kendiside zaman zaman cepheye yaklaşarak birlikleri teşvik ediyor, onları yeni birliklerle takviye ediyordu. Bu saldırıları topçu ateşi izledi ve açılan gedikten 300 kişilik bir kuvvet içeri girmeyi başardı. İshak ve Mahmut Paşalar'da kendi maiyetleriyle birlikte Belgrad kapısına doğru harekete geçtiler, fakat gedikten içeri girmeyi başaramadılar.
Fatih Sultan Mehmet, bu saldırılarda Bizans surlarını savunanların yorulduklarını fark ettiğinden son darbeyi vurmaya karar verdi. Bunun için yedek kuvvetlerle yeniçerilere saldırı emrini verdi. Padişah, birlikleri bizzat hendeğe kadar sevketti. Saldırıyı himaye edecek olan okçular ve tüfekli erat, sapancıları orada tutarak düşmanı bir atış baskısı altında bulundurmaları ve öteki birliklere de suru zapt emrini verdi. Bu atış baskısının en yüksek bir dereceye geldiği anda, 12 bin yeniçeri saldırıya başlama emrini aldı.
İmparator, bütün Bizans soyluları maiyetinde olduğu halde, Topkapı surlarında ki mücadelelerde yer alıyordu. Bu saldırı da, Bizans'ın önde gelen bir çok soylusu yaralandı ya da öldürüldü. Hücum kollarının birisinin başında bulunan Ulubatlı Hasan adlı iri yarı ve kuvvetli bir yeniçeri, kalkanını sol eliyle başının üzerinde tutarak ve sağ elinde kılıcı olduğu halde, surun üzerine çıkmayı başardı. Otuz kadar arkadaşı da kendisiini izledi ve bunlardan on sekizi aşağıya düşürüldü. Yara almasına rağmen Ulubatlı Hasan kalkanını siper ederek diğerlerinin de surlara çıkmasına yardım etti. Sur savunucuları az sayıda olduğundan Ulubatlı Hasan'ın tırmanması önlenemedi. Ulubatlı Hasan, büyük bir taşın isabet etmesiyle aşağıya yuvarlandı. Askerler şarampolu açtılar. İki sur arasındaki alana girdiler ve buradaki Bizans savunucularını püskürttüler. İmparator, yanında maiyeti olduğu halde Avar kapısına doğru gerilemek zorunda kaldı. şehrin düşmeye başladığını anlayan pek çok kimse, Haliç'de bulunan Bizans ve müttefik donanmasına yetişerek canlarını kurtarma derdine düştüler. İmparator da Osmanlıların şehre girmek üzere olduklarını ve artık hiçbir umut kalmadığını görünce aynı yolu denedi. Bu sırada Odun kapısının savunucusu olan Theophilos adonda bir Bizans askeri, kaçarken imparatora rastlayıp osmanlıların Haliç tarafından da şehre girdiklerini haber verdi. imparator, Zeyrek tarafından Bizans askerleriyle birlikte yukarı doğru çıkmakta olan osmanlı askerlerine rastladı ve onlarla çarpışmaya başladı. Bu çatışmada yaralanıp yere düşen bir askeri gözüne kestirerek ona saldırdı. Ancak yaralı yiğit yerinden fırladı ve İmparatoru bir darbede öldürdü.
En önde bulunan müttefiklerin bir bölümü bu kapıdan şehre girdikleri ve kapıyı kitlediklerinden dolayı, dışarda kalan Bizans'lı erler birbirlerini ezdiler ya da osmanlı askerleri tarafından öldürüldüler. Topkapı'ya doğru kaçanlar bu kapıyı da kapalı buldular ve büyük bir sıkışma sonucu öldüler. Bu arada burçlar üzerinde birbirini takiben Türk bayrakları çekilmeye başlamıştı. Yeniçeriler, şarampol siperi yanındaki ilk burcu zaptettikten sonra buraya Fatih'in bayrağını dikmişlerdi. Buradan aşağı inerek şehre girdiler. Topkapı'nın ve daha sonra surların gerisinde ilerleyen Osmanlı birliklerinin diğer kapıları açmaları üzerine Türkler bu kapıdan bir sel gibi içeriye, şehre girmeye başlamışlardı. kaçabilenler gemilere binerek uzaklaştılar, kaçamayanlar ise esir edildiler. Türklerin şehre girdiği haberi çok çabuk yayılmıştı. şehir halkı geceyi kiliselerde dua ederek geçirmişti.
padişah, öğleye doğru bütünüyle alındığını ve artık direnmenin kalmadığını öğrendikten sonra şehre girmeye karar verdi. Padişah maiyetinde vezirleri, beylerbeyi, ulema ve ümerası olduğu halde muhteşem bir alayla hareket etti. Alayın önünde hassa sekbanlar, etrafında solaklar, sağda alay elbisesi giymiş sipahiler, solda silahtarlar yürüyordu. Bunlarla beraber yeniçeri ve diğer kapıkulu piyade ve süvarileri bulunuyordu. Fatih Sultan Mehmet kapıdan içeri girince bu zaferikendisine bahşettiğinden dolayı Allah'a şükür etti ve askerlerini de tebrik etmeyi ihmal etmedi. şehrin büyüklüğü, güzelliği ve umumi binaların çokluğu ve azameti, padişah üzerinde çok büyük etki yaptı. Alay, bu tarzda şehri geçerek Ayasofya'ya geldi. Fatihmabedin kapısı önünde atdan inerek içeri girdi. Maiyetinde bulunan imamlardan birisine Ezan okumasını emretti ve kendisi de ilk namazını kıldı. Bu suretle Ayasofya camiye çevrildi. Fatih, Ayasofya'nın mimari kıymetine zarar verilmemek şartıyla camiye çevrilmesini ve ilk cuma namazının burada kılınmasını emretmişti.
(*) Fatih Sultan Mehmet, sadrazamı Çandarlı Halil paşa'yı, fetihden sonra, İstanbul kuşatması boyunca yeterli şevk göstermediği ve Bizans'a yakın davrandığı gerekcesiyle idam ettirmiştir. / istanbul gezi rehberi/ Murat belge / tarih vakfı yurt yayınları / on birinci basım 2006 sayfa: 158