BAZI KENTLERİN TARİHİNİ YAZMAK ZORDUR
GÜZEL İSTANBUL

SİTEMİZİN RESMİ AÇILI TARİHİ OCAK 2010 TARİHİDİR.

Mayıs 2012
PzrPztSaÇaPeCuCts
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031
Aylık Arşiv
Ocak 2012
Şubat 2012
Mart 2012
Nisan 2012
Mayıs 2012
Yıllık Arşiv
2006 2007 2008 2009 2010 2011 2012
Son Fotoğraflar
ayvansaray
boğaz ve gemi
SÜLEYMANİYE CAMİ
SULTANAHMET CAMİ
SULTANAHMET CAMİ
karaköy meydanı.

Karaköy meydanı'nda, geçen yüzyılda, çoğu yabancı mimarlar tarafından ve işyeri olarak yapılmış ilginç binalar vardır. Bunlar batılılaşma ile birlikte kapitalist iş ilişkilerinide öğrenmeye çalışan Osmanlı toplumunda, bu çalışma tarzına uyan ilk mimari örneklerdir. Bunlardan biri İtalyan Mongeri'nin eseri olan Karaköy palas'tır. Şimdi burada bazı bankaların şubeleri var. Tamamen elektirik, oldukça şık ve gösterişli bir binadır bu. Giriş katındaki kemerli pencerelerden birisinin yanında mimarının imzası gözükür.

Buradan köprüye doğru yüründüğünde, gene İtalyan olan Raimondo D'Aronco'nun yaptığı bir cami vardı. Karaköy mescidi olarak bilinen bu mimarın en çok sevdiği Art  Nouveau esinlemesiyle yapıldığı için bilinen ve alışılmış cami tarzına pek uymuyordu. yabancı elinden çıkmış bu değişik caminin bazı mutaassıp müslümanları kızdırmış olması kuvvetle muhtemeldir. 1950'lerde Karaköy meydanı yeniden genişletilirken bu cami yıkıldı.  Söylendiğine göre taşları tek tek numaralanarak bir yere depolanmış. O zamanki eğilim, caminin, adalar gibi, biraz gözden ırak ve mutassıp müslümanlarla meskûn olmayan bir yere monte edilmesiymiş. Ama bu bir türlü gerçekleşmedi; derken, caminin taşlarının da ortadan kaybolduğu anlaşıldı. Bu taşların, Adalar'dan birinde ki iskele yapımında kullanıldığı söylenmektedir. Böylece koca bir camii neredeyse buharlaştı ve kayboldu.

Karşı sırada, şimdiki El-baraka'nın aldığı binanım cephesindeki niş içinde küçük bir Meryem heykeli vardı, şimdi yok oldu. O heykelin nereye gittiğini bilen yok. Ama belki El-baraka yetkilileri bilmektedirler.

Karaköy meydanında sanat icra eden bir başka yabancı mimar, ünlü Vallaury'dir. İstanbul'da pek çok bina yapan bu ünlü mimarın bu meydandaki eseri yukarıda bahsettiğimiz Mongeri'nin sırasında, meydanla Karaköy iskelesi arasındaki geçitte, Ömer Abed hanı'dır.  Bu da bilinen üsluplar arasında en fazla Art Nouveau etkilerini yansıtır.

19. yüzyılda borsa işlerinin merkezi olan ve sonra yıkılan hayyar hanı'da bu bloktaydı. Yok olmuş bu binanın osmanlı iktisadi tarihinde önemli bir yeri vardır.

Ömer Abed hanı'na sapmadan denize doğru gidildiğinde, yani bu sıranın sonunda, şimdi ziraat bankası olan bina yer alır. Yapıldığı tarihte Viyana bankası olan bu binayı adını bilmediğimiz Avusturyalılar yapmıştı, sonradan Ziraat bankası'nın eline geçti. Denize bakan yüzünün ikinci katının üstünde bir terası bulunur ve buraya iki heykel konmuştur. Kadın heykeli ticareti, erkek heykeli( demirci ) ise endüstriyi temsil eder. Heykeli yasaklayan İslam'ın hâlâ "resmî" ideoloji olduğu bir çağda yapılmış olması bakımından ilginçtir.

Ayrıca, gene bu sırada şimdi Akbank'ın olan, karşı sırada ise Nordstern'in olan binalar dikkati çeker. Şimdiki Necati bey caddesi'nin başında, sağ kolda ki Balıklı hanı da Ortodoks kilisesi'nin Balıklı'daki manastır-kilise kompleksine gelir getirmek üzere yapılmıştır.

Gelen Yorumlar
Bu dökümana henüz yorum yapılmamış, aşağıdaki formdan yorumunuzu ekleyebilirsiniz.
Yorum Ekleyin
Başlık
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.

Ara