| Pzr | Pzt | Sa | Ça | Pe | Cu | Cts |
| 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | |
| 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 |
| 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 | 20 |
| 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 | 27 |
| 28 | 29 | 30 | 31 |
Rumelihisarı İstanbul Boğazının Rumeli yakasında yer alan şirin bir semtdir. İlçe olarak Sarıyer'e bağlı olan Rumelihisarı, kuzeyde Emirgan güneyde ise Bebek semtleri ile komşudur.
Rumelihisarı İstanbul Boğazında ki ilk Türk köyüdür. 1450 yılında ilk yerleşimin gerçekleştiği ve cami inşa edilip mezar yeri belirlenen köydür. Okunan mezar taşlarından en eskisi üzerinde 1451 tarihi vardır.
Boğaziçi'nin en eski Türk köyü olması nedeniyle sınırları geniş tutulmuş ve bu sınırlar 1940 yılına kadar korunmuştur. Zamanla yeni yerleşim birimlerinin oluşması üzerine sınırları daralmıştır. 1950 yılından itibaren, Levent, Akatlar, Eski Maslak yolu, Etiler ve Baltalimanı'nın bir kısmı Rumelihisarı'ndan ayrılmıştır. Levent, Akatlar ve Etiler Beşiktaş ilçesine bağlanırken, Baltalimanı ile Fatih Sultan Mehmet semtleri Sarıyer sınırları içersinde kalmıştır.
Rumelihisarının antik çağda ki ismi "Hermanion" Bizans döneminde ise, "Lemokopion" idi. Ancak bu tarihi semt, "Pirhiyas" ve " Kayon" gibi adlarla da anılıyordu. Osmanlılar döneminde ise tarihi Hisar'ın yapılması ile bölgenin adı Rumelihisarı oldu. Osmanlılar döneminde bu yerleşim bölgesine "Boğazkesen", "Boğazkesen hisarı", "Yenicehisar" ve "Yenihisar" deniliyordu.
Hermanion[Rumelihisarı] kutsal sayılan yerlerden biriydi. Nedeni ise burada Hermes adak yerinin bulunmasıdır.
Evliya Çelebi, ünlü eseri Seyahatname'de Rumelihisarı'ndan şöyle bahseder: " Lebideryada dar yerde olup, bağsız ve bahçesiz kayalar üzerinde kat kat bin altmış kadar hanedir. Üç camii, on bir mescidi, yedi mektep-i sıbyanı, bir hamamı, ikiyüz kadar dükkanı, Durmuş Dede Namında bir tekkesi, yedi adet kadar da Rum hanesi vardır. Ayan ve eşrafı yalı sahibi olup, kış günleri İstanbul'da(*) otururlar. Yahudisi yok meyhane ve bozahane dahi bulunmaz. Halkı kayıkcı, kale neferatı,balıkcı ve sair esnaftır. Dağlar üzerinde nazirsiz kiraz bağları vardır ki,Hisar kirazı namıyla Rum,Arap ve Acem'de meşhurdur,diyar-ı Acem'de adına Gülnar-ı Rum derler. İki kiraz bir dövme riyal ağırlığında gelmiştir. Rumelihisarı'nın önünden akan şeytan akıntısı,gayet ciddi akar göz açıp kapayınca bir gemiyi Kandilli burnuna kadar sürer götürür."
Boğaz'ın en dar yeri olması nedeniyle,o devirlerde Asya ile Avrupa arasında bir geçit yeri olması açısından çok önemli bir yerdi. Tarihci Herodotes,M.Ö 512 yılında İran Pers imparatoru Darius'un(Dara) İskitlerle savaşa giderken,Samos'lu Mandrokles'in yaptığı boğaz köprüsünden yedi yüz bin kişilik ordusunu Avrupa yakasına geçirmiş, altı yüz gemiden oluşan büyük donanması da Karadeniz'e çıkmıştır. Birbirine bağlanan dubalar üzerinde kurulan köprü, İstanbul Boğazı'nda inşa edilen ilk köprüdür. Daha sonraki yıllarda ise, Gotlar ve Latinler bu yeri geçmek amacıyla kullanmışlardır. Bu köprüden sonra ikinci köprü 7. yüzyılda, Bizans imparatoru I. Heraclius(610-640) tarafından yüzlerce kayığı yan yana dizdirip birbirine bağlatarak kurulmuş ve ordu, kayıkların üzerinden Anadolu yakasına geçmiştir. İstanbul'da her köprü yapılması düşünüldüğünde, Anadolu yakasına yakınlığı nedeni ile Rumelihisarı akla gelir. Bu nedenledir ki ikinci Boğaz köprüsü[Fatih Sultan Mehmet] burada kurulmuştur ve Köprünün Rumeli yakasının ayağı bu semtdedir. Köprünün hemen altında tarihi Zeki paşa köşkü bulunmaktadır.
Lemokopion[Rumelihisarı] da Bizans imparatorları, İstanbul'un ve Boğaz'ın savunması amacıyla bu en dar yerde hisarlar ve kaleler inşa etmişlerdir. Bu hisarlar uzun yıllar değişik amaçlar için kullanılmışlarsa da, sonradan kaderlerine terk edilmişler ve harap olmuşlardır. Sonraki yıllarda buraları ihtiyaca cevap vermek için hapishane olarak kullanılmışlardır.
Hermanion/Lemokopion, bugünkü adıyla Rumelihisarı[boğazkesen]ismini, padişah Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul'un fethi için yaptırılan hisardan almıştır. Bu hisar boğazın en dar yerinde(660metre) ve Rumeli yakasında yaptırıldı. Bu hisarın tam karşısında ve Anadoluhisarı'nda Sultan I.Bayezıd(yıldırım) tarafondan 1393 yılında yaptırılan hisar'la boğaza giriş çıkış kontrol altına alınmak istenmiştir.
Rumelihisarı'nın inşasına Nisan 1452 yılında başlanmış, Ağustos 1452 de yani dört ayda bitirilmiştir. Hisarın inşaatında 1.800 usta, 2.000 marangoz ve 7.000 duvarcı çalıştırılmıştır. Fatih Sultan Mehmet ve kumandanlarından Çandarlı Halil paşa, Sarıca paşa ve Zağnos paşa hisarın yapımı sırasında taş taşıyarak, çalışanları yüreklendirmişlerdir. Rumelihisarı kulesinde 17 kule vardır. Kulelerin en büyükleri Çandarlı Halil paşa, Zağnos paşa ve Sarıca paşa kuleleridir. Bu kulelere burç da denilmektedir. Çandarlı Halil paşa kulesinin yüksekliği 22 metre, çapı 23.30 metre ve duvar kalılığı 6.50 metredir. Kule dokuz katlıdır. Sarıca paşa kulesinin yüksekliği 28 metre, çapı 23.80 metre ve duvar kalınlığı 7 metredirve dokuz katlıdır. Zağanos paşa kulesinin yüksekliği 21 metre çapı 26.70 metre duvar kalınlığı ise 6 metre olup sekiz katlıdır. Zağanos paşa kulesi İstanbul'un fethinden sonra bir süre hapishane olarak da kullanıldığı için Karakule olarak da anılmaktadır. Rumelihisarı kalesinin beş kapısı bulunuyor. Bunlar dağ kapısı, Dizdar kapısı, Hisar bahçe kapısı, sel kapısı ve istihkam kapısıdır. Rumelihisarı kuzeyden güneye 250 metre, doğudan batıya 125 metre olan alanı ile çok büyük bir kaledir. Rumelihisarı'nın yapılışı ile Boğaz'dan tüm geçişler kontrol altına alınmış ve İstanbul'un fethi sırasında Karadeniz'den Bizans imparatorluğuna yardım gelmesi önlenmiştir. Sonra ki yıllarda ise, bu kale sayesinde boğazdan geçiş ücrete bağlanmıştı. kalede o dönemlerde 105 adet top ve 400 yeniçeri bulunmaktaydı.
Rumelihisarı kalesi, Sarıyer bölgesinin en önemli tarihi eseridir. Bu muhteşem hisar,1509(*) yılında ki büyük depremde hasar görmüşse de, onarılarak eski durumuna getirildi. 17 yüzyılın ortalarında ise hisar büyük bir yangın geçirdi. Sultan III.selim döneminde(1789-1807) tamir edilen kale uzun yıllar hapishane olarak kullanıldıktan sonra kaderine terk edildi. Kalede görev yapan muhafız ve dizdarların oturdukları evlerin yerinde zamanla kale ile uyum sağlayamayan bir mahalle oluşmuştur. 1953 yılında Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan bir istekle, kale yeniden onarıma alınmış ve kale içinde ki mahalle istimlake alınarak kalenin içi temizlenmiştir. 
Kalenin içinde Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılan ve Ebülfetih ismini taşıyan bir cami vardı. Bu caminin şimdi harap halde ki minaresinin gövdesi görülmektedir. Ayrıca kalenin içersinde Molla Fenari tarafından yaptırılan bir mescid ve bu mescidin hemen yanında Nalbur Mehmet efendinin yaptırdığı bir hamam vardı. Defterdar Mustafa efendi tarafından yaptırılan Rumelihisarı'nda ki Arap Emini mescidi, Ali Dede tarafından yaptırılan Torlak dede mescidi zaman içinde yıkılıp gitmişlerdir. Ayrıca birisi kalenin içinde diğeri kalenin dışında ve deniz tarafında iki çeşme vardır. Bu çeşmelerden deniz tarafında ki durmaktadır. Rumelihisarı deniz müzesi yapılmak üzere 1917 senesinde bir Alman şirketine onarım için verilmiş, fakat 1918 yılında çeşitli nedenlerle bu inşaat durmuş ve müze yapılma olayı iptal edilmiştir.
Sarıyer ilçesinin en eski yerleşim bölgelerinden biri olan Rumelihisarı'nda pek çok tarihi eser yapılmıştır. Rumelihisarı kalesi ile iskele arasında ve yolun üst tarafında bulunan Hacı Kemalettin camii tarihi eserlerdendir. Önceleri mescid olarak yapılan bu cami, 1743 yılında Sultan I.Mahmut tarafından cami'ye dönüştürülmüştür. Çarşı cami olarak da bilinen Hacı Kemalettin cami, 1940 yılında büyük bir onarım gördü. vapur iskelesi karşında ki Ali Pertek cami de[ Bey cami ve Hamam cami de denilmektedir.] tarihi eserleden olup 1640 yılında yaptırılmış, 1763 yılında onarım görmüştür. Hisarüstü merkez cami ise, 1960 yılından sonra yapılmış olup tarihi bir özelliğe sahip değildir. Rumelihisarı'nda ki bir diğer cami de Nafi Baba camidir ve tarihi özelliği yoktur. Rumelihisarı'nda Ermenilere ait bir kilise var. Durmuş Dede sokağında ki Santukhd(Surp) Ermeni kilisesi küçük bir kiliseydi. Ahşap kilise 1816 yılında onarıldı. sada sonraları yıkılmış ancak yeniden ve daha büyük inşa edilerek hizmete açılmıştır. Eski kayıtlarda kilisenin adı Aziz bakire Santukhd dir. Kilise kompleksi içersinde Tateosyonokulu, mezarlığı ve kulüpleri de vardı. 1972 yılında yanan kilise, 1973 yılında yeniden inşa edildi. Rumelihisarında Rumkilisesi ve Sinagog bulunmamaktadır.
Rumelihisarı'nda ki tek hamam 1509 yılında yapılmış olup, Ali Pertek sokağındaydı. Sultan beyazıd vakfından olan hamam yıkılmış ve günümüzde bulunduğu yere apartmanlar dikilmiştir. Çeşitli kaynaklarda İstanbul hamamları sayılırken Hamamların özelliğine uygun isimler veriliyordu. Bu nedenle bu hamama da Hisar Hamamı deniliyordu.Rumelihisarı'nda pek çok tarihi çeşme yapılmıştır. Rakım Paşa çeşmesi 1715 yılında Ali Pertek cami yanında Rakım Mehmet paşa tarafından babası eski Defterdar Yoz İbrahim paşa adına yaptırıldığından Çeşmeye, İbrahim paşa çeşmeside denilmektedir. Amiral Fahri Ergin sokaktaki Damat İbrahim paşa çeşmesi 1860 yılında, Arpacı çeşme sokaktaki İbrahim efendi çeşmesi 1732 yılında yapılan tarihi çeşmelerdendir. Haci Kamelettin cami bahçesi içinde ki Benlizade Ahmet Raşit Efendi çeşmesi de 1777 yılında yaptırılmış tarihi çeşmelerdendir. Rumelihisarı kalesinin denize bakan tarafında ve kale duvarına bitişik olan çeşmede ismini kaleden almıştır ancak kim tarafından hangi tarihde yapıldığı bilinmemektedir.
Rumelihiisarı'nın üst taraflarında ve Çukurbostan mevkiinde olan Çukurbostan çeşmesininde[ bu çeşmeye acı su çeşmesi de denilmektedir. ] kim tarafından ve hangi tarihde yapıldığı bilinmiyor. Baltalimanı caddesi üzerindeki Necip Bey hayrat çeşmesi 1951 yılında yapılmış olup tarihi özelliği yoktur. Rumelihisarı'nda ki tarihi çeşmelerden üçü, Hisar çeşmesi(1642), Zeynep hatun çeşmesi(1890) ve Afife hanım çeşmesi yol bakım ve genişletme çalışmaları sırasında yıkılmışlardır.
Fatih Sultan Mehmet zamanında Rumelihisarı'nda üç tekke vardı. Nalbur Şeyh Mehmet tekkesi kale içirsindeydi.Yapılan istimlaklar sırasında ortadan kaldırılmıştır. Durmuş Dede tekkesi kalenin güney tarafında ve kayalar mescidinin üst tarafındaydı[sonraları Kayalar mescidi ve çevresi Beşiktaş sınırları içine alınmıştır]. Durmuş dede tekkesini özellikle sefere çıkan denizciler ziyaret ederlerdi. Nafi Baba tekkesi Boğaziçi Üniversitesi kampüsü sınırları içindedir. Nafi baba tekkesine şehitlik tekkesi de denilmektedir.
Rumelihisarı'na iki tepe hakimdir. Bunlar Dua tepe ile Şehitlik tepesidir. Şehitlik tepesine, tepe değil sadece şehitlik denilmektedir. Rumelihisarı kalesinin inşasına mani olmak isteyen iki Bizans müfrezesi ile silahlı çatışmaya girip şehit düşen askerler buraya gömüldükleri için şehitlik adını almıştır.
Rumelihisarı'nda altısı Türklere, Biri Ermenilere ait olmak üzere yedi mezarlık yapılmıştır. Sahilde Kayalar mezarlığı, Şehitlik veya Nafi Baba mezarlığı, Osmanlı mezarlığı(Küçükdere ayazmasının yanında), Bağ mezarlığı, meydan mahallesi mezarlığı ve Aşiyan mezarlığı. İlk beş mezarlık zamanla kaldırılmış ve Türk mezarlığı olarak sadece Aşiyan mezarlığı kalmıştır. Ermenilere ait mezarlık ise Rumelihisarı'nın üst tarafındadır. Rumelihisarı'nda Rum ve Yahudi mezarlığı yoktur.
Kale yapıldıktan ve İstanbul fethedildikten sonra Rumelihisarı çok büyük gelişme gösterdi. Paşaların, ağaların, zenginlerin ve devlet adamlarının büyük ilgi gösterdikleri yerlerden biri oldu. Burada ki tarihi eserlerden pek çoğu günümüze ulaşmamıştır. 17.yüzyılda Sultan IV.Mehmet'in annesi valide Turhan sultan tarafından yaptırılan köşk, şeyhülislam Mekki Mehmet efendi, Sıtkızade Ahmed Reşit efendi yalıları günümüze kadar ulaşamayan tarihi eserlerdendir. Rumelihisarı vapur iskelesinden sonra Baltalimanı'na doğru giderken deniz kenarında ki İffet hanım yalısı, 19.yüzyılın ilk yarısında yaptırılan tarihi yalılardandır. Rumelihisarı'nda ki en görkemli tarihi eserlerden biri, Boğaz köprüsü ayağı altında ki Tophane müşiri Zeki paşa(1849-1914) yalısıdır. 19.yüzyılın sonlarında yaptırılan yalı, kagir olup, dört katlı ve şato tipini andıran ender güzellikteki yalılardandır. Baltalimanı'ndan Rumelihisarı'na girişte sağda ki görkemli bina, 1913 yılında yapılmış Ziya paşa köşküdür. Bu köşke halk arasında perili köşk denmektedir. Bu köşk günümüzde büyük bir holding yönetim merkezi olarak kullanılmaktadır.
Rumelihisarı vapur iskelesi de Boğaziçi'nin en eski iskelelerinden olup, tarihi hüviyet taşımaktadır. iskele aslına uygun bir şekilde onarılarak özel teşebbüse kiraya verilmiş olup şimdilerde balık lokantası olarak hizmet vermektedir.
Rumelihisarı vapur iskelesinden kaleye doğru gidişde Yahya Kemal caddesi üzerinde ki Oduncubaşı(aral) yalısı ve müştemilatı da tarihi binalardandır. Rumelihisarı'nın üst kısımlarında bulunan Robert Kolejin[şimdi: Boğaziçi Üniversitesi.] 1862 yılında yapılan ilk binası ve sonra ki binalarıda tarihi eserlerdendir. Rumelihisarı'nın iç kısımlarında da görkemli tarihi eser ve konaklar yapılmıştır. Bunların bir kısmı eskisine uygun olarak yenilenmiştir. Rumelihisarı, İstanbul boğazı'nın ilk Türk köyü olması nedeniyle, yerli halkı önceleri Türklerden oluşuyordu. Sonraları kalede görevlendirilen yeniçerilerin değişik bölgelerden gelmiş olmaları, Boşnak, Arnavut, Makedon, Selanik ve Bulgaristan'dan göçenler ile, 1877 Rus savaşından kaçanların da gelmeleri sonucu, yerli halkın yapısında değişiklik meydana gelmiştir. Çok daha sonraları özellikle 1970-1990 yılları arasında Anadolu'dan gelen göç akını ile bu semt yerli halk ve nüfus yoğunluğu olarak büyük değişikliğe uğramıştır. Göçler sonucu nüfus patlaması yaşandı. bunun sonucunda Küçük Armutlu[Fatih Sultan Mehmet] ve Hisarüstü semtleri oluştu. Nafi Baba geliştikçe gelişti. bu haliyle Rumelihisarı, Sarıyer ilçesinin en kalabalık semtlerinden biri oldu. Ancak Fatih Sultan Mehmet semti ile Baltalimanı semtinin mahalle olarak yapılandırılması sonucu, hem mahalle sınırlarında daralma hem de nüfusda azalma meydana gelmiştir.
Boğaziçi ve Sarıyer'in sayfiye yerlerinden biri olan Rumelihisarı, bilhassa yaz aylarında zenginlerin yoğun ilgi gösterdiği bir yerdi. Bu nedenlede yaz aylarında çok kalabalık olurdu. halkın büyük çoğunluğu balıkcı, küçük esnaf ve devlet hizmetinde çalışanlar oluşturuyordu.
Rumelihisarı, Bebek akıntı burnundan Baltalimanı semtine kadar mükemmel bir sahil şeridine sahiptir. Deniz suyu, gerek iskelenin Baltalimanı tarafında ve gerekse şeytan burnunda çok akıntılı olmasına karşın son derece temizdir. Alçak rıhtımı ve temiz denizi olması nedeniyle, denize girenlerin rağbet ettikleri bir yerdir.Deniz sahilinde ki yalıların önünden, Kayalar mescidine kadar olan uzun bir sahil şeridi boyunca amatör balıkcıların vakitlerini değerlendirdikleri görülmektedir.
Rumelihisarı, Boğaziçi'nin en çok turist çeken yerlerinden biridir. Özellikle dünyaca ünlü kalenin İstanbul'un fethinde çok etkin rol oynaması, muhteşem mimarisi ve hala görkemini muhafaza eden burçlarıyla yerli ve yabancı turistlerin en çok rağbet ettikleri semtdir .
Rumelihisarı'nda iki müze vardır. Birisi Rumelihisarı müzesi, diğeri de Serpuş müzesidir. Rumelihisarı kalesinin Sarıca paşa burcu müze haline getirilmiş ve burada Osmanlıdan Cumhuriyet dönemine kadar kullanılan top, tüfek, ok, yay, kalkan, miğfer, kandil, bayrak,alem,kiler,savaş planları, kalenin kilit ve anahtarlarını görmek mümkündür. Rumelihisarı'nın tamamı 1958 yılında müze olarak hizmete açıldı. Son bir kaç yıldan beri kale içersinde sahne kurularak, konser verilir tiyatro oynanır hale gelmiştir.
Serpuş müzesi ise, Hisarüstün'de, Dua tepe parkındadır. Bu açık hava müzesi, Türk kültürüne hizmet vakfının girişimi ile kurulmuş ve 12.07.1989 yılında açılmıştır. Müzede Türkiye'de kullanılan tüm serpuşlar[başlık tipleri], mezar taşları üzerinde yapılan araştırmalar sonucu hazırlanmıştır.
Rumelihisarı'nda pek fazla iş yeri yoktur. Sayfiye yeri olması nedeniyle lokantaları, cafeleri, çay bahçeleri dikkati çeker. Küçük esnaf sayısı da azdır. balıkcı esnafının sayısının da eskiye oranla azalmış olmasına rağmen, olta balıkcılığını devam ettirmektedir. Lokantalar, kale ile Rakım paşa çeşmesine kadar olan alanda toplanmıştır.
Sahil boyunda ana cadde üzerinde ki Hisar, Çapa ve Karaca restaurantları ile Rumelihisarı Spor kulübü sosyal tesisleri, eski vapur iskelesi kiralanarak yapılan iskele restaurant, semtin ilgi gören mekanlarındandır. halen Divanhane adı ile cafe olarak işletilen eski Avcı Restaurant da çok ünlü bir lokanta idi. Bu restaurantlarda her mevsimde deniz ürünlerini bulmak ve en tazelerini yemek olasıdır. kalenin yanında ki çay bahçeleri ile cafeler, Dua tepe parkı mesire yeri, ve park içinde ki çay bahçeleri, Rumelihisarı'na canlılık katan yerlerdendir.
Rumelihisarı'nda ki en önemli eğitim kurumlarından biri Robert Kolej, 1862 yılında Amerikalı Robert tarafından açılmıştır. Açılıştan hemen sonra ek binalar yapılarak çok büyütülmüştür. 1971 yılında Milli Eğitim bakanlığına devredilen bu kolej artık Boğaziçi üniversitesi olarak hizmet vermektedir.