SİTEMİZİN RESMİ AÇILI TARİHİ OCAK 2010 TARİHİDİR.
| Pzr | Pzt | Sa | Ça | Pe | Cu | Cts |
| 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | ||
| 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 |
| 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 |
| 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 |
| 27 | 28 | 29 | 30 | 31 |
Sokollu camii'nden Karaköy-Azapkapı caddesi'ne gelirken, gösterişli bir sebil ve çeşme ile karşılaşırız. Bu çeşme Saliha Sultan çeşmesidir. Bu da 18. yüzyılın barok meydan çeşmelerinden biri. İnsanlar da " ortaya çıkma" bilinciyle süslenirler; belli ki çeşmeler bu yüzyılda meydana çıkarken alabildiğine şıklaşmışlar.
Çeşmenin hikayesi hoştur. Saliha Sultan, buralarda yaşayan fakir bir ailenin kızıymış. burada küçük bir çeşmeden eve götürecek suyu doldururken testisini kırmış. Ağlamaya başlamış. O sırada arabasıyla oradan geçmekte olan saraylı bir hanım manzarayı görünce acımış, çocuğa testiyi yenilemesi için para vermek istemiş. Çocuk, " Ben testiye ağlamıyorum. Bir testiyi kırmadan su dolduramadım, bu beceriksizliğime ağlıyorum," demiş. cevaptan hoşlanan hanım onu saraya aldırtmış ve bu küçük kız büyüyünce I. Mahmut'un annesi Saliha Sultan olmuş. Çocukluğunu hatırlıyarak, o noktaya bu çeşmeyi yaptırmış(I. Mahmut İstanbul'un su tesisatı ile ilgilenmiş bir padişahtı ve Beyoğlu bölgesinin suyu onun zamanında esalı bir şekilde sağlanmıştı.) O zaman bu belki de bir köşe çeşmesiydi, çünkü cephesi oldukça süslü olduğu halde öbür yüzleri çok yalın. Çeşmeyle birlikte okul da yaptırıldığı, ama bunun bugüne kalmadığı biliniyor. Bu süslü yapının ortası çeşmedir. İki yanında da birer sebil vardır.
Caddenin karşı sırasına geçip, içeri sapan ilk sokağa girdiğinizde, biraz yürüdükten sonra, bir sur kapısına geliyoruz. Bu da Ceneviz duvarlarının bir kalıntısı, ama dışarı açılan bir kapı değil, bu bölgenin birbirlerinden surla ayrılan mahallelerinden birinin kapısı. kapının üstünde, ortada Cenova'nın Aziz Geoge haçı, iki yanında da De Medura ve Doria ailelerinin armaları var. İkinci ailenin en ünlü üyesi, 16. yüzyılın büyük amirali Andrea Doria'ydı.