
Şile, tarihi M.Ö.12.000 ve 6.000 lere kadar inen çok eski bir yerleşim birimidir. Şile Yunanca bir kelime olup Mercanköşkü sınıfında yaban çiçeği, kır çiçeği anlamına gelmektedir. Bu bir bitki adı olup, dağlarda ve tepelerde yetişir ve güzel kokulu çiçekler açar. Değişik uygarlıkların yer aldığı yörede, Kylia, Aşil, Fhilee, Artena gibi eski isimlerinde kullanıldığı görülmektedir.
Şile İstanbul'a bağlı 32 ilçeden biridir. Türkiye'nin kuzey batısında, Marmara bölgesinin kuzey doğusunda ve Kocaeli yarımadasının Karadeniz kıyısında yer alır. İlçenin doğusunda Kocaeli ilinin Kandıra, güneyinde yine Kocaeli'nin Gebze, güney batısında İstanbul'un Kartal ve Ümraniye, batısında İstanbul'un Beykoz ilçesi bulunur. Kuzeyinde ise Karadeniz ile kıyı oluşturur. Şile ilçesinin yüzölçümü 736 kilometrekaredir. Şile merkezinin İstanbul'a[ İstanbul ilçesi olan Ümraniye merkezine] uzaklığı 55 kilometredir.
İnişli çıkışlı ve dalgalı, ortalama yüksekliği 126 metre olan alçak platoluk saha görünümü arz eder. Şile'nin yüzölçümünün % 79'u orman, % 10'u tarım alanı, % 11'ide diğer alanlardan oluşmaktadır. Hafif kıvrımlı, köy ve koyların yer aldığı 60 kilometrelik sahil şeridine sahiptir.

2000 yılında yapılan son nüfus sayımına göre ilçenin nüfusu, 10.800 olmasına rağmen, yaz aylarının gelmesiyle bu nüfus 100.000-150.000 e hafta sonları ise 300.000 e çıkmaktadır. Şilenin en önemli ekonomik değeri turizmdir. Karadeniz'in doğal hayatı tahrip edilmeden önce balıkcılık yerleşik halkın en önemli gelir kaynaklarındandı. Ancak Karadeniz'de yıllardır devam eden bilinçsiz balıkcılık, Şile'de balıkcılığı bitirme noktasına getirmiştir. Şile'yi dünyaya tanıtan
Şile bezi ise insanların ekonomisine düşük oranda katkı yapmaktadır. Şile bezi ile ilgili detaylı bilgiyi aşağıda ki satırlarımızda bulabilirsiniz.
Eğitim durum ve sosyal yapı:Şile ilçesinde eğitim ve öğretim, anaokulu, ilköğretim okulları ve liseden oluşan toplam 25 okulda gerçekleştirilir. Ayrıca Halk Eğitim merkezi, özel dersane ve Halk kütüphanesi de mevcuttur. İlçe merkezinde futbol stadı, kapalı spor salonu ve teniz kortlarından oluşan spor tesisleri bulunmaktadır. Ayrıca Şile'ye bağlı her köyün, hemen hemen bir fıtbol sahası ve resmi olmayan bir futbol takımı vardır. ilçeye bağlı köy ilkokullarının bir çoğunda birleştirilmiş sınıflarda eğitim yapılmaktadır. Şile'de bir adet lise vardır. Okulda normal yatılı, parasız yatılı, amâ öğrenciler, soydaş öğrenciler ve gündüzlü öğrencilerden oluşan karmaşık bir öğrenci topluluğu vardır. Bu karmaşık yapı ve beraberinde verilen eğitimin yetersiz olması, Üniversiteyi kazanan öğrenci sayılarını da olumsuz etkilemektedir.
Tüm yerleşim birimlerinin alt yapıları gerçekleşmiş olduğundan, şehir ve köy yaşamında fazlaca bir fark yoktur. Sahil ve orman köylerinin çoğunda yazlık ve ikinci sınıf konut şeklinde yapılaşmalar yer almaktadır. şehir merkezi ve köylerde ki yapıların çoğu ahşap, yeni yapılanlar ise betonarmedir. İlçe merkezinde 5000 e yakın konut vardır. Bunların %46 si ikinci konut olarak kullanılmaktadır. Binaların % 65 i bir yada iki katlıdır. Kent içersinde ikinci konutlar çok katlı, kent dışındakiler ise dublexdir. İlçe merkezi II.nolu İstanbul koruma kurulunca onaylı kentsel sit ve doğal sit alanı olmak üzere iki farklı koruma altına alınmıştır. Bu şekilde koruma altına alınan 157 bina mevcuttur.
Şile tarihi: İlçede yaşam çok eskiye dayanır. Yapılan son araştırmalar Şile çevresinin tarih öncesinde[cilalı taş devri] iskan edildiğini göstermektedir. Kefken ile Bulgaristan sınırı arasında ki Karadeniz sahil kesiminde yapılan tarih öncesine ait çalışmalarda, çeşitli yerlerde Paleolitik çağın muhtelif bölümlerine ve özellikle Epi-paleolitik döneme ait bir çok konak yeri ve işlik saptanmıştır. Buluntu yerlerinin sayısında ki artıştan, buzul sonrası dönemde[yaklaşık M.Ö.12.000 ile 6.000 arasında] Karadeniz kıyı şeridi üzerinde önemli bir nüfus yoğunluğunun olduğu açıkca belli olmaktadır. Nitekim, İstanbul'un en eski buluntu yerleri arasında Şile'ye bağlı Ağva ve Sahilköy[Domalı] köyleri bulunmaktadır. Özellikle Sahilköy de yontma taş dönemine ait pek çok el aleti toplanmıştır.İlçede ayrıca, o dönem insanı için yaşamaya çok elverişli mağaralar bulunmuştur.
Şile, antik çağda iki kez istilaya uğramıştır. Birinci istila eski Yunanlıların Pers savaşından geri dönüşlerinde komutanları Xenophon tarafından, ikinci istila ise, kıyı şeridini takip ederek ilerleyen Roma komutanı Lucullus tarafından gerçekleştirilmiştir. Roma döneminin izleri halâ Şile'de görülmektedir. Doğu Roma imparatoru Diokletianus zamanunda(284-305), İnkese ve Sofular gibi Şile mağaraları, ilk inanan hıristiyanlar için doğal korunaklar olmuştur. Gürlek mağarası ise, doğu Roma askerlerinin yakaladığı ilk inanan hıristiyanları hapsettikleri bir cezaevi gibi kullanılmıştır.
Selçuklu Türkleri, Kutalmışoğlu Süleyman şah ile 1090 senesinde Şile'yi ele geçirdiler. 1097 senesinde ise I.Haçlı orduları Şile'yi Selçuklu Türklerinden geri almıştır. Şile'nin tekrar geri alınması ise ancak Yıldırım Beyazıt zamanında gerçekleşmiştir. bu dönemde, Anadolu'dan getirilen Türkmen aşiretleri Şile çevresinde iskan edilir. Ve 1395 yılında Yıldırım Beyazıt'ın komutanlarından Timurtaş paşa'nın oğlu Yahşi bey tarafından yeniden Osmanlı imparatorluğu egemenliğine girer. Şile I.Dünya savaşına kadar, 500 yıl Türklerin yönetiminde rahat bir yaşam sürmüştür. Daha sonra İstanbul'un işgali ile birlikte İngilizlerden cesaret alan Rumlar Şile çevresine yerleşerek, Dumlupınar zaferine kadar burada ki egemenliklerini sürdürmüşlerdir.
Mondros mütarekesi ile Şile Boğaz bölgesi sayılmış ve İngilizlerin denetimine bırakılmıştır. 7 Ekim 1922 tarihinde 3. Kolorduya bağlı birliklerce ingilizlerden geri alınmış ve yeniden Türk topraklarına katılmıştır.
1640'da Evliya Çelebi ünlü seyahatnamesinde, "
Riva'dan su alıp, yine Anadolu kenarı ile sandallar ile kürek çekerek 36 milde Şile kasabasına geldik. Burası Kocaeli toprağında kazadır, paşa hasıdır. 600 kadar mamur, kiremitli güzel evleri vardır. Her ev bağlı bahçelidir. İskele başında kiremitli ve bir minareli cami vardır." diyerek Şile'den bahsetmektedir.
19. yüzyıl Osmanlı kayıtlarına göre Şile kazası 1846 yılında zaptiye müşirliğine bağlıydı. 1876 yılında ise Şile kazasının Dersaadet şehremanetine bağlandığı görülür. 1877 yılı devlet salnamesinde ise Şile; zaptiye nezaretine bağlı Üsküdar Mutasarraflığına bağlıdır. 1924 yılında bütün mutasarraflıklar vilayet yapıldığında Şile'nin Üsküdar'a bağlılığı devam etmiştir. 1926 yılında yapılan yeni düzenlemeyle Üsküdar kaza haline getirilip İstanbul vilayetine bağlanınca, Şile kazası da Üsküdar ile aynı yapı içersinde yer almıştır. Ayrıca Şile, Cumhuriyet'in oluşumu ile kurulan ilk belediyelerdendir.(1923).
Şile mağaraları: