SİTEMİZİN RESMİ AÇILI TARİHİ OCAK 2010 TARİHİDİR.
| Pzr | Pzt | Sa | Ça | Pe | Cu | Cts |
| 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | ||
| 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 |
| 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 |
| 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 |
| 27 | 28 | 29 | 30 | 31 |
Sivriada 4. yüzyıldan itibaren tarih sahnesine çıkmaktadır. Manastır ve kilise harabesi, sahilde yığma taşlardan limancığı ve birkaç yabani incir, zeytin ağacı etrafında bol miktarda ada tavşanları, kuzey kıyısında biraz acımsı su kuyusu ile yamaçta küp sarnıçları vardır. Bizans döneminde keşişlerin icazet, çok kerelerde sürgün yeri olarak bilinmektedir. Keşişler ve sürgünler burada balık tutmakta, herhalde bol miktarda tavşan da avlamaktaydılar. Yassıadaya bakan kayalıklardan istakoz[ kıskaçsız istakoz] ve böcek yakalamalarıda mümkündü. Bazı durumlarda sarayın yada patrikhanenin zahire kayıkları yanaşıp erzak getiriyorlardı.
Kış aylarında ıslık çalan rüzgârların; yazın kavurucu sıcağın altında ve kuvvetli bir akıntının ortasında martılarla yaşarken 14. yüzyılda Rus ismini alan iskitler, Karadeniz'den gelerek Boğaz'ın ve adaların kilise ve manastırlarını yağma edip, Yassıada kilisesinin kutsal mihrabını tahrip etmişlerdir. Bu arada Patriğin yirmi iki adamını katledip adayı ateşe verrirler. Adanın üstünü örten kül rengindeki toprak'ın o günlerden kalıp kalmadığı rivayet konusu olmuştur.
Sivriada ismi nereden gelmektedir:
yassıada'nın batısında, Kınalıada'nın güneyinde, 400 metre genişliği, 90 metre yüksekliği olan deniz ortasında yükselen bir piramide benzemektedir. Bu nedenle Sivriada olarak adlandırılmıştır. Eskiden Yassıada'ya şeklinden dolayı " plati " denildiği gibi, Sivriadaya'da " plati " denilmekteydi. Bizans döneminde yapılan taş çıkarmaları Fetihden sonra da yakın zamana kadar devam etmiştir. Her iki dönemde de başı-boş sokak köpekleri zaman zaman bu adaya bırakılmıştır.